{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1497 Esas<br>KARAR NO:2025/356 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/394 Esas - 2022/300 Karar <br>TARİH:12/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 29/04/2017 tarihli ve 30052 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 690 Karar Sayılı KHK'nın 73.maddesi uyarınca harçtan muaf olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında 12/10/2017 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı olarak 130.582,47TL alacaklı olduğunu, ancak davalılar tarafından 100.000,00TL'lik ipotek tesis edilmesi nedeniyle ... dosyası üzerinden 100.000,00TL'nin tahsili için takip başlattıklarını,  davalıların ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılara tarafa dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar tarafından dosyaya cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/04/2022 tarih ve 2020/394 Esas - 2022/300 Karar sayılı kararında;\"Mahkememizce... sayılı dosyası celp edilmiş,  dosyanın incelenmesi sonucunda, davacının davalı aleyhine takip başlattığı, davalıların yasal süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ederek takibin durduğu görülmüştür. Mahkememizce Ağrı Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Ağrı ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ...-... pafta numaralı, 6 bağımsız bölüme ait taşınmaz ipotek akit tablosunun ve tapu kaydının bir suretinin gönderilmesi talep edilmiş, tapu kaydının incelenmesi sonucunda, taşınmazın malikinin ... olduğu, taşınmaz üzerinde davacının 1.dereceden 100.000,00TL bedelli ipotek sınırlı ayni hak sahibi olduğu, ipotek konusunun davacı ile davalı ... arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklı doğmuş ve doğacak borçlar için verildiği görülmüştür.Mahkememizce Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, ancak davalının defterlerini inceleme gününde ibraz etmediği, davalının adresine gidildiğinde, bildirilen adreste davacının acentesi olarak faaliyet gösterdiği, ancak uzun süre önce adresten taşındığı beyan edildiğinin ifade edildiği görülmüştür.Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davacının davalılardan takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı hususunda mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporunda özetle; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 130.582,47TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacı yana icra takip tarihinden sonra 01/11/2019 tarihinde 18.509,30TL tutarında ciro hak ediş bedeli olarak fatura düzenlendiği ve bu faturanın davacı tarafından defterlere işlendiği, takip tarihi itibariyle alacağın 112.073,17TL olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, dosyaya sunulan 16/05/2019 tarihli tutanakta davalı ...'ın imzasını taşıyan tutanakta 30.000,00TL borcunun olduğunun kabul edildiği, cari hesap hareketleri ile tutanağın uyumlu olduğu, bu tarihten sonra davacı tarafından davalıya 28.040,85TL'lik bir fatura düzenlendiği, davalının cari hesabının 12.235,46TL müşterilerden tahsil edilemeyen alacak olan borç kaydedildiği, 23/07/2019 tarihinde davalının ... davacı personeli tarafından yapılan kasa denetimi tutanağında 107.308,29TL kasa açığı olduğuna dair tespit yapıldığı ve davalının acentede olmadığı ve gelip imza atmayacağının tutanağa geçirildiği, 09/10/2019 tarihinde davalı 9.734,66TL borç kaydedildiği, yine 158,90TL alacak kaydı yapıldığı ifade edilmiştir.Mahkememizce taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesi sonucunda; sözleşmenin 8.maddesinde acenteyle davacı arasında çıkacak çekişmelerde davacının defterlerinin geçerli olacağının düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizce davacı tarafından davalıya gönderilen 26/06/2019 tarihli ihtarnamenin incelenmesi sonucunda, davacının davalıdan 43.855,97TL'lik kasa açığının kapatılmasını talep ettiği görülmüş, davalı tarafından bu ihtarnameye karşı cevap mahiyetinde çekilen 10/07/2019 tarihli ihtarnamenin incelenmesinde davalının müdürleri olan... adlı kişiye borcundan düşülmek üzere 15/03/2019 tarihli 40.000,00TL bedelli çeki teslim ettiklerini, çekin cirolandığının unutulduğunu, bu nedenle davacının farklı bir acentesi olan ... adlı kişinin borcundan düşüldüğünü beyan ettiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nin 193. maddesinde ise taraflar arasında delil sözleşmesi yapılabileceği kabul edilmiş olup, tarafların, bir hususun yalnız belli bir delil ispat edileceği hakkında yapmış oldukları sözleşme münhasır delil sözleşmesi, bir hususun başka bir delille de ispat edileceğine ilişkin yapmış oldukları sözleşmeler ise münhasır olmayan delil sözleşmesi olarak kabul edilecektir. Münhasır delil sözleşmesi yapılmış ise, taraflar iddiasını ancak delil sözleşmesi ile kabul edilen delil ile ispat edebilir.Başka bir delille ispat edemez. Yani taraflar delil sözleşmesinde kararlaştırdıkları deliller dışında  başka delil gösteremezler.