{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1523 Esas<br>KARAR NO:2025/583 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/398 Esas- 2022/264 Karar<br>TARİH:11/05/2022<br>DAVA:Tanıma Ve Tenfiz<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Uluslararası piyasada gemi işletmeciliğ ile iştigal eden müvekkilinin, davalı ile akdettiği 16.09.2019 tarihli çarterparti ile \"...\" isimli gemiyi 1.800 mt \"...\" cinsi yükün 18-20 Eylül 2020 tarihleri arasında Tekirdağ-Türkiye'den Barcelona-İspanya'ya taşınması için davalıya kiraladığını, çarterparti koşullarını belirleyen bağlantı özetinin ek maddelerinde ve çarterpartide atıf yapılan asbatankvoy çarterpartinin 11.ve 24. maddelerinde bundan çıkabilecek ihtilafların, İngiliz Hukukuna tabi olduğu ve uyuşmazlık halinde İngiltere'nin Londra kentinde tahkime gidileceğinin düzenlediğini, gemi çarterparti koşullarına uygun şekilde 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanına gelerek hazırlık mektubu vermişse de davalı tarafın 20.09.2020 tarihinde müvekkiline gönderdiği e-posta ile seferin iptal edildiğini bildirdiğini, davalı tarafın böylece çarterparti uyarınca borçlarını yerine getiren ve gemisini hazır bir biçimde yükleme limanına getiren müvekkilinin navlundan yoksun kalmasına ve zarara uğramasına neden olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi ve haksız şekilde sona erdirilmesi üzerine, çarterpartideki tahkim şartı gereğince müvekkilince davalı aleyhine Londra'da tahkim başlatıldığını, davalı tarafın da tahkime katıldığını, yapılan tahkim yargılaması sonucunda hakemler ..., ... ve ... tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararında müvekkilinin davasının kabul edildiğini, davalının müvekkili şirkete 82.498 ABD Doları tazminat ile 28,150 İngiliz Sterlini hakem ücretini faizi ile birlikte ödemesine, tahkim ile bağlantılı olarak yapılan masrafların da davalı tarafça ödenmesine karar verildiğini, bu hususun şimdilik tarafların mutabakatına bırakıldığını, bu yönde mutabakata varılmadığı durumda ek hakem kararı verileceğinin hüküm altına alındığını, tenfiz talebine konu Hakem Kararı'nın verildiği ülke olan İngiltere ile Türkiye'nin, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında 10 Haziran 1958 tarihi ile New York'da yapılan sözleşmeye taraftar olduklarını, Türkiye açısından yabancı bir hakem kararı niteliğinde olan Hakem Kararı'nın Türkiye'de tenfizinin anılan Konvansiyon hükümlerine tabi olduğunu, tenfiz taleplerine konu Hakem Kararı hem New York Konvansiyonu'nda hem de 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da öngörülen tüm koşulları haiz olduğunu, tenfiz şartlarının gerçekleşmiş olduğunun sabit olduğunu, bunun yanı sıra huzurdaki tenfiz davasının açılabilmesi için gerekli yasal şartların tamamlanabilmesi amacıyla yapılan 4.900 TL tercüme masrafı ile 19.890 TL noter tasdik, masrafının da Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323 gereği \"yargılama giderleri\" kapsamında olduğunu,  İngiltere'deki tahkim sürecini takip edip tamamlayan müvekkilinin elinde hakem kararından başka güvence bulunmadığı için alacağını tahsil edememe riskini taşıdığını beyanla ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile tenfiz taleplerine konu Hakem Kararı'nda hüküm altına alınan 82.498 USD ve 28.150, GBP alacak için davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, devamında davanın kabulü ile dilekçeler ekinde sunulan taraflar arasındaki sözleşmedeki tahkim şartı çerçevesinde İngiltere'nin Londra kentinde yürütülen tahkim sonucunda hakemler ..., ... tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararının aynen tenfizine karar verilmesini, tenfiz taleplerine konu hakem kararının tercümesi ve onaylanması için yapılan toplam 24.790 TL de dahil olmak üzere tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının vekaletnamesinin usulüne uygun düzenlenen bir vekaletname olmadığını, konsolosluğun bu kişilerin davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair bir tasdikinin bulunmadığını, konsolosluk tarafından sadece imzaların bu kişilere ait olduğunun tasdik edildiğini, bahsedilen iki şahsın Malta'da kurulu davacı şirket ile ne ilgisi olduğu ve temsil veya ilzama yetkili olup olmadığının vekaletnameden belli olmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde alacakların ve hakem kararının tercümesi için yapılan 24.790 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı müvekkile ödenmesinib talep edildiğini, davacının dava şartı olarak arabuluculuğu yerine getirmeden davayı açtığını, dolayısı ile davanın usulden reddi ve ihtiyati haczin de kaldırılması gerektiğini, davanın yabancı hakem kararının tenfizi ve alacak davası olduğunu, Deniz Ticaret ile ilişkili bir ihtilafın söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin tescilli adresinin Feneryolu Kadıköy İstanbul adresinde olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin İstanbul'da merkezi olan ve Tekirdağ'da üretim tesisleri bulunan kimyasal madde üretimi ve ticareti yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin merkezinin İspanya'da bulunan ... adlı şirkete satılmak üzere ve bu şirketinde atadığı ... isimli, yetkili ... Firmasının da denetimi altında 1800 metrik ton \"...\" isimli kimyasalı ürettiğini ve satışa hazır hale getirdiğini, ... firmasına yapılan satış ...bazlı olduğu için yükün İspanya'ya taşınmasının da müvekkili uhdesinde olduğunu, ... isimli kimyasalın ... 3826.00.10.00.19 tarife kodunda belirtildiğini ve üretimi ve ihracatının herhangi bir özel lisansa veya özel izne tabi olmayan bir kimyasal madde olduğunu, müvekkilinin ürettiği malın alıcısı olan ... firması ile yaptığı sözleşme gereği yükün gemi ile Tekirdağ limanından İspanya'nın ... limanına taşınması için davacı gemi sahibinin gemilerinin ticari işletmesini yapan ...şirketiyle temasa geçtiğini, taşıma için müvekkili şirket çalışanının broker niteliğinde olan ... şirketi vasıtasıyla taşıma sözleşmeleri görüşmelerinde bulunduğunu  ve bazılarında tam anlaşma olmamasına ve herhangi bir sözleşme imzalanmamasına rağmen ilgili yükün ... isimli gemi ile taşınması yönünde mutabakat oluştuğunu, müvekkilinin ürettiği ve yüklemeye hazır durumda tesislerinde bulundurduğu \"...\" isimli özel kimyasalın ihracı için 19 Eylül 2019 tarihinde gümrük beyannamelerini açtığını ve yükü Tekirdağ'daki üretim tesislerinden yüklemenin yapılacağı Tekirdağ limanına kamyonlarla taşımaya başladığını, kolluk kuvvetlerinin \"...\" değil biodizel olduğu şüphesi ile takibat başlatıldığını ve kamyonlarda taşınan yüklere ve üretim tesisinde bulunan tüm \"...\" kimyasal maddelerine Tekirdağ 2.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/2213 D.iş sayılı kararı ile 20.09.2019 tarihinde el konulması kararı verildiğini,  ilgili yükün özel sipariş ile üretildiğini, müşahhas bir yük niteliğinde olduğunu, ... gemisinin 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanına geldiğini ancak müvekkilinin taşınması planlanan müşahhas yüklere mahkeme tarafından el konulduğunu, yükün sürmekte olan yargılama sonucuna kadar ihracının mümkün olmadığını, mücbir sebep nedeniyle geminin yüklenemeyeceğini gemi sahibine bildirdiklerini, davacının taşıma sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile 110.000,00 USD \"ölü navlun\" talep ettiğini ancak müvekkilinin sözleşmenin yerine getirilmemesinde kusuru ve sorumluluğu bulunmaması nedeni ile bu talebin kabul edilemeyeceğini davacıya bildirdiğini, davacının tahkim şartı bulunduğu iddiası ile Londra'da tahkime başvurduğunu, tahkim kararı ile davacının taleplerinin kısmen kabul edildiğini ve davacının huzurdaki tenfiz davasını açtığını, davacının ibraz ettiği hakem kararı üzerinde kesinleşme şerhi bulunmadığı gibi taraflar için bağlayıcı olduğuna dair de bir şerh bulunmadığını, bu eksikliğin giderilmemesinin davanın reddi sebebi olduğunu, davacının tahkim şartı olarak birtakım fotokopiler sunduğunu, ancak herhangi