{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/1705 <br>KARAR NO:2025/391<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/12/2020<br>NUMARASI:2014/271 Esas, 2020/829 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/04/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinde kaynaklanan bakiye alacak ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair  verilen karara davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili;  taraflar arasında 01/09/2012 tarihli, Kurtköy, ... ada, ... nolu parsel üzerinde A,B ve C blok ve sosyal tesis bölümleri ve anaokulu bölümlerine; makineli alçı sıva yapılması, kaba sıva yapılması, şap yapılması, yer ve duvar seramik kaplamalarının yapılması, dış cephelerde mantolama yapılması, dış cephelerde fuga uygulamalarının yapılması işine dair taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşme mucibince davalı iş veren tarafından 30/10/2012 tarihinde yetersiz ve noksanlı bir şekilde yer teslimi yapıldığını ve bu tarih itibariyle işe başlanıldığını, söz konusu işin sözleşmede zikredilen şekilde 30/09/2014 tarihi itibariyle tam teşekküllü olarak faaliyete geçmiş  şekilde bitirilerek teslim edildiğini, imalat ve yapım esnasında muhatap şirket yetkililerinin talepleri üzerine sözleşme dışı olarak da, saten alçı ve su bazlı boya yapımı, 6 cm -9 cm şap işleri farkı, kaba sıva işleri yapıldığını, muhatap tarafından sözleşme kapsamındaki hakedişlerin süresinde yapılmaması nedeniyle de bu sözleşme dışı işlerin tespit süreci yapılmadan imalatın davacı şirketçe tamamlandığını, keşif bedeli haricinde imalatların artışına; muhatabın, planlı ve hazırlıklı olarak işe başlamaması, projede sürekli değişiklikler yapması, uygulamayı yerinde tariflerle yaptırmaya çalışması, mimari uygulama projesi ve karar sorumluluklarında geç kalması ve geçerli olan yasal prosedürlere uygun onaylı projenin davacı şirkete verilmemesi nedeniyle sürekli gecikmeler ve yapılan imalatın muhatabın talebiyle yıkılıp tekrar yapılması ve birçok imalatın projesiz ve yerinde tarifle yapılması nedeniyle inşaatta aksamalar yaşanmasının neden olduğunu, bunlara rağmen davacı yüklenici şirketin sözleşme konusu işi süresinde bitirdiğini ve muhatapça teslim alınıp zamanında işletmeye açıldığını, bu uygulamalar sırasında muhatapça durumun maliyetleri artırıcı etkisi üzerinde durulmadığını, ancak muhatabın tüm taleplerinin davacı  şirket tarafından en iyi şekilde ve tüm yasal yeterlilik şartlarıyla tamamlandığını ve teslim edildiğini, muhatapla imzalanmış sözleşmeler neticesinde muhataba toplam KDV dahil 1.353.583,664 TL imalat yapıldığını, bu imalata karşı muhataptan toplam KDV dahil 1.180.834,00 TL ödeme alınabildiğini, bakiye kalan 172.749,664 TL'nin ise halen ödenmediğini, ayrıca muhataba sözleşme dışı olarak imalatı yapılan imalatlarının bedellerinin de ödenmediğini,bu imalat bedellerinin ödenmemesi üzerine; davacı şirketin taşeronlarıyla sorunlar yaşadığını, davalı şirket yetkililerinin 20/01/2014 tarihinde haksız ve gerçek duruma tamamen aykırı  \"tutanaktır \" başlıklı belgenin imzalanmadığı takdirde hiçbir şekilde ödeme yapılmayacağı, ayrıca da olmasa da gecikme ve eksik imalat nedeniyle ceza verileceği tehdidiyle  imza atmak zorunda bırakıldığını, ancak gerek sözleşme gerekse de yapılan imalat kapsamında imalat karşılığı bedellerin ödenmediği, tutanak adı altındaki belgede hiçbir rakam ve açıklama bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, ayrıca irade yokluğu nedeniyle de geçersiz olduğunu, davalıya bu hususta Bakırköy ... Noterliğinin 03/04/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini ve sözleşme konusu işin ödenmeyen imalat bedeli olan ve sözleşme dışı olarak imalatı yapılan ve hakedişlere de girmeyen bedellerin ödenmesinin talep edildiğini, ancak muhatapça bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek; şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kurtköy ...'ndeki yapım işlerinden bazılarını 01/09/2012 tarihli sözleşme ile davacıya devrettiğini, davacının yetersiz ve noksan yer teslimi yapıldığı iddiasının gerçeklerle bağdaşmadığını, davacı yanın sözleşme konusu işin yapılacağı yeri görüp gerekli