{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1498 Esas<br>KARAR NO:2025/586 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/538 Esas- 2022/326 Karar<br>TARİH:19/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete taşıma hizmeti verdiğini, taşıma hizmeti karşılığında faturalar düzenlediğini, söz konusu faturalar davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin davalı taraf ile olan ticari ilişkisi sebebi ile cari hesabında toplam 57.105,00-TL alacaklı bulunduğunu, dava konusu borç miktarının müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki cari hesabına ilişkin  10 adet faturadan kaynaklandığını, faturaların ise müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete taşıma hizmeti vermiş olmasından kaynaklı olarak navlun ücretini içerdiğini, söz konusu faturaların ... nolu, 686,25-TL bedelli, ... nolu, 840,75-TL bedelli, ... nolu, 7.670-TL bedelli. ... nolu, 5.546-TL bedelli, ... nolu, 8.850-TL bedelli, ... nolu, 7.080-TL bedelli, ... nolu, 3.540-TL bedelli, ... nolu, 3.776-TL bedelli, ... nolu, 8.024-TL bedelli,... nolu, 11.092-TL bedelli olduğunu,davalı tarafın bakiye 57.105-TL'yi ödemekten imtina etmesi üzerine müvekkilinin haklı fatura ücreti alacağının tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı borçlu şirketin icra müdürlüğünün yetkisine ve borca karşı itiraz ettiğini, itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, takibin durduğunu beyanla icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan değerin %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 19/04/2022 tarih 2021/538 Esas- 2022/326 Karar sayılı kararında;\"Dava hukuki niteliği itibari ile tacirler arası açık hesap ilişkisine dayalı başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.  ... sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden dosyamız içerisine alınarak yapılan incelemesi neticesinde ödeme emrinin davalı borçluya 18.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği davalı borçlunun 23.02.2021 tarihli dilekçesi ile yetkiye borca itiraz ederek takibi durdurduğu , duran takip üzerine 05.08.2021 tarihinde davanın açıldığı, itirazın ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz incelenmiş olup; HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanun’un 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nin 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabileceği ve davacının kendi ikametgahı icra dairesinde takip başlattığı anlaşıldığından yetki itirazı kabul edilmemiştir.Taraflar tacir olduğu ve dava dilekçesinde ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayandıklarından tarafların defterleri üzerinde inceleme ara kararı oluşturulmuş olup defterlerin sunulmaması halinde ibrazdan kaçınmış sayılacağı ve defterlerini sunan tarafın defetreleri üzerinde yapılan inceleme ile yetinileceği belirtilip ihtarat yapılmıştır.Yapılan defter incelemesi neticesinde davacının 31.12.2019 tarihli ... no.lu 686,25 TL tutarlı, 23.01.2020 tarihli ... no.lu 840,75 TL tutarlı, 28.04.2020 tarihli ... no.lu 7.670,00 TL tutarlı,19.06.2020 tarihli ... no.lu 5.546,00 TL tutarlı, 16.07.2020 tarihli ... no.lu 8.850,00 TL tutarlı, 31.07.2020 tarihli ... no.lu 7.080,00 TL tutarlı  26.08.2020 tarihli ... no.lu 3.540,00 TL tutarlı, 18.09.2020 tarihli ... no.lu 3.776,00  TL tutarlı, 31.10.2020 tarihli ... no.lu 8.024,00 TL tutarlı ve 09.11.2020 tarihli ... fatura no.lu 11.092,00 TL   olmak üzere 10 adet 57.105,00 TL tutarlı faturalardan dolayı alacaklı olduğu  mütalaa edilmiştir.Her ne kadar davalı rapora faturaların fazla hesap edildiği beyanında bulunmuş is de taraflar arasındaki hesap dökümü incelendiğinde hesabın doğru olduğu tespit edildiğinden rapora itiraz kabul edilmemiştir. Davalı her ne kadar ihtaralı defter inceleme gününün tebliğinin davalının adresten taşınması sebebi ile usulsüz olduğunu beyan etmiş ise de dava dilekçesinin aynı konutta oturduğu ...'a tebliğ edildiği, ihtaratlı duruşma zaptının aynı adrese tebliğ edildiği bu süreçte adresini değiştiren davalının bildirimde bulunmadığı gibi tebligatın aynı konutta ikamet eden ...'e yapıldığı anlaşıldığından tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşılmıştır. ...Davalının inceleme günü defter ibraz etmemesi, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı takip talebinde faiz istemiş ancak oran ve cinsini belli etmediğinden takip tarihinden başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği kanatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''1-Davanın kabulü ile; davalının ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 57.105,00  TL üzerinden devamına, Alacağa takip tarihinden itibaren yasal  faizi uygulanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar 21.12.2021 tarihli duruşmada; \"...Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişi ... eşliğinde 21/01/2022 günü saat 10.00 da bilirkişi incelemesi yapılmasına, her iki tarafın yukarıda gösterilen yıllara ilişkin tüm yasal ticari defterlerini inceleme günü ve saatinde mahkememiz duruşma salonunda hazır bulundurmaları için kesin süre verilmesine, kesin süre içinde defter ibraz etmeyen tarafın veya şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurmayan tarafın defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılarak dosyadaki delillerin ve defterlerini ibraz eden tarafın kayıtlarının incelenmesi ile yetinileceğinin ihtarına, (davacı tarafa ihtarat yapıldı- davalı tarafa ihtar yerine geçmek üzere duruşma zaptının tebliğine,)..\" karar verilmiş ise de, bu ara kararının davalı bakımından usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceğini;Davalının yerleşim yerinin Konya olduğunun hem ihtilaf konusu olmadığını, hem de bu hususun adres kayıt sistemi kayıtlarıyla ve dava dosyası kapsamıyla sabit olduğunu, bu sebeple, davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için, davalının bulunduğu yer Konya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak, ticari defterleri talimat mahkemesine ibraz etmesi veya ticari defterlerin bulunduğu yeri, inceleme yapılabilecek gün saatleri bildirmesi, aksi halde defter ibrazın kaçınmış sayılacağı hususlarında talimat mahkemesince davalıya 222. maddesinde belirtilen ihtiratları ihtiva edecek şekilde meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesinin istenilmesi gerekirken, Konya'da ikamet eden davalıya \"defterlerini Konya'dan İstanbul'a getir, yoksa defter ibrazından kaçınmış sayılacaksın\" diye tebligat çıkarılmasının usule aykırı olduğunu;İlk derece mahkemesinin bu hususları göz ardı ettiğini ve bahsi geçen itirazlara ilişkin \"olumlu veya olumsuz\" bir ara karar tesis etmediğini, üstelik gerekçeli kararında da, bahsi geçen itirazlara ilişkin en küçük bir gerekçe göstermediğini, öte yandan, yasal süresi içinde ibraz edilen 21.03.2022 tarihli dilekçedeki, bilirkişiden ek rapor alınmasına ve davalının defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmasına yönelik tüm talepler reddedilmek suretiyle tesis edilen İlk derece mahkemesi hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu;Her ne kadar İlk derece mahkemesince; \"dava dilekçesinin aynı konutta oturduğunu beyan eden ...'a tebliğ edildiğini, ihtaratlı duruşma zaptının da aynı adrese tebliğ edildiğini, bu süreçte adresini değiştiren davalının bildirimde bulunmadığı gibi, tebligatın aynı konutta ikamet eden...'e yapıldığını\" gerekçe göstererek, tebligatın usulüne uygun olduğunu kabul edilmiş ise de, bu kabulün usul ve yasaya aykırı olduğunu;Adres kayıt sistemi kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, 21.12.2021 tarihinde davalının, duruşma zabtının tebliğ edildiği Çumra İlçesi ... Kasabasında değil, Konya merkezinde \"... Selçuklu/ Konya\" adresinde ikamet ettiğini, duruşma zaptında ismi geçen ...'in, gerekçeli kararda belirtildiğinin aksine, davalı ile aynı konutta oturan şahıs değil, mahalle muhtarı olduğunu, tebliğ mazbatası incelendiğinde, ihtarlı duruşma zabtı tebligatının, 7201 sayılı TK.'nın 16., 20., 21. ve 23. maddeleri ile Yönetmeliğin 25., 29., 30. ve 31. maddelerine uygun olduğundan söz edilemeyeceğini, öte yandan, muhatabın yerleşim yeri adresi değişikliğini Nüfus Müdürlüğü'ne bildirip, adresini sisteme kaydettirmesi durumunda, bu şahsın ayrıca ilgili mahkemeye adres değişikliği bildiriminde bulunmasının zorunlu olmadığını, (TK. m. 35/2, Tebligat Yönetmeliği m. 57/2) dolayısıyla, davalı adres değişikliğini sisteme kaydettirmiş olduğundan, İlk derece mahkemesinin adres bildiriminde bulunulmadığı yönündeki gerekçesinin kabul edilemez olduğunu, bütün bu sebeplerle; 21.12.2021 tarihli duruşma tutanağı ekli ... Barkot numaralı tebligat, davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden, davalının ticari defter ibrazından kaçınmış sayılmasına veya defterlerini ibraz eden tarafın kayıtlarının incelenmesi ile yetinilmesine (davalı bakımından) hukuken olanak olmadığını;İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında ve Yüksek Mahkemenin istikrar kazanmış emsal uygulamalarında  ifade edildiği üzere Konya'da ikamet eden (yerleşim yeri ve işyeri adresi Konya olan) davalı için, Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmak yerine, defter ibrazı için davetiye çıkarılması (HMK. m. 197/2- 3), üstelik davetiyenin,  davalının sistemde kayıtlı yerleşim yeri adresi dışındaki bir adrese gönderilmesi ve usulsüz şekilde tebliğ edilmesi nedenleriyle, davalının ticari defter ibrazından kaçınmış sayılmasına olanak bulunmadığı halde, sadece davacının ticari defterlerinin incelenmesiyle yetinilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Hükme esas alınan bilirkişi raporunun \"davacı hesap