{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/241 <br>KARAR NO\t: 2025/433 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08.12.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/463 Esas 2022/964 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 27.03.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08.04.2025<br>\t<br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.08.2020 tarihinde, davacıya ait ... plakalı araç ile davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucu davacının aracının hasarlandığını belirterek tamir bedeli olarak 1.000,00 Euro, değer kaybı için 5.000,00 TL, ekspertiz ücreti 948,65 Euro’nun kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve tahsil tarihindeki Euro kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile, talebini tamir bedeli için 4.496,96 Euro, değer kaybı için 9.725,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkil şirketin yerleşim yeri sebebiyle İstanbul Anadolu Adliyesi Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açamayacağını, davacıya hasar bedelinin ödendiğini, davalı şirketin teminat limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, kusur oranının belirlenmesi için rapor alınması gerektiğini, davacının değer kaybı talebinin teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer hesaplanması yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, reel piyasa koşullarına göre belirlenen 9.725,00 TL araç değer kaybından davalının sorumlu olduğu, araç hasar tazminatı bakımından ise davalı ... şirketinin dava açılmadan önce 13.08.2021 tarihinde 20.163,96 TL ödeme yaptığının anlaşılması nedeniyle poliçe limiti olan 41.000,00 TL’den yapılan ödemenin düşürülmesi sonucu 20.836,84 TL ile kalan limit dahilinde sınırlı sorumlu olduğu gözetilerek, değer kaybı tazminatı nedeniyle hüküm altına alınacak 9.725,00 TL'nin tenzil edilmesi ile 11.111,04 TL kalan bakiyenin dava tarihindeki Euro kuru üzerinden hesaplanan 1.071,49 Euro araç hasar bedelini davalıdan isteyebileceği kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.725,00 TL araç değer kaybı bedelinin 13.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1.071,49 Euro araç hasar tutarının 13.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aracın hasarlı şekilde yurt dışına nasıl çıkarıldığının araştırılması gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak kabul edilemeyeceğini, hükmedilen tazminat miktarı ile poliçe limitinin aşıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle tamir bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir. <br>\t1-6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) <br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154/1. maddesinde \"(1)Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa\" denilmiştir. <br>\tDava konusu kazada, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre bir yaralanma ve ölüm sözkonusu olmadığından uzamış ceza zamanaşımının uygulanma yeri bulunmamaktadır. Kaza, 01.08.2020 tarihinde meydana gelmiştir. Dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olsa da, dava, kısmi olarak açıldığından dava konusu edilmeyen kısım yönünden zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiği açıktır. Bu itibarla, davacı vekilinin, talep edilen tazminat miktarını artırmaya ilişkin ıslah dilekçesini sunduğu 14.11.2022 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Davalı vekili, ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu durumda mahkemece, ıslah ile artırılan kısım yönünden talebin zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>\t2-Davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin belirlenmesi yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı; hükme de esas alınan bu raporda, davaya konu ... plakalı aracın hasarı ile ilgili olarak Oto Mali Mesuliyet Ekspertiz Raporu'na göre, toplam hasar bedelinin KDV hariç 20.163,96 TL olduğu ve belirlenen bu tutarın yapılan araştırmalar ve fiyat tespitlerinde uygun ve makul olduğunun mütalaa edildiği görülmüş olup bilirkişi tarafından belirlenen hasar bedelinin dava açılmadan önce, 13.08.2021 tarihinde davalı şirket tarafından davacıya ödendiği, bu itibarla davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin davalı şirket tarafından karşılandığı gözetilerek bu zarar kalemine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve gerekçe ile davacı lehine 1.071,49 Euro hasar bedeline hükmedilmesi isabetli olmamıştır.<br>\t3-Davacının aracında meydana gelen hasarın, aracın kullanımına engel olmadığının anlaşıldığı, nitekim davacının aracı tamir ettirmeden araç ile yurt dışına çıktığı ve 15.08.2020 tarihinde Almanya'da eskpertiz yaptırdığı,  aracını tamir ettirmeden Türkiye'ye döndüğü, zararın belirlenmesi için davalı ... şirketine başvurduğu, Türkiye'de de 29.12.2020 tarihinde eksper raporu alındığı gözetildiğinde aracın hasar bedelinin belirlenmesi için yurt dışında bir eksper raporu alınmasının zorunlu olmadığı anlaşıldığından bu nedenle mahkemece, davacı tarafın yurt dışında alınan ekspertiz raporu ücretinin HMK'nın 400 ve devamı maddeleri gereğince delil tespiti masrafı olarak yargılama gideri kabul edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması doğru değildir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>\tI-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tHMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,<br>\tBuna göre;<br>\t1-Davacının hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin talebinin ıslah ile artırılan miktar  yönünden  zamanaşımı nedeniyle  REDDİNE,<br>\t2-Dava dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarları yönünden; <br>\tDavacının araç değer kaybı talebinin kabulü ile, 5.000,00 TL araç değer kaybı bedelinin 13.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\tDavacının  hasar bedeli ve ekspertiz raporu ücreti talebinin reddine, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40  TL karar ve ilam harcının peşin alınan 430,16 TL karar harcı ile 700,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.130,16 TL’den mahsubu ile bakiye 514,76  TL harcın davacıya iadesine, <br>\t4-Davacıdan peşin alınan 615,40 TL karar harcı ve 59,30 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacının dosya, pul, davetiye, yazışma ve bilirkişi ücreti olarak sarf ettiği 1.381,70 TL yargılama giderinin, davanın kabul oranına (%7,5) göre hesaplanan 103.62 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kısmen kabulü nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’si gereğince belirlenen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kısmen reddi nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’si gereğince (13/3 maddesi gözetilerek) belirlenen 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\tII-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 135,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 492,00 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 627,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile  davalıya ödenmesine, <br>\t3- Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya  iadesine, <br>\t4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip...<br> <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c80eeac09d8acb9","SID":"a14586c51df6c36e"}}