{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2618 <br>KARAR NO: 2025/1082<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2022<br>NUMARASI: 2021/170 E - 2022/604 K<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 22/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının dava dışı takip borçlusu ... Temizlik Ltd. Şti'nden olan ala- caklarının tahsili amacıyla müvekkili şirketin adresine defaten hacze gelindiğini, müvekkili şirket ile asıl borçlunun farklı olduğu ve aralarında organik bağ olmadığı belirtilmesine rağmen, haciz tehdidi altında İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ..., İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına 102.526,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin iadesi için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/492 E. Sayılı dosyası üzerinden istirdat davası açıldığını, Daha sonra İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ..., İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından 22.09.2020 tarihinde 50.451,00 TL ödemek durumunda kaldıklarını, sonrasında bu ödemeye ilişkin olarak da İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/560 E. Sayılı istirdat davası açıldığını, Bunlarla da yetinmeyen davalının en son olarak huzurdaki davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ..., İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından 18.11.2020 tarihinde yeniden hacze geldiğini, defaatle tekrardan haciz tehdidi ile karşı karşıya kalan müvekkilinin 45.700,00 TL ödeme yapmak  durumda kaldığını, Müvekkili şirketin davalının asıl borçlusu olan dava dışı ... Temizlik Ltd. Şti 'ne bir borca olmadığı gibi ticari defter ve kayıtlara göre halihazırda 11.658,22 TL alacaklı durumda olduğunu, Ayrıca şirketin ilk kuruluşunda ki adresi \"... mah. ... Sk no:... Konak/İZMİR\" iken 2017 yılında daha büyük bir alana sahip olan \"... mah. ... Sk. No:... Konak / İZMİR\" adresine taşındığını, davalının borçlusunun adresi farklı olduğu gibi müvekkili ile organik bağının bulunmadığını, Neticede müvekkili istihkak iddiasında bulunmuş ise de, haciz baskısı ve icra tehdidi altında davalının borçlusu ... Temizlik Ltd. Şti.'den alacaklı olan müvekkilinin dava dışı ... Temizlik Ltd. Şti.'nin borcunu ödemek zorunda bırakıldığını, açıkça zor duruma sokulduğunu beyanla; Eldeki davada ,müvekkilince haksız ve mesnetsiz yere 18.11.2020 tarihinde ödenen 45.700,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte madden tazminine ve açıkça kötü niyetli davranan davalı aleyhine alacağın % 20 oranına tekabül eden 9.140,00 TL manevi tazminatın ivedilikle müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı her ne kadar taleplerini maddi ve manevi tazminat olarak nitelendirmişse de, davacının, icra dosyasından uygulanan işlemler neticesinde haciz baskısıyla kendisinden para tahsil edildiğinden bahisle ödenen paranın iadesini talep ettiğini, bu talebin teknik anlamda istirdat talebi ol- duğunu ve açılan davanın da istirdat davası olarak nitelendirilmesinin gerektiğini, dosya borçlusu olmayan 3.kişinin davalıya karşı istirdat davası açmasının usulen mümkün olmadığını, davanın \"husumet yönünden\" reddinin gerektiğini, davacının bu dava ile aynı maddi vakalara dayanan diğer mahkemelerdeki (İstanbul 5. ATM'nin 2020/492 E. ve İstanbul 9. ATM'nin 2020/560 E sayılı)  davaların husumet yokluğundan reddedildiğini, Davacı 3. kişi tarafından istihkak davası açılmış olsaydı dahi, istihkak davasının sonu- cunun istirdat davasının esasını da etkilemeyeceğini, İstanbul 22.1cra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/341 E- 2019/357 K. sayılı dosyasından verilen takibin devamı yönündeki karar ile mülkiyet karinesinin dosya borçluları yararına ve dola- yısıyla alacaklı davalı lehine kabul edildiğini, icrai işlemlerin bu karara ve İİK.daki diğer müracaat haklarına dayalı olarak yürütüldüğünü, takip alacaklısı durumundaki davalının gerçek bir borca daya- nan alacağını tahsil ettiğini ve bu tahsilatı IIK'nın ve TTK'nın kendisine tanıdığı talep ve müracaat haklarını kullanarak sağladığını, dolayısıyla müvekkilinin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu ol- madığını, davacı 3.kişinin borcu  icra dosyasına ödemiş olmakla takip borçlusunun  borçtan kurtul- duğunu ve sebepsiz şekilde zenginleştiğini, bu nedenle üçüncü kişi durumundaki davacının  açması gereken davanın istirdat davası  değil, dosya borçlusuna karşı açılacak sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, beyanla davanın reddini savunmuştur. <br>İlk Derece Mahkemesi'nce: \"Davacının davasının REDDİNE\" karar verilmiştir. <br>İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar mahkemece dava \"istirdat\" olarak nite- lendirilmiş ise de, davanın sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayandığını, müvekkilinin öde- meye esas icra dosyalarında takip borçlusu değil 3. kişi durumunda olduğunu, takip borçlusu ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığını, yapılan ödeme ile davalının sebepsiz şekilde zenginleştiğini, müvekkilinin tazminata hak kazandığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; A-UYUŞMAZLIĞA UYGULANACAK HUKUK KURALLARI: Kural olarak maddi vakıaları açıklamak ve ispatlamak taraflara, uyuşmazlığa uygula- nacak hukuk kuralını tespit etmek hakimin görevidir. (HMK 33.md) Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Davacının istinaf başvurusuna dayanak yaptığı HGK'nun 2022/3-80 E. 2022/107 K. Nolu 10.02.2022 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Türk Hukuk Lûgatında istirdat (geri alma) davası; “1-Haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alın- masını içeren dava (TBK m. 77-82, TMK m. 122), 2- Hakkında yapılan ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmediği ya da itirazın kaldırılması nedeniyle gerçekte borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan borçlunun ödediğini geri almak amacıyla açtığı dava. \" şeklinde tanımlanmaktadır: (İİK m.72)” (Türk Hukuk Lûgatı, Cilt I, Ankara 2021, s. 414). Lûgatta istirdat davası başlığı altında yapılan ilk tanım Borçlar Hukuku'nda yerini bulan sebepsiz zenginleşme davasına karşılık gelmekte olup bu davanın ikinci tanımda açıklanan ve icra iflas hukukuna özgü bir eda davası olan istirdat davası ile benzer yönleri bulunmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesi “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. Fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir”  düzenlemesi mevcuttur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının icra mahkeme- since kaldırılmış olması nedeniyle kesinleşen icra takibine rağmen, borçlu olmadığı kanısında bulu- nabilir. Böyle bir borçlu, borçlu olmadığını tespit ettirmek için menfi tespit davası açabilir ve bu davada hiç değilse icra dairesinin banka hesabına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alarak (İİK m. 72/III/2.c.) aleyhine yapılmakta olan icra takibinin durdurulmasını ve davayı kazanınca da takibin iptalini sağlayabilir. Borçlu, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında öde- miş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir (İİK m. 72/VII). Borçlunun menfi tespit davası açmış olması hâlinde, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce borcun ödenmesi üzerine de menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir (İİK m. 72/VI).İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması(Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı,) İcra ve İflas Kanunu’nda yerini bulan istirdat davasından  sonra sebepsiz zenginleşme kavramına ilişkin açıklama yapmak yerinde olacaktır. Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleş- menin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğ- muş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olma- sından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçek- leşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962). Buna göre  borcun kaynağı olarak  öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun neden- sellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleş- meyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleş- meden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamından ... AŞ tarafından ... Ltd. Şti ve ... San. Tic. Ltd. Şti aleyhine bir miktar alacağın tah- sili talebiyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı,  İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... T sayılı dosyası  üzerinden 18.11.2020 tarihinde haciz için davacı şirketin adresine gelindiği, davacı tarafın borçlu şirket ile aralarında bağlantı olma- dığı yönündeki itirazlarına ve istihkak iddiasına rağmen alacaklı vekilince bu taleplerin kabul edilme- diği, davacı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına ihtirazi kayıt ile -teminat olarak- 45.700,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, bundan sonra takip alacaklısının  dosya borcunun yatırıldığından bahisle işlemden vazgeçtiği, icra memurunca işleme son verildiği, (bilahare davacı tarafından istihkak davası açıldığı, dosyaların istinaf aşamasında olduğu) anlaşılmaktadır. Mahkemece uyuşmazlık  İİK 72. Maddesi kapsamında \"istirdat \" olarak nitelendirilmiş ise de ve davacının takip dosyasında borçlu durumunda olmadığından bahisle istirdat talebi aktif husumet yönünden reddedilmiştir. (İstanbul 9.ATM'nin 2020/560 E.,ve İstanbul 5. ATM'nin 2020/492 E. Sayılı ilamları da bu yöndedir.) Ancak icra takibinin davacı şirket aleyhine yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra taki- binin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı mallarının muhafaza altına alınmasını  engel- lemek adına dosya borcunu ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir.<br>B-  HUSUMET/SEBEPSİZ ZENGİNLEŞENİN KİM OLDUĞU: Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulun- mamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da, yapılan ödemeyle, ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun ödeme tutarı miktarınca borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de; davacı bu ödemeyi asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla  yapmış, sonuçta yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zengin- leşenin davalı olduğunun kabulü gerekir. Davacının icra dosyasına parayı yatırmasıyla zenginleşenin dava dışı asıl borçlu oldu- ğu, davalı alacaklının zaten varolan alacağını aldığı, bu sebeple sebepsiz zenginleşme davasının dava- lısı olamayacağı, direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de yukarıda  açık- lanan ilkelere görü bu görüşün kabulü yasal olarak mümkün değildir.Sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak açılan davada, sebepsiz zenginleşenin  takip alacaklısı durumundaki davalı olduğu ve davalıya husumet düştüğü tartışmasızdır.<br>C- HÜKÜM ALTINA ALINACAK ALACAK MİKTARI: Mahkemece SMMM bilirkişiden alınan 26.11.2021 tarihli raporda davacı şirketin davalı ile her hangi bir ticari ve akdi ilişkisinin bulunmadığı, davacının dava dışı ... Hiz. Tur. İth. Tic. Ltd. Şti ile ticari ilişkisi mevcut olup bu ilişkinin 120 alıcılar 120.G0005 alt hesabında izlendiği, 31.12.2019 tarihi itibariyle ... Şti'nin davacı şirkete 11.668,52 TL borçlu olduğu ve bu borç bakiyesinin 2020 yılına devredildiği, davacının dava dışı ... şirketi ile organik bağının bulunduğuna dair bir tespitin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; yersiz olarak yapılan 45.700,00 TL tutarındaki ödemenin iadesi yönünde maddi tazminat ve haksız haciz ve icra işlemleri nedeniyle tahsil edilen paranın % 20'si oranında manevi tazminat talep etmektedir. Dosya kapsamından davacı tarafça yapılan ödemenin yasal dayanağının bulunmadığı  ve davalının sebepsiz şekilde zenginleşmesine sebebiyet verdiği tespit edilmekle yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekir. <br>D-FAİZ İLE İLGİLİ OLARAK; Davacı ödeme tarihinden reeskont faizi işletilmesini talep etmiştir.  Ancak davalının  iş bu davadan önce temerrüte düşürüldüğüne dair bilgi belge bulunmamaktadır. Hal böyle olunca faiz başlangıcı olarak dava tarihinin esas alınması gerekir.Diğer yandan  davanın her iki tarafı tacir olup dava konusu alacağa avans faizi talep edilebilecek iken, davacı taraf avans faizinden daha düşük  faiz oranı olan reeskont faizi talep etmiştir. Bu nedenle taleple bağlı kalınarak reeskont faizine hükmedilmesi gerekir.<br>E-MANEVİ TAZMİNAT: Davacı eldeki davada  haksız haciz ve takip işlemi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Manevi tazminat istemi 6098 sayılı Kanunu'nun 58 inci maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça haciz yaptıran kişi manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Dosyanın kapsamından; Dava dışı şirketin borcu kapsamında haciz için davacının adresine gelinen 18.11.2020 tarihinde, davacı şirket yetkililerince istihkak iddiasında bulunulduğu, ancak daha önce gelinen hacizler kapsamında ileri sürülen istihkak iddialarının İcra Hukuk Mahkemesince reddedilmesi gerekçe gösterilerek işleme devam olunduğu, neticede davacı tarafça dava konusu ödemenin yapılması ve  alacağın tahsil edilmesi nedeniyle haciz ve muhafaza işleminden vazgeçildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, eldeki davada manevi tazminat koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde  karar verilmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- Davanın KISMEN KABULÜNE, a- Davacı tarafça  dava dışı şirketin borcu nedeniyle 18.11.2020 tarihinde ödenen  45.700,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,b- Manevi tazminat talebinin reddine, 2- Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.121,77-TL'den davacı tarafından yatırılan TL peşin 936,54-TL harcının mahsubu ile bakiye 2.185,23-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3- Davacı tarafından yatırılan 936,54TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davacının yaptığı 999,70TL  yargılama giderinin davanın kabul ret oranında hesaplanarak 833,07 TL'nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davalı tarafından yapılan yargılama giderin bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6- Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden  maddi tazminat yönünden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihindeki A.A.Ü.T göre hesaplanan ve takdir edilen  30.000,00TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7- Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat kısım yönünden,karar tarihindeki A.A.Ü.T.göre hesaplanan ve takdir edilen 9.141,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8- Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa ödenmesine, Sair istinaf taleplerinin reddine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 370,00  TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e419919dd14a3e5","SID":"6848ed1cf3d9ca69"}}