{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1474 Esas<br>KARAR NO:2025/354 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/10 Esas -  2022/151 Karar <br>TARİH:08/03/2022<br>DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 03/03/2017 tarihinde davalı şirketten ... markalı 2011 model bir aracı toplam 86.224,05 TL ye satın aldığını, aracın bedelinin tamamını davalı firmaya ödediğini, davalı şirketin aracı teslim etmeden önce, yetkili servis incelemelerini yaptığını ve muayene ile tespit edilen bir sorun olmadığının garantisini vererek aracı davacıya teslim ettiğini, davacının aracı teslim almadan önce yetkili serviste yaptırmış olduğu muayenede de  araçta bir sorun tespit edilmediğini, aracın tesliminden sonra 3 gün trafiğe çıkmadığını, 07/03/2017 tarihinden  sonra aracın sadece hafta içi servis taşımacılığı için kullanılmaya başlandığını, aracın alındığı günden itibaren 11/03/2017 tarihine kadar sadece 5 gün servis taşımacılığı için trafiğe çıkmış olduğunu ve hafta sonları aracın kullanılmadığı, 14/03/2017 tarihinde seyir halindeyken araçta meydana gelen motor arızası sonucunda aracın ... A.Ş. Yetkili servisinde tamirinin yapıldığını, yetkili servisin araçtaki arızanın motorun silindir kapağındaki çatlağın turboyu bozması sebebiyle pistonlara yağ vermesi sonucunda meydana geldiğini belirttiğini, tamir sonucunda davacının  31.223,35 TL zarara uğradığını, arızanın davalı şirkete bildirildiğini ve davalı şirketin ise problemi çözücü herhangi bir yaklaşımının olmadığını,  sonrasında ise araçta 2 kez daha arızanın meydana geldiğini ve bu arızaların tamirinin yine  ... A.Ş. Yetkili servisinde yapıldığını, bu tamir sonucunda da davacının 7.917,44 TL zarara uğradığını, satış sırasında mevcut gizli ayıp nedeniyle çıkan arıza sonucu toplamda 39.117,44 TL zarara uğradığını, bu sebeple araçtaki gizli ayıbın uzman bilirkişi ve bilirkişilerce tespitinin Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/31 değişik iş dosyasında yapıldığını, 17/05/2017 tarihli bilirkişi raporunun düzenlendiğini, raporda açıkça malın kusurlarının gizlenerek satıldığını, söz konusu arızanın kısa süreli kullanım sonucunda ortaya çıkmasının mümkün olmadığını, arızanın araçta daha önceden mevcut olan motor hasarı sebebiyle meydana geldiğinin tespit edildiğini, davacının söz konusu araç ile hafta içi günlük  290 TL+KDV(%9) karşılığında ... A.Ş. İle yapmış olduğu personel taşıma tedarikçi sözleşmesine istinaden firma bünyesinde çalıştığını, aracın tamir işlemleri  nedeniyle 22,5 gün işe devamsızlığı sebebiyle toplam 7.112,25 TL zarara uğradığını, araçta sürekli meydana gelen arızalar sebebiyle taşımacılık yaptığı iş yeri ile iş akdinin sonlandırıldığını, buna ek olarak çok önemli ve büyük kazanç getirici bir başka işi de kaçırdığını,bu nedenlerle araç bedeli olarak davalı firmaya ödenen 86.224,05 TL bedelin 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, aracın tamiri maksadıyla yapılan ödemeler nedeniyle toplam 39.117,44 Tl bedelli maddi zararın söz konusu ödemeyi davacının tamirat için yaptığı 7.917,44 TL ödeme için 01/06/2017 ve yine tamirat için yaptığı, 31.223,35 TL ödeme için 30/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yine dava konusu araç arızası nedeniyle iş yerinde yaşadığı çalışma kaybında uğranılan toplam 7.112,25 TL tutarında maddi zararın meydana geldiği Mart, Nisan, Mayıs 2017 tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, yine araç arızası nedeniyle çalışamadığı için kaybettiği iş imkanları ve kaçırılan fırsatların zararın meydana geldiği tarihten itibaren  işleyecek yasal faizi ile bedellerin mevcut iş imkanlarıyla kıyaslanarak davalıdan tahsili ile davacıya  ödenmesine ve dava ve yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Aracın teslim edilmeden önce yetkili servis incelemelerinin yapıldığını ve muayene ile tespit edilen bir sorun olmadığının garantisi verilerek teslim edildiğini, davacı tarafın vermiş olduğu dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve beyanların son derece afaki olduğu ve hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça da kabul edildiği üzere satış öncesinde aracın bizzat davacı tarafından yetkili servise götürüldüğünü, araçta arıza bulunmadığının belirtildiğini, ayıbın varlığı kabul edilse dahi bilirkişi tarafından da yetkili servis tarafından muayenede tespit edilmesinin mümkün olduğu beyan edilen ayıp ile ilgili davalı şirketin ağır kusurundan bahsedilmesi, ayıbın gizlendiğinin ispatlanması ve dolayısıyla sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yaptırılan delil tespiti neticesinde oluşturulan bilirkişi raporunda; söz konusu arızanın kısa süreli kullanımda ortaya çıkmasının mümkün olmadığı, arızanın araçta daha önce mevcut olan motor hasarı sebebiyle meydana geldiğinin tespit edildiği ifade edilmiş ise de tüm bu iddiaların mesnetsiz olduğu, hukuki gerekçelerden son derece uzak olduğu ifade edildiğini, davacı tarafça delil tespiti yapılması akabinde davalı tarafa gönderilen ihtarnamenin davacı tarafın kötü niyetini ortaya koymakta olduğu, davacının iş bu ihtarnamesi tahtında talep ettiği hiçbir alacağının davalı tarafından hukuken kabul göremeyeceği ve bunun davacı tarafa bildirilmiş olduğunu, davaya konu aracın satış anında hiçbir surette gizli ayıbın varlığının kabul edilemeyeceğini, aksi kabul edilse dahi ticari satış kapsamında davacının ayıp bildirimini süresinde yapmadığını, tacir sıfatıyla yükümlülüklerini yerine getirmediğinin sabit olduğunu, davacı taleplerinin bu yönüyle de kabul edilemez olduğu ifade edildiğini beyanla iş bu davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili mahkememize sunduğu 19/06/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile;Ayıp nedeniyle kullanmış oldukları seçimlik hakkının TBK BK 228/2 uyarınca aracın değerindeki eksiklik karşılığının tespit edilerek satış bedelinden indirilmesini ve fazla bedelin tarafına avans faizi ile iadesi olarak ıslahına, ilk dava dilekçesinde talep ettikleri dava konusu aracın ayıplı olarak satışından dolayı müvekkilinin ödemiş olduğu tamirat masrafları olan; ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. Tarafından düzenlenen 30.03.2017 tarih ...-... nolu faturaya istinaden ödenen 31.223,35 TL , ... A.Ş. Tarafından düzenlenen  01.06.2017 tarih 2031 nolu faturaya istinaden ödenen 8.135,00 TL 'nin toplamda 39.358.35 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile taraflarına ödenmesine, dava konusu aracın arıza sebebiyle çalışamamasından kaynaklanan 22,5 günlük ticari kazanç kaybının 7.112,25 tutarının  avans faizi ile taraflarına ödenmesine, müvekkilinin araç arızası sebebiyle çalışamadığı için kaybettiği iş imkanları, kaçırılan fırsatlar, ... Bankası ve ...'tan çekmiş olduğu bu krediler sebebiyle faiz, masraf ve her türlü ferileri sebebiyle uğramış oldukları zararının tespit edilerek  taraflarına avans faizi ile ödenmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/03/2022 tarih ve  2018/10 Esas -2022/151 Karar sayılı kararında;\"Davacı tarafından davalıdan aldığı aracın gizli ayıplı olduğu bu nedenle araç bedelinin iadesini, tamir bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve kaybedilen fırsatların tazmininin talep edildiği, 19/06/2020 tarihinde sunulan ıslah dilekçesiyle de seçimlik hakkını değiştirerek bedelden indirim talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı aracın davacı tarafından beğenilerek alındığını, aracın ayıplı olmadığını ve süresinde yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, satım sözleşmesinde satılanın ayıplı olduğu iddiasına dayalı alacak davasıdır.TBK'nın 219. Maddesinde ayıptan sorumluluk; \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nın 223. Maddesinde gözden geçirme ve bildirim külfeti; \" Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" şeklinde düzenlenmiştir.Ayrıca TTK'nın 23. Maddesinde tacirler arasında yapılan satım sözlemelerinde ayıp ihbarının açık ayıplarda 2 günlük, gizli ayıplarda ise 8 günlük süre içinde yapılması, ayıp ihbarının bu sürelerde yapılmaması halinde satılanın mevcut haliyle kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Eldeki