{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/560 <br>KARAR NO: 2025/627<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2025<br>NUMARASI: 2023/1156 Esas - 2025/94 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili;  müvekkili şirketin iş güvenliği alanında gerekli koruyucu ekipmanların pazarlaması işi yaptığını, davalının 04.06.2018 tarihinde müvekkili şirkette “Satış Uzmanı” sıfatıyla, dava dışı ... isimli şahsın ise ... şirketinde 06.09.2017 tarihinde “Satış Müdürü”olarak çalışmaya başladıklarını,pozisyonları gereği müvekkili şirketin müşteri , alış ve satış fiyatları ile ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduklarını, akabinde dava dışı ...'un gerekçe bildirmeden istifa ettiğini,ticari rakipleri ... Ltd. Şti. unvanlı firmada işe başladığını, bu kişinin davalıyı ikna ederek aynı yerde işe başlamasını sağladığını,dava dışı işyerinin müvekkili şirketin müşterisi ve rakibi olduğunu , davalının eylemlerinin iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğu gibi haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin zararına sebebiyet verdiğini,davalının sebep olduğu zararın iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartı aşkın nitelikte olduğunu beyanla, HMKnın 107 maddesi gereğince, şimdilik 5.000-TL maddi tazminat, cezai şart ve 10.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>TALEP ARTIRIM: Davacı vekili,cezai şart talebini 1.000-TL'den 44.061,50-TL’ye artırdığını beyan etmiş  ve harcı ikmal etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafça dava ... firması ile davacı şirketin karşılıklı ticari ilişkide bulunduklarını ancak bir yandan da rakip firma olarak nitelendirildiğini,  ancak tarafların sattıkları ürünler incelendiğinde farklı markalara ait ürünlerin satıldığının tespit edileceğini, ...'nin davacı şirketin tedarikçi firması olduğunu, davacı şirkette bulunmayan ürünlerin alınıp piyasaya sürüldüğünü,davacının...ne sattığı maldan daha çok o firmadan  ürün alarak dışarı sattığını,müvekkilinin davacı Şirkette işe başlaması ile birlikte artan satışlarının nedeni, müvekkilinin geçmişteki iş hayatında edindiği müşteri portföyü olduğunu,  davacı şirket üretim firması olmadığından rekabete konu olabilecek ticari  sırlarının mevcut olmadığını, davacı şirket dava dilekçesinde müvekkilinin iş, üretim ve müşteri sırlarını açığa çıkardığını, iddia etmiş ise de davacının herhangi bir ... veya ticari sır niteliğinde bir bilgi kaynağı bulunmadığını,sadece belli başlı markaların satıcısı olduğunu, rekabet yasağına aykırılık teşkil eden unsurlar bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından, davacı şirkette satış uzmanı sıfatıyla 04/06/2018 tarihinde satış müdürü olarak çalışmaya başlayan davalının rekabet yasağı sözleşmesi imzaladığı ve davacıdan işten ayrıldıktan sonra davacı ile rakip olan ... Şirketinde çalışmaya başladığı, davalının imzaladığı sözleşme uyarınca brüt ücretin 10 katı tutarında cezai şart, davacı firmaya verdiği zararlar nedeniyle 5.000-TL maddi tazminat ve 10.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi için dava açıldığı, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışmaya başladığı, davalının davacı ile olan iş akdini haklı olarak feshettiğine dair delil sunmaması, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin Borçlar Kanunu'na uygun düzenlendiği,davalının sonradan çalışmaya başladığı şirketin davacı şirket ile rakip şirket olduğunun anlaşılması, satış uzmanı olarak çalışan davalının davacının satış stratejisi hakkında  bilgi sahibi olması gözetilerek cezai şart koşullarının oluştuğu, ancak davalının yönetici pozisyonunun olmaması, davacı şirkette kısa süre çalışması nedeniyle kararlaştırılan cezai şartta %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış, hakkaniyet indirimi yapılan kısım yönünden vekalet ücreti hükmedilmemiş, davacının maddi zararı somut olarak tespit edilemediğinden ve manevi tazminat koşulları oluşmadığından davacının zarar ziyandan kaynaklı maddi tazminat, manevi tazminata yönelik davanın reddine, 26.436,09-TL haksız rekabetten kaynaklı cezai şart bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının dayandığı rekabet sözleşmesi ile iş sözleşmesi; yalnızca işçi aleyhine cezai şart öngördüğünden geçersiz olduğunu, 6098 Sayılı TBK'nın 420. maddesinde; \"Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.