imzalı asıl veya aslı gibidir diye onaylanmış, üzerinde imza taşıyan noter tasdiki olan bir surette sunmadığını, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesinde tahkim şartı bulunmadığını, müvekkili şirketin yetkili temsilcileri arasında bağlantı özetini kabul ettiği ileri sürülen çalışan ...'nın bulunmadığını, bu çalışanın şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığının cevap dilekçesi ekinde sunulan ticaret sicil kayıtları ve imza sirkülerinden açıkça belli olduğunu, şirket yetkilisi ...'in email yazışmalarında bilgi kısmında bulunmasının müvekkili şirket açısından geçerli bir sözleşme kurulması için yeterli olmadığını, savunmalarında ...'in İngilizce bilmediğini, bir e mailin bilgi kısmında bulunmasının müvekkili şirket adına sözleşme ve tahkim şartı yapması ve bu sözleşme ile tahkim şartının müvekkili şirketi bağlaması için yeterli olmadığını ısrarla ileri sürdüklerini, hakemlerin ...'in İngilizce bilmediğine ilişkin delil sunmadıklarını ileri sürdüğünü ve bu savunmalarını reddettiklerini, hakem heyetinin ispatı mümkün olmayan bir şeyi ispat etmelerini istediğini, bir kişinin İngilizce bilmediğinin nasıl ispat edilebileceğini bilemediklerini, davacı yabancı şirketin gemilerinin ticari işletmesini ... adlı Türk şirketinin yaptığını, bu şirketin... şirketi olduğu ve gemilerin ticari işletmesinin bu şirket tarafından yapıldığı yazışmalarda sabit olduğunu, davacının tahkime başvuru dilekçesinde bağlantı özeti müzakerelerine ilişkin E-Posta yazışmalarında \"...\" çarterpartisine atıfta bulunulduğunu, ... çarterpartisi 24.maddesinde tahkim klozu olduğunu iddia ettiğini, bu tahkim şartının \"aslını veya usulüne uygun onanmış suretini\" sunmadığını, müvekkilinin gemiye yükleyeceği mallara yükleme gününde Ceza Mahkemesi kararıyla el konulduğunu, davacının hakemini atarken ... şartlarına göre atadığını belirtmediğini, tahkime uygulanacak usulün... usulü değil tahkim klozunda belirtilen ülke kanunlarına göre belirlenmesi gerekirken hakemlerin ... usulünü uygulamasının da hatalı olduğunu, yüklere mahkeme ve kolluk tarafından el konmasında müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, hakemlerin kendileri için hükmettikleri hakem ücretlerinin fahiş olduğunu, davacının tahkimi açarken talebinin 110.000,00 USD olduğunu, yargılama sonucu davacı lehine hükmedilen miktarın 82.498,00 USD olduğunu, hak ve nesafet gereği hakem ücreti ve yargılama masraflarının orantılı biçimde tespit edilmesi gerekirken tahkim masrafının tamamının müvekkiline yüklenmesinin kamu düzenine aykırı bir husus olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 11/05/2022 tarih 2020/398 Esas- 2022/264 Karar sayılı kararında;\"Dava; Gemi kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle İngillere-Londra'da verilen 27.8.2020 tarihli hakem kararının Türkiye'de tenfizi istemine ilişkindir.Davacı vekili tarafından özetle, davalı ile müvekkili arasında yapılan 16. 09. 2019 tarihli çarterparti ile ... adlı geminin 18000 mt ... cinsi yükün 18-20.9 2020 tarihleri arasında Tekirdağ- Türkiye'den Barsetona-İspanya'ya taşınması için davalıya kiralandığını, geminin 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanında hazır edilmesine rağmen davalının 20.9.2019 tarihinde seferin iptal edildiğini bildirdiğini, çarterparti koşullarını belirleyen bağlantı özetinin ek maddelerinde ve çarterpartide atıf yapılan... çarterpartinin 11. ve 24. maddelerinde İngiliz hukukunun uygulanacağının ve Londra'da tahkime gidileceğinin belirtildiğini,  müvekkili ... Ltd.'nin çarterpartideki tahkim klozu uyarınca Londra'da tahkime gittiğini, hakemin kararını 27.08.2020 tarihinde verdiğini ileri sürerek, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin 1958 New York Konvansiyonu uyarınca Londra'da verilen 27.8.2020 tarihli Hakem Kararının tenfizine karar verilmisini talep etmiştir.Davalı vekili ise; dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilmediğini, dava konusu talep tenfiz istemine ilişkin olduğundan Deniz Ticaretine ilişkin bir ihtilaf söz konusu olmadığını, bu nedenle HMK m.6 gereğince mahkemenin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında imzalanan bir taşıma sözleşmesinde tahkim şartı bulunmadığını, müvekkil şirketin yetkili temsilcileri arasında bağlantı özetini kabul ettiği ileri sürülen çalışan ... bulunmadığını, bu kişinin şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle tahkim şartının geçersiz olduğunu, yükün Tekirdağ'daki üretim tesislerinden yüklemenin yapılacağı ... Limanına kamyonlarla taşımaya başladığını, kolluk kuvvetlerinin \"...\" değil biodizel olduğu şüphesi ile takibat başlatıldığını ve kamyonlarda taşınan yüklere ve üretim tesisinde bulunan tüm \"...\" kimyasal maddelerine Tekirdağ 2.Sulh Ceza Hakimliği 2019/2213 D.iş sayılı kararı ile 20.09.2019 tarihinde el konulması kararı verildiğini, ... gemisinin 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanına geldiğini ancak müvekkilinin taşınması planlanan müşahhas yüklere mahkeme tarafından el konulduğunu, mücbir sebep nedeniyle geminin yüklenemeyeceği gemi sahibine bildirdiklerini, davacı taşıma sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile 110.000,00 USD \"ölü navlun\" talep ettiğini ancak müvekkili şirketin sözleşmenin yerine getirilmemesinde kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.Yabancı hakem kararlarının ...'i davası mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından  arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Bu itibarla davalı vekilinin arabuluculuk şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Tenfiz davalarında görevli mahkeme, tarafların sıfatına göre değil, davanın konusuna göre belirlenmek durumundadır. Yargıtay uygulamaları bu yöndedir.  (bkz. Yargıtay 20.HD'nin 02/10/2017 tarihli, 2017/7998-7167 sayılı kararı ve Yargıtay  11.HD'nin 05/02/2018 tarihli, 2016/12178 E. ve 2018/718 K. sayılı kararı) Uyuşmazlık hangi mahkemede görülmesi gerekiyor ise, tenfiz davasında da o mahkeme görevlidir. Dava konusu hakem kararı deniz taşımasına ilişkin ... partiden kaynaklandığı belirlidir. Bu nedenle iş bu tenfiz davasında Deniz  İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememiz göreli olduğundan davalı vekilinin görev ve yetkiye ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir.Yabancı hakem kararlarının tenfizi  5718 sayılı MÖHÜK'de düzenlenmiştir. Bu konudaki diğer bir düzenleme ise Türkiye tarafından 1991 yılında onaylanan (RG. 25.9 1991/21002) Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki ... Konvansiyonudur. Anayasamızın 90/V.maddesine göre usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olup 5718 sayılı MÖHÜK m. 1/f.2'de, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklı tutulmuştur.... Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması Türkiye'nin yanı sıra kararı verildiği ülkenin de konvansiyona taraf olması halinde mümkündür. Dava konusu her iki hakem kararı İngiltere'de verildiğine göre, İngiltere'nin Konvansiyona taraf olup olmadığının tespiti önem taşımaktadır. İngiltere 1975 yılında Konvansiyona taraf olmuştur.(New York Konvansiyonuna taraf ülkelerin listesi için bkz. Prof.Dr.... Milletlerarası Özel Hukuka İlişkin Temel Mevzuat 14.bası İstanbul 2020 s 549-554) Bu nedenle Londra'da verilen hakem kararlarının Türkiye'de tenfizinin mümkün olup olmadığı ... Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Yabancı hakem kararının Türkiye'de tenfiz edilebilmesi ... Konvansiyonu'nun 1V-V Maddelerinde aranılan şartların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Konvansiyonun 1V. maddesine göre, tenfiz talep eden tarafın yabancı hakem kararının aslını veya usulüne göre onanmış suretini, tahkim anlaşmasının aslını veya usulüne göre onanmış suretini tercümeleri ile birlikte mahkemeye sunması gerekmektedir Davacı vekili 05.11.2020 tarihli dilekçesi ekinde, hakem kararının aslı ve noter onaylı tercümesini ile dava dilekçesi ekinde de çarter partinin koşullarını belirleyen bağlantı özeti, tahkim klozunu içeren çarter parti ve tercümesini dosyaya ibraz ettiğinden sözkonusu dava koşulu yerine getirilmiştir. Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ... Konvansiyonu'na göre incelenmelidir. Yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller ... Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir... Konvansiyonu'nda hakem kararının tenfizi şartları, \"aleyhine hakem kararı ileri sürülen tarafın ispat edilmesi gerekli olan şartlar\" ve \"mahkeme tarafından  resen incelenecek şartlar\" olmak üzere iki bölümde düzenlenmiştir.Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar; hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır. Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise; tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından  usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır. (..., Yargıtay Kararları Işığında ICC Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi, 25.11.2008 tarihinde İstanbul Sanayi Ticaret Odası'nda yapılan...'de sunulan tebliğ, Ankara Barosu Dergisi, Yıl:67, sayı:1,Kış 2009, sh.58,59) 27.8.2020 tarihinde Londra'da verilen nihai hakem kararının tenfizi talebine karşı davalı ... Ltd. tarafından; taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığına, üç hakemin atanamayacağına, bağlantı özetine taraf olan kişinin şirketi temsile yetkili olmadığına,...yani Londra Deniz Hakemleri Birliği Tahkim Kuralları'nın uygulanamayacağa, Çarterparti Hükümleri'nin 11. maddesinin müşterek avarya tahkimine ilişkin olduğuna ve mücbir sebep teşkil eden el koyma kararının dikkate alınmadığına  dair itirazlarda bulunulmuştur.Hakem kararında, imzasız olsa bile Çarterparti Hükümleri'nin İngiliz hukukuna göre geçerli olduğu belirtilmiştir. ...'nın ... Ltd'yi temsil etme yetkisinin bulunmadığına ve dolayısıyla tahkim anlaşmasını yapamayacağına ilişkin ... Ltd. tarafından yapılan itirazın niçin reddedildiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. 27.8 2020 tarihli hakem kararında ...'nin 24. maddesinde taraflara uygulanacak hukuk ve tahkim yeri olarak New York veya Londra'yı seçme hakkının verildiğini, taraflarca ...'te bu seçimin yapıldığı ve İngiliz hukukuna göre Londra'da tahkimin kararlaştırıldığı,...'te yer alan “...” (müşterek avarya/tahkim) ibaresinin “...” (müşterek avarya ve tahkim) olarak yorumlanmasının gerektiği ifade edilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da , çarter parti ve gemi bağlantı teyidindeki tahkim şartının dava konusu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Tahkim sözleşmesinin şekli geçerliliği New York Konvansiyonu'nun II. maddesinde düzenlenmiş olup imza olmaksızın da tahkim anlaşmasının geçerli olarak yapılabileceği haller bu madde de düzenlenmiştir. Konvansiyonu'nun II. maddesi uyarınca şekil açısından tahkim anlaşması geçerlidir. Tahkim anlaşmasının dayanağının ...'nin 2. sayfasında yer alan tahkim klozu olduğu ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında hakem kararlarında yapılan yorum ile bilirkişi raporundaki görüş benimsenmek suretiyle müşterek avarya da dahil her türlü uyuşmazlık açısından Londra'da tahkime gidilmesi konusunda taraflar arasında anlaşma olduğu kabul edilmiştir. ...partinin tarafı olan şirket temsilcisinin tahkim anlaşması yapmak konusunda özel yetkisi bulunmasada, şirketin  sözleşmeyi benimsemiş olması halinde tahkim anlaşması geçerlidir. (Yargıtay 19. HD. 2018/3424 E. ve 2020/568 K. Sayılı Kararı,Prof. Dr. ..., Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda Tahkim, 2 bası, İstanbul 2018, s. 91). Somut olayda çarterparti görüşmelerinin şirketin temsilcisi tarafından  yapılmadığına ilişkin iddia Hakem Kararında ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.... Ltd.'yi temsile yetkili ... tarafından ...nin tasdik edildiği, ... ve...'in e-mail ile...'e gönderildiği, İngilizce bilmezse bile ...'in basit bir yolla Google Translate (Google Tercüme online veri tabanı) kullanarak e-mailin içeriğini öğrenebileceği, ayrıca bu konuyu şirket çalışanlarıyla istişare edebileceği ifade edilmiştir. ... ve ...'in gönderildiği e-maillere ...'in de eklenmesi de ... ve ...'ten şirketi temsile yetkisi olanların haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla açıklanan nedenlerden dolayı davalının çarter partinin geçersizliğine ilişkin itirazı kabul edilmemiştir.Hakem Kararı'nda belirtildiği üzere ...'in İngilizce bilmemesi varılan sonucu değiştirmeyecektir Basiretli bir işadamı olarak metnin Türkçe anlamını araştırmak kendi yükümlülüğündedir. Ayrıca 805 sayılı Kanun'a göre de, yabancı şirketlerin Türk vatandaşları veya şirketleri ile yapacakları sözleşmelerin veya bunların ekterinin Türkçe düzenlenmesi yükümlülüğü bulunmamaktadır.Tahkim şartı gemi bağlantı özetinde (...'te) yer almaktadır. Tahkim yargılamasının esasına uygulanacak hukuk olarak İngiliz hukuku seçilmiştir. Tahkim yeri Londra'dır. Ancak hakem sayısı taraflarca belirlenmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere hakem sayısının tahkim yeri hukuku olarak 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na göre belirlenmelidir. 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'nun 15(2). maddesinde de taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça hakem sayısının 2 olacağı ve bir de başhakemin olacağı, dolayısıyla hakem sayısının 3 olacağı ifade edilmiştir. Öyleyse hakem kararında dayanağı farklı olarak gösterilse bile tahkim yargılamasının 3 hakem tarafından gerçekleştirilmesinin 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na uygun olduğu değerlendirilmiştir.Davalı vekilinin taşınacak malın tamamına Savcılık tarafından el konulduğunu, bu durumun mücbir sebep oluşturduğunu ileri sürmektedir. Mücbir sebep, daha çok tabiat olaylarından kaynaklanan ve önüne geçilemeyen, önlenilmesi mümkün olmayan olay olarak tarif edilmektedir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, sözleşmesel ilişkilerde bir olayın mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesi için, hukuki ilişkinin ihlaline neden olan sebebin taraflardan veya hukuki ilişkiden kaynaklanmaması, mücbir sebebin dışarıdan gelen bir nedenden kaynaklanmasının kaçınılmaz olması ve  sözleşmenin kurulduğu sırada bunun gerçekleşeceğinin kesin olmaması, objektif bir değerlendirme ile bunun gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olmaması gerekmektedir. Dava konusu taşıma ilişkisinde taşınacak olan yüke el konulması Cumhuriyet Başsavcılığının davalı şirket sahipleri ... ve... hakkında açtığı soruşturma nedeniyle olmuştur. Dosyaya celb edilen  2019/61192  soruşturma nolu, 2020/2274 sayılı iddianame içeriğinden, Tekirdağ'da bulunan bir limanda yurt dışına gönderilmek üzere yüklü miktarda ...'in gemiye yükleneceği bilgisi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda şüpeliler hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefetten dolayı kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli cevabi yazısında davanın halen derdest olduğu bildirilmiştir. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/61192 nolu soruşturması  ve Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/2213 sayılı dosyasında verilen el koyma kararı dikkate alındığında, yüke el koymanın davalı şirketten kaynaklanmadığı söylenemeyecektir. Dolayısıyla taşınacak yükün tamamına adli makamlarca el konulmuş olmasının mücbir sebep teşkil etmediği değerlendirilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalara göre, yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında yapılan 16. 09. 