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/2 maddesi gereğince ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması ile aynı maddenin 3. fıkrası gereğince ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği belirtilmektedir. Mahkememizce tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; davacı taraf ile davalı ... arasında yapılan acentelik sözleşmesinin 8.maddesinde yer verilen ve delil sözleşmesi mahiyetinde olan hükmün davalı tarafın ispat hakkının tamamen ortadan kaldırır nitelikte olmadığına kanaat edilerek, taraflar arasındaki delil sözleşmesinin HMK 193.maddesi anlamında geçerli bir sözleşme olduğuna karar verilmiş ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve HMK 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak, davacının takip tarihi itibariyle davalı ...'dan 100.000,00TL alacaklı olduğuna karar verilmiş ve ipotek verenin ... olduğununda görülmesi ile her iki davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Öte yandan davacı tarafından icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, takip konusu alacak miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi; yani alacağın likit olmaması nedeniyle mahkememizce bu talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile,'' Davacının Davasının KABULÜ İLE Davalıların ... sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile, takibin 100.000,00TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacak miktarı tamamen ödeninceye kadar asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına 20.000,00TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.04.2022 tarih 2020/394 Esas 2022/300 Karar sayılı ilamı ile; \"...Davacının Davasının KABULÜ İLE, Davalıların ... sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile, takibin 100.000,00TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacak miktarı tamamen ödeninceye kadar asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 20.000,00TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine... \" dair karar verildiğini, Davacı şirket ile gerçekleştirilmesi gereken arabuluculuk görüşmesi dava şartı olup; arabuluculuk görüşmesi sırasında müvekkili ...'ı temsil etmeye yetkili olmayan Avukat ... arabuluculuk görüşme tutanağını imzaladığını; halbuki, müvekkili arabuluculuk görüşmesinden sonra ilgili avukata vekalet vermiş bulunmakta olduğunu; dolayısıyla, dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi usul ve yasaya aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  Her ne kadar gerekçeli kararda \"Öte yandan davacı tarafından icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, takip konusu alacak miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi; yani alacağın likit olmaması nedeniyle mahkememizce bu talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" denilmiş ise de,  hüküm kısmında çelişkiye yer verecek şekilde icra inkar tazminatına hükmedildiğini,Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu da incelendiğinde hükme esas alınamayacak nitelikte ve kabul edilemeyecek nitelikteki alacakların da davacı şirketin hanesine yazıldığının görülmekte olduğunu; Örneğin; 17.05.2019 tarihinden sonra davalı ...'ın imzalamamış olduğu Kasa Açığı Tutanak tutarı direk davacı şirketin alacağıymış gibi kabul edildiğini ancak, davacı şirket acentelik sözleşmesini feshettikten sonra davalı ...  orda olmaksızın ve yine herhangi bir çalışanı da bahse konu tutanağı imzalamamasına rağmen kasa açığı olduğu yönünde davacı şirketin çalışanlarınca düzenlenen bir tutanak ile  borçlandırıldığını,Davalı ..., davacı şirketin bölge müdürüne 40.000 TL bedelli çeki teslim etmesine rağmen sehven cirolamayı unuttuğundan bahisle davacı şirketçe bu durum bilinmesine rağmen ve tanık beyanıyla da ispatlanmasına rağmen çeki kullanan başka bir acentenin carisinden düşüldüğünü ve davalı ...'ın cari hesabından herhangi bir şekilde  düşülmediğini,İleri sürerek,yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve resen nazara alınacak nedenlerle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.04.2022 tarih  2020/394 Esas, 2022/300 Karar sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ...  vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.04.2022 tarih 2020/394 Esas 2022/300 Karar sayılı ilamı ile; \"...Davacının Davasının KABULÜ İLE, Davalıların ... sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile, takibin 100.000,00TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacak miktarı tamamen ödeninceye kadar asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 20.000,00TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine... \" dair karar verildiğini,Müvekkili ...'a, gerek dava dilekçesi  gerek cevap dilekçesi gerekse bilirkişi raporlarının tamamı usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğinden bahisle herhangi bir şekilde cevap verilememiştir ve bu suretle savunma hakkı elinden alındığını ve dosya kapsamında yasal defter ve belgeleri ile lehine olabilecek delilleri ibraz edilemediğini, Her ne kadar gerekçeli kararda \"Öte yandan davacı tarafından icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, takip konusu alacak miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmesi; yani alacağın likit olmaması nedeniyle mahkememizce bu talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" denilmiş ise de,  hüküm kısmında çelişkiye yer verecek şekilde icra inkar tazminatına hükmedildiğini,Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu da incelendiğinde hükme esas alınamayacak nitelikte ve kabul edilemeyecek nitelikteki alacakların da davacının hanesine yazıldığının görülmekte olduğunu; örneğin; 17.05.2019 tarihinden sonra davalının imzalamamış olduğu Kasa Açığı Tutanak tutarı direk davacının alacağıymış gibi kabul edildiğini ancak, acentelik sözleşmesini feshettikten sonra davacı hiçbir şekilde müvekkili orda olmaksızın ve yine herhangi bir çalışanı da bahse konu tutanağı imzalamamasına rağmen kasa açığı olduğu yönünde davacı şirketin çalışanlarınca düzenlenen bir tutanak ile müvekkilinin borçlandırıldığını; yine davacı şirketçe her ay düzenli olarak müvekkilime haksız bir şekilde faturalar düzenlenmek suretiyle borçlandırılması gibi bir durum söz konusu olduğunu; bu faturanın bir sureti de istinaf dilekçe eklerine eklendiğini,Müvekkili davacı şirketin bölge müdürüne 40.000 TL bedelli çeki teslim etmesine rağmen sehven cirolamayı unuttuğundan bahisle davacı şirketçe bu durum bilinmesine rağmen ve tanık beyanıyla da ispatlanmasına rağmen çeki kullanan başka bir acentenin carisinden düşülmüş ve müvekkilin cari hesabından herhangi bir şekilde  düşülmediğini,Ayrıca, davacı şirketin alacaklı olduğu firmaların tahsilat makbuzu olmaksızın yansıtması yine davacı şirketçe müvekkilin cari hesabına yansıtıldığını; bunun dışında müvekkilime yakıt faturası kesilmesine rağmen herhangi bir şekilde müvekkiline davacı şirketçe yakıt verilmemiş ve bu durum müvekkilimce acenteliğini yaptığı dönemde ilgililere mail yoluyla bildirilmiş ve daha sonradan iade faturası kesilebileceği davacı şirketçe bildirildiğini; buna ilişkin tanıkların da mevcut olduğunu; davacı şirketçe aylık olarak düzenli gönderilen BA BS formlarında müvekkilinin devamlı surette mutabık olmadıkları yönünde cevaplar verdiğini,Her ne kadar istinaf dilekçeleri ile bu hususları ifade etmiş isek de; bu durumun tek sebebi dava aşamasında müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olması ve kendine hiçbir şekilde ulaşmamasından kaynaklanmakta olduğunu; bu sebeplerle istinaf başvurularının kabul edilerek davanın yeniden görülmesi gerekmekte olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebepler ve resen nazara alınacak nedenlerle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.04.2022 tarih  2020/394 Esas, 2022/300 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava; davacı ile davalı ... arasında akdedilen 17/10/2017 acentelik sözleşmesi ve ek sözleşmesi kapsamında cari hesap alacağının sözleşmenin teminatı olarak davalı ...'