\" şeklinde açıkça düzenlendiğini, rekabet yasağı taahhüdünde davacı işverenin imzası olmadığını, her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin bağlayıcı olması için her iki tarafın da imzasının bulunması gerektiğini, İş Sözleşmelerinde, davacı işverenin imzası olmadığını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar olmadığını,davanın usulden reddi gerektiğini,sözleşmede yalnızca işçi aleyhine ceza koşulu düzenlendiğini, bu sözleşmenin 4. maddesinin işveren aleyhine cezai koşul içerdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini, işverenin bir karşı edim üstlenmediğini dava dışı ... aslında davacı şirketin tedarikçi firması olduğunu, müvekkilin davacı şirkette işe başlaması ile birlikte artan satışlarının nedeni, müvekkilinin geçmişteki iş hayatında edindiği müşteri portföyü ve bilgi birikimi olduğunu, davacı şirketin herhangi bir ... veya ticari sır niteliğinde bir bilgi kaynağı bulunmadığını, üretici firma değil belli başlı markaların satıcısı konumunda olduğunu, kararının maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden istinaf etmediklerini belirterek cezai şart bedeli yönünden verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.  6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; davalının 04.06.2018 tarihinden itibaren davacı şirkette satış uzmanı olarak çalışmaya devam ettiği, 29.03.2019 tarihinde kendi isteğiyle davacı iş yerinden ayrılarak, 2 yıllık süre içerisinde olmak üzere  08.04.2019 tarihinde davacı şirket tedarikçisi  olan dava dışı firmada  satış uzmanı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Taraflarca akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin 2 maddesinde; personelin, işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir firmada, rakip firmada veya şirketin faaliyet konusunu oluşturan alanlarda faaliyet gösteren rakip  bir firmada iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süreyle İstanbul bölge sınırları içerisinde çalışamayacağı, 3 maddesinde ise, yukarıdaki hükme aykırılık halinde personelin işverene en son aldığı brüt ücretten 10 aylık brüt ücreti tutarında cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Hükümdeki süre ve coğrafi alan sınırlaması nedeniyle, işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmesinden söz edilmesi mümkün olmayıp, taahhütte bulunan  davalının imzası bulunmasının yeterli olduğundan  cezai şart hükmü geçerlidir.Davalı vekilince, TBK’nın 420. maddesi gereğince hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak somut olayda davacı hizmet sözleşmesine değil, TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine/şartına dayalı olarak talepte bulunmaktadır. İş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir (Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas-2020/3179 Karar sayılı, 24.06.2020 tarihli ilamı). Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul görmüştür. Cezai şart hükmünün karşılıklı olması gerekmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.  TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.Dosya kapsamından; davalının, davacının iş yerinde satış uzmanı olarak çalıştığı, bu nedenle davacı şirketin müşteri ve fiyat bilgilerine vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de satış uzmanı olarak çalışmakta olduğu tespit edilmiştir. Davalı, davacı işyerinde şirketin iş ve müşteri bilgilerine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra da dava dışı şirkette aynı işi yapmaya devam etmiştir. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı da cezai şart talebi için yeterlidir. Davadışı şirketin dava şirketin tedarikçisi ve karşılıklı mal alım satımı yaptıkları anlaşılmasına göre  benzer/ortak alanlarda faaliyet gösterdiği sonucuna  varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle,cezai şart talebi bakımından belirsiz alacak davası koşulları taşımadığı ileri sürülmüş ise de, davada ayrıca haksız rekabet nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğu, bu kısım talebin reddine karar verildiği, davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşıdığı sonucuna varılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 1.805,84‬-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan ‬1.190,44‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/04/2025\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10a83d0c415613ef","SID":"00f4ccef7bfe401f"}}