2019 tarihli çarterparti ile ... isimli geminin 18000 mt ... cinsi yükün 18-20.9 2020 tarihleri arasında Tekirdağ- Türkiye'den Barsetona-İspanya'ya taşınması için davalıya kiralandığı, davacının gemi bağlama özeti ve çarter partideki tahkim şartına dayanarak ölü navlun bedelinin tahsili için Londra'da tahkime başvurduğu, ..., ... ve ...'dan oluşan hakem heyetinin uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak 27.08.2020 tarihinde karar verdiği,  İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK m.1/f.2'de  Milletlerarası Antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen Hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi koşullarının New York Konvansiyonu hükümlerene göre değerlendirileceği,  İngiltere ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında, hakem kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyetin bulunduğu, hakem kararı çarter partiden doğan navlun alacağına ilişkin olduğundan uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, davacı tarafın New York Kanvansiyonu'nun IV. maddesinde anılan belgeleri dosyaya ibraz ettiği, hakem kararında Türk kamu düzenine aykırılık görülmediği, New York Konvansiyonu hükümlerine göre tenfizine engel bir durum bulunmadığı kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın kabulü ile 27.08.2020 tarihli hakem kararının tenfizine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile; ''1-Davanın KABULÜ ile İngiltere/Londra'da, ..., ... ve ...'dan oluşan hakem heyeti tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararının TENFİZİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının vekaletnamesinin usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletname olmadığını, savunma dilekçelerinde detaylarıyla belirtildiği üzere, davacının vekaletnamesinde imzası bulunan kişilerin, davacı şirketi temsile yetkili oldukları tasdik edilmemiş olduğu gibi, Yabancı makamdan verilmiş vekaletnamede apostil şerhinin de bulunmadığını, Malta ve Türkiye'nin Apostil sözleşmesine taraf olduklarını, HMK 224/2 uyarınca Apostil şerhine havi olmayan vekaletname ile işlem yapılması mümkün değilken İlk derece mahkemesinin bu itirazlarını dikkate almadığını;Davanın davacının netice-i talebi doğrultusunda, sadece tenfiz davası değil, aynı zamanda ve ek olarak alacak davası niteliğinde olduğunu, dava şartı olarak arabuluculuğun yerine getirilmediğini, hukuk yargılamasında taleple bağlılığın esas olduğunu, davacının, hakem kararının sadece tenfizini istemekle yetinmediğini, ayrıca dava dilekçesi sonuç ve talep kısmı 2 numaralı bendindeki alacakların ve hakem kararının tercümesi için yapılan (hakem kararında bulunmayan bir miktar olan) 24.790 TL’nin “davalıdan tahsili ile davacı müvekkile” ödenmesini talep ettiğini, İlk derece mahkemesinin kararında da davacının bu talebinin reddine veya kabulüne dair bir hüküm bulunmadığını, bu talep reddedildiyse, reddedilen bu alacak miktarı üzerinden kendilerine vekalet ücreti verilmesi gerekirken bunun da yapılmadığını, davacının talebi sadece hakem kararının tenfizinden ibaret olmayıp, 24.790 TL alacak tahsili talebini de içerdiğinden, artık bu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olması gerektiği kanaatinde olduklarını, aksinin kabulünün TTK madde 5/a maddesinin yok sayılması anlamına geleceğini;Görev itirazlarını tekrar ettiklerini, Yargıtay’ın bu konudaki görüşü malum olmakla birlikte, bu görüşün aksinin ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, TTK'nın 5/ 2. maddesi, “…Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir…” hükmünü içermekteyse de, maddenin işaret ettiği “… bu kanun ve diğer kanunlardan doğan…” ibaresinin Türk Kanunlarına işaret ettiğinin açık olduğunu, dava konusunun tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığı olduğu gözetildiğinde, ortada Türk Ticaret Kanunundan veya diğer Türk kanunlarından  doğan ve deniz ticaretine ilişkin bir hukuk davasının varlığından söz edilemeyeceği kanaatinde olduklarını, görev itirazının kabul edilmesi halinde, yetki bakımından da İlk derece mahkemesinin yetkisiz olduğunun da açık olduğunu;<br>Davacının usulüne uygun olarak onanmış ve apostil şerhine havi hakem kararını dosyaya sunmadığını, New York Konvansiyonu IV. madde, 1. A bendi uyarınca hakem kararının usulüne göre onanmış aslının dosyaya sunulması gerekirken, usulüne göre onanmış bir karar aslı dosyada olmadığı gibi, bir yargı kararı niteliğinde olan hakem kararında apostil şerhi de bulunmadığını, HMK 224/2 gereği, usulüne göre onaylanmış ve apostil şerhine havi asıl hakem kararının dosyaya sunulmuş olması gerekirken bunun da yerine getirilmediğini, hatta bu konuya bilirkişinin de mahkemenin dikkatini çektiğini ve apostil şerhine havi hakem kararı ile hüküm verilmesinin mümkün olamayacağını, davacıya kesin süre verilerek eksikliğin giderilmesi konusunu mahkemenin takdirine bıraktığını, bu eksikliğin dahi, HMK 224’e aykırılık çerçevesinde İlk derece mahkemesinin kararının bozulması için yeterli olduğunu; Davacının, Konvansiyonun 1 b) maddesi ve MÖHUK 61 /1 (a) maddesi gereğince, “Tahkim Sözleşmesi veya Şartının Aslını yahut Usulüne Göre Onanmış Örneğini” sunması gerekirken ortada imzalı bir asıl bulunmadığını, davacının, tahkim şartı olarak birtakım fotokopiler sunduğunu ancak herhangi bir imzalı asıl veya aslı gibidir diye onaylanmış, üzerinde imza taşıyan, noter tasdiki olan bir suret de sunmadığını, varlığı iddia edilen tahkim şartlarının ve bağlantı özetinin tercümelerinin de noter onaylı olarak yapılmadığını ve tercümanın yeminli tercüman olduğuna dair de herhangi bir belge sunulmadığını, bu eksiklikler de dikkate alınmadan verilen kararın bozulması gerektiğini, Tahkim Şartının yokluğuna ve/veya hükümsüzlüğüne ve/veya geçersizliğine ve/veya tarafların ehliyetsizliğine ilişkin itirazlarının dayanaksız olarak reddedildiğini;Taraflar arasında imzalanmış bir taşıma sözleşmesi ve/veya tahkim şartı bulunmadığını, bu hususta ihtilaf bulunmadığını, hatta taraflar arasında son haline getirilerek, tüm şart ve koşullarında anlaşılmış bir anlaşma dahi bulunmadığını, bu hususu detaylarıyla cevap dilekçelerinde açıkladıklarını, ehliyetsizlik, temsil yetkisinin bulunmaması ve bu sebeple tahkim şartının yokluğu konusunun İlk derece mahkemesi tarafından yanlış değerlendirildiğini, öncelikle, sözleşme müzakerelerini yürüten, sözleşme kurulması için e-mail yazışmalarını yapan ...’nın davalı şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, ehliyetsizlik ve temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı meselesine, bağlama kuralları gereğince davalı şirketin tabi olduğu Türk Hukuku uygulanarak karar verilmesinin zorunlu olduğunu, Türk Hukukunda bir şirketin nasıl temsil ve ilzam edilebileceğinin belli olduğunu ve sözleşme görüşmelerini yürüten ...’nın müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkisi olmadığı hususunun ticaret sicil kayıtları ve imza sirkülerleri ile sabit olduğunu;Hakemlerin, tamamen İngiliz Hukukunu uygulayarak, her nasılsa ...’nın şirketi temsile yetkili olduğunu, ayrıca şirket yetkilisi ...’in bazı email yazışmalarında “cc” (karbon copy) bölümünde bulunduğunu, ...’in Google tercümesi yaparak tahkim sözleşmesini incelemesi\tgerektiğini iddia ettiklerini ve hakem kararını bu esaslar üzerine kurduklarını, İlk derece mahkemesinin de bu görüşü kabul ettiğini ancak ehliyet meselesine, İngiliz Hukuku uygulansa dahi, İngiliz bağlama kuralları gereği Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini, Türk Hukukunda temsil yetkisinin nasıl ve kimin tarafından kullanılacağının belli olduğunu, yetkili tarafından imza ve kaşe gerekli olduğunu, temsil yetkisi olmayan kişi tarafından şirketin bağlanması, hatta tahkim iradesi gibi açık bir irade uyuşması gereken bir konuda bağlanmasının mümkün olmadığını, dosyaya mübrez bilirkişi raporunda bilirkişinin her nasılsa ...’nın “ticari mümessil” olduğuna kanaat getirdiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ve İlk derece mahkemesi tarafından dayanaksız bilirkişi raporu esas alınarak hatalı bir şekilde karar verildiğini; NewYork Konvansiyonu madde II (2)’ye göre \"Yazılı anlaşma\" teriminden karşılıklı olarak gönderilen mektup veya telgraflarda bulunan veya taraflarca imzalanmış mukaveleler içine konan hakem şartı veya bir hakem