{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 21/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2025<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 21/04/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, iş bu dosyada fesih davası devam etmekte iken, davalı şirketin diğer ortakları tarafından, Urla 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin... esas sayılı dosyası kapsamında danışıklı bir işlem tesis edilerek, tanıdıkları...isimli kişi aracılığıyla (bu kişiye şirket aleyhine dava açtırılarak) şirketin tek malvarlığı olan taşınmazların devrine ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası ikame edildiğini, davalı şirket hakkında şirketin fesih davası derdest olup  davalı şirketin temsile yetkili diğer ortakları şirketten mal kaçırmak ve davayı konusuz bırakmak amacında olduklarını, ancak, Borçlar Kanunu 237.maddesi uyarınca, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerlilik şartlarının açıkça düzenlenmiş olup, bu şartlara uyulmamasının sözleşmeyi geçersiz kıldığını, yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin... Esas ve...Karar sayılı kararında, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, resmi şekil şartına uyulmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğuna hükmedildiğini, ancak davalı şirketin diğer ortaklarının alelacele ve geçmişte böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapıldığını ispat edemeyeceklerinden adi şekilde geçersiz taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, anılan sözleşmenin 2. maddesinde değeri bugün itibariyle 150.000.000 milyon TL civarı olan şirket taşınmalarının devir bedelinin elden nakit alındığına dair ilginç ifadeler de bulunduğunu,  taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre alıcının hem bedeli sözleşme esnasında 2. Maddeye göre peşin ödediğini, hem de satıcı olan davalı şirketin, sözleşmeden cayması halinde alıcının sözleşmenin 4. maddesine göre herhangi bir talep hakkı olmadığını, burada davalı şirket ortaklarının amacının \"ya tutarsa\" mantığı ile taşınmazın devrinin bir an önce 3. kişiye devrinin yapılmasını sağlamak olduğunu, neticeten; davalı şirketin yönetim yetkilerinin sınırlandırılması davayı kabul, sulh, ibra, feragat yetkilerinin sınırlandırılması ve  Urla 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 'nin.... esas nolu dosyasında davalı şirketi temsilen  'temsil kayyımı' atanmasına karar verilmesini, huzurdaki yargılamayı sonuçsuz bırakmaya yönelik davalı şirket temsilcilerinin eylemlerini kısıtlamak amacıyla, masrafın taraflarınca karşılanmasına, kayyım atanana kadar  şirketin borçlandırıcı ve mal varlığından tasarruf işlemleri yapmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesine bu hususun ticaret sicil gazetesine de ilanına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, mahkememizin 06.01.2025 günlü ara kararı ile  verilen, Davacının tedbir talebinin kısmen kabülü ile; davalı ...yetkililerinin Urla 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında, davalı şirket adına davayı kabul ve sulh yetkilerinin  Mahkememiz dosyasındaki yargılama sonuna kadar tedbiren sınırlandırılmasına-durdurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin mevcut delil durumuna ve Mahkememiz 25/03/2024 tarihli ara kararı da dikkate alınarak reddine, yönündeki ara kararına itiraz ettiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davalı şirketin TTK 636/3.maddesi gereğince haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, aksi halde davacının diğer şirket ortaklarının çıkma payı ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarını talep edip edemeyeceği  taraflar arasında ihtilaflı olduğu, Urla 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde davaya konu taşınmazın şirket aktifinde yer aldığı, dolayısı ile Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama sonucu, şirketi feshi yerine davacıya çıkma payı verilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi halinde, söz konusu taşınmazın değeri  çıkma payının hesabında  esasa etkili olacağından TTK 636/4.maddesi kapsamında Mahkememizce verilen tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, maddede açıkça fesih davası açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemlerin alınacağının ön görüldüğü ve bu kapsamda verilecek tedbir kararında teminat alınmasının  zorunlu olmadığ anlaşılmakla, ihtiyati tedbir sebeplerine ve teminata yönelik itirazın yerinde