{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1526 <br>KARAR NO:2025/525<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/07/2022<br>NUMARASI:2021/518 E. - 2022/620 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendisinin oto tamircisi, davalının müşterisi olduğunu ve kendisini avukat olarak tanıttığını, taşınmazına ilişkin problemini çözmeyi vadettiğini, bu yönde dava açacağını belirttiğini, bu nedenle davalıya elden bir kısım ödemeler yaptığını, davalının dava dosyasının bitmek üzere olduğunu, harç ödenmesi gerektiğini söyleyerek kendisinden 11.000-TL istemesi üzerine icra takibine konulan bonoyu davalıya verdiğini,  davalıyı arayarak bilgi almak istediğini fakat iletişim kuramaması sonrasında kendi araştırması ile adına açılan bir davanın bulunmadığını öğrendiği, davalının kendisini avukat olduğunu, dava açtığını söyleyerek dolandırdığını, bu yönde suç duyurusunda bulunduğunu beyan ederek, icra takibine konulan bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarını kabul etmediğini, kendisini  avukat olarak tanıtmadığını, taraflar arasında vekalet ilişkisinin olduğunu, Tokat ilinde bulunan davacıya ait  taşınmaza ilişkin çeşitli kurumlar nezdinde işlem yaptığını, yol, konaklama ve ptt masrafları yaptığını,kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, tek başına borcun varlığının ispatı için yeterli olduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayda davacı, davaya konu bonoyu davalının kendisini avukat olarak tanıtması ve dava masrafları için para gerektiğini iddia etmesi nedeniyle, aldatma sonucu imzaladığını, adına açılan davanın bulunmadığını sonradan öğrendiğini iddia etmekle; TBK 39.maddesinde; \"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.\" düzenlemesi mevcuttur.Yasa maddesinde belirtilen süre hak düşürücü süre olup, öncelikle ve re'sen nazara alınması gerekir.  Bu kapsamda; davacının işbu davayı 21.06.2021 tarihinde açtığı, dava konusu Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden 05.07.2019 tarihinde ödeme emri gönderildiği, davacının dilekçesi ile bu takip yapılmadan önce davacının avukat olmadığını ve adına dava açılmadığını öğrendiği yönündeki beyanı dikkate alındığında, TTK.39. maddesi uyarınca  aldatma iddiası yönünden 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı anlaşılmıştır.Bununla birlikte, davacının, dava konusu bonoyu dava masrafları karşılığı davalıya verdiğini, sonradan tarafı olduğu bir davanın mevcut olmadığını öğrendiğini iddia etmiş olması nedeniyle, bononun bedelsiz kalıp kalmadığı ve davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği hususunun değerlendirilmesine geçilmiş; davalı adına düzenlenen vekaletnamenin avukat vekaletnamesi olmadığı hususunun açık oluşu, davalının iş takibi yaptığı yönündeki savunmasını destekler nitelikte bir kısım yazışmayı çeşitli kurum ve kuruluşlarla gerçekleştirdiğinin celbedilen yazışma içeriklerinden anlaşılması, davacının bonoyu dava masrafları için verdiği yönündeki iddiasını bono bedeli itibariyle yazılı delille ispat etmesinin gerekmesi ve bu hususta ispata yarar herhangi bir delilin dosyada mevcut olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalının, davanın reddi ile davacının alacak bedelinin %20'si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesini talep ettiği, bu talebe ilişkin olumlu ya da olumsuz bir kararın mahkememizce verilmediği anlaşılmakla, HMK. 305/A maddesi uyarınca, dava dosyasında İİK.72/3 uyarınca icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, teminatın yatırılması sonrasında kararın icrası için ilgili icra dairesine müzekkere yazıldığı anlaşılmakla, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini gerektirir yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, hükmün tamamlanması yönünde aşağıda yer alan ek karar verilerek hükme 1.1. Maddesinin eklenmesine  karar verilmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile,Davanın REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın dosyaya sunduğu ve kendi el yazısı ile kaleme aldığı 22/11/2021 tarihli dilekçesinde söz konusu senetlerin bir vekalet ilişkisi nedeniyle kendisine keşide edildiğini, kendisinin müvekkiline ait Tokat'taki eve ait tapu ve 2B işlemlerini takip etmek için senetlerin düzenlendiğini, dolayısıyla aralarındaki bir sözleşme kapsamında ifa uğruna tevdi edildiğini ikrar ettiğini, mahkemenin yetkisine dahi itiraz ile işbu