mukavelesinin anlaşıldığını, ortada imzalanmış bir mukavele olmadığını, tarafların teati ettiği mektup veya telgraf da bulunmadığını, bu sebeplerle, New York Konvansiyonu çerçevesinde yazılılık şartının gerçekleştiğinden söz etmenin mümkün olmadığını, Yargıtay'ın çok yeni bir kararında konuyu tekrar ele aldığını ve New York Konvansiyonu kapsamında tenfiz edilecek hakem kararlarında, yazılılık unsurunun irdelendiğini;Davacının, bağlantı özeti (recap) 2. sayfasında, taşıma sözleşmesinin ek 11. maddesinde ve Asbatakvoy 24. maddesinde tahkim şartının olduğunu iddia ettiğini, bu maddelerin incelenmesi gerektiğini ancak öncelikle sözleşmede üç ayrı ve hükümleri farklı tahkim şartlarının bulunmasının dahi tahkim iradesinin net ve açık olmadığını gösterdiği kanaatinde olduklarını, Yargıtay’ın tahkim iradesinin net ve açık olmasını aradığının malum olduğunu, 11. maddedeki Tahkim şartı bakımından maddenin;“Müşterek Avarya/Londra’da tahkim-İngiliz hukuku, 1994’de tadil edildiği haliyle York Antwerp Kuralları 1974” şeklinde olduğunu, bu şartın müşterek avarya tahkimine atıfta bulunduğunu, tahkim şartının taraf iradelerini net bir şekilde yansıtması gerektiğini, hangi uyuşmazlıkların tahkime götürüleceğine ve bunların kapsamına ilişkin taraf iradelerinin tahkim şartından net ve şüphesiz biçimde anlaşılması gerektiğini ancak yukarıdaki maddenin bu gerekleri yerine getirmekten uzak olduğunu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/7141 E.,  2013/8356 K. sayılı kararında “Mahkemece iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çarter partide tahkim ile ilgili bulunan klozda müşterek avaryadan bahsedilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tahkim itirazının yerinde olmadığı,” denilerek, benzer bir klozun sadece müşterek avarya tahkimine matuf olduğunu kabul ettiğini; 24. maddedeki Tahkim şartı açısından davacının, tahkime başvuru dilekçesinde bağlantı özeti müzakerelerine ilişkin e-posta yazışmalarında “...” çarterpartisine atıfta bulunulduğunu, ... çarterpartisi 24. maddesinde tahkim klozu olduğunu iddia ettiğini ancak dava dilekçesi ekinde, bu tahkim şartının“aslını veya usulüne uygun onanmış suretini” sunmadığını, ... çarterpartisi 24. maddesinin şöyle bir özelliği olduğunu; tip sözleşme yazılırken taraflara New York veya \tLondra şehirlerinden birini tahkimi yeri ve Amerikan ve İngiliz Hukuklarından birini uygulanacak hukuk olarak seçme imkânının tanınmak istendiğini ve klozun bu şekilde formüle edildiğini, klozun ilk kısmının;“24. TAHKİM: Doğası ne olursa olsun, bu çarterdan doğan herhangi ve tüm  uyuşmazlıklar, bu çarterpartinin I. bölümünde \thangisi belirlenmiş ise, New York şehrinde veya Londra \tşehrinde, oradaki tahkime ilişkin kanunlara göre, biri donatan, diğeri çarterer tarafından atanmış ve üçüncüsü de bu seçilen ikisi tarafından seçilmiş üç kişilik kurul önünde tahkime sunulur.\" şeklinde olduğunu; Açıkça anlaşılacağı üzere, tahkimin New York veya Londra şehirlerinden hangisinde yapılacağı ve Amerikan Hukuku veya İngiliz Hukuklarından hangisinin uygulanacağının tamamen tarafların form çarterpartinin I. bölümünde bulunan kısımda, bunu belirlemelerine ve belirtmelerine bağlı olduğunu, bu seçimin olmaması halinde bu tahkim klozunun geçersiz olacağının kabul edildiğini, bu savunmaların hakem yargılamasında ileri sürüldüğünü ancak hakemlerin fevkalade yüzeysel değerlendirmelerle bu savunmaları da reddettiklerini, İngiliz Hukukuna dahi aykırı karar vermekten çekinmediklerini, bahsedilen 24. maddenin tahkim iradesinin net bir şekilde belirli olması prensibi açısından yeterli olmadığının açık olduğunu, Çarterpartinin I. bölümünde seçim yapılmaması halinde, tahkimin New York'mu, yoksa Londra'da mı yapılacağı ve Amerikan Hukukunun mu İngiliz Hukukunun mu uygulanacağının belli olmayacağını, böyle bir durumda tarafların tahkim iradesinin oluştuğundan ve geçerli bir tahkim şartının bulunduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, olayda çarterpartinin I. bölümünde herhangi bir yer seçimi yapılmadığını;Bağlantı özeti (recap) 2. sayfasındaki tahkim klozu bakımından, bilirkişinin, ... 2. sayfasındaki tahkim klozunun esas alınması gerektiğini belirttiğini, yine Mahkemenin de, bu tahkim klozunun esas alınması gerektiği görüşünü benimsediğinin anlaşıldığını, bu klozun “Müşterek Avarya / Londra’da Tahkim, İngiliz hukuku uygulanacak” şeklinde olduğunu, bu klozun da, müşterek avaryaya atıfta bulunması nedeniyle açık olmadığını, müşterek avarya dışındaki hususlarda uygulanabilir olup olmadığı net ve açık olmadığından tahkim iradesini açık ve net biçimde belirtmediği kanaatinde olduklarını;Tahkimin kaç hakemle yapılması gerektiğine ve hakem yargılamasına uygulanacak usule ilişkin itirazların da hatalı değerlendirildiğini, Mahkeme ve bilirkişinin, 1996 İngiliz Tahkim kanununun ilgili maddesini tamamen yanlış değerlendirdiğini, bilirkişi raporlarına bu konudaki itirazlarının da değerlendirmeye alınmadığını ve hatalı karar kurulduğunu, İngiliz Tahkim Kanunu 15. maddesinin; \"(1)Taraflar, Hakem Mahkemesini oluşturacak hakemlerin sayısını ve bir başkan olup olmayacağına serbestçe karar verebilirler.(2)Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, hakemlerin sayısının iki veya diğer çift sayılarda olacağına ilişkin bir anlaşma, hakem mahkemesinin başkanı olarak atanacak bir ek hakem gerekliliği şeklinde anlaşılacaktır.(3)Eğer hakem sayısında bir anlaşma bulunmamakta ise hakem mahkemesi tek hakemden oluşur.\" şeklinde olduğunu; Açıkça görüleceği üzere, hem bilirkişi hem İlk derece mahkemesinin, hakem heyetinin 3 kişiden oluşacağına ilişkin dayanak gösterdiği İngiliz Tahkim Yasası 15 (2) maddesini yanlış anladığını ve yorumladığını, 15 (2) maddesinin tarafların tahkim sözleşmesinde 2 veya çift sayıda (4, 6, 8…, gibi) hakem sayısında anlaştığı hallerde, başkan olarak 3. bir hakem seçileceğine ilişkin olduğunu, eğer tarafların tahkim şartında hakem sayısına ilişkin bir anlaşması yoksa, hakem heyetinin tek hakemden oluşacağını ve bu durumun da 15(3) maddesinde düzenlendiğini; Mahkemenin de esas aldığı ...’ta bulunan tahkim şartında hakem sayısının belli olmadığını, dolayısıyla, hakem mahkemesinin tek hakemden kurulmuş olması ve bu hakemin de İngiliz Devlet mahkemeleri tarafından seçilmiş olmasının şart olduğunu, buna rağmen ve hakem heyetine yapılan itirazlara da rağmen 3 hakem ile hakem mahkemesinin kurulmasının bir tenfiz engeli olduğunu, özetle, Asbatankvoy 24. maddesindeki tahkim şartının geçersiz olduğunu, bu geçersiz olunca bu sefer recapda bulunduğu iddia edilen tahkim şartının geçerli addedilmeye çalışıldığını, ancak bunda da hakem sayısının belli olmadığını, hakem heyetinin tek hakemden oluşması ve bu hakemin kişiliği üzerinde anlaşma olmaması halinde de Mahkemece atanması gerekmesine rağmen, davacının kendi hakemini Asbatakvoy 24. maddedeki tahkim şartına göre atadığını ve hakem heyetinin yasalara aykırı olarak 3 hakemden oluşturulduğunu, buna rağmen bilirkişinin, İngiliz Tahkim kanunu hakkında yanlış bilgi vererek, İngiliz Tahkim Yasası 15(2) maddesinin uygulanacağını, tahkim yargılamasının 3 hakem tarafından gerçekleştirilmesinin 1996 tarihli Tahkim Kanunu'na uygun olduğunu belirttiğini, Mahkemenin de hatalı olarak bu görüşü izlediğini;Varlığı iddia edilen tahkim şartlarının hiçbirinde hakemlerin ... (...) üyesi olması gerektiğine ve ... usul kurallarının uygulanacağına ilişkin bir hüküm olmadığını, davacının hakemini atarken ... şartlarına göre atadığını belirtmediğini, esasen böyle bir hakkının da olmadığını, tahkimin 2 hakemle yapılmasına da onay vermediklerini belirttiklerini, esasen hakemlerin de kararlarının 58. paragrafında bunu kabul ettiklerini, ancak daha sonra bunu çarpıtarak, zorlama bir yorumla,...usulünün uygulanmasına ve 3 hakemle yargılamaya onay verdikleri şekline çevirdiklerini, ihtirazî kaydın;“Şu anda ve gelecekte, heyetin teşkili, zamanaşımı, tahkim muamelesinin başlatılması, ve talep dilekçelerinin