{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/664 <br>KARAR NO: 2025/1106<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2024<br>NUMARASI: 2022/876 E - 2024/1215 K<br>Birleşen İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/59 esas sayılı dosyasında;<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit -İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVADA; Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... San ve Tic Ltd Şti'nin davalı kurum ile yaptığı  abonelik sözleşmesi neticesi adına kayıtlı olan  ... no’lu hizmet noktasında uzun süredir  enerji kullanmakta olduğunu, müvekkilinin  bu güne kadar faturalarını düzenli olarak ödediğini  ve davalı kurum ile herhangi bir sorun yaşamadığını, müvekkilinin  bulunduğu yerde tekstil atölyesi işi  yaptığını, müvekkili şirkete gelen davalı kurum çalışanlarının müvekkilinin tesisatında  kaçak kullanım olduğu gerekçesiyle müvekkiline 19.599,08-TL ve  49.036,80-TL  kaçak elektrik faturası yazdığı ve  hiçbir fatura  taraflarına tebliğ edilmeden müvekkilinin enerjisini kestiklerini, şirketin iki gündür çalışamaz durumda olduğunu, davalı kurumun hazırladıkları güç tespit tutanağının gerçeğe aykırı olduğunu, Eylül 2022 dönemine ait iki kez ayrı ayrı kaçak  fatura tahakkuk   ettirmiş olduklarını, günlük sekiz saat çalışan iş yerini yönetmelik dışına çıkarak 21 saat çalışıyor gibi hesaplama yapmış olduklarını, son okuma tarihinden itibaren 10 günlük süre geçmesine rağmen yine yönetmelik dışına çıkarak belge bulgu yokmuş gibi 365 gün geriye gitmiş olduklarını, 0.6 kulanım faktörü çarpan olarak alınmadan hesaplama yapmış olduklarını, bu sayılan hususların tümünün 30 Mayıs 2018 Tarihli 30436 sayılı EPDK yönetmeliğinde açıkça yazılmış olduğunu, müvekkilinin, davalı kurumun mevzuat hükümlerine aykırı olarak hesaplama yapması nedeniyle haksız ve mesnetsiz olarak fazla tahakkuk ettirilen ve bir kısmı fazla tahsil edilen borcu ödeme yükümü altında olduğunu, müvekkilinin enerjisinin kesilmiş olduğunu, enerjinin davalı kurumun tekelinde olduğunu, müvekkilinin başka bir yerden  enerji  alabilmesi  ve  bu  fahiş  miktarlı  faturayı  ödemesinin de mümkün olmadığını, şu anda iş yerindeki faaliyetlerinin durmuş olduğunu,  telafisi mümkün olmayacak zararlarla karşı karşıya olduğunu,  davalı kurum enerji dağıtımını tekelinde bulundurduğundan bu hususu kendisine cebri bir yaptırım olarak kullanmakta olduğunu, dava konusu alacağa dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin HMK 389. maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasını talep ettiklerini beyanla; müvekkilinin  abonesi olduğu ... hizmet   no’lu tesisatla ilgili olarak HMK 389. maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava konusu alacağa dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin  19.599,08-TL ve  49.036,80-TL kaçak elektrik faturaları nedeniyle menfi tespit davası  sonuçlanıncaya  kadar  durdurulması  yönünde ihtiyati  tedbir kararı verilmesini, dava konusu faturalar nedeniyle davalı kuruma borçlarının olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  huzurdaki dava açılmadan ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yolu işletilmemiş olup işbu davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkuku mevzuata uygun olup; müvekkili Kurumun işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacının kullanımında olan \"... Mah. ... Sok. No:... K:... Bağcılar/İstanbul\" adresinde kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait tesisat mahallinde saha ekipleri tarafından 19.03.2022 tarihinde yapılan kontrollerde sayaç haricinde sayacın öncesinden alınan harici hat ile birtakım cihazların beslendiğinin tespit edilmiş olduğunu, tespite istinaden ... nolu kaçak tespit tutanağı tanzim edilmiş ve söz konusu tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddeleri doğrultusunda, 10368 kWh tüketim  karşılığı 49.036,80-TL tutarında kaçak elektrik kullanım faturası ve 10656 kWh karşılığı 19.599,08-TL tutarında kaçak ek tüketim faturası düzenlenmiş olduğunu, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesinin zabıt tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereği kaçak elektrik kullanımı olarak tanımlanmakta olup, mevzuata uymadan kullanılan elektriğin, yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereği kaçak elektrik tarifesinden tahakkuklandırılmakta olduğunu, tüm bu açıklama ve mevcut bilgiler ışığında müvekkili kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak enerji kullanımından dolayı tanzim edilen itiraza konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım faturasında herhangi bir hesaplama hatası bulunmadığını, kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığının yeterli olduğunu,  Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinde gösterilen haller içerisinde elektrik tüketimi yapan herkesin, kaçak tespiti ve tahakkukunun muhatabı olabileceğini, nitekim söz konusu mahalde EPTHY gereği kaçak elektrik kullanımının tespiti için fiili kullanıcının varlığının yeterli olduğunu, söz konusu tespit neticesinde tutulan tutanağa istinaden 28994 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve işbu kanuna müstenit Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği kaçak kullanım faturası tahakkuk ettirilmiş olduğunu, davacı hakkında hesaplanan kaçak elektrik tutanağı ve tahakkukunun usulüne uygun şekilde hazırlanmış olduğunu, her ne kadar davacı tarafından tespit tutanağının gerçeğe aykırı olduğu belirtilmişse de müvekkili kurum tarafından tanzim edilmiş olan ... seri numaralı tutanağın davacının tarafından imzalanmış olmasının; davacının söz konusu tutanak içeriğini kabul ettiğini, tespiti anında mahalde olduğunu, fiilen kullanımın davacı tarafından gerçekleştirildiğini açıkça göstermekte olduğunu, davacı her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da; dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit  tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamamış olduğunu, davacı tarafından eğer ki kaçak tespit tutanağında tespiti yapılan maddi olgunun aksi ve bu nedenle kaçak kullanım bedelinden sorumlu olunmadığı iddia ediliyorsa buna dair somut argümanlarını sunarak davasını ispatlaması gerekirken dosya kapsamına böylesine somut bir delilin sunulamamış olması nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin  30.09.2022 tarihli tensip kararında \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığı kabulü ile - HMK 391/1 md. uyarınca davacının dilekçesinde belirttiği dava konusu fatura bedellerinin toplam tutarı olan 68.635,88 TL üzerinden %20 teminat (13.727,18 TL) karşılığında 6465902000 hizmet nolu tesisatla ilgili olarak 19.599,08 TL ve 49.036,80 TL  bedelli elektrik faturaları ile sınırlı olmak üzere dava sonuna dek elektriğin kesilmemesi için  ihtiyati tedbir konulmasına,...\" karar verilmiş olduğunu, işbu karara karşı 10.10.2022 tarihli dilekçeleri ile itiraz edilmişse de söz konusu itirazlarını tekrar ediyor olduklarını,  ihtiyati tedbirin, bir tür hukuki koruma olduğunu, uyuşmazlık öncesinde veya uyuşmazlık sürecince talep sahibinin talep ettiği hakkını ileride açacağı veya devam eden bir davanın sonunda elde etmesinin sağlanması amacıyla geliştirilmiş olan bir hukuki güvence sistemi olduğunu, bu hukuki güvence/koruma karşı tarafın tasarruf hakkını sınırlandıran bir koruma olduğundan alelade bir talep üzerine yerine getirilecek bir koruma sistemi olmaması gerektiğini, 6100 sayılı HMK ’nın 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin talep edilebilmesinin kanunda belirtilen şartların varlığına bağlı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin şartlarının HMK m.389'da açıkça düzenlenmiş olduğunu, kanundaki haliyle: \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" kanunun lafzında “verilebilir’’ hükmü yer aldığından bu şartların varlığının başlı başına ihtiyati tedbir kararı sonucunu doğurmayacak olduğunu, zira bu hususun mahkemenizin takdirine bırakılmış, ancak dava konusu olayda hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelme ihtimali söz konusu olmadığını, ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için bulunması gereken yaklaşık ispat koşulunun da somut olayda gerçekleşmemiş olduunu, HMK 390/3 maddesinde tedbir isteyenin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin de haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunun belirtilmiş olduğunu, iş bu davada da davacının iddialarını doğrular yönde yaklaşık bir ispat olmadığı gibi müvekkili şirketin işbu davada haklı olduğunun delillerden anlaşılmakta olduğunu,  bilindiği ve Yargıtay kararları ile de kabul edildiği üzere, kamu hizmeti yürüten müvekkili şirketçe tutulan kaçak elektrik tespit tutanaklarının, aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgeler olduğunu, nitekim kaçak elektriğin kullanıldığına dair fotoğraf ve video kayıtları da mevcut olup