{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/2429 <br>KARAR NO: 2025/566<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/07/2024<br>NUMARASI: 2022/794 Esas - 2024/581 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İlk derece mahkemesi  kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı ...'nın eşi diğer davacıların da babası bulunan ...'nın sevk ve idaresindeki motorun, karşı yönden gelen ve dava dışı ... isimli şahsın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı araçla çarpışması neticesinde meydana gelen 05/07/2016 günlü trafik kazasında hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda ...'ın asli, müttevefanın ise KTK'nun 48 ve KTK Yönetmeliğinin 150/amaddeleri gereğince   tali kusurlu olduğunun Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 10/05/2017 günlü raporla belirlendiğini,  müttevefanın sevk ve idaresindeki araçla çarpışan karşı aracın ZMM sigortası olmaması nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların, ...na yaptıkları başvurudan ise sonuç alınamadığını belirterek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve uğranılan zarar tam ve kesin olarak tespit edildikten sonra arttırılmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 250,00-TL olmak üzere toplam 750,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiş 31/10/2019 günlü ıslah dilekçesi ile de 16/01/2019 günlü bilirkişi raporu doğrultusunda tazminata ilişkin istek miktarı toplam 256.664,39-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'nın ölümüyle sonuçlanan trafik kazası sonrasında kuruma usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın öncelikle başvuru şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kaldı ki müttevefa ... motosiklet sürücüsü olduğundan bu araç yönünden tazminat talep edilemeyeceği zira destek şahsın kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin kapsam dışında olduğunu, ayrıca müttevefanın sevk ve idaresindeki aracı ehliyeti olmaksızın kasksız ve diğer koruyucu ekipmanlar bulunmaksızın kullandığından müterafik kusurlu sayılarak, belirlenecek tazminatlardan müterafik kusur indirimi yapılması istediklerini  beyanla davaya karşı koymuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacıların desteği ...'nın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan 05/07/2016 günlü trafik kazasının oluşumunda, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın %75 oranında, müttevefanın ise sürücü belgesiz olarak ve koruma başlığı takmaksızın alkollü olarak araç sevk etmesi nedeniyle %25 oranında kusurlu bulunduğu, ... plaka sayılı aracın ZMM sigortası bulunmadığından oluşan zarar nedeniyle, ...'nın sorumluluğu yoluna gidilebileceği benimsenerek, %25 kusur indirimi neticesinde düzenlendiği anlaşılan 16/01/2019 günlü hesap bilirkişi ek raporu doğrultusunda; -Davanın KABULÜ ile davacı ... için 163.698,95-TL, davacı ... için 46.482,72-TL, davacı ... için 46.482,72-TL olmak üzere toplam 256.664,39-TL  maddi tazminatın 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir.  Karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece verilen 15/09/2022 gün 2019/2812 Esas-2022/1099 Karar sayılı ilamla; Haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla  bir talepte bulunulması halinde, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun belirlenmesinin esaslı unsur olduğu, zira sorumluluğun belirlenecek bu duruma göre tespit edileceği, ancak zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde, yani zarara uğrayan zarar doğuran eyleme  razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zarar meydana gelmesinde etki yapmış veya zarar sorumlusunun durumunu ağırlaştırmış ise bu durumda TBK'nın 52.maddesi uyarınca hakimin tazminat miktarını hafifletebileceği, kazanın oluşumundaki kusur durum ve oranı ile müterafik kusur durumu ayrı kavramlar olduğundan,  birbiri ile karıştırılmaması, diğer bir ifade ile mağdurun kazanın oluşumundaki kusuru ile müterafik kusuru olup olmadığının ayrı ayrı belirlenip değerlendirilmesi gerektiği, yani  araç sürücüsü bir kişinin ehliyetsiz olması veya kaza anında alkollü bulunmasının, kazanın oluşumuna kendiliğinden etki eden hallerden olmadığı, eğer böyle bir durum varsa kazanın oluşumuna nasıl katkı sağladığının somut olarak belirlenmesi ve nedenlerinin açıkça gösterilmesi  gerektiği; ayrıca emniyet kemeri veya  kask takmamak ya da diğer koruyucu ekipmanları kullanmamak olgusunun ise kazanın oluşumuna herhangi bir etki sağlamayacağından, sadece şartları varsa  müterafik kusur olarak değerlendirilebileceğine işaret edildikten sonra;  \"Hal böyle olunca; hükme esas alındığı anlaşılan  28/11/2018 günlü heyet raporu  ile 10/05/2017 günlü ATK raporundaki belirleme ve değerlendirmelerin, destek sürücü ...'nın  eylemlerinin kazanın oluşumunda (ölümle sonuçlanması değil) nasıl etkili olduğu, kazayı önleme bakımından alabileceği herhangi bir önlem bulunup bulunmadığı, varsa nedeni  konusunda yeterli, açık, denetlenebilir gerekçeler içermedikleri, ve kazanın meydana geldiği an ile kazanın gerçekleştiği yolun nitelikleri bakımından  çelişkili bilgiler içerdikleri  açıktır. O halde mahkemece olayın özellikleri ve  konunun önemi de  dikkate alınmak ve gerekirse yerinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman 3 kişilik bir bilirkişi kurulundan kaza tespit tutanağı, kaza ile ilgili olarak yapılan tüm soruşturma evrakları  ile ceza  soruşturma kapsamında alınan ve az yukarı da özetlenen tüm kusur raporları ve eldeki dosya kapsamında temin edilen bilirkişi heyet raporunu da irdeleyen ve  var olan çelişkileri de giderebilecek nitelikte davacıların desteği ... ile ...'nın sürücüsü bulunduğu motosiklette yolcu olarak bulunan ...'