uyuşmazlıkta; davaya konu satım sözleşmesinin ... plakalı araç için yapıldığı, sözleşme bedelinin 80.000,00 TL olduğu, aracın 14.03.2017 tarihinde \" motor sesli çalışıyor ve genel kontrol şikayeti \" ile tamir edildiği, tamir faturasının 30.03.2017 tarih ve 31.223,35 TL bedelli olduğu, bu tamir sırasında rektefiye ve motor revizyonu yapıldığı, daha sonra aracın 29.05.2017 tarihinde yeniden \"motor yakıt pompa arızası\" şikayeti ile tamir edildiği, bakıma ilişkin fatura tarihinin 01.06.2017 olduğu, fatura bedelinin 8.108,96 TL olduğu, davacı tarafından davalıya Üsküdar ... Noterliği'nin 06.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarının yapıldığı, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinin 08.06.2017 tarihi olduğu anlaşılmıştır. İhtarnamenin tarihi ve ilk hasarın 14.03.2017 tarihi olduğu göz önüne alındığında ilk hasarın gizli ayıp olması halinde dahi ayıbın en geç 30.03.2017 tarihinde  öğrenilmiş sayılması gerektiği, zira rektefiye olan aracın ayıplı olduğunu yapılan tamirat sırasında dahi öğrenilemediğinin kabulü basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne uymayacağı, ihtarnamenin tarihi de göz önüne alındığında 14.03.2017 tarihli hasar bakımından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı bu nedenle bu ayıp yönünden aracın mevcut hali ile kabul edilmiş sayılması gerektiği, 01.06.2017 tarihli faturaya konu bakımın ise, mahkememizce alınan 27.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, ayıptan kaynaklı olarak değil rutin bakıma ilişkin masraflar olduğunun tespit edilmesi nedeniyle ikinci tamire ilişkin olarak da ayıp durumundan söz edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.Davacı tarafça dava dilekçesinde araç bedelinin iadesi talep edilmiş ise de, davacı tarafça mahkememize sunulan ıslah dilekçesi ile davacının seçimlik hakkını araç bedelinin düşürülmesi şeklinde değiştirildiği anlaşılmakla dava dilekçesinde yer alan araç bedelinin iadesi talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığı kararı vermek gerekmiştir. Davacı tarafça araç arızası nedeniyle kaybedildiği iddia edilen fırsatların tazmini talep edilmiş ise de, söz konusu talebin miktarının ne olduğu 21.09.2021 tarihli celsede verilen kesin süreye rağmen bildirilip bu değer üzerinden talep harçlandırılmadığından bu talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafça araç bedelinden ayıp oranında indirim yapılması, tamir masraflarının ödenmesi ve araçtan mahrum kalınan dönem için oluşan zararın tazmini talepleri yönünden ilk hasar bakımından süresi içerisinde ayıp ihbarının yapılmamış olması, ikinci tamirin ise rutin bakıma ilişkin masraflar olması ve ayıp olarak değerlendirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davacının ayıba dayalı olarak talep ettiği tazminat kalemlerinin talep şartlarının oluşmadığı sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kaybedildiği iddia edilen fırsatların tazmini yönünden açılmamış sayılmasına, araç bedelinin iadesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, araç bedelinden indirim talebi tamir masraflarının ödenmesi ve araçta mahrum kalma bedeli yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile,'Davacı tarafın araç arızası nedeniyle kaybettiğini iddia ettiği fırsatların tazmini yönünden açtığı davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, Araç bedelinin iadesi talebi hususunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Davacı tarafın diğer tüm taleplerinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı (katılma yoluyla) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin söz konusu uyuşmazlığa ilişkin görevli olmadığını; Ticaret Mahkemesi'nin görev alanı TTK hükümleri gereğince sınırlı sayıda düzenlenmiş olup kanunda özel olarak sayılan hallerde ve her iki tarafın tacir olup ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalarda ticaret mahkemelerinin görevli kılındığını; söz konusu uyuşmazlık kanunda özel olarak düzenlenmemiş olup müvekkilin tacir sıfatına sahip olmaması