kaçak elektrik kullanımı ispat olunmuş olduğunu, kaldı ki müvekkili kurum tarafından tanzim edilen tutanağın davacı tarafından imza altına alınarak doğruluğunun teyit edilmiş olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilirken kamunun, müvekkili şirketin ve dolaylı yollardan diğer elektrik abonelerinin uğradığı ve uğramaya devam edeceği zararlar gözetilmeden karar verilmiş olduğunu, ancak davacı tarafın ticari işletme faaliyetlerine devam ettiği ya da davacı tarafın tedbir uygulanırken şirketinin iflasını istemesi, ticari faaliyetini kapatması ihtimalleri düşünülmemiş olduğunu, yine kaçak elektrik kullanımı nedeniyle mevcut regülasyon ve enerji tedarik sistemi gereği hesaplanan kaçak elektrik tahakkuklarının miktarı müvekkili şirket tarafından peşinen ödendiğinden bu kadar yüksek bedellerin müvekkili şirketin finansal yapısını etkileyeceğinin de mahkemece göz önünde bulundurulmamış olduğunu, bu sebeplere dayanarak adil yargılanma ilkesi ışığında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi halde %100 oranında teminata hükmedilmesini talep ediyor olduklarını, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırılığına ilişkin tüm itirazları saklı kalmak üzere, tedbir kararı verilecekse dahi, bu kararın yalnızca dava konusunu kapsayabileceğini, ancak mahkememizce kurulan tedbir hükmünün, sadece davaya konu edilen borç tahakkukları ile sınırlı olması gerekirken, davacının hiçbir suretle elektriğinin kesilmemesi şeklinde verilmekle, davacının müvekkili şirkete dava konusu dışında da mevcut veya doğacak borçlarını kapsayacak ve hatta aylık dönem faturalarını dahi kapsayacak şekilde ucu açık olarak verilmiş olup bu durumun müvekkili şirketin haklarının açıkça ihlali anlamına gelmekte olduğunu, bu nedenle de tedbir kararının  öncelikle ve önemle ihtiyati tedbir  reddine,  aksi kanaat halinde uyuşmazlık konusu dışında kalan doğacak alacakları da kapsayan ihtiyati tedbir kararının değiştirilerek dava konusu alacakla sınırlanması ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili kurum tarafından tahakkuk edilen alacak miktarının %100'ün teminat olarak depo edilmesini ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; HMK’NIN 393' üncü maddesi doğrultusunda ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığı yönünde hüküm tesisini, aksi halde ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu taleplerinin reddi halinde tedbirin devamına karar verilmesi halinde, müvekkili şirket tarafından tahakkuk edilen alacak miktarının %100'ünün teminat olarak depo edilmesine aksi halde her iki tedbir kararı için ayrı ayrı teminata hükmedilmesine karar verilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine talep  etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVADA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlunun kullanımında olan ... hizmet numaralı tesisatta müvekkili şirket ekiplerince 13.09.2022 tarihinde yapılan kontrolde; \"sözleşmeli sayaçta giriş barajından harici hat çekerek kaçak enerji kullanıldığı' hususunun tespit edilmesi üzerine zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği ... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tanzim edilmiş olduğunu, dava konusu kaçak elektrik tespit tutanağının tanzim edildiği tarihte yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca hesaplama yapılarak 10368 kWh karşılığı 49.036,80-TL tutarında kaçak tahakkuku, 20656 kWh karşılığında 19.599,08-TL tutarında kaçak ek tüketim faturası tahakkuk ettirilmiş olduğunu, davalı borçlu aleyhine tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedeline gecikmiş gün faizi ve faizin KDV'si ilave edilerek toplam 69.175,81 -TL nin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderilmiş olduğunu, davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durmuş olduğunu, davalı borçlu tarafından taraflarına ikame edilen ve Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/876 Esas numaralı dosyası ile görülmekte olan Menfi Tespit davasında da tarafların ve dava konusu borcun ortak olması sebebiyle HMK m.166 uyarınca iş bu davaları ile söz konusu menfi tespit davasının birleştirilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, taraflar arasındaki ilişkinin kaçak elektrik kullanımından doğması sebebiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6502 sayılı Kanun kapsamında olmadığından davanın \"haksız fiil\" hükümlerine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, buna