incelemesi\" başlıklı (4.b-1) bendinde (raporun 5. ve 6. sayfalarında) tarih ve tutarları ifade edilen faturalar 10 adet değil 6 adet olup faturaların toplamının da 57.105,00 TL değil, 34.195,00 TL olduğunu, dolayısıyla, hesap hatalarının yapıldığı bilirkişi raporu hükme esas alınmak ve rapordaki hesap hataları giderilmeden, rapor olduğu gibi kabul edilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Davacının \"sadece ticari defterlere dayanmadığı\" nazara alındığında, davacının düzenlediği faturalarda yazılı malın/ hizmetin, davalıya teslim edildiğinin, davacı tarafından hukuken kabul edilebilir nitelikte delillerle (yazılı belgeyle) ispat edilemediğini, davalının davaya cevap vermemiş olmasının, davacının iddialarını kabul ettiği anlamına gelmediğini, tam aksine davacının tüm iddialarını reddettiği anlamına geldiğini, davacının tamamen \"tek taraflı\" olarak düzenleyip, ticari defterlerine kaydettiği faturalara dayalı olarak, davacının davalıdan olan alacağını ispat ettiğinin kabul edilemeyeceği hususları nazara alındığında, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu;Mahkemenin kabulüne göre de icra takibine konu faturaların, davalıya tebliğ edilmediği, taraflar arasında vadeye ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, faturaların üzerinde de vade tarihinin yazılı olmadığı, davacı tarafından davalıya herhangi bir ihtarname de keşide edilmediği, taraflar arasındaki borç- alacak ilişkisinin (mal ve hizmetin davalıya teslimine ve bedelinin ne olduğuna dair) ve borcun vadesine ilişkin hususların yargılamayı gerektirdiği ve tüm dava dosyası hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının hem likit, hem de muaccel bir alacağından söz edilemeyeceği nazara alınarak, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.04.2022 tarih, 2021/538 Esas ve 2022/326 Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına, aksi halde esas hakkında hüküm tesis edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya taşıma hizmeti verdiğini ve davalı adına faturalar düzenlediğini, bu faturalardan 10 tanesinin bedelinin ödenmediğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; dava dilekçesinde davalının adresinin \"..., Çumra/Konya\" olarak gösterildiği, davalı adına dava dilekçesi ve tensip tutanağının bu adrese tebliğe çıkarıldığı ve aynı konutta oturan yakınına tebliğ edildiği, Mahkemece ön inceleme duruşmasında, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde belirlenen gün ve saatte mahkeme duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, tarafların ticari defterlerini belirlenen gün ve saatte ibraz etmelerine veya şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurmalarına, aksi halde defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve diğer tarafın defter kayıtları ile dosyadaki delillerin incelenmesi ile yetinileceğine karar verildiği, duruşma tutanağının davalının aynı adresine tebliğe çıkarıldığı ve aynı konutta birlikte ikamet ettiği belirtilen ...'e tebliğ edildiği, bilirkişi incelemesinin yalnızca davacının ticari defterleri üzerinde yapıldığı, bilirkişi raporunun  yargılama aşamasında sunulan usulüne uygun vekaletname uyarınca davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 21/03/2022 tarihli dilekçesi ile rapora itirazlarını bildirdiği ve davalının adresi itibariyle talimat aracılığı ile defterlerinin incelenmesini talep ettiği, Mahkemece davalı vekilinin rapora itirazları ve talebi hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmeksizin davacının ticari defterlerine göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Somut olaya dönüldüğünde; davalının uyap kayıtlarında güncel yerleşim yeri adresinin İstanbul il sınırları dışında olması sebebiyle Mahkemece, HMK'nın 197. maddesi uyarınca adresinin bağlı olduğu nöbetçi mahkeme aracılığı ile ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, ticari defterlere bağlı kayıt niteliğinde olan ve taraflarca ilgili yıllarda bağlı oldukları vergi dairelerine sunulan BA-BS formlarının celp edilmesi, davalının ticari defterlerini incelemeye ibraz edip etmemesinin sonucuna göre davacı tarafından sunulan diğer deliller ve dosya kapsamı itibariyle fatura içeriği hizmetlerin verilip verilmediğinin ve davacının var ise takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktarın belirlenmesi, davalı vekilinin bilirkişi raporunda hesap hatası yapıldığına dair itirazının da değerlendirilmesi gerekirken, bu işlemler yapılmaksızın HMK'nın 222. maddesi hatalı şekilde uygulanarak tek başına davacının defterlerinde yer alan kayıtlara göre karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Sonuç olarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2022 Tarihli, 2021/538 Esas ve 2022/326 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5d264366c6c3a5b","SID":"b231520c68659d5c"}}