{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/371 Esas<br>KARAR NO: 2025/557 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/1172 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 08/01/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin), Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili talep dilekçesinde özetle;  müvekkili ...'in Şart İnşaat temsil ve işlem, imza yetkisini tek başına kullanabilme konusunda ara karar verilmesi talepleri olduğu, Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/263E dosyasında ... San. Ve Tic. Ltd. Şirketine kayyım atanması ara kararı vermiş karar istinaf mahkemesine gönderildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.HD 2024/1833E ve 2024/1959K ile gerekçeli kararı kesin bir şekilde kaldırdığını, yargılama sürecinde şirketin inşaat faaliyetleri aksak bir şekilde devam ettiğini, asıl olan şirketin başarılı olması olduğunu, bu kapsama müvekkilinin imza ve temsil yetkisini tek başına kullanabilmesi gerektiğini,  müvekkili ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasını tek başına temsil ve işlem yapma, her türlü tasarrufta bulunma konusunda imza atma yetkisinin verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/01/2025 tarih ve 2023/1172 Esas sayılı kararında; \"Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara\t2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Bir şirkete kayyım atanmasının yegane yolu, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halidir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. Maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre: Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır. HMK'nın 389. maddesi, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Dosya incelendi; Birleşen 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/263 dosyası kapsamında İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 05/12/2024 tarihli 2024/1833 esas 2024/1959 Karar sayılı ilamı ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne kayyım atanması kararının kesin olarak kaldırığı ve mahkememiz 2023/1172 Esas sayılı dosyasından henüz raporunda ibraz edilmediğinden   davalıya tek başına temsil ve işlem yapma, her türlü tasarrufta bulunma konusunda imza atma yetkisinin verilmesi talebinin HMK 389. Maddesi uyarınca bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-Davalı vekilinin tek yetkili olarak yetkilendirilmesi ve tek başına işlem yapma, her türlü tasarrufta bulunma konusunda imza atma yetkisinin verilmesi talebinin  HMK 389. Maddesi uyarınca bu aşamada REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in geçmiş tarihte ... İnşaat Ltd. Şirketini kurduğunu ve şirketle birlikte inşaat piyasasında hizmetlerini devam ettirirken davacı ...'nın da şirkete ortak olduğunu ve müvekkili ile davacı birlikte şirketi temsil ve ilzam etmeye başladıklarını, gelişen süreçte davacı tarafın, şirketin finansal işlemleri ile müvekkilimin şahsi parasal işlemlerinin tek hesaptan ve müvekkilinin hesabından yapıldığından bahisle müvekkilinin şirket ortaklığının feshi ile şirkete kayyum atanması talepli davayı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/263E ile dava açtığını özetle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kayyım atadıktan sonra yapılan istinaf incelemesinde(İstanbul BAM 13.HD. 2024/1833E ve 2024/1959K karar) Bakırköy 1.  Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/263E ve 15.10. 2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına(kayyımın görevinin sonlandırılması konuludur) karar verdiğini ve sonra da Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/263E dosyasının Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1172E sayılı dosya ile birleştirildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1172E sayılı dosyadan müvekkili ...'e ... İnşaat Ltd. şirketini tek başına temsil ve ilzam yetkisi verilmesi konulu tedbir talebinin ise Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce red olunduğunu, özetle yukarıda belirtilen mahkeme kararlarından sonra ... İnşaat Ltd. şirketinden kayyımın görevi sonlandırılsa da müvekkilinin tek başına temsil ve ilzam yetkisinin olmaması, diğer ortağın şirket faaliyetlerinde müvekkiline zorluklar çıkarmasının, iş hayatının süratli ilerlemesinin şirket faaliyetini zorlaştırdığını ve imkansız hale getirdiğini, İlk derece mahkemesi dosyasında her ne kadar Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1172E sayılı dosyada ihtiyati tedbir talepli olarak müvekkilinin ... İnşaat Ltd. Şirketini tek başına temsil ilzam yetkisi verilmesi talepelrinin reddolmuş olsa da mahkemenin bu ara kararının aşağıda belirtilen nedenlerle hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan etmiştir.Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin \"...Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.