davanın tüketici mahkemesinde açılması gerektiğini ifade ettiğini, bu nedenle dava konusu kambiyo senedinin sebepten mücerret olarak değerlendirilemeyeceğini, bir sözleşmenin ifası kapsamında verildiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğini, mahkemenin aldatma nedenine dayalı olarak hak düşürücü sürenin geçtiğini ifade ettiğini, oysa huzurdaki davanın bir menfi tespit davası olup borcun kaynağı olan sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle dava konusu senedin geçerli bir alacağı havi olmadığı iddiasına dayandığını, tanık beyanları ve dosya kapsamına alınan belgelerle de sabit olduğu üzere davalının taahhüt ettiği şekilde dava açılmadığını, tanık beyanlarından müvekkilinin imar barışından yararlandığını, sorunun bu şekilde davalının katkısı olmaksızın çözüldüğünü, müvekkilinin uzun süre aldatılmanın farkına varmadığını, müvekkilinin durumu araştırdıktan sonra sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle ödemezlik definde bulunduğunu, mahkemece müvekkilinin hile nedenine dayalı olarak hak düşürücü sürenin varlığından bahsetse de dosya kapsamında sözleşmenin iptali tarihine ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, mahkemece aldatma nedenine ilişkin iptal hakkının ancak dava yolu ile kullanılacağı ifade edilmişse de iptal hakkının kullanılmasının hiçbir şekle bağlı olmadığını, hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi, yahut dava yoluyla kullanılabileceğini, müvekkilinin defi yoluyla ödeme yapmayacağını bildirdiğini ve dava konusu icra takibinin tam da bundan sonra ikame edildiğini, mahkemenin sebepsiz zenginleşme ile ilgili tespitlerinin de dosya kapsamı ile uyuşmadığını, taraflar arasında bir sözleşmenin varlığının davalının da kabulünde olduğunu, o halde uyuşmazlığın sözleşme kapsamında davalının edimini yerine getirip getirmediği noktasında olduğunu, gerekçeli kararda yer verilen aldatma hükümlerinin ya da sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerin somut olaya uygulanamayacağını, davalının gayrimenkul uyuşmazlıklarının kendisinin uzmanlık alanı olduğunu ve avukatı olarak müvekkilinin sorunlarını çözebileceğini belirttiğini, müvekkilinin güvenini kazandığını, müvekkiline ait araçlar Almus/Tokat'a gittiklerini, gayrimenkulü inceledikten sonra dava açarsa kazanabileceklerini beyan ettiğini, davalının müvekkiline dava işlemlerinin devam ettiğini, işlemlerin uzun süreceğini beyan ederek müvekkilini kandırdığını, masraf istendiğini beyan ederek müvekkilinden paralar istediğini, müvekkilinin Başakşehir PTT Merkezi'nden istediği paraları davalıya gönderdiğini, belgelerin dosyaya sunulduğunu, tanık anlatımları ile dava dilekçelerinde yer alan beyanlarının tamamının ispatlandığını, davalının kendisini avukat olarak tanıtarak kendisinden vekaletname istediğini, vekaletnameyi aldıktan 4 gün sonra Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü'nün 24/05/2016 tarihli ... Sayı numaralı evrakını ve Orman Genel Müdürlüğü'nün 24/05/2016 tarihli ... Sayı numaralı evrakını müvekkiline vererek bu evrakları mahkemeye vereceğini ve mahkemenin biteceğini söylediğini, evraklar üzerinden Av. ... isminin yer aldığını fakat davalının avukat olmadığını, bu husustaki şikayetlerine ilişkin olarak Küçükçekmece CBS nezdindeki 2021/3301 şikayetlerine ilişkin KYOK kararının kaldırılmış olup soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin davalı tarafından dava açıldığını zannederek ve bu davanın sonuçlanacağını ümit ederek hayatına edvam ettiğini, 2017 Mayıs ayında davalının 11.100,00 TL harcın 1 hafta içerisinde yatması gerektiğini söyleyerek müvekkilinden para istediğini, müvekkilinin kendisinde o kadar para olmadığını söylemesi üzerinde elindekini göndermesini, kalanı için senet vermesini istediğini, müvekkilinin 07/05/2017 tarihinde davalıya elden 1.100,00 TL para verip geri kalan tutar için 10.000,00 TL bedelli takibe konu senedi verdiğini, ilerleyen zamanlarda müvekkilinin davalıyı arayarak bilgi almak istemesi üzerine davalının kaçamak cevaplar vermeye başladığını, bunun üzerine müvekkilinin araştırmalar neticesinde davalının avukat olmadığını ve böyle bir dava olmadığını öğrendiğini, verdiği paralar ile senedin iadesini istediğini, davalının ise müvekkilinin verdiği senedi ... sayılı dosyası ile icraya koyduğunu, ispat yükü altındaki davalının ne sözleşmeyi ifa ettiğini ve alacağa hak kazandığını ne de masraf adı altında