ın taşınmazı üzerine konulan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsiline ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalılar vekili, davalı ... adına dosya kapsamında yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu ve davalının savunma hakkının kısıtlandığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Mahkemece Tebligat Kanunu'nun 10. Maddesine uygun olarak ilk önce davalının dava dilekçesinde bildirilen \"... Gölbaşı/Ankara\" adresine dava dilekçesi ve ekleri, tensip zaptı, arabuluculuk formu ekli ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin tebliğe çıkarıldığı, davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı zamanda mernis adresi olarak kayıtlı olan bu adrese bu kez Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi uyarınca tebligat çıkarıldığı ve yeni duruşma günü ile birlikte tebliğ edildiği, 17/11/2020 tarihinde ön inceleme duruşmasının ertelenmesi üzerine yeni duruşma günün aynı adrese tebliğe çıkarıldığı, ancak davetiyenin bila tebliğ iade edildiği, bu kez yeni duruşma günü belirlenerek davalının yine mernis sisteminde kayıtlı \"...Yenikent Sincan/Ankara adresine tebliğe çıkarıldığı ve bu tebligatın da bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine yeni duruşma günü belirlenerek duruşma tutanağı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalının \"... Yenikent Sincan/Ankara adresine tebliğe çıkarıldığı ve bizzat davalının kendisine tebliğ edildiği, bu davalı ve diğer davalı tarafından tebliğ edilen 06/07/2021 tarihli ön inceleme duruşmasına katılmadığı, davalının defter ve belgelerinin incelenmesi ara kararını da içeriri 06/07/2021 tarihli ön inceleme duruşma tutanağının da davalıya bu adreste bizzat tebliğ edildiği, talimat mahkemesi tarafından gönderilen davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmemesine ilişkin raporun Tebligat Kanunu'nun 21 maddesine göre, davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunun da davalının çalışanına tebliğ edildiği, bu davalıya yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olduğu,  söz konusu bu tebligatların hepsinin diğer davalıya da usulüne uygun olarak yapıldığı, ancak davalılar tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, delil bildirilmediği,  bilirkişi raporuna itiraz edilmediği ve davalıların duruşmalara katılmadığı görülmüş olup, davalı vekilinin tebligatların usulsüz olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalılar vekili, davalı ...'ın arabuluculuk sürecinde vekaleti bulunmayan ve temsil yetkisi olmayan vekil tarafından temsil edildiğini ve arabulucuk dava şartının bu davalı yönünden gerçekleşmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili  tarafından iş bu dava açılmadan önce arabuluculuk zorunlu dava şartı yoluna başvuru yapıldığı, arabuluculuk görüşmelerine telefon ile katılan davalıların vekili olduğunu söyleyen Av. ... tarafından her iki davalının da temsil edildiğinin arabulucuya beyan edildiği, kendisi tarafından arabuluculuk görüşmelerinin telekonferans yoluyla yapılması veya ertelenmesinin talep edildiği, ancak davacı vekilinin kabul etmemesi üzerine davalılar vekilinin katılmadığı arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı ve son tutanağın tutulduğu, son tutanakta davacı vekili ve arabuluculun imzasnının bulunduğu, davalılar vekilinin iddiasının aksine davalılar vekili olduğunu söyleyen Av. ...'ın imzasının bulunmadığı, Yargıtay 9 Hukuk Dairesi'nin bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair 2022/3398 esas, 2022/5294 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 bendi uyarınca, arabuluculuğa başvuran tarafın sürece ilişkin tek yükümlülüğü kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vermekten ibaret olduğu, arabulucuk sürecinin mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesinde sorumluluğun arabulucuda olduğu, davacı tarafın bunu denetleme yetkisi ve yükümlülüğün bulunmadığı, davacı tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirilerek arabuluculuk dava şartına başvuru yapılmak suretiyle dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta; davalı ... arasında akdedilen 17/10/2017 acentelik sözleşmesi ve ek sözleşmesi akdedildiği, söz konusu sözleşme ile davacıya ait taşıtların yükleme, boşaltma, gümrükleme ve pazarlama işlemleri ve diğer acentelik hizmetlerinin davalı tarafından yapılmasına ilişkin davalıya acentelik yetkisi verildiği, sözleşmenin teminatı olarak diğer davalı ...'ın taşınmazına 100.000 TL bedel ile ipotek konulduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen Bakırköy ... Noterliği'nin 19/07/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının önceki ihtarlara dayanan kasa açığının kapatılmaması ve müşterilerden tahsil edilen kargo ücretlerinin zamanında davacı hesabına yatırılmaması sebebiyle sözleşmesinin feshedildiği, davacının davalıdan cari hesap alacağı olduğu iddiası ile davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğu ve iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, tarafların 17/05/2019 tarihinde hesap mutabakatı yaptıkları, bu hesap mutabakatı sonrası davacının 29.615,09 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından