{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2034 <br>KARAR NO:2025/363<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/06/2021<br>NUMARASI:2019/315 Esas -  2021/457 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin otel, kozmetik sektöründe imalat ve tasarım konusunda saygın bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin ürettiği ürünler ile ilgili Çin'den tedarik ettiği ham maddenin Türkiye'ye taşınması hususunda davalı şirket ile anlaştığını, davalı şirket tarafından düzenlenen 20/01/2017 tarih ... numaralı 10.623,09 TL faturada belirtilen 702,00 TL lik taşıma bedeli ödendiğini, davalı tarafından \"...\" adlı gemi ile taşıttırılan mallar kararlaştırılan sürede müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve üretimde gecikmeler yaşandığını, müvekkili şirketin üretimin daha fazla gecikmemesi amacıyla aynı faturada Liman Masrafları adı altında yer alan 9.794,73 TL lik haksız tutarı da davalıya ödemek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin ödediği bedelin iadesi için talepte bulunduğunu ve iade edilmediğini, faturadan kaynaklı olarak ödenen tutarın istirdatı amacıyla davalı şirket aleyhinde ... sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu ileri sürerek ...sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı şirketin % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, derdestlik itirazında, davacı şirketin aynı alacağa ilişkin İstanbul ... İcra müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 01/02/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, esasa ilişkin itirazlarında, davacı ile müvekkili arasında taşıma anlaşmasına ait herhangi bir sözleşme mevcut olmadığını, davacının yükünün parsiyel bir yük olduğunu aynı konteyner içinde birden fazla müşteriye ait ürünler bulunduğunu, davacı ile dava dışı ... isimli firma arasında anlaşma yapılmış olduğunu, müvekkilin yurt dışı firmanın talebi üzerine Türkiye'ye mal gönderiminde bulunduğundan müşterilerinin ordinolarını ileten ve serbest olarak gümrük işlemleri yapan firma olduğunu, bu nedenle müvekkiline işbu davanın yöneltilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafından ödendiği iddia edilen 10.623,02 TL'lik tutarın müvekkiline ödenmediğini, ürünlerin davacıya süresinde teslim edilmediğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu yönüyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ana konşimentoya bakıldığında geminin çıkış tarihinin 15/12/2016 olduğunun görüleceğini, geminin 14/01/2017 tarihi olduğunu, bu tarihin hafta sonu olması sebebiyle işlem yapma tarihinin 16/01/2017 olduğunu, davacının ödendiğini iddia ettiği ödemenin liman başkanlığına ödendiğinin görüleceğini ileri sürerek öncelikle derdestlik itirazının göz önüne alınarak davanın reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davacı ile davalı arasında davalıya ait emtianın Çin'den... limanına taşınması hususunda sözlü bir anlaşma yapıldığı, anlaşma uyarınca da davalı tarafından davacıya ait emtianın taşındığı ve davacıya teslim edildiği, taraflar arasında kararlaştırılmış süre olduğuna veya emtianın davacıya geç teslim edildiğine ilişkin dosyaya ibraz edilmiş bir delil bulunmadığı, taşımaya konu konşimento muhteviyatındaki emtianın gönderen davalı tarafından ödenen navlun ücretine dahil olmayan varış limanındaki ardiye, aktarma, işgaliye, tartı ve tüm masrafları üstlenmenin alıcı olarak davalının sorumluluğunda bulunduğu, davacı tarafından navlun bedeli dahil faturada belirtilen liman masraflarının da davalıya ödendiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı her ne kadar taşımaya konu emtianın davalı tarafından geç teslim edildiğini ve zarara uğradığını iddia ederek davalıya ödenen liman masraflarını davalıdan talep etmiş ise de navlun dışındaki tüm masraflardan davalının sorumlu olduğu, davacının emtianın geç teslim edildiğini ispata yarar bir delil dosyaya sunmadığı gibi taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme de olmadığı, kaldı ki uyuşmazlığa konu faturanın hem davacı hem de davalı defterlerine usulüne uygun olarak kayıt edildiği ve yapılan ödeme ile de alacak borç ilişkisinin sona erdiği, davacı tarafından davalıya düzenlenmiş bir iade faturası da olmadığı gibi yapılan ödemeye ilişkin bir itirazi kayıt da bulunmadığı, liman masraflarından davacının sorumlu olduğu sabit olmakla ve davacı tarafından bu ödeme de davalıya yapılmış olmakla davalı tarafından liman masraflarına ilişkin alınan ödemenin ilgili liman müdürlüğüne ödenip ödenmediği hususunun artık davalının sorumluluğunda olduğu, zira davalının da yapılan bu ödemeyi ticari defterlerine kayıt ettiği ve ikrar ettiği anlaşılmakla davacının geç teslimi ve zararı uğradığını ispatlayamadığı ve ödemekle yükümlü olduğu liman masraflarını davalıdan talep edemeyeceği ve ihtilafa konu faturayı da ticari defterlerine