{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  ... <br>KARAR NO\t:  ... <br>KARAR TARİHİ\t:  ... <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:  ... <br>ÜYE\t\t:  ... <br>ÜYE\t\t:  ... <br>KATİP\t\t:  ... <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  ... <br>NUMARASI\t\t:  ... Esas  ... Karar<br><br>DAVACI\t:  ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t:  ... <br>VEKİLİ\t: Av.  ... <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket ile davalı derneğe ait iktisadi işletme arasında 19/04/2019 tarihinde Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı derneğe ait iktisadi  işletmeye bağlı Tır ve Kamyon Garajı'nın güvenliğinin sağlanması amacıyla özel güvenlik personeli görevlendirmeyi, karşı tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiklerini, bu sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle aralıksız olarak 3 yıl yenilendiğini, hiç bir haklı sebep bulunmamasına ve taraflar arasındaki sözleşme 1 yıl daha uzatılmış olmasına rağmen ihbar önellerine dahi uyumaksızın davalı tarafça bu sözleşmenin haksız ve gerçek dışı iddialar öne sürülerek 24/01/2023 tarihli yazı ile feshedildiğini, bu fesih yazısına karşılık müvekkili şirket tarafından Denizli 3. Noterliği'nin 26/01/2023 tarih, 01657 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cezai şarta ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin mahrum kaldığı kâr bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafın 19/04/2019 tarihli sözleşmeye aykırı davranarak müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmeyi feshettikten sonra müvekkili şirket bünyesinde çalışan  ...  ...  ...  isimli 3 personeli ... Limited Şirketi bünyesinde işe başlatarak çalışmaya devam ettiğini, taraflar arasında imzalanan 19/04/2019 tarihli sözleşmenin Diğer Hükümler başlıklı 15. Maddesinde müvekkili şirket personelinin sözleşmenin feshinden sonra davalı taraf ya da başka bir güvenlik şirketi bünyesinde çalıştırılmaya devam etmesi durumunda davalı tarafın cezai şart olarak her bir personel için personel aylık ücretinin 4 katı tazminat ödemesinin kararlaştırıldığını, buna göre müvekkiline ödenmesi gereken tazminat tutarının; (fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak ve maddi hata olması halinde düzeltme hakları saklı kalmak kaydıyla) Personel  ...  10.184 TL net ücret x 4 = 40.736 TL, Personel  ...  9.358 TL net maaş x 4 = 37.432 TL, Personel  ...  9.358 TL net maaş x 4 = 37.432 olmak üzere toplam 115.600 TL olduğunu, cezai şartın, sözleşmelerde anlaşma koşullarına uyulmaması durumunda ödenmesi gereken, önceden belirlenmiş bir tazminat miktarını ifade ettiğini, taraflardan birinin cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, diğer taraf herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat talep etme hakkına sahip olacağını, davalı derneğin TTK'nun 16. Maddesi gereği tacir olduğunu, iktisadi işletme kurarak tır garajı işleten tacir dernek ile müvekkili şirket arasında oluşan ihtilafın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı için  ticari dava olduğunu, bu nedenle Asliye Tİcaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, arabulucuya müracaat edildiğini fakat anlaşmanın sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; taraflar arasında imzalanan 19/04/2019 tarihli sözleşme hükümlerine aykırı davranılması sebebiyle, belirlenen 115.600TL cezai tazminatın 26/01/2023 tarihli ihtarnamenin ulaşma tarihinden itibaren işleyecek TCMB.'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiziyle birlikte tahsiline, AAÜT md. 16/2-c maddesi gereğince 2.400,00 TL maktu arabuluculuk ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, Mahkemece müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde, karşı taraf arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından HUAK md. 18/A-11 maddesi gereğince aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle davacının taleplerinin yersiz ve mesnetsiz olmakla birlikte alacak taleplerinin zamanaşıma uğradığını, davacı şirket ile davalı derneğe ait iktisadi işletme arasında 19/04/2019 tarihinde Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı derneğe ait iktisadi işletmeye bağlı Tır ve Kamyon Garajı'nın güvenliğinin sağlanması amacıyla 3 özel güvenlik personeli görevlendirilmesi, karşı tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiklerini, Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin Sözleşmenin Feshi başlıklı 20.maddesinde belirtildiği üzere sözleşmenin her bir tarafı birbirlerini 21 gün önceden yazılı bildirimde bulunacağını, taraflar yazılı bildirimde bulunmak şartı ile sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceklerini, bu doğrultuda müvekkili şirketin bu hakkını davacı şirkete göndermiş olduğu 24.01.2023 tarihli yazılı ile taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiklerini, Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 5.maddesinde belirtildiği ve yine ek sözleşmelerle yapılan uzatıldığı üzere 3 özel güvenlik personeli görevlendirilmesi üzerine anlaşıldığını ancak davacı tarafın bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 2022/Ekim ayı içerisinde davacı tarafın 3 özel güvenlik personeli görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve 2 özel güvenlik personeli ile sözleşme hükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 5.maddesinde belirtildiği üzere 01/06/2019 tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarih kadar ki kısımda davacı tarafın yerine getirmesi gereken yükümlülüğün 3 özel güvenlik personeli görevlendirme yükümlülüğü olduğunu ancak davacı tarafın 2022/Ekim ayı olmak üzere yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunun davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetme hakkı sağladığını, Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin uzatılması adına davacı ile yapılan 31/01/2022 tarihli \"EK SÖZLEŞME\"'nin 1.maddesinde belirtildiği üzere karşılıklı varılan antlaşma gereğince Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine kadar uzatılmasına, sözleşmenin bitim tarihinden 21 gün önce taraflar feshi ihbarda bulunmalarına olanak tanıdığını, ek sözleşmenin 1.maddesinin devamında 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine kadar süreçteki her bir personel  için toplamda 3 özel güvenlik personeli için ödenmesine anlaşılan ücretin belirlendiğini,  bu doğrultuda 31/01/2023 tarihinden sonraki sözleşmenin uzatılması için ücret konusu dışında sözleşmede belirtilen şartların aynı kalmak suretiyle bir yıl daha uzamasına ilişkin anlaşmanın yer aldığını, ancak bu sözleşmenin 1 yıl daha uzadığının kabulünün mümkün olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1.maddesinde belirtiği üzere sözleşmenin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulduğunu, bu doğrultuda öneri ve kabul'e ilişkin beyanların sözleşmenin kurucu unsuru olduğunu, sözleşmenin kurucu unsurlarından beyan icap (öneri), icaba davet ve kabul olarak üç farklı formda yöneltilebileceğini, bunun sonucu olarak sözleşmenin esaslı unsurlarını içermeyen icap, icaba davet olarak nitelendirildiğini, somut olay açısından bakıldığında taraflar arasındaki sözleşmenin esaslı unsurları davacı tarafından kabul ettiği ve dilekçesinde belirttiği üzere bir taraf ilgili yerin güvenliğinin sağlanması amacıyla özel güvenlik personeli görevlendirmesi, diğer tarafında bu hizmeti karşılığında ücret ödemesi olduğunu, yani tarafların yapılan hizmet sözleşmesi kapsamında esaslı unsur ücret hususu olduğunu, bu haliyle eğer sözleşme de ücret hususu belirlenmedi ise taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunun kabulünün mümkün olmadığını, somut olay açısından 31/01/2022 tarihli \"EK SÖZLEŞME\"'nin 1.maddesinde belirtilen beyanın, icaba davet niteliğinde olduğunu, sonuç itibariyle davacı tarafın bu durumu öneriye davet niteliğinde sayılacak olup taraflar arasındaki sözleşmenin uzamadığını 31/01/2022 tarihli \"EK SÖZLEŞME\"'nin 1.maddesinde belirtildiği üzere karşılıklı varılan antlaşma gereğince Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine de kapsayarak sona ereceğinin kabulünün gerekliliğinin açık olduğunu, ortada geçerli ve uzamış bir sözleşme olmadığından dosyada davacının taleplerinin de yersiz, mesnetsiz kalacağını, bu haliyle de bu dosya ile açılmış davanın reddine karar verilmesini, sonuç olarak 31/01/2023 tarihinden sonraki sözleşme dönemine ilişkin olarak davacı tarafın ücret konusunda davalı tarafın göndermiş olduğu \"TEKLİF MEKTUBU\" başlıklı yazının davalı tarafa 10/01/2023 tarihinde ulaştığını, süresiz öneri niteliği gereğince de davalı tarafın kabul beyanı ile sözleşmenin kurulacağının açık olduğunu, davalı tarafın davacı tarafın göndermiş olduğu ve davacının da kabul ettiği 17/01/2023 tarihli yazı ile taraflar arasında sözleşmenin devamını kabul etmediğini ve sözleşmenin kurulması için gerekli beyanları bulunmadığının açık olduğunu, bu haliyle de taraflar arasındaki Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine de kapsayarak sona ereceğinin kabulünün gerekliliğinin açık olduğunu, karşı tarafın bu görüşmeleri dikkate almadan ve fesih hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla kötü niyetli olarak teklif mektubunu 09/01/2023 tarihli yazı ilettiğini,  makul süre içerisinde davalı tarafın, davacının teklifini değerlendirdiğini ve davacının teklifini aynı hizmeti veren diğer firmalar tarafından yapılan tekliflerden yüksek bulduğunu ve 17/01/2023 tarihinde taraflar arasında yapılmış olan süreye de uygun olacak şekilde 06/02/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiklerini ve taraflar arasında ayakta kalan bir sözleşme bulunmadığını, davacının taleplerinin de