nedeniyle mahkemenin dava yönünden görevli olmadığını; göreve kuralları kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmekte olduğunu; mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken TTK hükümleri uygulanarak verilen karar açık şekilde hukuka aykırı olduğunu; dosyada müvekkilin tacir olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge olmadığı gibi müvekkilinin Ticaret Siciline de kayıtlı olmadığını; dosyaya konu servis aracı ise mahiyeti itibariyle esnaf statüsünde olduğunu; müvekkilinin Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunu; buna dair dosyada evraklar mevcut olduğunu; bu sebeple tacir olmayan müvekkile tacirmiş gibi sorumluluk yüklenmesi ve tacirlere özgü hükümlere göre yargılama yürütülerek yine aynı hükümlere göre karar verilmesinin kamu düzenine aykırı olduğu gibi müvekkilin de doğrudan aleyhine olduğunu,Mahkeme tarafından verilen kararda 30.03.2017 tarihli faturada sabit olduğu üzere  müvekkilin gizli ayıp sebebiyle 31.223,35 TL lik zarara uğradığının tespit edildiğini; lakin  TTK 23. Maddesi gereğince 8 günlük süre içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini; öncelikle müvekkilin tacir olmaması sebebiyle uyuşmazlıkta TTK hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını; ayrıca mahkeme tarafından dayanak gösterilen kanun hükmü yanlış yorumlanarak hukuka aykırı şekilde karar verildiğini,TTK m.23/c fıkrasında düzenlenen tacirler arasındaki ayıplı mala ilişkin hükümler ayıbın türüne göre üç farklı süreye tabi tutulduğunu; konuya ilişkin doktrinde geçen \"Bahsettiğimiz bu düzenlemeye göre, malın ayıplı olduğunun açıkça belli olduğu durumlarda iki gün içerisinde, açıkça belli olmamasına rağmen olağan bir incelemeyle ortaya çıkarılabilecek olması halinde ise sekiz gün içerisinde, durumun satıcıya bildirilmesi gerekecektir. Kanun koyucu, gizli ayıplar bakımından ise herhangi bir süre belirlememiş ve TBK md. 223/2’ye atıfta bulunmuştur. Buna göre, satılanın gizli ayıplarla teslim edilmiş olması halinde, bu ayıplar, ortaya çıktıktan itibaren uygun bir süre içerisinde satıcıya bildirilmelidir.\" (Akçura Karaman, a.g.e., s. 231.) ifadesinden anlaşılacağı üzere tarafların tacir olması halinde ayıpların olağan incelemeyle ortaya çıkabileceği durumlarda 8 günlük hak düşürücü süre öngörüldüğünü; lakin olağan inceleme sonucu ortaya çıkması mümkün olmayan ancak ileride arıza ile karşılaşınca satılan malın içinin açılması, sökülmesi gibi detaylı bir inceleme sonucu ortaya çıkan gizli ayıplar için TBK 223'e atıf yapıldığını; hayatın olağan akışı içerisinde kullanmak üzere motorlu kara taşıtı alan bir kişi aldığı motorlu kara taşıtının, motorunun ve en azından yürüyen aksamının sorunsuz olduğunu düşündüğünü; bunun için detaylı ekspertiz işlemi yapılsa dahi hiçbir eksperde motor ve şanzıman gibi ana aksamlar sökülememekte olduğunu çünkü bu işlemin ciddi bir emek, mesai ve harcama gerektirmekte olduğunu; hihayetinde motor arızası ancak ve ancak işinin ehli bir motor ustası tarafından aracın en azından ön bölümünün hemen hemen tamamının sökülmesi, motor bölümünün açılması ve motorun dahi paçalara ayrılması suretiyle tespit edildiğinden ciddi derecede detaylı ve olağan dışı/üstü bir inceleme olarak adlandırılacağını,Konuya ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin \"Satış tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı, açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. 6102 Sayılı TTK 23/c maddesinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. 6098 Sayılı TBK 223. maddesinin ilgili fıkrasında ise;“( 1 ) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.( 2 ) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” hükmü düzenlenmiştir. Bu nedenle, açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen başka bir anlatımla kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri uygulanacaktır. Ticari satışlarda ayıba karşı tekeffül hükümleri malın alıcıya tesliminden itibaren 2 yıl geçince zamanaşımına uğramakla birlikte, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 231. maddesine göre satıcı daha uzun bir süre bu sorumluluğu üstlenmiş olabilir.