incelemeleri yaparak sözleşmeyi imzaladığını, davacının sözleşme konusu işi sözleşmede öngörülen sürede bitiremediğini, teslimde geciktiğini, sözleşmeye göre işin 30/12/2012 tarihinde geçici kabule hazır hale geleceğinin hüküm altına alındığını, davacının sözleşme kapsamındaki hak edişlerini eksiksiz olarak aldığını, taraflar arasında akdedilen 20/01/2014 tarihli tutanak ile tarafların birbirlerinden herhangi bir alacağının olmadığının kayıt altına alındığını, davacının işbu belgenin kandırılmak suretiyle imzalatıldığını iddiasının basiretli bir iş adamı gibi davranma ilkesine aykırı olduğunu, sözleşme konusu işe ait projede değişiklik yapılmadığını, sözleşmede kararlaştırılan dışında iş yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak; davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 10/12/2020 tarihli  karar ile; davacı tarafça, davalı ile yapılan sözleşmeden kaynaklanan ve sözleşme dışı işlerden kaynaklanan hak ediş alacaklarının tahsilinin talep edildiği; davalı tarafından, tarafların birbirini ibra ettiği savunularak, davanın reddinin talep edildiği, taraflarca imzalanan ve imzası ikrar edilen 20/01/2014 tarihli \"Tutanaktır\" başlıklı belge ile; davalı... İnşaat'ın, davacı ... İnşaat'a tüm ödemelerini tam ve eksiksiz olarak yaptığı, davalının davacıya ve onun alt taşeronlarına, tedarikçilerine ve çalıştırdığı işçilerine hiçbir borç ve alacağının bulunmadığının belirtildiği, anılan belgenin, niteliği itibari ile ibraname niteliğinde olduğu, bu nedenle de davacının davalıdan dava konusu iş nedeniyle herhangi bir alacağının bulunmadığının kabulünün gerektiği,  Her ne kadar davacı vekilince, söz konusu tutanağın, imzalanmaması halinde ödeme yapılmayacağı tehdidi ile imzalandığı ifade edilmiş ise de; tutanağın tehdit ve baskı ile imzalandığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delilin mevcut olmadığı, ödeme yapılmayacağı tehdidi ile belgenin imzalanmasının basiretli bir iş adamı gibi davranma ilkesi ile bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine  karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; sözleşme konusu iş sözleşmeye uygun olarak 30/09/2014 tarihi itibariyle tam teşekküllü olarak faaliyete geçmiş olarak açılacak şekilde bitirilerek teslim edildiğini,  davalı şirketin talepleri üzerine sözleşme dışı  olarak; saten alçı +su bazlı boya yapımı, 6cm-9cm şap işleri farkı,  kaba sıva işleri yapılmış, ayrıca ek keşifte belirtilen işleri de  yaptığını, bu işlerin yapıldığı bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, davalı tarafından işin yapımı esnasında sözleşmeye gereğince hakedişler zamanında yapmamış olsa da  işin gecikmeye girmemesi için davacı şirketçe imalatın tamamlandığını, hesap mutabakatı yapılmadığını, ticari ilişkinin sonlandırılmadığını, uzun süredir ödeme alamaması nedeniyle oldukça zor durumda olan davacıya, davalı tarafça \"tutanaktır\" başlıklı bir yazıyı imzalamazsa ödeme yapılmayacağı belirtilerek zorla imzalatıldığını, Bakırköy ... Noterliği 03.04.2014 tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarname ile yazı içeriğinin zorla imzalatıldığı, davalı tarafından irade fesadıyla imzalatıldığı açıkça beyan edilmiş ve kabul edilmediği, davalı şirkete ihtar edilerek; alacakların talep edildiğini,  belgede imzası olan ve davacının taşeronu olan ... tarafından, açıkça yazılı beyanla belgenin zorla imzalatıldığının beyan edildiğini, beyan aslını mahkemeye sunduklarını, bu kişinin  aynı zamanda  11.10.2016 tarihli dilekçede davalı tarafından da  tanık  olarak gösterildiğini, mahkemece  tanık dinlenmeden karar verildiğini,  dava açılmadan ve cebren imzalatılan belgenin üzerinden 1 yıldan daha uzun süre geçmeden irade fesadı ve cebir halinde yapılması gerektiği gibi Bakırköy ... Noterliği 03.04.2014 tarih ve ...Yevmiye nolu ihtarname ile yazı içeriğinin zorla imzalatıldığı ve kabul edilmediğinin davalı şirkete ihtar edildiğini, belgenin; sözleşme kapsamındaki işlere ilişkin olduğunu ancak  bu davanın sözleşme dışı imalatlara ilişkin olduğunu,  belgede hiçbir rakam ve açıklama bulunmaması nedeniyle de ticari hayatta normal kabul edilebilecek bir belge olmadığının açık olduğunu,  aynı