{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  ...  <br>KARAR NO\t:  ... <br>KARAR TARİHİ\t:  ... <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  ... <br>NUMARASI\t\t:  ... Esas  ... Karar<br><br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...\t  <br>\t  Av. ...- <br>\t  Av. ...\t  <br>\t  Av. ...-<br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...\t  <br>\t  Av. ...\t  <br>FERİ MÜDAHİL\t: ...- <br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket yetkilisi ile ... yetkilisi ...'nun davacı şirketin ürettiği havlu boy kesim, boy dikim ve en dikim otomatlarının satışı konusunda anlaştıklarını, bu makinelerin davalı tarafın Mısır'da faaliyet gösteren diğer şirketi olan ...Tekstil'e gönderildiğini, makinelerin davalı şirket yetkilisinin talebi üzerine ihracat olarak Mısır'daki şirketlerine gönderildiğini, taraflar arasında sözleşmenin sözlü olarak kurulduğunu ve davacı şirket tarafından proforma faturanın davalı şirket yetkililerine gönderildiğini, anlaşma şartları gereği ve maillerden ve banka dekontlarından anlaşılacağı üzere makine bedelinin 350.000,00 TL peşinat ile aylık 50,000,00 TL'lik 9 taksit karşılığı toplam 800.000,00 TL olduğunun ifade edildiğini, telefonla yapılan görüşmelerin ardından ... San. Ve Tic. A.Ş yönetim kurulu başkanı ...'nun elektronik posta yoluyla göndermiş olduğu 30/11/2015 tarihli e-postada 350.000,00 peşinatın ne şekilde ödeneceğini belirttiğini, İşbu “...Proforma Fatura”  başlıklı e-mailde ...'nun “telefon görüşmemize istinaden bugün size 150.000,00 TL gönderiyorum. Ayrıca kalan peşinat ile ilgili 200.000,00 TL  karşılığı olarak Mısır'dan firmanıza 68.500 Amerikan Dolar havale yapılacak. Havale gelecek hafta sonu gibi sizde olur. Böylece 350.000,00 TL peşinat tamamlanmış oluyor” ifadelerinde bulunduğunu, ...adına kesilmesini talep ettiği proforma faturanın ıslak imzalı örneğinin kendisine ulaştırılmasını talep ettiğini, ...'nun e-mail'de bizzat göndereceğini belirttiği 150.000 TL'ye ilişkin aynı gün (30.11.2015) davacı firmanın Yapı Kredi Kredi Banka hesabına, dava dışı ... İç ve Ltd. Şti. tarafından ikisinin de açıklama kısmında “...adına yapılan ödemedir” yazılı 2 farklı ödeme yapıldığını, bu ödemelerden ilknin, Kuveyt Türk Katılım Bankasından 50.000,00 TL EFT yoluyla, ikinci ödemeninse 100.000,00 TL havale yoluyla gerçekleştiğini, 08.08.2016 tarihinde fatura tanzim edilerek malların teslim edildiği sabit olmakla yapılan satış sözleşmesinde uyuşmazlık bulunmadığını, devamında  ... lin, belirtilen makinanın yanı sıra biri havlu boy kesim makinesi diğeri havlu boy dikimi makinesi olmak üzere 291.158,41 TL (99.164 USD) tutarlı 2 makine daha sipariş ettiğini, bahse konu malların teslimine ilişkin 29.06.2016 tarihli fatura tanzim edildiğini, verilen tüm siparişler üzerine davacı firma havlu boy kesim ve havlu boy dikim makinelerini 29/06/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile havlu kenar (en) Dikim makinesinin de 08/08/2016 tarihli sevk irsaliyesi ile İzmir Alsancak limanından yükleyerek gemi vasıtasıyla teslimi istenen Mısır'a ulaştırarak edimini ifa ettiğini, malların teslimi sonrası gümrükte daha az vergi ödemek isteyen davalı ... Firması'nın  yine ...Tekstil adına iletişime geçtiğini, ... yönetim kurulu üyesi ...'un akrabası ...'un taraflarına gönderdiği 02/12/2016 tarihli e-postada “Geçenlerde telefonla konuştuğumuz konu vardı ya. Ticaret Odası Tescili. Sabah Mehmet Beyle görüştük. Bu faturayı bu şekilde onaylatmamız lazım. 