{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1085 <br>KARAR NO: 2025/1195<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/165 E<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ... sayılı dosyasından faturaya dayalı (elektrik tüketim faturası)  alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, davalı şirket  ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinin akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, diğer davalı ...'un ise davalı şirketi münferiden temsile yetkili kişi olup müvekkili şirket ile imzalanan sözleşmede ticari kefaletlerinin mevcut olduğunu, davalı şirketin elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturaları ödemediğini, davalı şirket ve şahsın imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesinin basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, kaldı ki, davalı şirketin tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalı şirketin, elektrik tüketim faturalarından olan 05/12/2024 tarihli ... Fatura numaralı 78.769,03-TL bedelli  faturasını ödemediğini ileri sürerek  davalıların yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine,  davalı şirketin müvekkili şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödememesi, daha önce konkordato talep etmesi ve fakat konkordato taleplerinin reddedilmesi, borçlarını ödemekten imtina etmesi, düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket etmesi,  dava sonuçlanana dek  müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimali gözetilerek davalıların  banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; \"Anılan kanun maddeleri, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında; davanın itirazın iptali davası olduğu, davalının takibe itiraz ettiği görülmüş olup, dosyada bu aşamada sunulan deliller de dikkate alınarak dava konusunun yargılamayı gerektirdiği kanaati ve davalının mallarını kaçırdığı iddiasının delillendirilmemesi nedeni ile ihtiyati haciz talebinin şartlarının oluşmadığı\" gerekçeleriyle talebin reddine dair karar verilmiştir. Karara karşı davacı  tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye göre tahakkuk eden tüketim  faturaları alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile  ihtiyati haciz talebine  ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, takibe konu faturaların sözleşme gereği düzenlenen tüketim faturaları olduğu, takibe itirazda sözleşmeye ilişkin itirazın ileri sürülmediğine göre alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının  kaldırılarak    yeniden  talep hakkında hakkında  aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;A-Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden talep  hakkında; 1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, İİK’ nun 257/1 inci maddesi gereğince dava konusu alacak miktarı ile sınırlı biçimde 79.804,90 TL karşılığı davalıların   menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına  iş bu dava sonuna dek kayden  ihtiyati haciz konulmasına, bu haciz  işleminden borçlu şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık olmak üzere HMK’ nın 87 ıncı maddesine göre nakit veya kabul olunacak banka teminatı olarak davacıdan alacağın % 15'i oranına karşılık gelen 11.970,73 TL teminat karşılığında  alacağa yeter miktarda, taşınır ve  taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının  İHTİYATEN HACZİNE, 2-Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına, 3-HMK'nın 393. maddesi uyarınca tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmemesi ve aynı süre içerisinde belirlenen teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun  talep eden tarafa ihtarına, 4-Karardan bir suretin taraflara İlk Derece Mahkemesince tebliğine, -Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, -Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,-İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"baf26e2a6cdc58a1","SID":"53c145a935653363"}}