bilirkişi  heyetinin 3 ayrı rapor düzenlediğini,  3'ünün de birbiriyle çelişkili olduğunu,  06.03.2017 tarihli 1. bilirkişi raporu ile  dosyada \"Tutanaktır\" başlıklı yazı da mevcutken  dahi davacının 932.152,90 TL alacaklı olduğu,  29.06.2018 tarihinde sunulan tarihsiz 2. raporunda; teknik hususların dışına çıkılarak \"Tutanaktır\" başlıklı yazı gündeme getirilerek yanlış bir hukuki değerlendirmeyle davacı  şirketin  belge nedeniyle alacağı olmadığı, 24.12.2019 tarihli 3. bilirkişi raporunda 348.159,73 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini,  davalının ilk cevap dilekçesinde vermiş olduğu beyanlarını, bilirkişi raporu gelmesine müteakip; davalının delil listesini ıslah ederek;    değiştirdiğini; kendi imzalatmış olduğu belgede imalat eksiği olmadığını kabul etmesine rağmen; her nasılsa ...'ya inşaatın tamamlatıldığını, ona ödemeler yapıldığını beyan ettiğini, bu hususların mahkemece incelenmediğini, 1. raporun, davacının alacaklarını karşıladığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen  eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir.Taraflar arasında 01/09/2012 tarihli taşeron sözleşmesi  akdedilmiştir.Davacı yüklenici (taşeron) davalı iş veren tarafından  30/10/2012 tarihinde yetersiz ve noksanlı bir şekilde yer teslimi yapıldığını ve bu tarih itibariyle işe başlanıldığını, söz konusu işin sözleşmede zikredilen şekilde 30/09/2014 tarihi itibariyle tam teşekküllü olarak faaliyete geçmiş  şekilde bitirilerek teslim edildiğini, sözleşme dışı ek işlerde yaptığını, davalı yanın kendisine sözleşmeden kaynaklanan bakiye borcu bulunduğu gibi ek işler bedelini de ödemediğini belirterek  alacak davası açmış, davalı yan ise  işin süresinde bitirilmediğini, davacının  ek iş yapmadığını, 20.01.2014 tarihli belge ile kendisini ibra ettiğini bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, mahkemece;taraflarca imzalanan ve imzası ikrar edilen 20/01/2014 tarihli \"Tutanaktır\" başlıklı belge ile; davalı ... İnşaat'ın, davacı ... İnşaat'a tüm ödemelerini tam ve eksiksiz olarak yaptığı, davalının davacıya ve onun alt taşeronlarına, tedarikçilerine ve çalıştırdığı işçilerine hiçbir borç ve alacağının bulunmadığının belirtildiği, anılan belgenin, niteliği itibari ile ibraname niteliğinde olduğu, bu nedenle de davacının davalıdan dava konusu iş nedeniyle herhangi bir alacağının bulunmadığı, her ne kadar davacı vekilince, söz konusu tutanağın, imzalanmaması halinde ödeme yapılmayacağı tehdidi ile imzalandığı ifade edilmiş ise de; tutanağın tehdit ve baskı ile imzalandığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delilin mevcut olmadığı, ödeme yapılmayacağı tehdidi ile belgenin imzalanmasının basiretli bir iş adamı gibi davranma ilkesi ile bağdaşmadığı gerekçesi ile davanın reddine  karar verilmiştir.Somut olayda; davacı yan davalı yanı ibra ettiği  20/01/2014 tarihli \"Tutanaktır\" başlıklı belgedeki imzayı  kabul etmiş ancak belgeyi alacaklarının ödenmemesi baskısı ve tehdidi ile imzaladığını iddia etmiş ise de bu konuda dosyaya  savcılık şikayeti vb. gibi bir delil sunmamıştır. Sözleşmeye göre işin  30.12.2012 tarihinde geçici kabule hazır hale getirilmesi gerekirken, ibraname tarihine bakıldığında davacı yanın işi geç teslim ettiği de anlaşılmaktadır.Davacı yan ayrıca  davalının tanık olarak gösterdiği  ...'nın dinlenmesi gerektiğini iddia etmiş ise de  davalının cevap dilekçesinde açıkça tanık deliline dayanmadığı ancak  11.10.2016 tarihli delil dilekçesinin ıslahı başlıklı dilekçe ile bu kişiyi tanık olarak gösterdiği, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmayan ve cevap dilekçesini ıslah etmeyip, delil dilekçesinin  ıslahı, dava dilekçesinde  dayanılmayan tanık delilinin dinlenme olanağı olmadığı,  davalı yanın dosyaya sunduğu, davalı ile ... ile ibraname tarihinden sonra  yapılan; 25.01.2014 tarihli sözleşme başlıklı belgeden,  davalının ek işleri  dava dışı ...'ya  yaptırdığı anlaşıldığından mahkemec; geçerli bir ibraname bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/12/2020 tarih ve 2014/271 Esas, 2020/829 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"004d89af78371f8c","SID":"753fab7750b32ccd"}}