\" şeklindeki kararı emsal niteliğinde olduğunu,Yukarıdaki içtihattan da anlaşılacağı üzere davaya konu araçta vaki arızanın inceleme süresinde tespit edilmesinin mümkün olmadığı ve kullanım sonucu ortaya çıkması halinde 8 günlük süreye tabi olmadığını; bu halde somut olay bakımından ayıbın kullanım sonucu ortaya çıkan gizli ayıp olup olmadığının tespiti gerekir. Bilirkişi tarafından hazırlanan 27/03/2020 havale tarihli raporda \"teslim anında açıkça belli olmadığı, yapılan olağan gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacağı, ayıbın belli bir kullanım sonrasında ortaya çıkabileceği\" şeklindeki tespitten açık bir şekilde kullanım sonrası ortaya çıkacak gizli ayıplı mal olduğu anlaşılmaktadır. Yine dosyada mevcut 01/02/2021 havale tarihli raporda ve 20/12/2021 havale tarihli ikinci ek raporda görüleceği üzere arıza kaynaklı ayıbın gizli ayıp niteliğine haiz bulunduğu tespit edildiğini; yine mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu tespit edilmiş olup kullanım sonrası ortaya çıkan ayıbın süresinde yapılmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı açık bir şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bilirkişi raporunda hatalı olarak dava konusu aracın ikinici servis arızasına ilişkin olarak sarf malzemeleri ve rutin bakım onarım işlemleriyle ilgili olduğu sebebiyle ilk arıza ile ilişkilendirilemeyeceği tespitinde bulunulduğunu ancak yeni alınmış bir araçta 1 ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra rutin bakım ve onarım yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki rutin bakım ve onarım için 8.135,00 TL gibi yüksek bir ödeme yapılması da normal değildir. Sayın bilirkişiler aracın ayıplı olduğunu ve ilk onarımın bu sebeple yapıldığı tespitini yapmışlardır fakat yapılan 2. Onarımın aynı sebeple olduğu ve aynı ayıplı işlemden kaynaklandığını gözden kaçırdıklarını; bilirkişi raporunda ikinci fatura muhteviyatı elemanlarının bir kısmının hasarla kesin şekilde ilişkilendirilemeyeceği tespiti yapıldığını; dosya kapsamında bütün delillerin, onarım faturaları, serviste yapılan işlemler vb. tek tek ve detaylı olarak dosyaya sunulmuş olmasına rağmen bilirkişi heyetince bu durum incelenmemiş ve raporlarına eklenmediğini; dolayısıyla bu tespitin taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, hiç bir bilimsel tespit ve gözleme dayanmayan soyut ve inceleme yapmaksızın genel geçer ifadelerle oluşturula bu tespite dayanarak kurulan kararın hukuka aykırı olduğunu,Bilirkişi heyeti motorun 7 gün içerisinde onarılmasının mümkün olması nedeni ile ikame taşıt tercih edilmesi halinde toplam zararın 900 TL mertebesinde gerçekleşeceğini beyan ettiklerini ancak bilirkişi heyetinin bu  tespitleri de  hiç bir bilimsel tespit ve gözleme dayanmayan soyut ve inceleme yapmaksızın genel geçer ifadelerle oluşturulmuştur ve bu sebeplerle kabulünün mümkün olmadığını; araç 2 servis arızası sebebiyle toplamda 22,5 gün serviste kalmış ve çalışamamıştır.  Müvekkilin dosyada bulunan... A.Ş. İle yapmış olduğu personel taşıma tedarik sözleşmesi dosyada mevcuttur. Sözleşmeye göre müvekkil hafta içi günlük 290 TL +KDV olarak çalıştığını; aracın serviste kalma süresi ve günlük elde ettiği kar delillerle ortaya konulmuş bulunurken bilirkişi tarafından yapılan incelemede dikkate alınmaması ve buna dayanarak karar verilmesi kabul edilemez olup işbu istinaf başvurusunu yapmak gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve sayın mahkemece re’sen nazara alınacak diğer sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulüne, istinaf mahkemesinin yapacağı inceleme neticesinde 08/03/2022 tarihli nihai kararının kaldırılmasına veya mahkemenin taktiri nazarında yeniden yapılacak yargılama sonucunda talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı (katılma yoluyla) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının bir kısım talepleri yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer talepleri yönünden