yersiz, mesnetsiz kaldığından açılmış davanın reddine karar verilmesini, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen cezai şartın geçersiz olduğunu, sözleşme kapsamında tek taraflı cezai şart maddesi konulmasının mümkün olmadığını, bu haliyle de cezai şartın geçersiz olduğunu, bu yönüyle de sözleşmenin ilgili maddesinin geçersiz olacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte cezai şartın ileri sürülebilmesi muaccel olmasına bağlı olduğunu, cezai şartın ne zaman muaccel hale geleceğinin ise taraflar arasındaki anlaşmaya göre çözümlenmesi gerektiğini, somut olay açısından cezai şartın ileri sürülebilmesinin durumunun muaccel hale gelmediğini, davacının talep ettiği faizin kanuna uygun olmadığını,  faiz başlangıç tarihi olarak 26/01/2023 tarihi belirtilmiş ise de, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olduğunu, AAÜT md. 16/2-c maddesi gereğince maktu arabuluculuk ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi talep edilmiş ise de dava sonucunda vekalet ücreti hükmedilmesi halinde bu ücretin içerisinde bulunan bir ücret olup kabulünün mümkün olmadığını, karşı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde HUAK md. 18/A-11 maddesi gereğince aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine talep etmekte ise de kabul edilemeyeceğini, arabuluculuk görüşmesinin niteliği gereği yüz yüze yapılması gerektiğini, bu yönüyle dava şartını oluşturan arabuluculuk görüşmesinin yüz yüze yapılmadan bitirildiğini, arabuluculuk görüşmesi müzakerelere telekonferans yöntemiyle yapıldığı belirtildiğini, arabulucu görüşmesinin fiziki katılımı beklenmeksizin telefon görüşmesi ile bitirilmesinin ve arabuluculuk sürecinin bitirilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın davasının reddedilmesi halinde davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderinin hükmedilmesi gerektiğini, haksız ve yersiz sebeplerle açılmış davanın reddine, HMK 329.madde gereğince hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan davacı aleyhine, yargılama giderlerinden başka, davalı ile aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilmesini ve ayrıca disiplin para cezası hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa  yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Tarafların beyan ve savunmaları, toplanan tüm deliller ve aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle \"Davanın KABULÜ ile 115.600,00 TL cezai tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Davanın görevli mahkemede açılmadığını, davalı/tüketici müvekkil ile tacir davacı arasında hizmet alınmasına ilişkin bir sözleşme mevcut olup bu sebeple mevcut davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davaya bakmakta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin uzamadığını 31/01/2022 tarihli \"EK SÖZLEŞME\"'nin 1.maddesinde belirtildiği üzere karşılıklı varılan antlaşma gereğince Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine de kapsayarak sona ereceğinin kabulünün gerektiğini, ortada geçerli ve uzamış bir sözleşme olmadığından Sayın Mahkemeniz dosyasında davacının taleplerinin de yersiz, mesnetsiz kalacağını, bu haliyle de Sayın Mahkemeniz dosyası ile açılmış davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararı hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, 31.01.2023 tarihinden sonraki sözleşme dönemine ilişkin olarak davacı tarafın ücret konusunda davalı taraf göndermiş olduğu \"TEKLİF MEKTUBU\" başlıklı yazı davalı tarafa 10/01/2023 tarihinde ulaştığını, süresiz öneri niteliği gereğince de davalı tarafın kabul beyanı ile sözleşmenin kurulacağını, davalı tarafın davacı taraf göndermiş olduğu ve davacının da kabul ettiği 17/01/2023 tarihli yazı ile taraflar arasında sözleşmenin devamını kabul etmediği ve sözleşmenin kurulması için gerekli beyanları bulunmadığı hususunun açık olduğunu, bu haliyle de taraflar arasındaki Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 31/01/2022 tarihinden 31/01/2023 tarihine de kapsayarak sona ereceğinin kabulünün gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin belirtilen müzakere yapılmaksızın eklenen CEZAİ ŞART geçersiz olduğunu, bu nedenlerle istinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile öncelikle tehir-i icra talebimiz kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geriye bırakılmasına, Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  ... Esas ve  ... Karar sayılı 09/01/2025 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, görevli mahkemeye gönderilmesine, yeniden yapılacak yargılama neticesinde haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Dosyanın incelenmesinde, taraflar arasında 19/04/2019 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile davacı şirketin, davalı derneğe ait iktisadi işletmeye bağlı Tır ve Kamyon Garajı'nın güvenliğinin sağlanması amacıyla özel güvenlik personeli görevlendirmeyi, davalının ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği, sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle aralıksız olarak 3 yıl yenilendiği, sözleşmenin davalı tarafça 24/01/2023 tarihli yazı ile feshedildiği, taraflar arasında bulunan sözleşmenin 15. maddesinde davacı şirket personelinin sözleşmenin feshinden sonra davalı taraf ya da başka bir güvenlik şirketi bünyesinde çalıştırılmaya devam edilmesi durumunda davalı tarafın cezai şart olarak her bir personel için personel aylık ücretinin 4 katı tazminat ödemesinin kararlaştırıldığı, davacı şirketin, personelleri  ... ,  ... ve  ...  