geç sunulması (bunlar dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere) ilgili olası eksiklik ve hatalar bakımından her türlü savunma hakkımızı saklı tutarız.” şeklinde sunulduğunu, başka nasıl bir ihtirazî kaydın gerektiğinin kendilerince bilinemediğini, hakemlerin bu ihtirazî kaydı dahi yeterli görmediklerini, bu ihtirazî kayda rağmen kendi hakemlerini atamalarının hem ... usulünün uygulanmasına, hem de 3 hakemle davanın görülmesine onay verdikleri anlamına geldiğine hükmettiklerini ancak bunun kabul edilemez olduğunun açık olduğunu, atama dilekçelerinde ... usul şartlarının kabul edildiğine dair herhangi bir husus bulunmadığını, bu halde, tahkime uygulanacak usulün ... usulü değil, tahkim klozunda belirtilen ülke kanunlarına göre belirlenmesi gerekirken, hakemlerin ... usulünü uygulamasının da hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesinin bu itirazları da dayanaksız olarak kabul etmediğinin görüldüğünü, Ana prensip olarak, hakem kararlarının tenfizi aşaması revizyon yasağına tabi ise de, bu yasağın her türlü kararın koşulsuz kabul edileceği anlamına da gelmeyeceğini, örneğin, taraflı, savunma ve adil yargılanma haklarını ihlal eden, usule aykırı,hakemlerin kendi lehine fahiş ücretler tespit ettiği, yanıltıcı ve gerçeğe aykırı beyanlar içeren herhangi bir hakem kararının revizyon yasağı sebebiyle denetim dışı bırakılmasının hak arama ve adil yargılanma hakkını sınırlayıcı nitelikte olduğunu ve kamu düzenine aykırı olduğunu, dosya içeriğindeki dilekçelerde detayıyla açıklandığı üzere, müvekkilinin gemiye yükleyeceği tüm mallara, yükleme gününde Ceza Mahkemesi kararıyla el konulduğunu, ceza yargılamasının Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin Esas No:2020/151 dosyası ile devam ettiğini, müvekkilinin ürettiği kimyasalın ... kodunun 3826.00.10.00.19 olduğunu, hakem yargılaması esnasında sunulan savunma dilekçelerinde, Ceza Mahkemesi tarafından verilen el koyma kararının tamamen yanlış olduğunu, mahkeme kararının kesin olmadığını, bahsedilen ... adlı kimyasalın üretiminin veya ihracının herhangi bir özel izne tabi olmadığını, gümrük çıkış beyannamesinin verildiğini, EPDK’dan alınan yazılarda ... üretiminin herhangi bir izne tabi olmadığının sabit olduğunu,üzerinde \"El Koyma\" kararı uygulanmış mallardan alınan numunelerde yapılan gümrük laboratuvarı incelemesinin bu kimyasalın ... olduğunu gösterdiğini, bu sebeple yüklere kolluk ve mahkeme tarafından el konmasında müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, kusurun bulunmadığının Ceza yargılaması sonucunda da ortaya çıkacağını, ... atfedilebilecek bir kusur yokken, mahkeme ve kamu otoriteleri tarafından alınan bu tür bir karar sonucunda sözleşmenin ifa edilememesinin gerek Türk hukukunda gerek ise çarterparti hükümlerine göre mücbir sebep veya tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldıran sebeplerden olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığına dair her türlü delilin sunulduğunu, en önemlisi de gümrük laboratuvarı tarafından el konulan mallar üzerinde yapılan resmi analizlerde  bu malların ... olduğunun tespit edildiğini, ... yükünün ihracının ve ticaretinin, dosya içindeki EPDK yazılarıyla sabit olduğu üzere herhangi bir izne tabi olmadığını, bu sebeplerle ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini defaten ileri sürdüklerini ancak, hakem heyeti kararlarında, anlaşılamaz, hatta mantık sınırlarını zorlar beyanlarıyla bu savunmaları tümden reddettiklerini; Yine, Tahkim yargılaması sırasında 2. savunma dilekçesi, Paragraf 21’de, konunun teknik bir konu olduğunu, Türk mevzuatına tabi olan bu konuda bilirkişi raporu sunmak istediklerini belirttiklerini, hakemlerin, bu talebin varlığını, kararlarının 67 nolu paragrafında kabul ve teslim de ettiklerini ancak bu talebin geçerli olmayan bahane niteliğinde sebeplerle reddedildiğini, sonrasında da hakemlerin, bu konularda yeterli delil sunulmadığını belirtmesinin hayret verici olduğunu ve hakemlerin ne kadar iyi niyetten uzak olduğunu, hakem kararının da adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini gösterir nitelikte olduğunu;Yine, ... hakem yargılamasının bir özelliği olan ... değişimi esnasında da \"Bilirkişi Görüşlerini\" sunma taleplerinin yenilendiğini, ancak bunun da kabul edilmediğini, delil sunma haklarının da haksız ve gerekçesiz olarak reddedildiğini, yine, Türk Hukukunda şirketlerin temsiline ilişkin, hakemlere bilirkişi raporu sunmayı teklif ettiklerini, ancak bu talebin de herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, sonuçta hakemlerin bilmedikleri bir hukuka ilişkin talihsiz ve yanlış sonuçlar çıkardıklarını ve kararlarının da dayanaksız ve hatalı olduğunu, gösterilen delillerin dikkate alınmaması, delillerin değerlendirmesinde açık ve fahiş hatalar yapılması, delil sunma haklarının kısıtlanması, hakemlerin tamamen yabancı oldukları bir mevzuata ilişkin sonuca varmaları, bilirkişi görüşü verme taleplerinin hakemlerce kabul edilmemesi, hakemlerin esasen hatalı olarak belirledikleri usul hükümlerine (...şartlarına) dahi uymaması nedenleriyle, kararın bu açılardan da kamu düzenine aykırı olduğu kanaatinde olduklarını, bu aşamada, çarterpartideki mücbir sebep ve sorumsuzluk hallerini düzenleyen klozlarda, yüke, müvekkilinin kusuru bulunmaksızın kolluk ve adli makamlar tarafından el konulması halinde, müvekkilinin sorumlu olmayacağının düzenlendiğini, yukarıda izah edilen olaylar çerçevesinde, bu klozlar çerçevesinde müvekkilinin sözleşmenin ifa edilememesinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını;Hakem Kararın 99 (b) paragrafında, 4 adet kara tankeri içindeki yüke el konulduğunu, diğer yüklere el konulup konulmadığını bilmediklerini, buna ilişkin herhangi bir delil sunmadıklarını belirttiklerini, hakemlerin, savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği bir tahkim yargılaması yürüttüklerini, usulsüz olarak kendilerinin belirlediği usul hükümlerine dahi uymadıklarını, dayanak bulmak için yanıltıcı, gerçeğe aykırı beyanlarla kabul edilemeyecek sonuçlara ulaştıklarını, özellikle, savunmaların dikkat alınmaması, delillerin okunmaması, hatta içeriklerinin karara yanlış geçirilmesi, savunma ve delil gösterme haklarının kısıtlanması, hakemlerin Türk hukukunu bilmemelerine rağmen Türk hukuku hakkında yorum ve kanaat oluşturmaları, Türk hukukuna ve teknik deneyim ve bilgi isteyen hususlara ilişkin bilirkişi görüşü sunma taleplerinin kabul edilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanmanın engellenmesi niteliğinde olduğunu ve kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini; İlk derece Mahkemesinin de, bu konulardaki itirazlar üzerine, ek bilirkişi raporu aldığını ve yüke ceza mahkemesi tarafından el konmasının bir ifa imkânsızlığı- mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini bilirkişilerden sorduğunu, esasen bu hususun, hukuki bir husus olmasına ve bilirkişiden sorulmasına da gerek olmamasına rağmen, gelen ek bilirkişi raporunun hayret verici olduğunu, bilirkişinin, ilgili bölümde “bahse konu olay tabiat olayından kaynaklanmadığı gibi” diyerek, Türk Mahkeme kararı ile yüke el konmasının bir mücbir sebep, bir ifa imkansızlığı olmadığı görüşünü ileri sürdüğünü, bu durumda, mesela “savaş” halinin de, tabiat olayı olmadığı için bundan böyle Türk Hukukunda mücbir sebep veya ifa imkansızlığı olarak kabul edilmeyeceğini, bilirkişinin, Türk hukukunda yepyeni bir sayfa açtığını, bu yersiz görüşün mahkemenin gerekçeli kararında da yer almasının ve karara esas alınmasının hatalı olduğunu;Yine, İlk derece mahkemesinin, “yüke el koymanın davalı şirketten kaynaklanmadığı söylenemeyecektir” kanaatine ulaştığını, Ceza Mahkemesinin el koyma kararının, müvekkiline dair sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığına ancak Ceza Mahkemesinin karar verebileceğini, devam etmekte olan ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkacak bir husus olduğunu, ceza