ilişkin ticari dava şartı arabuluculuk son tutanağının dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu, kaçak elektrik kullanımı eyleminin niteliği itibariyle \"haksız fiil\" teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda \"zarar görenin yerleşim yeri\" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkili şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri de İİK 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 16. maddesi gereği yetkili olduğunu, müvekkili şirket ekiplerince EPTHY hükümlerine uygun olarak düzenlenen ve dilekçe ekinde sunulan Kaçak Elektrik Tespit Tutanaklarının, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca \"aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge\" niteliğinde olduğunu, kaldı ki dava konusu kaçak tespit tutanağının yeterince incelenmesi halinde davalı tarafça bizzat imzalanarak kaçak elektrik kullanımı ikrar edilmiş olduğunu, müvekkili şirket görevlileri tarafından kaçak elektrik kullanımın tespit edildiği esnada davalının fiili kullanımında olan iş yerinde kaçak elektrik tüketimini gösterir görüntülerin fotoğraflanmış, kaçak kullanıma ilişkin video kayıt altına alınmış olduğunu, kaçak kullanıma ilişkin video kaydının, mahkemeye bilahare sunulacak olduğunu, ayrıca davalının dava konusu kaçak elektrik tutanağını da imzalayarak kaçak elektrik kullandığını ikrar etmiş olduğunu, bu bakımdan da davalının kaçak elektrik kullandığının kabulü ile birlikte davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kaçak elektrik kullanımı tutanaklar ile sabit olduğundan, davalı borçlu mevzuata uygun olarak düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına ilişkin tahakkuku ödemekle yükümlü olup; söz konusu borca itirazının yerinde olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarında da tanımlandığı üzere; alacağın gerçek miktarı belli ve sabitse veyhaut borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit olduğunu, mevzuat hükümleri uyarınca hesaplanan ve aksi ispat edilemeyen Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı ve müvekkili şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emrinde Kaçak Elektrik Tüketim Bedeli'nin açıkça belirtilmiş olmasının alacaklarının likit olduğunu ve icra inkar tazminatı istemelerinin hukuka uygun olduğunu açıkça göstermekte olduğunu beyanla; iş bu dilekçe ile açmış oldukları itirazın iptali davasının, tarafların ve dava konusu borcun ortak olması sebebiyle Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/876 E. sayılı dosyasında görülmekte olan ve davalı borçlu tarafından müvekkili şirkete ikame edilen menfi tespit davası ile birleştirilmesine, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği  anlaşılmıştır. Mahkeme; \"A)Esas dava yönünden açılan davanın davacı tarafın ıslahı uyarınca kabulü ile; 1-Davacının hakkında düzenlenen 18.09.2021 tarihli 19.599,08 TL bedelli ve 17.03.2022 tarihli 49.036,80 TL bedelli faturalar nedeni ile toplam 62.512,85 TL borçlu olmadığının tespitine, B)Birleşen istanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2023/59 e. sayılı dosyası yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 1-Davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 6.123,03 TL asıl alacak, 40,82 TL gecikmiş gün faizi ve 7,35 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 6.171,20 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'sine tekabül eden 1.224,60 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,\" karar vermiştir. Söz konusu karar asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı Bedaş vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf dilekçesinde; davacı-birleşen davalının 12 aydan uzun süredir kaçak elektrik kullandığı somut bir şekilde ortada olup işbu somut delillere rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda 39 günlük kaçak elektrik kullanımının hesaplanması ve kaçak ek tahakkuk hesabı yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaçak elektrik kullanım başlangıç süresinin 05.08.2022 olarak kabul edilmesi hatalı olup, hatalı tespit ile düzenlenen bilirkişi raporunu hükme dayanak alan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, hükme dayanak alınan ek raporda, tutanak sonrasındaki ocak 2023 verisinin 4,72 ve aralık 2023 verisinin 5,40 değerde olduğu belirtilerek, kaçak elektrik kullanımı tespitinden sonra da demand değerlerinin düştüğü ayların mevcut olduğu, bu sebeple itirazlarının yerinde