2 tane orijinal fatura ve EUR-1 denen evrak vardır ihracattan sonra size gelen. Onun yeşil ve beyaz nüshası ile gidilip tescil edilmesi |odasında 2. katta yapıyorlar bu işi.” ifadelerinde bulunarak taraflarına ait olmayan imza ile gerçek bedelin çok altında (28.300 USD) tanzim ettikleri faturayı Mısır'da esas gösterdiklerini, sonuç itibariyle havlu kenar (En) dikim makinesi için taraflarınca kesilen faturadan 801.552,64 TL ile sonradan sipariş edilen havlu boy kesim ve havlu boy dikim makinelerine ilişkin 291.158,41 TL (toplamda 1.091.711,05 TL) borca ilişkin verilen peşinat ve 4 adet çek dışında 04.01.2016 tarihinde 20.000,00 TL, 01.08.2016 tarihinde de 50.000,00 TL ödeme yapılmış olsa da kalan 473.294,65 TL'lik kısmın bugüne kadar ödenmediğini, daha sonra toptan ödeme yapılacağı bahanesiyle davacının bu zamana kadar oyalandığını, davalılardan ... Şirketi'nin Denizli ilinde mukim, yurt içinde faaliyet gösteren bir tekstil şirketi olduğunu, diğer davalı ...Tekstil'in ise Mısır'da bulunduğu ve tekstil üzerine faaliyet gösterdiğinin  sabit olduğunu, yurt dışındaki şirket yetkili temsilcilerinin de Türk olduğunu, irtibata geçen şirket yetkililerinin soy isimlerinin dahi aynı olduğu, nitekim unvanı “...” olan Mısır kökenli şirket ile diğer davalı “...” şirketi unvanları arasında açıkça özdeşlik bulunduğunu, Yüksek Mahkemenin de verdiği kararlarda şirketler arasında şekli bir ayrılık söz konusu olsa bile hukuki ve fiili bir bağlantı ile organik bağ bulunup bulunmadığını dikkate aldığını, 19. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2006 tarih 2005/8774 Esas 2006/5232 Karar sayılı kararında “her iki) davalı farklı tüzel kişilik gibi görünse de bunun biçimsel olarak ele alınmayacağı, uyuşmazlığın iktisadi ve ticari boyutları ile değerlendirilmesi gerektiği” yönündeki Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına karar vermişken, 19. Hukuk Dairesince verilen 24.03.2015 Tarih 2014/7187 Esas 2015/4144 Karar sayılı kararda da “her iki bilirkişi raporunda da davalı şirketlerin aralarındaki organik bağ, yönetsel özdeşlik, dışa karşı yaratılan algı nedeniyle tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda birlik mevcuttur .. Maddi vakıaların tespiti yönünden birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarında yer alan veriler birlikte değerlendirildiğinde.. Olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisini uygulama koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı... Nın, davacıya olan borcundan dolayı diğer davalı... ... nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekirken..” denilerek Yerel Mahkeme'nin hükmünün  bozulduğunu, tüm bu nedenlerle;  davanın kabulü ile  birlikte 473.294,65 TL alacağın ticari faiziyle birlikte davalı ...'nden MK md.2 gereği tüzel kişilik perdeleri çapraz şekilde aralanarak tahsiline, yargılama giderleri ile taraflarına verilmek üzere ücreti vekâletin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davayı kabul etmediklerini, davacının davasında haksız olduğunu, davalı şirkete açılan dava yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, davalı şirkete bahsi geçen davayla ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, davalının iddia edilen alışverişin vs iddiaların tarafı olmadığını, açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davalı şirketin, davacı şirketten hiçbir mal vs satın almadığı gibi, bununla ilgili herhangi bir sözleşme de imzalamadığını, bahsi geçen malları da teslim almadığını, dava dilekçesinde yazılanlardan anlaşıldığına göre davacı şirketin sattığını iddia ettiği malları (makina) Mısır’a gönderdiğini, dava dilekçesinde yazılı olan “Müvekkil şirket ile ... A.