{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/1832 <br>KARAR NO: 2025/611<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 15/11/2023<br>NUMARASI: 2023/195 Esas - 2023/840 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı aracın 09/04/2015 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralanmasına ve kalıcı sakatlığına sebep olduğunu, müvekkilinin maddi zorluk çektiğini, müvekkilinin kazada yaya olarak bulunduğunu, herhangi bir kusuru olmadığını, yaralanma sonucu, vücut fonksiyon kaybı ve buna bağlı olarak meslekte kazanma gücü kaybı ile efor kaybına uğradığını, kazaya sebep olan aracın davalı ... şirketine Trafik Sigortalı olduğunu, maddi tazminatın ödenmesinde poliçe limiti kapsamında SGK tarafından ödenmeyen kısmın tamamından sorumlu olduğunu, tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek avans-ticari faiz uygulanması gerektiğini beyan ederek 30.000,00-TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumundan özürlü sağlık raporu alınması gerektiğini, davacı tarafın geçici iş göremezlik tedavi ve bakım giderlerine ilişkin tazminat taleplerinin trafik sigortası teminatı kapsamı dışında olduğunu, davacı tarafın beslenme, ulaşım, refakatçi masrafları vb. giderleri dolaylı zarar olup, müvekkil şirket nezdindeki poliçe kapsamında olmadığını, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek müvekkil şirket tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçedeki teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz talebi haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Mahkemenin yetki alanı dışında olduğunu, olay İzmir Aliağa ilçesinde meydana geldiğinden, yetkinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğunu, manevi tazminatı kabul etmediklerini, müvekkili ...’nin sigortacısının ... Sigorta olduğunu, tazminat talebinin muhatabının ve sorumlusunun bu sigorta şirketi olduğunu ve ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşunda kusurun davalıya yükletilmesi gerektiğini, trafik güvenliği ve olayın oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin veya başka birinin yol üzerinde seyrini sürdürebileceği düşünülerek karşı araç sürücüsünden güvenli ve yavaş bir şekilde hareket etmesi ve ani bir olay olduğunda ise hızlı tepki vererek kazayı önlemesi ya da en az zararın doğması gerektiğini, durumun böyle olmadığının dosya ile sabit olduğunu, olayın tüm yönleriyle değerlendirilip tartışılmadan tüm kusurun müvekkiline atfedilmesinin hem bilimsel yöntemlere hem de hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, dosyada karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun raporda değinildiğini, çelişkileri giderir açıklama yapılmadan ve tartışılmadan işbu rapora aykırı sonuçlar elde edildiğini, davaya sebebiyet veren trafik kazasına ilişkin ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. İlk Derece Mahkemesinin 07/07/2020 tarih 2015/1220 Esas 2020/313 Karar sayılı kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce 17/02/2023 tarih 2021/1310 Esas 2023/237 Karar sayı ile, \"... Ceza yargılaması sırasında iki ayrı kusur bilirkişi raporu alınmış olup bu rapor arasında da çelişki bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporlarında  davacının %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak  Mahkemece alınan her iki kusur raporu da ATK'dan alınmış (2. rapor genişletilmiş kuruldan) bilirkişi ... her iki raporun heyetine katılmıştır. Bu durumda aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporları ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında, kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı, yine çelişkinin giderilmesi için alınan ATK  Genişletilmiş Kurulu'ndan rapor alınmış ise bu raporu düzenleyen heyette, ilk raporu düzenleyen heyette bulunan ...'nın da yer aldığı anlaşıldığından  İlk Derece Mahkemesince  kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderildiğinden bahsedilemeyecektir.  İlk Derece Mahkemesince  kusur bakımından oluşan çelişkinin giderilmesi için daha önce düzenlenen raporlarda ismi bulunmayan İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden oluşan bilirkişi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemiz kararından sonra  İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli Öğretim Üyelerinden  oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış, bilirkişi heyeti raporda \"... Davalıya sigortalı ... plakalı minibüsün sürücüsü ..., yolun kenarında park etmiş otomobillerin ve şeridinde duraklamakta olan otobüsün arkasından aniden mağdur yayanın yola çıkacağına ihtimal vermesi beklenemez. Bu durum için teyakkuza geçmesi veya ön tedbirde bulunması da zorunlu bir davranış sayılmaz. Bu durumda normal bir seyirde bulunup burada aşırı hız söz konusu olmayan ve ani hamleyle birden bire vasıtanın önüne çıkan mağdur yayaya karşı hiçbirşey yapamayacak olup, bu durumun da kendisinin fren emniyeti ve mesafesi içine düşen sürücünün ani gelişen olayda, olayı önlemek için etkili önlemi olmadığından kusursuz bulunmuştur. Davacı yaya ..., kaza tarihinde 24 yaşında aklı selim sahibi yetişkin olduğu, öncelikle yolu ve gelmekte olan vasıtayı kontrol edip, vasıtayı beklemesi ve ilk geçiş önceliğini vermesi, bundan sonra emniyetli şekilde geçmesi gerekirken, aksine davranarak, olay yerinde taşıt trafiğini yeterince kontrol etmeden, kendi  can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda yaklaşan vasıtanın hız ve mesafe durumunu dikkate almadan, cep telefonuyla konuşarak yolun kenarında park eden taşıtların arasından ve duran otobüsün arkasından ani, dikkatsiz ve kontrolsüz kaplamaya girme hamlesi sonucu minibüs ile karşı karşıya kaldığı, dikkatsiz, tedbirsiz ve kontrolsüz yola girmesi ile sağ taraftan gelen minibüsün sadmesine maruz kalmış olmakla, görüş alanının kısıtlı olduğu şartlarda trafik gereği duraklamakta olan otobüsün arkasından yola çıkan ve tehlikeleri göremeyen mağdur yaya bu dikkatsiz, tedbirsiz ve nizamlara aykırı davranışı nedeniyle olayda %100 oranında kusurludur...\" kanaatini belirtmişlerdir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince dairemiz kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olması ve kazanın oluş şekline göre  davalı sürücünün KTK hükümlerine göre kural ihlali bulunmaması, davacının desteğinin kazanın oluşumunda tam kusurlu olmasına göre  Mahkemece açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye  187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab27a1fb4fc6eb16","SID":"fcc0d7a38a1792f6"}}