usulüne uygun olarak kayıt etmiş ve davalıya herhangi bir iade faturası da düzenlemediği, faturanın davacı yönünden kesinleştiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince dava şartı kapsamında arabuluculuk görüşmelerine/ilk toplantıya katılmayan davalı yararına ilam vekalet ücretine karar verilmesi ve ayrıca davalının yargılama giderleri ile hazine tarafından arabulucuya ödenen arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmamasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, zira, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-11 fıkrasına göre arabuluculuk görüşmelerinde ilk toplantıya katılmayan davalının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasının yanı sıra lehine vekalet ücretine  de karar verilemeyeceğini, dosyada mübrez 06.02.2019 tarihli “Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı” nda “ Adı geçen taraflardan .... A.Ş. vekili Av. ... geldi. .... şti’ye toplantı gününe ilişkin davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen toplantıya katılmadı” şeklinde yer alan açıklamadan da açıkça anlaşılacağı üzere davalı yan ilk toplantıya katılmadığı gibi kendisine tebligat yapılmasına karşın geçerli biz mazeretin de arabulucuya bildirmediğini, buna göre ilk derece mahkemesince, üstelik yargılama giderleri, hazine tarafından arabulucuya ödenen arabuluculuk ücreti ve davalı yararına karar verilen ilam vekalet ücreti yönünden verdiği karar açıkça anılan yasal düzenlemeye aykırı olup, kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, kaldı ki, 20.04.2021 tarihli celsede mahkemece davanın reddi halinde davalı yanın yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği yönündeki taleplerinin de ilk derece mahkemesinin dikkatinden kaçtığını, davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının da hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, davalı tarafından “ ...” adlı gemi ile taşıttırılan mallar kararlaştırılan sürede müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve üretimde gecikmeler yaşanması üzerine üretimin daha fazla gecikmemesi amacıyla  aynı faturada “Liman Masrafları” adı altında yer alan 9.794,73-TL lik  haksız tutarı da davalıya ödemek durumunda kaldıklarını, nitekim, seçenekli düzenlenen 12.02.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de müvekkili şirket adına gönderilen emtia için davalı tarafın liman başkanlığına ödendiği masrafları belgelendiremediğinin tespit edildiğini, her ne kadar itirazi kayıtsız olarak faturanın kabul edildiğini ve iade faturası düzenlenmediğini, bilirkişi raporunda belirtmiş ise de faturanın müvekkili şirket kayıtlarına alınma tarihi 26/01/2017 olup,  dava konusu takip tarihi ise 01/02/2017 olduğunu, bu nedenle 8 günlük faturaya itiraz süresi içerinde müvekkili şirketçe takip başlatılmış olmakla, sözü edilen faturaya da böylelikle itiraz edilmediğini, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.06.2021 tarih ve 2019/315 E., 2021/457 K. sayılı. sayılı ilamın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, yapılacak istinaf yargılaması neticesinde davanın kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davalı  tarafından davaya konu taşımalar nedeniyle tahsil edilen liman masrafının haksız alındığından bahisle bu bedelin tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, yargılama giderlerinin dağıtımının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, ... (... sayılı dosyada verilen yetkisizlik kararı üzerine) sayılı takip dosyası ile \"20.01.2017 tarih ... seri ve sıra nolu faturaya istinaden ödenen bedelin istirdatı\" borcun sebebi gösterilerek  9.794,73 TL'nin  tahsili istemiyle 01.02.2017 tarihinde ilamsız  takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı, alıcısı olduğu malların kararlaştırılan sürede kendisine teslim edilmediğini, üretimde daha fazla gecikmemesi amacıyla aynı faturada liman masrafları adı altında yer alan 9.794,73 TL tutarı davalıya ödemek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin ödediği bedelin iadesi için talepte bulunduğunu ve iade edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı ile müvekkili arasında taşıma anlaşmasına ait herhangi bir sözleşme mevcut olmadığını, davacının yükünün parsiyel bir yük olduğunu, davacı ile dava dışı ... isimli firma arasında anlaşma yapıldığını, davanın kendisine yöneltilmeyeceğini, davacının ödendiğini iddia ettiği ödemenin liman başkanlığına ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir Dosya kapsamından 8 farklı konşimentoya kayden muhtelif alıcılara ait emtiaların “...” adlı gemiyle Çin'den ... Limanı'na deniz yolu ile  dava dışı ....Ltd isimli firma tarafından taşındığı, ... numaralı konteynır için Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne konteynirdaki eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesine getiren veya