sözleşmenin feshinden sonra davalı tarafça dava dışı ... Limited Şirketi bünyesinde işe başlatarak çalışmaya devam ettirildikleri iddiasıyla sözleşmenin 15. Maddesi uyarınca davalıdan cezai şart talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>TTK'nın 4/1.maddesinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava, ticari işletme kavramı ile tanımlanmıştır.<br> TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. <br> TTK'nun 16. Maddesinin 1. Fıkrasında \"Ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari işletme işleten vakıflar, dernekler, ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.\" , 2. Fıkrasında \"Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister kamu hukuk hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eli ile işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.\" düzenlemesi yer almaktadır.   <br> T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil toplumla ilişkiler Genel Müdürlüğü internet sitesinde yayınlanan Kamu yararına çalışan dernekler listesinde, davalı derneğin yer almadığı anlaşılmıştır.<br>4721 sayılı TMK'nın 56. maddesinde; dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak tanımlanmıştır. <br>Yine Dernekler Kanunu'nda da \"Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını\" ifade ettiği belirtilmiştir. <br>İlgili yasal düzenlemeler uyarınca dernekler, kazanç paylaşma amacı dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen gerçek veya tüzel kişilerin oluşturdukları tüzel kişi olup derneğinin amacın hukuka veya ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir. Yani dernekler, kazanç sağlama amacı dışında daha çok manevi amaçlar için kurulurlar. <br>Dernekler her ne kadar iktisadi bir amaçla kurulamayıp sadece manevi amaçlar için kurulabiliyor olsa da, bu manevi amaçlarını gerçekleştirmek üzere, bir ticari işletmeyi işletebilirler. Ancak bir derneğin işlettiği her türlü işletme, ticari işletme olmayabilir. Zira TTK'nın 11.maddesi uyarınca ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Anılan koşulları sağlamayan dernek işletmesinin ise ticari işletme olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Koşulların sağlanması halinde ise tacir sayılacak olan derneğin işlettiği ticari işletme değil, bizatihi derneğin kendisi olacaktır. Yani dernekler, ticari işletme işlettikleri takdirde ve ticari işletmeleri ile ilgili konularda tacir sayılacaktır. <br>Dernekler kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturulan tüzel kişiler olsa da, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesi kapsamında tüketici niteliğini haiz olmadığından ve bu nedenle davalı tüketici kabul edilemeyeceğinden  davada Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki güvenlik hizmeti alımına ilişkin sözleşme, TTK'nın 4. maddesinde sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı da sabittir.<br>Nispi ticari dava yönünden yapılan incelemede yönünden ise; davacı taraf ticari şirket ise de davalı derneğin tacir sayılıp sayılmayacağının, yani davanın nispi ticari dava vasfı olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK'nın 11. maddesi ve TTK'nın 16. maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yani davalı derneğin iktisadi işletmesinin ticari bir işletme olup olmadığı hususu araştırılmadan davanın esası hakkında karar verildiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; davalı derneğin tacir olup olmadığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca, kaldırma nedenine göre davalı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih,  ... Esas  ... Karar sayılı kararının sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, esası incelemeden HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davalı tarafından yatırılan 1.975,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>6-İstinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat varsa talep halinde iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.24/04/2025<br>\t\t\t<br><br>Başkan<br> ... <br><br>Üye<br> ... <br><br>Üye<br> ... <br><br>Katip<br> ...  <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3de13217846841a1","SID":"2617271b24d7627c"}}