yargılaması devam ederken, müvekkillerinin tamamen kusursuz ve suçsuz bulunması, beraat etmesi mümkünken, Mahkemenin bu konuda nasıl kanaat oluşturabildiğinin anlaşılamadığını, sonuçta Türk Mahkemesinin verdiği tüm yüke ilişkin bir el koyma kararı bulunduğunu, sözleşmenin bu sebeple ifa edilemediğini, bu hususun hakemlere delilleriyle sunulduğunu, ceza mahkemesinin yüke el koyma kararının tam olarak tercüme edildiğini ve delil olarak sunulduğunu, ceza yargılamasının devam ettiğini, Türk Mahkemelerinde ceza yargılaması devam ederken, hakemlerin tamamen afaki bir şekilde yüke el konmasına müvekkilinin sebebiyet vermiş olabileceğine karar verdiklerini, delilleri açıkça görmezden gelip, Türk Mahkemesinin kararını da değerlendirmeye almayarak karar verdiklerini, hakemlerin, delilleri okumamasının, gayet açık Türk mahkeme kararını dikkate almamasının, bu kadar bariz hatalar yapmasının düşündürücü olduğunu, hakemlerin tarafsızlığını da sorgulamaya zorladığını, davacının da, el koyma kararını ve tüm yüke el konulduğunu bilmesine rağmen, hakemlere bilerek yanlış beyanlar verdiğini, bu durumun dilekçeleriyle sabit olduğunu;Hakemlerin kendileri için hükmettikleri ücretlerin fahiş olduğunu, hakemlerin, kendilerine 28,150.00 Pound ücret takdir ettiklerini, sırf hakem ücretinin neredeyse uyuşmazlık miktarının 1/3'ü olduğunu, bunun ... kurallarında da yeri olmadığını, bu kadar yüksek hakem ücretlerinin de adalete ulaşma haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca, davacının tahkimi açarken talebinin, 110,000.00 USD olduğunu ancak yargılama sonucu davacı lehine hükmedilen miktarın 82,498.00 USD olduğunu, bu halde, hakkaniyet ve nesafet gereği, hakem ücreti ve yargılama masraflarının orantılı biçimde tespit edilmesi gerekirken, tahkim masrafının tamamının müvekkiline yüklenmesinin de kamu düzenine aykırı bir husus olduğunu, tüm açıklanan hususların “kamu düzeni” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini beyanla Yerel mahkemenin 11.05.2022 tarih 2020/398 E., 2022/264 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, yabancı Hakem Heyeti kararının tenfizi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava açılırken davacı adına sunulan vekaletnamenin usulüne uygun şekilde düzenlenmediği ve geçerli olmadığı, Mahkemenin görevli ve yetkili olmadığı, davadaki bir kısım taleplerin arabuculuk dava şartına tabi olduğu  ve bu şartın yerine getirilmediği, davacı tarafından hakem kararının usulüne uygun şekilde onanmış ve apositil şerhi içeren aslının Mahkemeye sunulmadığı, taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda tahkime başvurulacağına dair bir anlaşma olmadığı, yazılı bir tahkim sözleşmesinin bulunmadığı ve davacı tarafından dosyaya bu sözleşmenin aslı/onaylı örneği ve yine onaylı Türkçe tercümesinin sunulmadığı, davacının sözleşme görüşmelerini yaptığı ... isimli kişinin davalı şirketin yetkilisi olmadığı, bu kişi ile yapılan sözleşme ve tahkim şartının davalı şirketi bağlamayacağı, davalı şirket yetkilisi olan ...'in İngilizce olarak hazırlanan bir maile eklenmesi ile davalı şirketin sözleşme ve tahkim şartına onay vermiş olmayacağı, davacının üç ayrı tahkim şartına dayandığı ve taraflar arasında Londra'da tahkime başvurulacağı ve İngiliz hukukunun uygulanacağı konusunda kesin bir belirlemenin olmadığı, davacının dayandığı tahkim şartına göre yalnızca müşterek avarya için tahkime gidilebileceği, hakem seçimi ve sayısının İngiliz Tahkim Kanunu'na aykırı olduğu, hakemlerin taraflar arasında belirlenmemiş olan... usul kurallarını uygulamalarının usule aykırı olduğu, bu iddiaları yargılama sırasında da ileri sürdükleri ancak Mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığı, davacıya ait gemi ile taşınacak yüke mahkeme kararı ile el konulmuş olmasının mücbir sebep olduğu, Mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğu, Hakem Heyetince bekletici mesele, bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin kabul edilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ve kararın bu sebeplerle kamu düzenine aykırı olduğu, hakemlerin kendileri için takdir ettikleri ücretin fahiş olduğu ve Hakem Heyeti tarafından davacının talepleri kısmen kabul edilmişken tüm masrafların davalıya yükletilmesinin kararı kamu düzenine aykırı hale getirdiğine ilişkindir. Yabancı hakem kararlarının tenfizi 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun ile ülkemiz açısından bağlayıcılık kazanan, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması Ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi'nde düzenlenmiştir. MÖHUK'un 61. ve New York Sözleşmesi'nin IV. maddesi uyarınca, yabancı hakem kararının tenfizinin talep edilmesi halinde; tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut usulüne göre onanmış örneğinin, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğinin, söz konusu tahkim sözleşmesi veya şartı ile hakem kararının yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerinin Mahkemeye sunulması gerekmektedir. New York Sözleşmesi'nin V (2) ve MÖHUK'un 62. maddesine göre tenfiz kararı verilebilmesi için Mahkemece re'sen incelenecek hususlar; tahkim sözleşmesi yapılmış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmuş olması, hakem kararının genel ahlâka veya tenfiz talep edilen ülkenin kamu düzenine aykırı olmaması, hakem kararına konu olan uyuşmazlığın tenfiz talep edilen ülkenin kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmasıdır.Aleyhine tenfiz istenilen tarafça ileri sürülmesi halinde incelecek ve yine aleyhine tenfiz istenen tarafça ispat edilmesi halinde tenfiz talebinin reddine sebep olabilecek hususlar ise; tarafların hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş olmaları, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın, hakem seçiminden usulen haberdar edilmemiş yahut kendisine iddia ve savunma imkânı tanınmamış olması, tahkim sözleşmesi veya şartının taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz olması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı olması, hakem kararının, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan hususlara ilişkin olması veya sözleşme veya şartın sınırlarını aşması, hakem kararının tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine veya tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş olmasıdır.Somut olayda; davacı tarafından dava açılırken sunulan ve Malta İstanbul Başkonsolosluğu tarafından onaylanan vekaletnamenin ... ve ... tarafından imzalandığı, anılan kişilerin ... A.Ş.'nin müşterek yetkili yönetim kurulu üyesi ve ... A.Ş.'nin de davacı şirketin yöneticisi olduğu, bu hususta Malta Ticaret Sicili tarafından düzenlenen 10/08/2020 tarihli belge ve onaylı Türkçe tercümesi ile ... A.Ş.'nin imza sirkülerinin dosyaya sunulduğu, bu itibarla davalı vekilinin, davacı tarafından geçerli bir vekaletname ile dava açılmadığına yönelik istinaf sebebinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafın, İlk Derece Mahkemesinin görevsiz ve yetkisiz olduğu, davada arabuluculuk şartının yerine getirilmediğine dair itirazları Mahkemece, 10/03/2021 tarihli duruşmanın 3, 4 ve 5 nolu ara kararları ile karşılanmış olup, gerçekten de tenfizi talep edilen Hakem Heyeti kararına konu uyuşmazlığın sözleşmenin yolculuk başlamadan önce hükümden düşmesi sebebiyle tazminat (ölü navlun) talebine ilişkin olması ve bu hususun TTK'nın 1209 ve devamı maddelerinde düzenlenmesi sebebiyle aynı kanunun 5/2. maddesi uyarınca Deniz İhtisas Mahkemesi'nin davada görevli ve yetkisi İstanbul il sınırlarını kapsadığından yetkili olduğu, davacı tarafından dava dilekçesi ile Hakem Heyeti kararının tenfizi dışında bir alacak, tazminat vs talepte bulunulmadığı, Hakem Heyeti kararının tercümesi ve onaylanması için yapılan masrafların yargılama gideri sayılarak davalıdan tahsilinin talep edilmesinin esasa ilişkin bir talep olmadığı, bu itibarla davalı vekilinin görev, yetki ve arabuluculuk dava şartına dair