olmadığı yönünde kanaat bildirilmesi kabul edilemez olduğunu beyan ederek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen haklı davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Kararın istinaf incelemesi sırasında Dairemizin 2025/269 E.  2025/202 K.sayılı 27/01/2025 tarihli ilamı ile; \"Dosya içeriğinden; davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi gerekçeli kararda Tasfiye halinde gözüktüğü, şirketin tasfiyesine ne zaman karar verildiği, karar tebliğinin ilk vekil olan Av. ...'a yapıldığı, mahkemece iflas idaresi ile yazışma yapılmadığı,tasfiye evraklarının celp edilerek( tasfiye) -iflas idare memurlarının isim ve adresleri celp edilip karar tebliğinin ( tasfiye) -iflas idare memurlarına yapılması gerektiği\" gerekçesi ile; \"Davada verilen kararın tebliği, davacı şirketin ilk vekiline yapılmıştır.Buna göre tasfiye halindeki davacı şirkete karar tebliği usule uygun tamamlanmadan dosya dairemize gönderilmekle, davacı şirketin, iflas müdürlüğünden iflas idare memurları sorulup, usulünce, bu kişilere gerekçeli kararın tebliği sağlanıp, yasal istinaf süresi beklenerek, istinaf edilirse karşı tarafa tebliği sağlanıp onun cevap süresi de beklenerek, dosyanın tekrar dairemize gönderilmesi ve bu usuli eksikliğin tamamlanmasının temini için  HMK 321, 345 ve 355. maddeleri uyarınca dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine\" karar verilmiştir. Mahkemesince yazılan müzekkere gereği İstanbul Ticaret Sicil  Müdürlüğünün 10/02/2025 cevabi müzekkeresinde ticaret sicil  kayıtlarında asıl davada davacı ... San ve Tic Ltd Şti'nin tasfiye halinde  olduğu,şirket ortağının ... olup yine ...'nın münferiden temsile yetkili tasfiye memuru olarak belirtildiği,ancak kayıtta şirketin tasfiyesinin  sona erdiği 19/12/2024  tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı terkin olmuştur şeklinde açıklama bulunduğu ,mahkeme kararı,ek karar ve istinaf dilekçesinin asıl dosya davacı şirket tasfiye memuru ... adresine usulüne uygun olarak 15/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği,buna rağmen tasfiye memuru tarafından istinaf dilekçesi sunulmadığı ayrıca asıl dosya davacısı tasfiye halindeki şirketin tasfiye halindeki durumuna ilişkin davacı vekili olarak vekaletnamenin de sunulmadığı görülmüştür. Asıl davada davacı,birleşen davada davalı  tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin sicil kaydının 19/12/2024 tarihinde terkin edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Asıl dava kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit,birleşen dava ise yine kaçak tahakkuk bedelinin tahsiline yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İstanbul ... İcra  Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacaklı  Bedaş tarafından  borçlu ... San ve Tic Ltd Şti ve ... hakkında  68.635,88 TL asıl alacak alacak, 457,57 TL gecikmiş gün faizi, 82,36 TL KDV olmak üzere toplam 69.175,81 TLnın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/02/2025 tarihli  müzekkere ekinde gönderilen asıl davada davacı,birleşen davada davalı  tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin sicil kaydının 19/12/2024 tarihinde terkin edildiği  bildirilmekle,birleşen dosya davacı vekili ...'a Tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin  19/12/2024 tarihinde terkin edilen sicil kaydının ihyası için süre verilmesi,bundan sonra istinaf incelemesinin yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/02/2025 tarihli kaydında belirtilen Tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin sicil kaydının 19/12/2024 tarihinde terkin edildiği  anlaşılmakla,birleşen dosya davacı vekili ...'a Tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin  19/12/2024 tarihinde terkin edilen sicil kaydının ihya edilerek buna dair kararın ibrazının sağlanması, daha sonra dosyanın Dairemize geri gönderilmesini teminen HMK 352. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10/02/2025 tarihli kaydında belirtilen Tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin sicil kaydının 19/12/2024 tarihinde terkin edildiği  anlaşılmakla,birleşen dosya davacı vekili ...'a Tasfiye halinde ... San ve Tic Ltd Şti'nin  19/12/2024 tarihinde terkin edilen sicil kaydının ihya edilerek buna dair kararın ibrazının sağlanması, daha sonra dosyanın Dairemize geri gönderilmesini teminen HMK 352. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef2fe122658f1d0d","SID":"c3edb197a570012e"}}