\"  gerekçesiyle tedbir taleplerini reddettiğini, ihtiyati tedbir kararının verilmesinde başlıca iki şart gerekli olduğunu, bunlardan birincisinin, tedbir kararının verilmemesi durumunda bir zararın oluşması ihtimali olduğunu; böyle bir ihtimal olduğunu, şöyle ki: ... İnşaat Ltd. Şirket ortakları(Diğer bir anlatımla davanın tarafları) inşaat sektöründe hizmet verdiklerini ve genellikle eser sözleşmesinin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine göre çalıştıklarını, çalışma alanlarının genellikle İstanbul olduğunu, İstanbul'un inşaat ile ilgili konuda özelliğinin şöyle özetlenebileceğini: mevcut binaların genellikle eski olduğunu, bazı semtlerde dönüşüm gerçekleşmiş olsa da metropol seviyesindeki şehir için bu binaların ihtiyacının karşılamasının mümkün olmadığını, İstanbul bölgesinde yapılan inşaatın müteahhitlere bıraktığı kar oranının birçok şehirde bulunmadığını, bu durumun bir dairenin maliyet-satış fiyatı farkı karşılaştırması ile de rahatlıkla görülebileceğini, daire inşaatlarının uzun zaman alsa da aslında sözleşmelerin imzalanması kısmından sonra bu sahada çalışacak olan işletme ve firmaların piyasasının bir anda daralabildiğini, diğer bir anlatımla aslında hükümetin kredi desteklerinin İstanbul'daki yapıların ortalama 40 sene üzeri yaşında olmaları, son 25 yıldır ülkemizde şiddetli ve çok sayıda yaşanan depremler nedeniyle yönetmeliklerin değiştirilmesi nedeniyle inşaat işlerinin bir anda artış gösterdiğin,i büyük olasılıkla da benzer şekilde sonlanacağını ve müvekkilinin bu süreci başarılı bir şekilde yönetmek ve firmanın finansal değerinin korunmasına ve artırılmasına çalışmak istediğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi13.HD. 2024/1833E ve 2024/1959K kararı ile kayyumun görevinin sonlandırılması ile müvekkilinin tedbiren temsil ve ilzam yetkisi almasının mümkün hale geldiğini, davacının, müvekkilinin işlemlerine destek olmamasının şirketi iş yapamaz hale getirdiğini, her ne kadar mevzuatın, zararın daha sonra davacı ortaktan hakkaniyete uygun olarak tazmin hakkı verse de ortaklığın iyi bir şekilde yönetilmesi ile zarar da edilmemesinin şirketin iş yapmasının sağlanmasının, kar edilmesinin mümkün olduğunu, bu kapsamda ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, dosya içeriğinde bulunan davanın müvekkilinin ortaklık hakkını ortadan kaldıracak sebeplere bakıldığında ise davacının çoğu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını beyan etmiştir.Müvekkilinin bazı borçlarından dolayı şirketine avukat portal üzerinden sorgulama yapmanın ve haciz işlemi yapmanın diğer ortağın dava açmasının başlıca nedeni olduğunu, karşı tarafın şirket genel kurul toplantılarının yapılmadığı şeklindeki beyanlarının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda cari oran düşük tespit edilmiş olsa da firmanın çalışma hayatına süratle döndürülmesi ile sorunun ortadan kaldırılabileceğini, diğer yandan müvekkilinin karşı tarafın açtığı davadan sonra hesaplarını ayırdığını, öncelikle tedbiren müvekkiline ... İnşaat Ltd. Şti.'ni tek başına temsil ve ilzam yetkisi verilmesi gerektiğini, devamında karşı tarafın davasının reddi gerektiğini beyanla, izah edilen nedenlerle ve resen dikkate alınacak nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2024/1833E ve 2024/1959K kararına uygun olarak Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.1.2025 tarihli 2023/1172E ara kararının kaldırılmasını, müvekkiline tedbiren tek başına temsil ve ilzam yetkisinin verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; TTK 640/3 madde uyarınca davalı ...'in dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. İsimli şirketteki ortaklığından ve şirket yöneticiliğinden çıkarılmasına, şirket müdürünün azli ve/veya şirkete kayyım atanmasına talepli davada; davalının dava dışı şirkette  tek başına temsil ve işlem yapma, her türlü tasarrufta bulunma konusunda imza atma yetkisinin verilmesi ihtiyati tedbir talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafından davalıya karşı asıl dosya olan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1172 Esas sayılı dosyası ile şirket ortaklığından çıkarılması ve müdürlük görevinden azli talebi ile dava açıldığı, birleşen davada ise TTK'nın 630. maddesi uyarınca davalının, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azlinin talep edildiği,  dava dışı şirket iki ortaklı olup şirket ortaklarının davacı ve davalı olduğu, aynı zamanda tarafların müşterek yetkili şirket müdürü oldukları,  dosya kapsamında mevcut delillerden taraflar aralarında anlaşmazlıklar bulunduğu ve şirketin mali açıdan kötü durumda olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacı tarafından bu duruma davalının sebebiyet verdiğinin iddia edilmesi ve davalının ortaklıktan çıkarılması ve müdürlük görevinden azli talebi karşısında davalının şirkette tek başına temsil ve işlem yapma, her türlü tasarrufta bulunma konusunda imza atma yetkisinin verilmesinin dosya kapsamı ile uyuşmayacağı ve davalı tarafından kendisine bu yetkisinin verilmesine ilişkin haklı gerekçelerin ortaya konulmadığı anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3810bc8589097836","SID":"e4d2045f03667bc0"}}