istinaf sebeplerinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilince 05/11/2020 tarihli dilekçe ile Hakem Heyeti kararının imzalı aslının dosyaya sunulduğu ve Mahkemece 41 nolu evrak olarak kasaya alındığı, kararın noter onaylı Türkçe tercümesinin de dosyaya sunulduğu, verilen kararın kesin nitelikte olduğu, bu itibarla Newyork Sözleşmesi'nin beşinci maddesinde yer alan şartın sağlandığı ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından; taraflar arasında davacıya ait gemi ile davalıya ait ... isimli kimyasalın ... Limanı'ndan ... Limanı'na taşınması için sözleşme yapıldığı, sözleşme ile davalının davacıya 110.000 USD navlun ücreti ödemesinin kabul edildiği, geminin ... Limanı'nda 19/09/2019 tarihinde hazır edildiği ancak davalı tarafından taşıma konusu yüke ceza mahkemesi kararı ile el konulduğunun bildirilmesi nedeniyle taşımanın yapılamadığından bahisle, kararlaştırılan navlun ücretinin ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini için tahkime başvurulduğunun iddia edildiği, davalı tarafından bu iddialara karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, dosyaya davacı tarafından, tarafların yaptıkları sözleşme özeti (recap) ve çarterparti hükümleri olarak sunulan e mailler dışında, taraflar arasında yapılmış sözleşme ve şartlarına dair herhangi bir delilin sunulmadığı, davacı tarafından sunulan maillerin sahte olduğunun iddia edilmediği, söz konusu maillerin broker tarafından taraflara gönderildiği ve davalı şirket yetkilisi ...'in de mail gönderilen kişiler arasında olduğu, kaldı ki davalı tarafından davacının sunduğu bağlantı özeti ve çarterparti hükümleri kabul edilmezken davacının ödeme talebine, meydana gelen olayın Çarterparti Hükümlerinin 29. maddesi uyarınca mücbir sebep olduğu iddiası ile olumsuz yanıt verildiğinin beyan edildiği, dolayısıyla davacı tarafından sunulan 16/09/2019 tarihli çarterpartiye ilişkin özet ve çarterparti hükümlerinin esasen davalı tarafından da kabul edildiği ve geçerli olduğu, bağlantı özetinin açıklamalar kısmında ...Çarter Sözleşmesi'ne atıf yapıldığı ve ek hükümler kısmında \"Müşterek avarya/Londra'da tahkim, İngiliz Hukuku uygulanacaktır\" şeklinde düzenlemeye yer verildiği, her ne kadar davalı tarafından yalnızca müşterek avarya için tahkime başvurulabileceği iddia edilmiş ise de, bu düzenlemeden taraflar arasında müşterek avarya ve Londra'da tahkime gidilmesi ile İngiliz Hukukunun uygulanmasının kabul edildiğinin anlaşıldığı, zira aradaki \"/\" (...) işaretinin ve anlamına geldiği, çarterparti hükümlerinin 11. maddesinde de aynı düzenlemenin yer aldığı, bağlantı özetinde atıf yapılan ... Çarterpartinin 24. maddesinde ise, davalı vekilince de istinaf dilekçesinde açıklandığı üzere, taraflara tahkim konusunda New York veya Londra şehirlerinden birini tahkim yeri ve Amerikan ve İngiliz Hukuklarından birini uygulanacak hukuk olarak seçme imkânının tanındığı, tarafların Londra şehrini ve İngiliz Hukukunu seçtikleri ve dolayısıyla tahkim anlaşması konusunda herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı, sonuç olarak taraflar arasında yazılı bir tahkim anlaşmasının bulunduğu, Hakem kararında ... Çarter Sözleşmesi'nin ilgili hükümlerine yer verildiği, bu sözleşmenin 24. maddesinde hakem sayısının üç olacağı ve davacı ile davalının seçeceği iki hakem tarafından üçüncü hakemin seçileceğinin kabul edildiği, buna göre Hakem Heyetinin oluşumu ve sayısının taraflar arasındaki bağlantı özetinde atıf yapılan ... Çarterparti'ye uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin, az yukarıda açıklanan ve Newyork Sözleşmesi uyarınca kararın iptalini gerektirdiği iddia edilen aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki tahkim anlaşmasında ve atıf yaptığı çarterparti hükümlerinde hakem heyetince ... Şartlarının uygulanacağına dair bir kabul yok ise de, Hakem Heyeti kararında açıklandığı ve davalı tarafından dosyaya onaylı Türkçe tercümeleri sunulan maillerden anlaşıldığı üzere, hakemlerin hakemlik görevlerini ... Şartları uyarınca kabul ettikleri, bu hususu her iki tarafa bildirdikleri ve davalı tarafça bu bildirime karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, Hakem Heyetince verilen kararda, ... Şartları'nın beşinci paragrafında, hakemlerin görevlerini ... Şartları uyarınca kabul etmeleri halinde, tarafların tahkim anlaşması bakımından bu şartların uygulanması konusunda mutabakata vardıklarının kabul edileceğinin düzenlendiği açıklamasına yer verildiği, davalının kendisi tarafından seçilen hakemin ... Şartları uyarınca bildirdiği ücreti kabul ettiği ve ödediği, tahkim yargılamasında hakem heyetince ... Şartları'nın uygulandığı, davalının bu hususlara karşı herhangi bir itiraz ileri sürmediği, yine Hakem Heyetinin kararda, İngiliz hukukuna göre uygulanacak usul konusunda seçme hakkına sahip olduklarını belirttikleri ve davalı tarafça aksinin ispat edilemediği, buna göre davalının New York Sözleşmesinde yer alan ve taraflarca ileri sürülerek ispat edilmesi gereken, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı olduğuna dair iptal sebebinin gerçekleştiğine dair istinaf sebebinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf, tahkim yargılamasındaki savunmasında, davacıya ait gemi tarafından yapılacak taşımanın kendisine ait yüke ceza mahkemesi tarafından el konulması sebebiyle yapılamadığını ve bunun ... Hükümlerinin 29. maddesi uyarınca mücbir sebep olduğunu ileri sürmüş, Hakem Heyeti kararında bu savunmaya neden itibar edilmediği açıklanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı ve 10/02/2012 tarihli, tenfizin şartları, kamu düzeninin tanımı, kamu düzenine aykırılığın belirlenmesi hususlarını açıklayan kararında; \"... Yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında içeriği tetkik yasağı devreye girmekte olup, bu yasağın takdir hakkı ile ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu'nda kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenmez. Şu durumda tenfiz hakiminin, tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, tenfiz hakimini, üst mahkeme görevini kendisinde bulması şeklinde bir sonuca götürür... Buna göre, yabancı mahkeme kararının verilmesinde uygulanan hukuk ve bunun hangi kriterlere göre uygulandığı değil, yabancı kararın Türkiye'de icra edilmesi halinde meydana gelecek sonuçların Türk kamu düzenini ihlal edip etmeyeceğinin araştırılması gerekir...\" denilmek suretiyle kamu düzeninden ne anlaşılması gerektiği ve tenfiz mahkemesince kamu düzeni denetiminin ne şekilde yapılacağı ortaya konulmuştur. Türk Hukukunda mücbir sebebin tanımı ve hangi hallerin gerçekleşmesi halinde mücbir sebepten bahsedileceği konusunda açık ve emredici bir düzenleme bulunmamaktadır. Hangi hallerin mücbir sebep olarak sayılacağı konusunda taraflar sözleşme serbestisine sahip olup, somut olayda Hakem Heyeti tarafından çarterparti hükümlerindeki mücbir sebep hallerinden birisinin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair yapılan tespitin, Türk hukukunun emredici kurallarına aykırı bir sonuç meydana getirdiği söylenemeyeceği gibi, verilen kararın Türkiye'de uygulanması halinde meydana gelecek sonuçların da Türk kamu düzenini ihlal ettiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bununla bağlantılı olarak Hakem Heyeti tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılıp yaptırılmayacağı da takdir hakkı kapsamındadır. Bilirkişi incelemesi yapılmamasının savunma hakkını ihlal ettiğine ve bu durumun kararı kamu düzenin aykırı hale getirdiğine yönelik istinaf sebebi yerinde olmadığı gibi, hakemlerin takdir hakkını kullanarak belirledikleri ücretler ile yargılama giderlerinden sorumluluğa ilişkin hususların da kamu düzenine aykırılık bahsinde incelenemeyeceği ve başkaca bir iptal sebebini de oluşturmadığı, dolayısıyla Hakem Heyeti tarafından verilen kararın tenfiz koşulları oluştuğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3381232913e9c44a","SID":"adb571ebe8cf8254"}}