ın ölümüyle sonuçlanan 05/07/2016 günlü  trafik kazasının oluşumunda, motosiklet sürücüsü ...'nın ve karşı araç sürücüsü ...'nun davacı tarafça  kazanın oluşumundaki   kusur durum ve oranının ne olduğu konusunda açık, ayrıntılı ve denetimine imkan verecek nitelikte rapor alınması, destek ...'nın müterafik kusur durumunun ayrıca değerlendirilmesi ve ondan sonra ulaşılacak sonuca göre, davalı ...nın sorumluluğunun kapsamının tartışılıp belirlenmesi gerekirken, tüm bunlar yapılmadan karar verilmiş olması HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamındaki hali oluşturacağından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve açıklandığı  şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tazminat hesaplamasına ilişkin diğer hususlar aynı kalmak kaydıyla ( kusur ve müterafik kusur durumu hariç)  yeni bir hesaplama yapılmaksızın ve  kazanılmış haklara   halel gelmeksizin  taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili olarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği...\" gerekçesiyle; ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı ve kaldırma kararında ayrıca; kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 98.madde hükmü uyarınca dava şartı haline getirilen hususun dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru bulunması olduğu, eldeki davada da bu koşulun gerçekleştirildiği, dolayısıyla görülmekte olan dava bakımından bu yöne ilişkin dava şartı koşulunun gerçekleşmiş bulunduğu yönünde değerlendirme yapıldığı  görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2022/794 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde;  Mahkemece iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra temin edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; Talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsü, dava dışı ...'ın %65 oranında, davacıların desteği olan karşı araç sürücüsü ...'nın da %35 oranında kusurlu olduğunu, kaldırma kararı doğrultusunda temin edilen 05/03/2024 günlü bilirkişi raporuyla belirlendiği, raporun hükme esas alınmaya elverişli olduğu, bu durumda aktüer bilirkişi raporu ile belirlenen tazminatlardan %35 oranında kusur ve %20 oranında da müterafik kusur indirimi yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle; -Davanın KISMEN KABULÜ İLE;  davacı ... için 113.497,94-TL, davacı ... için 32.228,024-TL, davacı Kevser için 32.228,024-TL olmak üzere toplam 177.953,98-TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; 2918 sayılı Yasanın 97.maddesiyle getirilen başvuru dava şartı gerçekleşmeden açılan davanın usul reddi gerektiği, ayrıca Suriye vatandaşı olduğu anlaşılan davacılar MÖHUK ve ilgili kanunlar gereğince teminat yatırma şartını yerine getirmediklerinden, davanın bu yönü ile de reddedilmesi mahkum olduğu, ayrıca talep konusu 05/07/2016 günlü trafik kazasıyla ilgili olarak düzenlenen resmi belgelere göre, ölenin Suriye uyruklu ... kimlik nolu ... olduğu belirtildiği halde, aynı kazaya dayanılarak daha sonra ölenin anne ve babası olduklarını iddia ederek tazminat  talebinde bulunanların ölenin ismini ... olarak açıkladıkları, bu iki kişinin kimlik bilgilerinin (soyadı, doğum tarihi, yeri, anne ve baba adı) yönünden uyuşmadığı, bu durumda ölenin gerçekte kim olduğunun tam olarak tespit edilemediği gibi dava dışı  başka hak sahibi var ise bunlara da pay ayrılması gerektiğinin  dikkate alınmadığı, ayrıca kabule göre de kusur durumunun doğru bir biçimde belirlenmediği, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, tazminat hesaplamasının da TRH 2010 yaşam tablosu ve  1,8 teknik faiz uygulaması ile yapılması gerektiği halde bunun yapılmamış olmasının da hatalı olduğu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yönelik olup; Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine ait 26/01/2024 gün 2023.E.234979-K.2024/45842 sayılı karar örneğinin istinaf dilekçesine eklendiği görülmüştür. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, maddi tazminat isteğine ilişkin olup; davacıların ölenin eşi ve çocukları olduğunu ileri sürülerek destek  tazminatı talebinde bulundukları görülmüştür. Dosya kapsamından 05/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturmaya ilişkin evraklara göre (otopsi tutanağı, cenaze nakil ve defin ruhsatnamesi, kaza tespit tutanağı vs.) kazada hayatını kaybeden şahsın ... oğlu 01/01/1999 Halep Suriye doğumlu ... şahıs nolu ... olduğu, ikamet yerinin Adana  olarak gösterildiği ve geçici koruma kimlik belgesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava açan dilekçeye ekli nüfus kayıt bilgilerine göre ölenin evli olduğu, Suriye uyruklu davacıların da ölenin eş ve çocukları bulunduğu  görülmüştür. Her ne kadar Dairece verilen kaldırma kararında, talep sahiplerinin hukuki statülerinde hataya düşülmek suretiyle sehven değinilmemiş ise de; Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde   kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli yardıma ilişkin 334/3 madde hükmünde de, \"Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri, ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.\" denilmektedir. Dosya kapsamından davacıların Suriye uyruklu olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2023 gün 2021/27291 Esas-2023/5354 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemece, davacıların tam statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa  kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu husus üzerinde durulmadan  yazılı şekil ve biçimde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu sebeple kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2024 tarih ve 2022/794 Esas - 2024/581 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davalıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba9eb45fa62e9353","SID":"27454921c0af39f7"}}