{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2025/204 Esas<br>KARAR NO\t:2025/246<br><br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:25/03/2024<br>KARAR TARİHİ:27/03/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili firmanın gözlük vb. ürünlerin ithalat, ihracat, toptan ve perakende satışı ile uğraştığını, davalı şirketin de müvekkili ile çok benzer sektörlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkil firmanın tarafı olarak bulunmadığı bir borç ilişkisi ile alakalı .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası 05/07/2017 ve 22/11/2017 tarihlerinde iki defa firma adresine hacze gelindiğini, ve müvekkili firmanın yüksek miktarda malını haczettirdiğini, müvekkilin haciz sırasında istihkak iddiasında bulunmuş olup, borçlular ile müvekkili şirket arasında herhangi bir bağ olmadığının açıklandığı, yapılan itirazların akabinde .... İcra Müdürlüğü dosyayı istihkak hakkında karar vermek üzere .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının kararı ile takibin devamına hükmettiğini, İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1175 Esas sayılı dosyada verdiği 17.07.2023 tarihinde davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine kesin olmak üzere karar verildiğini, müvekkil firmanın haczedilen mallar üzerindeki istihkak iddiasının kesin neticeye bağlandığını, davalı tarafın yaptığı hacizlerin haksız haciz niteliğinde olduğu da ayrıca tescillendiğini, dava konusu icra dosyasının asıl borçluların müvekkili firma değil ... gözüktüğünü, davalı tarafın kötü niyetli haciz işleminden kaynaklı hedeflediği kazancı elde edemediğini bu nedenle zarara uğradığını, davalı tarafından haczedilen malların kar ve değer kaybının tazmini için şimdilik 1.000,00 TL maddi ve ticari itibar kaybının tazmini için 100.000,00 TL manevi tazminatın hak kazanma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizli ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Haciz mahallinde borçlularda ...’na ait borçlunun ... San. ve Dış. Tic. Aş. yönetim kurulu üyesi olduğuna dair imza sirküleri, borçlu adına SGK Hizmet Dökümü, borçluya ...Bankası Mercan Şubesinde para ödenmesine ilişkin talimat, borçlunun ...Bankası ... Şubesine para yatırmaya yetkili olduğuna dair talimat, borçlunun personel yol, maaş, SGK giderlerinde adının yazılı olduğu evrakların bulunduğunu, söz konusu belgelerin bulunması nedeniyle hem yerel hem de istinaf mahkemesi tarafından kötü niyetli olmadıklarına kanaat getirildiğini ve tazminata hükmedilmediğini, Dolayısıyla davacının iddiasının aksine istihkak davasının kabulü kararı huzurdaki davada da haklı olduğunu teşkil etmediğini, söz konusu istihkak davasının sadece menkulün aidatının tespitine yönelik olduğunu, davacının tazminat talepli istihkak davasında .... İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yargılama yapıldığını ve müvekkilinin kötü niyetli olmadığı şeklinde hüküm kurulduğunu, iş bu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevsizlik nedeni ile usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, TAHKİKAT VE GEREKÇE :<br>Dava, ;Haksız hacizden kaynaklanan tazminat davasıdır. <br>... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... sayılı 10/12/2024 günlü kararı ile görevsizlik kararı verilerek, kesinleşmesi sonrasında dosya mahkememizde yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.<br>28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik TTK 'nın 5/A maddesinde'' Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' düzenlemesi yer almakta olup  7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle yapılan değişiklik 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.<br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasına  eklenen cümle ile “ Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.<br>'' hükmünün ve 18/A maddesinde;<br>(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükümlerinin cari olduğu tespit edilmiştir. <br>Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacının taleplerinin incelenmesinde; görevsiz olduğu tespit edilen Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldıktan sonra anılan mahkemece 10.12.2024 tarihinde verilen görevsizlik kararının 05.03.2025 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafın 18.03.2025 tarihinde görevli mahkemeye gönderme talebi bulunduğu ve dosyanın mahkememize 19.03.2025 tarihinde kaydının yapıldığı, mahkememizde dava açılmadan önce arabuluculuğa  başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, dava