davanın reddine hükmedildiğini; davacının usulden reddedilen talepleri yönünden lehlerine ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yalnızca esastan reddedilen kısımlar yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Davacı tarafından araç arızası nedeniyle kaybedildiği iddia edilen fırsatların tazmini talep edilmiş olup Yerel Mahkeme tarafından söz konusu talebin ne olduğunun ayrıntılı bir şekilde açıklanması ve işbu talep doğrultusunda talep tutarı üzerinden harçlandırma yapılması için 21.09.2021 tarihli celsede kesin süre verilmiş ise de davacı tarafından süresi içerisinde ilgili talep detaylandırılmamış ve talep tutarı üzerinden hesaplanacak olan harç tutarı mahkeme veznesine yatırılmadığını; bunun üzerine Yerel Mahkeme tarafından davacının, araç arızası nedeniyle kaybettiğini iddia ettiği fırsatların tazmini talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bir başka deyişle davanın usulden reddine hükmedildiğini,Yapılan yargılama neticesinde davacının diğer tüm taleplerinin reddine hükmedilmiş olup mezkur karar ile davacının bir kısım taleplerin usulden reddine, bir kısım taleplerin esastan reddine karar verildiğinden dolayı, Yerel Mahkemece hükmedilen nisbi vekalet ücretinin yanı sıra mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları gereği usulden reddedilen kısma ilişkin olarak ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2020/3606, K. 2021/430, T. 26.1.2021:\"Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu senette tahrifat görüldüğü ve bu sebeple davacının bu senetten dolayı 10.000.-TL borçlu olmadığı yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle davacının 12.000.-TL bedelli senet gereğince davalıya 10.000.-TL borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin atiye bırakma beyanları da gözetilerek davacının davasının 2.000.- TL'lik kısmının açılmamış sayılmasına ve ayrıca davacının icra inkar tazminatı talebinin, dava konusu senedin davalı tarafından tahrif edildiğinin belli olmadığından reddine karar verilmiştir...,...2-) Mahkemece, 2.000.-TL'ye yönelik dava ile ilgili olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ancak kendini vekille temsil ettiren davalı lehine bu miktar gözetilerek vekalet ücreti takdir edilmemiştir. AAÜT 13/2 hükmü uyarınca davalı lehine 2.000.-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece buna dair karar verilmemesi doğru görülmemiş olup bu husus bozmayı gerektirir ise de, eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 Sayılı HUMK 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir...\"Mezkur Yargıtay ilamı ile de görüldüğü üzere davanın usulden reddedilen kısmına ilişkin olarak davalı lehine ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup davanın sadece esastan reddedilen kısmına ilişkin olarak davalı müvekkik lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Hal böyle iken, her ne kadar Yerel Mahkemece davanın esastan reddedilen kısımına yönelik nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun ise de, usulden reddedilen kısma ilişkin ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırılık teşkil etmekte olup Yüksek Mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde mezkur kararın talebimiz doğrultusunda düzeltilerek onanmasına hükmedilmesi gerektiğini,Ezcümle, yukarıda detaylıca arz ve izah edilenler kapsamında davacının istinaf gerekçelerinin haksız ve mesnetsiz olduğu sabit olup davacının istinaf taleplerinin reddi ile katılma yoluyla istinaf talebimizin kabulü ile Yerel Mahkemece tesis  edilen 2018/10 Esas, 2022/151 Karar sayılı ve 08.03.2022 tarihli kararın katılma yoluyla istinaf gerekçemiz doğrultusunda düzeltilerek onanması gerekmekte ve Yüksek Mahkemenizden talep olunmakta olduğunu,İleri sürerek, Yukarıda arz ve izah edilen ve inceleme sırasında re’sen öngörülecek nedenlerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; Davacının istinaf taleplerinin REDDİNE, katılma yoluyla istinaf talebimizin kabulü ile; Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen 2018/10 Esas, 2022/151 Karar sayılı ve 08.03.2022 tarihli kararın vekalet ücreti yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini bilvekale  arz ve talep ederiz.