Ş. yetkilisi ..., müvekkil şirketin ürettiği havlu boy kesim, boy dikim ve en dikim otomatlarının satışı konusunda anlaşmışlardır” cümlesinin davacı tarafın özellikle ve kasten cerbeze yaparak davalı ..., işin içine çekmek için kasten ve kötü niyetle yapılan bir cümle olduğunu, davacı tarafın, dürüst ve iyi niyetli olmadığını, davalı şirketle yapılan bir sözleşme olmadığını,  davacı tarafın, cerbeze yapmaya çalışsa da makinelerin Mısır’da faaliyet gösteren ...Tekstil isimli şirkete gönderildiğini belirttiklerini, bu durumun davalı şirketin davacıdan herhangi bir mal ve/veya makine almadığını gösterdiğini, şirketlerin ortaklarının başka ekonomik ve/veya ticari faaliyetlerde bulunmalarının şirketlere ortak olmalarının, başka şirketteki pozisyonları vs gibi hususların şirketi ilgilendirmediğini, şirket ortağı ve/veya yetkilisinin başka bir ekonomik veya ticari faaliyetinden veya başka şirketlerdeki ortaklık ve/veya yetkisi nedeniyle yaptığı iş ve işlemlerden şirketi sorumlu tutamayacağı, davalı  şirketin, ortak ve/veya yetkililerinin başka ortaklıkları veya ekonomik ve ticari faaliyetlerini bilmek zorunda olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 125. maddesinde “Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir” şeklinde belirtilerek şirketlerin kendi tüzel kişilikleri olduğu; sözleşmelere, davalara, borç ve alacaklara şirketin bizzat kendisinin taraf olduğunun vurgulandığını, ...’nun atmış olduğu iddia edilen bu mailin davalı ... bağlayacak en ufak bir unsur taşımadığını, faturaların davalı şirkete ıslak imzalı bir şekilde iletildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu,  yapılan ödemelerden ve teslim edilen çeklerden bahsedilirken davalı şirketle alakası olmayan kişi ve şirketlerden bahsedilmesine rağmen  en sonunda “... tarafından teslim edilmiştir” denildiğini, davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir evrakın teslim alınmadığını, teslim edilmediğini, davacı tarafın ...Tekstile gerçekten bir mal/makine satmış ise malı satan, belgeleri düzenleyen, malları(makine) gönderen (Mısır’a) para ve/veya çek alan kendisinin olduğunu, bunlardan dolayı davalı ... sorumlu tutmaya çalışmasının tamamen iftira olduğunu, gerçekten çift fatura gibi bir durum varsa davacı tarafın suç işlemiş olduğunu, bu suçun da davalı şirketle  hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, ...Tekstil'in, yurt dışında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, bu nedenle yurt dışında faaliyet gösteren şirketin Türkiye’de faaliyet gösteren ve Türk Hukuku'na göre kurulmuş bir şirketle dışa karşı bütünlük algısı oluşturmasının, iktisadi olarak özdeş olmasının, sözleşme edimini birlikte ifa etmesinin söz konusu olamayacağını, dava dilekçesi ve eklerinde davacı tarafın, alacağını talep ettiğine, alacağını hangi kanun yollarına müracaat ederek talep ettiğine, alacağını alıp alamadığına dair de herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davalı şirket ile dava dilekçesinde bahsi geçen ...Tekstil isimli şirketin aynı şirket olmadıklarını, bu şirketlerin farklı ülkelerde faaliyet gösteren farklı şirketler olduğunu, bu şirketlerin aynı şirketler olmadığı gibi aralarında organik bağın da bulunmadığını, ayrıca davalı şirketin ...Tekstil isimli bir şirketle hiçbir ticari ilişkisi de bulunmadığını, davalı şirketin başka bir şirketle dışa karşı bütünlük algısı oluşturacak hiçbir faaliyetinin olmadığını, iktisadi anlamda hiçbir şirketle özdeşlik bulunmadığını, herhangi bir sözleşme edimini de başka birisi ve/veya başka bir şirketle birlikte yerine getirmediğini, davacının, iktisadi, kişisel özdeşlik, yönetimsel birlik gibi iddialarının tamamını reddettiklerini, davalı şirketin başka bir şirketle tek bir şirketmiş gibi hareket ederek anlaşma yaptığı, mal veya ürün (makine) aldığı, bununla ilgili bir kısım ödemeler yaptığı vs iddiaların tamamını da reddettiklerini, makine almadıklarını, makine teslim edilmediğini, dava  dilekçesinde yazıldığına göre makinenin Mısır’a gönderildiğini, davalı şirketin faaliyetlerinin  tamamının Türkiye’de olduğunu, Mısır’da faaliyeti olmadığını, bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mısır ülkesinde mükim olan dava dışı Mısır ülkesine ait ...Tekstil/EGYPT firmasının ticari defter ve kayıt tutup