dilekçesi ekinde bu başvurunun yapıldığına dair bir delil bulunmaması nedeniyle mahkememizin 20.03.2025 tarihli tensip zaptının 1 numaralı ara kararı ile birlikte birlikte davacı vekiline,  arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış tasdikli suretinin sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi halde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 yollamasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesindeki dava şartı yokluğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, yani davacı vekiline kanunen verilen bu sürenin yeni bir başvuru yapılması için değil,  zaten daha önce yapılmış olması gereken başvuru sonucunun ibrazı için verilmiş olduğu, davacı vekilince 28.03.2025 tarihinde sunulan  arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde başvurunun, dosyanın davacı talebi ile mahkememize kaydının yapıldığı 19.03.2025 tarihinden sonra ve 26.03.2025 tarihinde yapılmış olduğu, bu durumda , davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmamış bulunduğu, İstanbul BAM 9. H. D' nin  2023/1179 esas ve 2023/1309 Karar sayılı ilamında''.. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının  aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış  olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi  zorunlu dava şartı olan  \"arabulucuya başvuru\"  koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince  davalı Sigorta Şirketi yönünden zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden usulden red kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur....\" gerekçesi ile karar verilmiştir.'' şeklinde belirtildiği üzere arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, yine HMK 115/3 maddesinde '' Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' hükmünün bulunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede öncelikle mahkememizce esasa girilmeden önce anılan usul eksikliğinin farkedildiği, kaldı ki  İstanbul BAM 13. H.D nin  2022/1035 Esas ve  2022/1599 Karar sayılı ilamında ''.. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenlemesi karşısında, genel nitelikteki HMK m.115/2-2.cümle ve 115/3 maddelerinin uygulanma olanağı yoktur. Ticaret mahkemelerine görevsizlik kararı ile gönderilen hukuki uyuşmazlıklar bakımından sonradan arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut değildir. Bu nedenle mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. '' denilmek suretiyle belirtildiği üzere genel hüküm niteliğindeki HMK 115. maddesinin somut olayda uygula imkanı bulunmadığı, yine  İstanbul BAM 9. H. D' nin  2021/1596 esas ve 2022/745<br> Karar sayılı ilamında aynen ''..Dosya kapsamından davanın başlangıçta asliye hukuk mahkemesinde açıldığı,  mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderildiği, görevsizlik kararından sonra davacı tarafça arabulucuğa başvurulduğu belirlenmiştir. Davanın ticari dava niteliği,  asliye hukuk mahkemesinde dava açılmasıyla ortadan kalkmaz. O halde; mahkemenin gerekçesine göre  arabulucuya başvurmak dava şartı olarak kabul edildiğinden TTK’nın 5/A ve 6325 SK'nun 18/A maddesi 2.bendi son cümlesi uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açılamayacağından, dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir.'' denildiği,  netice olarak davacı tarafça arabulucuk dava şartı tamamlanmadan işbu davanın ikame edildiği, ayrıca davacı vekilinin  26.03.2025 tarihli beyanı ile davadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, başvurunun 26.03.2025 tarihinde yapıldığını beyan etmesi üzerine mahkememizce  karar numarasının 27.03.2025 tarihinde alınarak dosyadan el çekildiği, davacının arabuluculuk son zaptını yine bu tarihten sonra 28.03.2025 tarihinde ibraz ettiği anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>H  Ü  K  Ü  M   :Gerekçesi açıklandığı üzere;<br>1-Davanın, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesi ile 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.724,83-TL harçtan, 615,40-TL karar ve ilam harcının düşümü sonucu başkaca harç alınmasına yer olmadığına, kalan 1.109,43-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, maddi tazminat yönünden  karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, manevi tazminat yönünden  karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, <br>Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.27/03/2025<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c350ef29b691925","SID":"0150779593bc3525"}}