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen araç satış sözleşmesine konu ikinci el aracın ayıplı olduğu iddiası ile bedelde indirim yapılarak fazla ödenen bedelin iadesi, araç onarımı için yapılan masraflar, kazanç kaybı zararı ve aracın satın alınması sebebiyle yapılan masraflara ilişkin uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafın araç arızası nedeniyle kaybettiğini iddia ettiği fırsatların tazmini yönünden açtığı davanın açılmamış sayılmasına, araç bedelinin iadesi talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; dava konusu ticari nitelikte 2011 model aracın taraflar arasında akdedilen araç satış sözleşmesine göre 03/03/2017 tarihinde 80.000,00 TL bedelle ile davalı tarafından davacıya satıldığı, buna ilişkin davalı tarafından fatura düzenlendiği, dava konusu aracın  yargılama sırasında 27/06/2018 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından iş bu yargılamada Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığını ileri sürülmüş ise de, dava konusu araç ticari nitelikte olup, davacı tarafından da servis taşımacılığı sırasında kullanıldığı bizzat davacı tarafından ileri sürülmüş ve buna ilişkin sözleşme sunulmuştur. Bu durumda uyuşmazlık konusu ticari iş mahiyetinde olup TTK’nun 4. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı, dava konusu aracın davalıdan satın alınmadan önce kendisi tarafından yetkili servise gösterildiğini ve araçta herhangi bir sıkıntının olmadığının kendisine söylenmesinden sonra aracın satın alındığını ileri sürmüş, ancak taraflar tarafından dilekçe ve delilerinde aracın satın alınmasından önce bir ekspertiz raporu düzenlendiği ileri sürülmemiş ve dosyaya sunulmamış olmakla birlikte davalı vekili tarafından davacının aracı yetkili serviste kontrol ettirdiği ve araçta bir ayıbın tespit edilmediği beyan edilmiştir. Davacı tarafından dava konusu aracın satın alındığı tarihten sonra ilk defa 07/03/2017 tarihinde hafta içi servis taşımacılığı için kullanılmaya başladığı, hafta sonu aracın kullanılmadığı, aracın 5 gün kullanıldıktan sonra 14/03/2017 tarihinde motor arızası sebebiyle aracın yetkili servisinde tamirinin yapıldığı iddia edilmiştir.Gerçekten de dosyaya sunulan yetkili servis kayıtlarının incelenmesinden sonra düzenlenen ilk bilirkişi raporuna göre aracın ilk önce 14/03/2017 tarihinde 174.787 km de iken yetkili servise getirildiği, yetkili serviste yapılan işlemler dikkate alındığında söz konusu işlemlerin komple motor revizyonu gerektirdiği, 174.787 km kullanım mesafesinde olduğu anlaşılan 2011 model dava konusu ticari aracın bu kullanım mesafesinde komple motor revizyonu gerektirir arıza vermesinin olağan olduğu, ancak bu boyuttaki bir motor arızasının 17.05.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere 11 günlük kısa bir süre ve 600 km kullanım mesafesi içerisinde oluşamayacağı, bu tür arızaların var olması durumunda motorun çalışmasında üfleme, is oluşumu, yağ eksilmesi gibi bazı emarelerin önceden görülebileceği ancak bu tür emarelerin motor yağına müdahale edilmek suretiyle (Araç için önerilen motor yağından daha yüksek viskozite indeksine sahip yağ, katkı maddesi vs. kullanımı gibi) kısa bir süreliğine gizlenebildiği de göz önünde bulundurulduğunda, mevcut arızanın satış anında var olduğunun anlaşıldığı, teslim anında açıkça belli olmadığı, yapılan olağan gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacağı, ayıbın belli bir kullanım sonrasında ortaya çıkabileceği veya yetkili servisin detaylı incelemesi ile belirlenebileceği, ayın gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Sonraki bilirkişi heyet raporunda da; motorun onarımı sırasında 4 adet gömlek, silindir kapağı, ön kapak, yakıt pompası ve bir kısım elemanının daha değiştirildiği değerlendirildiğinde motorun revizyona tabi tutulduğunun anlaşıldığı, taşıt servise çekildiğinde motorun hararet yapmış olduğuna dair dosyada herhangi