eşyanın gümrük bölgesine taşıma sorumluluğunu üstlenen kişi olarak  davalı tarafından özet beyan formu verildiği, davacı adına 218 koliye istiflenmiş 2.730 kilo plastik poşet türü emtia için ... sayılı konşimentoda “navlunun gönderen tarafından ödenmiş” olduğunu belirten “...” ibaresinin yer aldığı, davalı tarafından davacı hakkında 20.01.2017 tarih 282103 sayılı ve 10.623,09 TL ordino ve liman masrafına ilişkin fatura düzenlendiği, davacının davalı hesabına 20.01.2017 tarihinde 10.623,09 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafça istirdat istemine konu edilen ve davalı tarafından davacı hakkında düzenlenen 20.01.2017 tarih 282103 sayılı ve 10.623,09 TL tutarlı fatura, navlun ücreti kapsamında olmayıp, taşıma işi tamamlandıktan ve taşınan mal varma limanına ulaştıktan sonra yapıldığı belirtilen ordino ve liman masrafına ilişkindir. Davacı dosya kapsamındaki delillere göre alıcısı olduğu emtianın kendisine geç teslim edildiğini ispatlayamadığı gibi ilgili konşimentoda bulunan “...\" ibaresinin  gönderen tarafından  ödenen navlun ücretine dâhil olmayan, varış limanındaki masrafları kapsamadığı gözetildiğinde davaya konu edilen liman masrafından davacı sorumludur. Davacının liman masraflarını doğrudan liman başkanlığına ödediğine dair iddia ve ispatı bulunmamasına göre liman masrafları için davalıya yapılan ödeme haksız bir ödeme olmayıp, davacının ödediği bedeli davalıdan talep edemeyeceği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağına göre davalı taraf usulünce bildirim yapılmasına rağmen arabuluculuk toplantısına katılmadığı, bu nedenle arabuluculuk faaliyetlerinin sonlandırıldığı kayıt altına alınmıştır. 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 11. Fıkrası; \"(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" düzenlemesini içermekle birlikte  Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve E: 2023/160, K: 2024/77 sayılı Kararı ile fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi ile aynı fıkranın ikinci cümlesi iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/1/2025) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası, 14 Kasım 2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve  7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25. Maddesi yönünden yayını tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile \"6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.” şeklinde ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.” hükmü getirilmiştir. Somut olayda Anayasa mahkemesinin iptal kararı ve yeni yasal düzenleme birlikte nazara alındığında harçlandırılmış dava değeri üzerinden davalı yararına hesaplanacak vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi ve davalının yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu duruma göre dava değeri 9.794,73 TL olup, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği davalı yararına hükmedilmesi gereken 9.794,73 TL vekalet ücretinin 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi gereği ise yarısı olan 4.897,36 TL vekalet ücretinin takdiri gerekecek ise de -istinaf edenin sıfatına göre aleyhe kaldırma yasağı  dikkate alınarak-  vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden mahkemece verilen karar sonucu itibariyle doğrudur. Ancak  değişen kanun hükmü gereği davalının , arabuluculuk ücretinin de dahil olduğu yargılama giderinin  yarısından sorumlu tutulması gerekmesine göre davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde olup, Dairemizce arabuluculuk ücreti olan 1.320 TL'nin ve 1.590,60 TL yargılama giderinin  taraflar arasında eşit olarak paylaştırılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; yargılama giderleri hakkında Mahkemece verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde  karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın REDDİNE, 2-Dava açılırken alınması gerekli 59,30 TL harcın peşin olarak 167,27 TL alındığından bakiye fazla alınan 107,97 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta masrafı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.590,60 TL yargılama giderinin 795,30 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın daavacı  üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca  4.080,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan  alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11. Fıkrası  uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenmesi gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin  660,00 TL'sinin davacıdan, bakiye kalan 660,00 TL'sinin ise davalıdan  tahsili ile hazineye irat kaydına,6-Artan gider avansının karar kesin olduğundan  HMK 333. Madde ve  Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 16,50 TL olmak üzere toplam 178,6‬0 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c49f62a962b03c5","SID":"e9ec1e2ba479b2a6"}}