{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1718 <br>KARAR NO: 2025/514<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/05/2022<br>NUMARASI: 2021/981 E. - 2022/516 K.<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile arasında hurda ürün alışverişine dayalı ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişkiye istinaden davalı ...'ya 7.000 TL bedelli senet verdiğini, senedin günü geldiğinde davalıya ödeme yapılmasına rağmen davalı tarafından aranarak borcunun olduğunu ödemez ise 150.000 TL. olarak tahsil yoluna gideceğini söyleyerek tehdit ettiğini, davalı tarafından 150.000 TL. olarak düzenlediği  senet ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak aleyhine başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Davacı tarafından mahkememiz huzurunda verdiği beyanında \"takibe konu senetteki imza bana aittir, söz konusu senedi imzalı ve boş olarak davalıya vermiştim, bedel kısmı da boştu,  kalan kısımları davalı tarafından doldurulmuştur.\" denilerek takibe konu bononun sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğu iddia edilmiştir. Davacının söz konusu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğinden davacının tanık dinletme talebi mahkememizce kabul edilmemiştir. Davacı tarafça davalı hakkında yapılan şikayet sonucunda yürütülen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/115850 soruşturma dosyası celp edilmiş olup yapılan incelemede davalı hakkında kasten yaralama ve tehdit suçlarından soruşturmanın yürütüldüğü; şüpheli hakkında takipsizlik kararı verildiği görülmüş olup savcılık dosyasının mahkememiz esasına bir etkisinin olmayacağı kanaati ile takipsizlik kararının kesinleşmesi beklenmeksizin ispatlanamayan davanın reddi ile şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile,  AÇILAN DAVANIN REDDİNE, Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin asıl borca yönelik senet miktarı olan 7.000,00 TL'yi vade tarihinde ödemesine rağmen davalının senedi kaybettiği bahanesiyle aralarındaki güven ilişkisini kullanarak müvekkilini yeni senet imzalamaya zorladığını, davalının müvekkilinin iradesini sakatladığını, mahkemenin bono üzerinde yeterli araştırma yapmadan davayı reddettiğini, davacının iradesi sakatlanmasının yanında senedin zorunlu unsurları içermediğini, irade sakatlıkları hali sonucunda kambiyo taahhüdünde bulunmuş olan borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında bu durumu her türlü delille ispat edebileceğini, kambiyo senetlerinin yasal olarak zorunlu şartları ihtiva etmemesinin kambiyo senedinin geçersizliğine sebep olduğunu, bu senet açısından senette davacı tarafından imza dışında hiçbir unsur belirtilmemiş olup belirtilmesine de muvafakat etmediğini, senette keşide yeri, ödeme yeri, müvekkilin adresinin yer almadığını, borçlunun ütün senet metninden anlaşılan def'ilerde olduğu gibi şekil şartlarına aykırılık def'ini herkese karşı ileri sürebileceğini ve borçlu olmadığını her türlü delille ispat edebileceğini, senet üzerinde tahrifat gerçekleştiğini, tarafların senedi doldurma anlaşması bulunmadığını, yeni bir senet düzenlenmek istenmediğini, senedin eski borcun ödendiğini göstermek amacıyla yapılmak istendiğini, doldurma anlaşmasının yokluğunun eksik kambiyo senedini geçersiz hale getirdiğini, davacının tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması olduğunu, olayla ilişkin tanıkları olmasına rağmen tanıkların dinlenilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı dava dilekçesi ile 7.000 TL bedelli senedi ödediğini davalının senedi iade etmediğini, davalı tarafından 150.000,00 TL bedelli senede istinaden takip  başlatıldığını ileri sürerek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372 Davacı 01/03/2022 tarihli duruşmada;  takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, söz konusu senedi imzalı ve boş olarak davalıya verdiğini, bedel kısmının da boş olduğunu,  kalan kısımların  davalı tarafından doldurulduğu belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından dava dilekçesi ile senette miktar yönünden tahrifat yapıldığını ileri sürmüş ise de duruşmada alınan beyanında senedin imzalı, bedel kısmının boş olarak davalıya verildiğini belirttiği, beyanının kendisini bağlayacağı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı olarak ispat edilmesi gerektiğinden tanık dinlenemeyeceği dava dilekçesinde davacı tarafından senedin iradesi sakatlanarak alındığı ileri sürülmediği istinaf aşamasında HMK 357 maddesine göre ileri sürülemeyeceğinden bu husus değerlendirilmemiş ve dava sübut bulmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2022 tarih ve 2021/981 E., 2022/516 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"84adeff4487c5e98","SID":"9cf72dcc34b76cfc"}}