senet alacağına konu miktarın ne şekilde harcandığını ispat edemediğini, mahkemece ek karar ile hükmolunan %20 tazminat miktarının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesi ile ileri sürdüğü hususların yasal dayanağı olmadığını, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiaların hiçbirini kabul etmediğini, icra takibine giriştikleri tarihten dava tarihine dek iki yılı aşkın süre geçmiş olup davacının bu kadar bekledikten sonra mahkemeye başvurmasının haklılıklarını destekler nitelikte olduğunu, takip konusu senedin kıymetli evrak niteliğinde olup kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin cari olduğunu, senedin tanzimine sebep olan asıl borç ilişkisinin senetten anlaşılması mümkün olmayıp kambiyo senetlerinin doğumlarına neden olan hukuki işlemle bağlı olmayan senetler olduğunu, bedel kaydının kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarından olduğunu, davacının istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu ispat yükünün yer değiştirdiği şeklinde iddia ve beyanların gerçeği yansıtmadığını, davacının bir kanıtı olmadığını, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu ... sayılı icra dosyasına ilişkin İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı dava dilekçesi ile davalının kendisini avukat olarak tanıttığını dava açtığını beyan ederek kendisinden masraf istediğini buna ilişkin icra takibine konu bononun düzenlendiğini, davalının avukat olmadığını dava açılmadığını sonradan ödediğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı ise kendisini avukat olarak tanıtmadığını davacının kendisine resmi kurumlardaki işlerini takip etmesi için vekalet verdiğini,Tokat ilinde bulunan davacıya ait  taşınmaza ilişkin çeşitli kurumlar nezdinde işlem yaptığını, yol, konaklama ve ptt masrafları yaptığını,  kambiyo senedinin illetten mücerret olduğunu, tek başına borcun varlığının ispatı için yeterli olduğunu davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.Bakırköy ... Noterliği'nin 03/06/2015 tarihli ... yevmiye nolu vekaletnamede davacı tarafından davalıya   davacının gayrimenkullerine ait resmi kurumlarda   işlem yapma yetkisi verildiği, Bakırköy ... Noterliği'nin 20/05/2016 tarih ... nolu vekaletname ile davacı tarafından davalıya  avukata vekaletname vermesi için vekaletname verdiği görülmüştür.Davalı tarafından,  davacı adına kayıtlı Tokat ili Almus ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde bulunan üzerine inşaat yapılan taşınmaz ile ilgili olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, Almus Kaymakamlığı, ... A.Ş., Orman Mülkiyet ve Kadastro Daire Başkanlığı gibi idari kurumlar ve  özel kuruluşlar ile yazışmalar gerçekleştirdiği, davacı adına kurumlara verdiği dilekçede kendisini davacı vekili olarak yazdığı  şahıslarında birbirini vekil tayin edebileceği ve kurumlarda temsil etmesi için avukat olmasına gerek bulunmadığından bu yazışmalardan kendisinin avukat olarak tanıttığı anlamı çıkartılamaz. Davacı tarafından davalının kendisini avukat olarak tanıttığı iddiası davacı tarafından verilen her iki vekaletname de gözetildiğinde sübut bulmadığı anlaşılmıştır. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/33021 soruşturma numaralı dosyasında verilen takipsizlik kararı  Bakırköy 6.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/4582 D.iş kararı ile kaldırılarak soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir.Küçükçekmece  Cumhuriyet Başsavcılığı''nın 2022/37094 soruşturma no, 2023/36143 karar sayılı  dosyada 17/10/2023 tarihinde verilen  takipsizlik kararına itiraz üzerine  Küçükçekmece 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/1156  D.iş kararı ile 05/02/2024 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru,  s:143).Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, menfi tespit davasında ispat yükünün  davacı üzerinde olduğu davacı tarafından kandırıldığı iddiasının ispat edilemediği   Küçükçekmece CBS nın 2022/37094 soruşturma nolu dosyada 17/10/2023 tarihinde takipsizlik kararı verildiği itiraz üzerine  Küçükçekmece 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/1156  D.İş kararı ile 05/02/2024 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı tarafından iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2022 tarih ve 2021/518 E., 2022/620 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8a8b8268e4f063e","SID":"d388154c05368683"}}