olmadığı değerlendirilmiş ve tedbire yapılan itirazın reddine ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacının asılsız iddialarda bulunmak üzere tedbir talebinde bulunduğunu, öncelikle davacının danışıklı işlem yapıldığına dair iddialarının en azından yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, yaklaşık ispata yönelik herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını, buna rağmen soyut ve delillendirilmeyen iddialarına dayanılarak tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin gözetilmediğini, bununla birlikte tedbir nedeniyle doğabilecek muhtemel zarar hususunu düzenleyen HMK 392.maddenin hükmü de gözetilmeden müvekkili şirketin verilen bu tedbir nedeniyle aleyhine yargılama giderlerine hükmedilebileceği hususu da dikkate alınmayarak müvekkili şirketin tasarruf yetkilerinin kısıtlanıp muhtemel zararlarına ilişkin  davacı taraftan herhangi bir teminat alınmamasının da hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>İstinafa konu ara karar,  ihtiyati tedbire itirazın  reddine ilişkin 14/02/2025 tarihli karardır. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>TTK'nın 636/(3) maddesi; \"Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir.  <br>TTK'nın 636/(4) maddesinde; \"Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.\" hükmü mevcuttur. <br>HMK'nun 389/(1). maddesi: \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği\" şeklinde düzenlenmiştir.<br> HMK'nın 390/2-3.maddesi ise: \"hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebilir.<br> Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklindedir.<br>Somut olayda; eldeki dava, haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi, bunun mümkün görülmemesi halinde diğer iki ortağın çıkma payı hesaplanarak ortaklıktan çıkarılmaları istemine ilişkindir.<br>Öncelikle şirketin fesih ve tasfiyesi talebinin ön koşulu haklı sebebin varlığıdır. Diğer taraftan Bir ortağın diğer ortağın şirketten çıkarılması yönündeki talebinin kanuni karşılığı bulunmamaktadır. Yani mevzuatımız haklı sebebin varlığı halinde şirket ortağına çıkma hakkı tanımış olmasına rağmen ortağın diğer ortakların çıkarılmasına ilişkin talepte bulunabileceği şeklinde bir düzenleme getirmemiştir. HMK'nın 389 ve 390/(3). maddesi gereğince davacı tarafın tedbir talebinde haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. <br>İlk derece mahkemesince davacının dava dilekçesi içeriğinde talep ettiği ihtiyati tedbirlerin yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle 25/03/2024 tarihinde reddedilmesine rağmen eldeki davanın şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olduğu, davalı şirkete karşı açılan davada davalı şirketin davayı kabul ve sulh yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar sınırlandırılmasına ilişkin tedbirin davalı şirkette bir organ boşluğu bulunmadığı ve temsil kayyımı atanmadığı halde şirketler hukukunun temel prensipleriyle çeliştiği, davacının iddia ettiği şekildeki bir hususun yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasına konu olabileceği gibi HMK'da kabul ve sulhe ilişkin sonuca ulaşmak için farklı alternatiflerin de bulunduğu, yaklaşık ispata ilişkin dosyaya yeni bir delil kazandırılmadığı hususları gözetilmeksizin ihtiyati tedbir talebinin kabulünde ve davalı tarafça yapılan ihtiyati tedbir kararına  itirazın reddinde yaklaşık ispata ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin, davacının fesih yerine çıkma talep etmediği halde  çıkma payı verilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi halinde söz konusu taşınmazın değerinin çıkma payı hesabında esasa etkili olacağı şeklindeki yanılgılı değerlendirmesi ile karar verilmesi hatalı olmuş olup, davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin stinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  14/02/2025 tarih ve ... Esas sayılı ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati tedbir kararına yapılan itirazın KABULÜNE, <br>a-Davacının tedbir talebinin REDDİNE,  İlk derece mahkemesinin  06/01/2025 tarihli... Esas sayılı ara kararında hükmedilen ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,<br>b-Tedbir işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40  TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde  davalıya İADESİNE, <br>b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan  1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2078db4066066aeb","SID":"4798892411b58258"}}