{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/108 <br>KARAR NO: 2025/613<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2024<br>NUMARASI: 2023/681 Esas -  2024/855 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 23.05.2012 tarihinde müvekkilinin elektrikli bisiklet ile seyir halinde iken plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) geçici ve sürekli iş gücü kaybı nedeniyle 1.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.09.2020 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00-TL tazminatın 100,00-TL'sinin geçici iş göremezlik, 900,00-TL'sinin ise kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu bildirmiş, yargılama aşamasında sunduğu 14.12.2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; dava dilekçesindeki tazminat miktarını 225.000,00-TL'ye artırdıklarını bildirerek, tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazaya, plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun ispatı gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, kusur durumunun ve maluliyet durumunun belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, davacının kask ve koruyucu ekipman takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin, davacı tarafça, kazaya sebep olan ve plakası tespit edilemediği bildirilen aracın kusurunun dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Dairemizin 28.09.2023 tarihli 2023/1667 Esas ve 2023/1472 Karar sayılı ilamı ile \"...Somut olayda; davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, soruşturma dosyasında davacı haricinde herhangi birine ait beyan ve kaza anına ait görüntünün bulunmadığı göz önüne alınarak kazanın oluş şekli ve tarafların kusur oranlarının tespiti için ispat yükünün davacı tarafta olması nedeniyle masraflar davacı tarafa yükletilmek suretiyle davacı asilin katılımı ile trafik konusunda uzman bilirkişi eşliğinde mahallinde keşif yapılması yönünde ara karar kurulması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi....\" gerektiği gerekçesi ile kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; trafik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, kazanın meydana gelmesinde davacının %25, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 05/12/2016 tarihli raporu ile davacının, %3,3 oranında meslekte kazanma gücünden mahrumiyeti bulunduğu ve iyileşme süresinin 9 ay olduğu kanaatine varıldığı, davacının kaza tarihinde yaşının küçük olması nedeniyle herhangi bir kazancı olmadığı için geçici iş göremezlik tazminatı hakkı bulunmadığı, davacının, kusur oranında yapılan indirim neticesinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı 240.367,17-TL'nin kaza tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu teminat miktarı 225.000,00-TL'nin üzerinde olduğu, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği, KTK'nın 97. maddesinde öngörülen başvuru şartının ... yönünden zorunlu olmadığı, dava şartının sigorta şirketleri için zorunlu olduğu, bedel artırım dilekçesi ıslah dilekçesi olmadığından bu dilekçenin davalılara tebliğ edilip iki haftalık cevap bekleme zorunluluğu bulunmadığı, sadece bilgilendirme amaçlı tebliğe çıkarıldığı, usul ekonomisi ve yargıda hedef süre gereği karar verildiği gerekçesi ile; \"1-Davacının 100,00 TL' lik geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı davasının KABULÜ ile, 225.000,00 TL ' nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de davanın belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmemiş olması nedeniyle kısmi dava niteliğinde olduğu ve ıslah tarihi itibariyle 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının kask ve koruyucu ekipman takmayarak zararın artmasına sebep olması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiği, maluliyetin kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği, kazanın, plakası tespit edilemeyen bir araçtan kaynaklandığının kesin olarak ispat edilemediği, aktüer bilirkişi tarafından hesaplamanın PMF yaşam tablosu kullanılarak yapılması gerektiği, kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, müvekkili şirkete eksik belge ile başvuruda bulunulduğu, başvuruya ilişkin dava şartının gereği gibi yerine getirilmediği, dava açılmasına sebebiyet vermeyen davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.  Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılan ve dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilen eldeki davada, zamanaşımının dava açılması ile birlikte tazminat alacağının tamamına yönelik kesilmesi nedeniyle artırılan kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına, davacının yaralanmasının niteliği (sağ cruris fraktörü ve sağ tibia kırığı) göz önünde bulundurulduğunda kask takılmamasının zararı artırıcı nitelikte olmaması nedeniyle tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmamasında yasaya aykırılık bulunmamasına, ceza soruşturmasının kapsamı ve mahallinde yapılan keşifte tespit edilen hususlar göz önünde bulundurularak düzenlenen kusur raporunun, kazanın oluş şekline, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve açıklayıcı nitelikte olması nedeniyle hükme esas alınmasında usule aykırılık bulunmamasına, davacının maluliyetine ilişkin ATK 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerinin uygulanmış olmasına, Dairemizin ve Yargıtay ilgili Dairesi'nin yerleşik içtihatları ile Anayasa Mahkemesi'nin kararı gereğince tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu uygulanarak yapılmasının doğru olmasına, kabulüne karar verilen davada yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğun davalı tarafa yükletilmesinde yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin bu hususlara isabet eden istinaf talebi yerinde değildir. Ancak, davalı vekilinin, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 26.04.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değişik 97. maddesinde öngörülen dava açılmadan önce başvuru şartının yerine getirilmediğine yönelik savunmasının, sigorta şirketleri gibi sorumlu olan davalı ... yönünden de zorunlu olduğu (Yargıtay 17. HD'nin 11.12.2018 tarihli 2018/4932 E. - 2018/12056 K. Sayılı ilamı) ancak 13.03.2015 tarihinde açılan eldeki dava bakımından, dava tarihinden sonra 26.04.2016 tarihi itibariyle yürürlüğe giren yasa değişikliğinin uygulanamayacağı göz ardı edilerek, başvuru şartının davalı kurum yönünden zorunlu olmadığına yönelik hatalı gerekçe ile reddedilmesi isabetsiz olup, davalı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. Ne var ki, Dairemizce tespit edilen ilk derece mahkemesinin, davalı savunmasına yönelik hatalı gerekçesinin düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince hatalı gerekçenin düzeltilmesi suretiyle yeniden hüküm kurulmasına, sadece davalı savunmasına yönelik gerekçenin düzeltilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince kurulan hükümde yer alan hususlara dokunulmaksızın yeniden karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ve 2023/681 Esas-2024/855 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,  2/İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih ve 2023/681 Esas- 2024/855 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,a/Davacının 100,00-TL' lik geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,b/Davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı davasının KABULÜ ile, 225.000,00-TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c/Davacı tarafça dava açılırken peşin yatırılan 5,54-TL harç, 765,00-TL tamamlama harcı ile karar tarihinden sonra davalı tarafça yatırılan 14.610,21-TL bakiye karar harcı yeterli olduğundan başkaca karar harcı alınmasına yer olmadığına,ç/Davacı tarafından ödenen 5,54-TL peşin harcın ve 765,00-TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,d/Davacı tarafından bu yargılama nedeni ile ödenen 27,70-TL başvuru harcı ile 7.562,50-TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti, 3.030,30-TL keşif harcı, 612,90-TL ATK Fatura Bedeli olmak üzere toplam 11.233,40-TL yargılama giderinden davanın  kabul  ve  ret  oranına  göre  hesaplanan 11.228,41-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, e/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 36.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,f/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, g/Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde  yatıran  tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"affba6f7b53647cf","SID":"df7eab3931c735a9"}}