bir tespit/kayıt bulunmadığı göz önüne alındığında günümüz dizel motorlarının ömürlerinin 600.000-1.000.000km aralığında bulunduğu, 175.000km seviyesinde bu tür bir arızanın beklenen bir durum olmadığı, dolayısı ile açıklanan şartlarda hasarın satın alma öncesinde mevcut olduğu intibaının oluştuğu, taşıtın arızasının ciddi oranda kaçak oluşmadığı takdirde ve basit bir takım müdahaleler sonrası alım sırasında alıcı tarafından fark edilmesinin mümkün olamayacağı, nitekim böyle bir durumda alımdan imtina edileceğinin açık olduğu ve tarafların da bu yönde bir itirazları bulunmadığı, servis tarafından da belirtilen şartlarda motor sökülmeden hasarın anlaşılmasının güç olduğu fakat dosyadaki belgelere ilişkin olarak hasarın davalıya satılmadan önce mi yoksa davalı satın alması sonrası mı oluştuğunun belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu tür davacının bilgisi dışında bir arızanın mevcudiyeti halinde kullanıcının hasarın artmasında etken olduğundan bahsedilemeyeceği, dolayısı ile gizli ayıp niteliğine haiz olduğu tespit edilmiş ve davacı tarafından araç motor arızası şikayeti ile tekrar yetkili servise götürüldüğünde düzenlenen 01/06/2017 tarihli iş emrinde yapılan işlemlere ilişkin faturalardaki bedellerin ayıp vasfına haiz olmayan ve değişimi gereken malzemeler oldukları tespit edilmiştir. Birbirini teyit eder nitelikteki bilirkişi heyet raporlarına göre söz konusu arızanın detaylı bir inceletme ile tespit edileceği dikkate alındığında delil tespiti raporunda aracın servis tarafından test edilmesi ile hasarın anlaşılacağına dair tespitine itibar edilmemiştir. Dava konusu araçta yetkili servis tarafından yapılan motor revizyon işlemi dikkate alındığında  araçtaki arızanın gizli ayıplı olduğu, basit bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafından kullanıldığı bu kadar kısa sürede oluşmasının mümkün olmadığı, satıldığı anda mevcut olduğu anlaşılmıştır.Bununla birlikte TTK'nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağının, TBK'nın 223/2 maddesine göre Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağının hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece gerekçeli kararda da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı tarafından 14/03/2017 tarihinde motor arızası sebebiyle aracın yetkili servisinde tamirinin yapıldığı ve bu tarihte ayıbın öğrenilmekle birlikte onarım faturası ile öğrenildiğinin kabulü halinde en geç 30/03/2017 tarihinde öğrenilmiş sayıldığı, davacı tarafından bu tarihlerden itibaren hemen satıcıya ayıbın ihbar edilmesi gerekmesine rağmen Üsküdar ... Noterliği'nin 06.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıp ihbarının yapıldığı ve ihtarnamenin davalıya 08.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığında süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı,01.06.2017 tarihli faturaya konu bakımın ise, mahkememizce alınan 27.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, ayıptan kaynaklı olarak değil rutin bakıma ilişkin masraflar olduğunun tespit edildiği anlaşılmış ve Mahkemece davanın bu sebeplerle reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından araç bedelinin iadesi talebinin ıslah dilekçesi ile araç bedelinin düşürülmesi şeklinde değiştirildiği ve dava konusunun bu talebe dönüştüğü, Mahkemece de bu talep hakkında davanın reddine karar verildiği ve reddedilen kısımlar üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verildiği, bu nedenle davanın konusu olmaktan çıkan talep sebebiyle  karar verilmesine yer olmadığı kararı yönünden ayrıca davalı lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, yine davacı tarafça araç arızası nedeniyle kaybedildiği iddia edilen fırsatların tazmini talebine ilişkin harcı yatırılarak usulüne uygun bir dava açılmadığı ve bu talebe ilişkin verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar yönünden de usulüne uygun bir dava olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonucu itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec016dfe2a04f06c","SID":"9b092d7197eafea7"}}