tutmama zorunluluğunun bulunup bulunmadığı, ticari defter ve kayıtların delil olup olamayacağı hususunun davacı tarafından dava dışı Mısır ülkesine ait ...Tekstil/EGYPT firmasına karşı açılacak olan davada değerlendirilmesi gereken hususlar olduğu anlaşıldığından dosyaya sunulan bilirkişi heyetlerinin raporlarındaki alacak yönünden tespitlerinin mahkeme heyeti tarafından kabul edilmediği, yine bilirkişi heyetlerinin davalı şirket ile dava dışı Mısır ülkesine ait ...Tekstil/EGYPT firmasının hakim ortağının ... olduğunu ve bu yüzden her iki şirket arasında organik bağ bulunduğuna yönelik beyanları var ise de; Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/7997 Esas 2013/7966 Karar sayılı ilamı ile, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/1107 Esas 2015/6980 Karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere farklı tüzel kişilikleri olan tüzel kişilerin ortaklarının aynı olmasının tek başına tüzel kişiliğinin perdesinin aralanmasını mümkün kılmadığı ifade edildiğinden bilirkişi heyetlerinin bu görüşlerine de katılınmayarak \"Davacının davasının REDDİNE,\" dair karar vermiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 16/03/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde ''dava dışı ...Tekstil firmasının ve davalı ... A.Ş.'nin hakim ortak ve sahibi ... olup, her iki şirket arasında organik bağın bulunduğu, davacı şirketin dava dışı ...Tekstil/EGYPT şirketine satmış olduğu makinelerden dolayı 473.294,65 TL alacağının kaldığı, davacı şirket tarafından dava dışı ...Tekstil/EGYPT şirketine satış yaptığı makinelerin karşılığında 3. Şirket ... Ltd.Şti. firması tarafından gerçekleştirilen ödemeler dikkate alındığında, bu şirketlerle alış veriş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle ticaret yapıldığı algısının oluştuğu bildirilmiştir.'' şeklinde olup, anılan raporun dava dilekçelerindeki iddialarının ispatlandığını gösterir nitelikte olduğunu, yargılama sırasında alınan raporlar, dava dilekçe ekleri, davalı taraftan ödemeye ilişkin dekontlarının sunulmaması, istinabe yoluyla alınan raporlar bir bütün halinde değerlendiğinde organik bağa ilişkin Yargıtay'ın aradığı bütün kriterlerin dosyada tekamül ettiğini, bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın istinaf taleplerini kabul etmediklerini, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, delillerin gereği gibi değerlendirildiğini, davanın reddi gerekçesi de gayet açık bir şekilde yasal dayanaklarına uygun olarak açıklandığını, kararın yerleşik içtihatlara ve öğretiye de uygun olduğunu, davacının, müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmadığını, dava dışı ...Tekstil şirketi ile müvekkil şirketin aynı şirket olmadığını, davacı yanın dava dışı şirketten alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gibi iddia ettiği alacağın dava dışı şirketten ayrıca talep edildiğini de ispatlayamadığını, bu nedenlerle davacının istinaf itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; makine satışı nedeniyle düzenlenen faturaya ilişkin alacak davası olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı taraf, davalı şirket yetkilisi ... ile makine satışı konusunda anlaştıklarını, makinelerin davalı tarafın diğer şirketi olan Mısır'da faaliyet gösteren ...Tekstil şirketine teslim edildiğini, düzenlenen faturalar gereği makine bedellerinin bir kısmının ödendiğini, bakiye 473.294,65 TL 'lik kısmın ise ödenmediğinden bahisle istinaf incelemesine konu dava alacak davasının ikame edildiği, davacının davalı şirket ile makinelerin teslim edildiği Mısır'da faaliyet gösteren ...Tekstil şirketi arasında dışa karşı iktisadi bütünlük algısı yaratan, iktisadi anlamda kişiler arasında özdeşlik bulunan, sözleşme edimlerini birlikte ifa ederek malvarlıkları birbirine karışan ve aralarında organik bağ bulunan davalı şirketten alacağının tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise, davacının ticari ilişki ve organik bağ iddialarını reddetmiş, davacının iddia ettiği Mısır'da faaliyet gösteren ...Tekstil adlı şirketle bağlantısı olmadığını savunmuştur.