bu tarihten sonra kasa açığı tutarı, davalı tarafından müşterilerden tahsil edilen ancak davacıya teslim edilmeyen alacak tutarından davalı tarafından düzenlenen faturaların, davacı yanca davalıya yapılan alacak kaydı ve kuruş farkı mahsubundan sonra davacının davalıdan 112.073,17 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 107.308,29 TL sinin 23/07/2019 tarihli kasa açığı tutanağından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Ancak söz konusu kasa açığı tutanağının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak tutulup tutulmadığına ve bu tutanağa itibar edilip edilmeyeceği değerlendirilmemiştir. Davalı tarafından davalının borcundan mahsuben 40.000,00 TL bedelli çek verildiği, ancak kendisi tarafından çekin cirolanmasının unutulması sebebiyle bu çek bedelinin başka bir acentenin borcundan düşüldüğü, bu hususun üçüncü kişi tarafından kabul edildiği ve davacı tarafından düzenlenen faturaların ve alacak kayıtlarının usulsüz olduğu  iddia edilmiş, ancak Mahkemece ve bilirkişi tarafından bu iddiaya ilişkin herhangi bir inceleme ve irdeleme yapılmamıştır. Yine Mahkemece davalının defter ve kayıtlarının incelenmesi için adresi doğrultusunda ilgili Mahkemece talimat yazılmış, ancak talimat Mahkemesi tarafından bilirkişi inceleme günü belirlenmek suretiyle davalıya defter ve belgelerinin ibrazı için ibraz etmemenin sonuçları da hatırlatılmak suretiyle usulüne uygun ihtaratlı davetiye çıkarılmamış, bilirkişi tarafından davalının adresine gidilerek adresinde bulunmadığına ilişkin rapor düzenlenmiş, Mahkemece de bu rapora itibar edilerek yargılamaya devam edilmiştir. TMK'nın 887. maddesi uyarınca İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlı olduğu hükmünün düzenlendiği, bu hüküm uyarınca asıl borçlu ile ipotek borçlusu arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, buna göre borçtan şahsen sorumlu olmayan bir şahsa ait taşınmaza ilişkin teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi yönünde icra takibi yapılabilmesi için, icra takibinden önce ipotek borçlusuna, asıl borçlu ile birlikte borç muacceliyet ihtarının gönderilmesi ve tebliğ edilmesi gerekeceği, böyle bir ihtar yoksa mesmu bir icra takibinin varlığından da söz edilemeyeceği ve itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğundan reddi gerekeceği açık olup, Mahkemece dava şartı olan bu husus hakkında da herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış olup, eksik inceleme, araştırma ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi, yine gerekçeli kararda icra inkar tazminatı talebinin koşullarının oluşmadığı ve reddi gerektiğine karar verilmesine rağmen, hükümde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek gerekçeli karar ile hüküm arasında çelişki oluşturulması isabetli olmamış, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.  Mahkemece yapılacak iş, ilk önce icra takibinden önce davacı tarafından davalılara borç muacceliyet ihtarının gönderilip gönderilmediğinin, gönderilmesi halinde tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması ve buna ilişkin belgelerin celbi ile TMK'nın 887 maddesi hükmünün değerlendirilerek usulüne uygun bir icra takibinin bulunup bulunmadığının tespiti, usulüne uygun bir icra takibinin bulunduğunun tespit edilmesi halinde davalının defter ve kayıtlarının incelenmesi için adresi doğrultusunda ilgili Mahkemece talimat yazılarak ve talimat Mahkemesi tarafından bilirkişi inceleme günü belirlenmek suretiyle davalıya defter ve belgelerinin ibrazı için ibraz etmemenin sonuçları da hatırlatılmak suretiyle usulüne uygun ihtaratlı davetiye çıkarılmasının sağlanması, defter ve belgelerinin ibraz edilmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, tarafların defter ve belgelerinde uyuşup uyuşmayan noktaların tespiti ile uyuşmayan noktalardaki kayıtlarında dayanaklarının bulunup bulunmadığının, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye ve taahhütnameye uygun olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre, davalı tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde davacı defter ve kayıtlarının dayanak belgelerinin bulunup bulunmadığının, sözleşmeye ve taahhütnameye uygun olup olmadığının ve tarafların ba-bs formlarının da celbedilerek değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesidir. Sonuç olarak; davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2022 tarih ve  2020/394 Esas ve 2022/300 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e363366d7fee850","SID":"85505f02fd9b7930"}}