<br>Davaya konu faturaların davacı tarafça Mısır'da faaliyet gösteren ...Tekstil adlı şirket adına düzenlendiği, dolaşım belgelerinin de yine aynı şirket adına düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.<br> Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Ersin Çamoğlu, \" Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması\", Batider, Cilt 32, Sayı 2, 2016, s.12.).<br> Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br> Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır.  Nihayet üçüncü durum ise somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (Selçuk Öztek, Tekin Memiş, Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, Erol Ulusoy (Editör),  I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul, 2008, s. 199). Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (Gülören Tekinalp, Ünal Tekinalp, Perdeyi Kaldırma Teorisi, Reha Poroy’a Armağan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 1995, s. 399.). <br> Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek vd. s.209).<br> Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Zirâ her hukuki ilişkide, her şirketler arasındaki küçük bir bağlantıda tüzel kişilik perdesi aralanırsa bu durumda tüzel kişilik kurumu işlev görmez hâle gelir.<br>Şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli değildir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. <br>  Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda büyük ve derin bir kesişme olmalıdır.  Bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmalıdır.  Yine iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nın 2. Maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.<br>Sonuç itibariyle yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; perdenin aralanması teorisi istisnai bir alan olup oldukça dar yorumlanmalıdır. Somut olayda, davalı şirket ile davacı tarafından adına fatura düzenlenen feri müdahil şirket arasında alacaklı davacıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Mahkemece, her ne kadar davacı şirket ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve feri müdahil şirket kayıtları üzerinde uluslararası istinabe yolu ile bilirkişi incelemesi yapılmış; davalı şirkete ticari defter ve kayıtlarını sunması için süre verilmiş,  davalı şirket vekilince 12/12/2017 tarihli beyan dilekçesi ile ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu adres mahkemeye bildirilmiş ve 30/10/2019 tarihli duruşma ara kararında davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi ek raporu alınmasına karar verilmiş ise de, ara karar gereği davalı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak feri müdahil şirket ile bütçelerinin birbirine karışıp karışmadığı, aynı ve benzer faaliyet alanlarının bulunup bulunmadığı, birinin borcu için diğerinin sorumluluğuna gidilip gidilmediği, bu yönde başkaca ticari ilişkilerinin mevcut olup olmadığı, şirketler arası malvarlığı aktarımının olup olmadığı, şirketler arasında muvazaalı işlem bulunup bulunmadığı  konularında taraf ve mahkeme denetimine uygun gerekçeli rapor alınıp dosya kapsamındaki deliller bu aşamadan sonra değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. Mahkemece bu yönde yeterli inceleme ve araştırma yapılmamış olduğundan davacı  vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.  <br><br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2024 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.24/04/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"373a2ba9366d7c8a","SID":"d90717986105adb0"}}