{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1945 <br>KARAR NO:2025/349<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/06/2021<br>NUMARASI:2017/625 Esas -  2021/413 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:20/03/2025<br>Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı bankanın, ihtarname çekerek, müvekkilini .... Şti.'nin borcundan sorumlu tuttuğunu, davalı bankanın ihtarnamenin ardından müvekkili aleyhine ... sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiğini, müvekkilinin  .... Şti. hisselerini 10 Aralık 2015 tarihinde ...'e devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, bu tarih itibarı ile müvekkilinin şirketle ilişkisinin sona erdiğini, şirketle ilişkisi sona eren müvekkilinin bu şirketin borcundan dolayı sorumlu tutulmasının kanunun ruhuna aykırı olduğunu, limited şirketlerde ortakların sorumluluklarının sınırlı olduğunu, kamu borçları dışında şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından eski ortak olan müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin icra takibi konusu hakkında borcunun olmadığını, takibin haksız yapıldığını ileri sürerek; davacının davalı bankaya.... sayılı dosyası kapsamında borçsuz olduğunun tespitine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın davalı aleyhine başlattığı icra takibinde davalının sıfatının borca dayanak sözleşmede müteselsil kefil olmasından kaynaklandığını, davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Kredi ve Teminat Sözleşme ile ayrıca Ticari Kredi Kartı Başvuru formunun bulunduğunu savunmuş, davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... Dosyamızın temlik öncesi  davalısı... Bankası ile  dava dışı .... Şti. arasında 21.11.2014 tarihinde 18.000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının 18.000 TL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bununla birlikte, davalı banka ile dava dışı... Şti. arasında ayrıca imzalanan 5.000 TL limitli ... kredi kartı sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olarak aynı tutarda imzasının bulunduğu, ancak kefalet tarihinin yazılı olmadığı, davalı banka tarafından dava dışı ... Sti.ve 5.000 TL limitli business kredi kartı ile 3.000 TL limitli esnek ticari hesap kredisi tahsis edildiği, söz konusu kredi limitleri, genel kredi ve teminat sözleşmesi ile belirlenen 18.000 TL tutarındaki genel limit dahilinde tahsis edilmiş bulunduğu, davalı bankanın icra takibine konu ettiği alacağın business kredi kartı ve esnek ticari hesap kredisinden kaynaklandığı, davacı ...'ın  asıl borçlu  .... Şti.'ndeki hisselerini 10.12.2015 tarihinde ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, davacının ortaklıktan ayrıldığı tarih itibarı ile  asıl borçlu  .... Şti.'nin bankaya borcunun olmadığı, dava konusu borçların davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonrası oluştuğu anlaşılmıştır.Davacı taraf da,  dava konusu borçların davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonrası oluştuğundan bahisle menfi tespit isteminde bulunmuştur.Bankacılık uygulamasına göre, kefiller kefil olmaya devam etmek istemedikleri takdirde kredi tahsis eden bankaya kefaletten rücu başvurusu yapılmaktadır. Bankanın kabul etmesi halinde kefaletten ari tutulduklarına dair yazı verilmektedir. Davacının ortaklıktan ayrılmadan önce dava dışı şirketin kredi borcunun olmadığı dikkate alındığında, davacının kefaletten rücu talebinde bulunması halinde bankanın davacıyı kefaletten ari tutma yazısı vermemesi için bir sebep yoktur. Ancak dava dosyası incelendiğinde, davacının bu yönde bir talebi ve bankanın kefaletten ari tutma yazısı bulunmamaktadır. Bu kapsamda, ortaklıktan ayrılan davacının, kefaletten ari yazısı almadığı müddetçe kredi müşterisi dava dışı şirketin ortaklığından ayrılmış olmasının müteselsil kefaletini etkilemeyeceği değerlendirilmiştir. Zira genel kredi ve teminat sözleşmesine göre müteselsil kefiller kredi müşterisi şirkete  kefalet limiti dahilinde (18.000,00 TL) açılmış ve açılacak kredilerden sorumlu olacaktır. Dava dışı şirketin kullanmış olduğu krediler, taksitli krediler gibi bir defa kullanılmakla tükenmeyen, revolving (dönerli) türde krediler olup, 18.000,00 TL dahilinde tekrar tekrar kullanılabilen kredilerdir. Dolayısıyla davacının, dava dışı şirketin borçlarından müteselsil kefil olarak sorumlu olmaya devam edeceği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı kefilin, dava konusu icra takibi nedeniyle sorumlu olacağı miktarın belirlenmesi; Banka tarafından borçlu firma ve davacı kefile gönderilen 30.06.2016 tarihli noter kat ihtarnamesinde, ... numaralı business kredi kartından kaynaklanan 2.581,15 TL, ... numaralı business kredi kartından kaynaklanan 2.568,83 TL, ... numaralı esnek ticari hesaptan kaynaklanan 3.304,94 TL toplam 8.454,92 TL borcun ödenmesi talep edilerek borçlulara 24 saat süre verildiği, noter kat ihtarnamesinin borçlu firmanın genel kredi sözleşmesindeki adresine gönderildiği, ancak adresten taşındığının 12.07.2016 tarihinde not edildiği, davacı kefile ise 15.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ... nezdinde 21.09.2016 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 8.454,92 TL asıl alacak ile 589,48 TL işlemiş  faizi, 29,46 TL faizin gider vergisi ve 234,08 TL masraf olmak üzere toplam 9.307,94 TL alacak talep edildiği, temerrüt faizinin yıllık %30,24 oranından hesaplandığı, talep edilen temerrüt faiz oranı ...’nın duyurularındaki sınırlamalara uygun olduğu, dava dışı ... Şti.'nin 5.000 TL limit dahilinde 2 adet 2.500 TL limitli business kredi kartını ve 3.000 TL limit dahilinde esnek ticari hesabı limit seviyesine kadar kullandığın belirlendiği,  davacı kefilin noter kat ihtarnamesini 15.07.2016 tarihinde tebliğ aldığı ve davalı bankanın ödeme için 24 saat süre verdiği dikkate alındığında 16.07.2016 tarihi itibariyle temerrüt halinin oluştuğu, bu durumda, toplam 8,454,92 TL’lik borç için 16 gün akdi faiz, 21.09.2016 takip tarihine kadar olan dönemdeki 67 gün için ise temerrüt faizi hesaplandığı, buna göre; 8.454,92 * 16 * 24,24/ 36.000 + 8.454,92 * 67 * 30,24/ 36.000= 91,09 TL akdi faiz + 475,84 TL temerrüt faizi olmak üzere, takip talebinde davalı bankanın talep etmesi uygun görülen faiz tutarı toplamı 566,93 TL olarak hesaplandığı, faiz tutarına göre 28,35 TL BSMV oluştuğu, ayrıca noter ihtarname masrafı olarak 234,08 TL’lik makbuz görüldüğü, dolayısıyla, takip talebinde davalı bankanın talep etmesi gereken tutarın 8.454,92 TL asıl alacak, 566,93 TL işlemiş faiz, 28,35 TL %5 faizin gider vergisi ve 234,08 TL masraf olmak üzere toplam 9.284.28 TL olması gerektiği, ancak icra takibinde  9.307,94 TL talep edilmiş olduğu anlaşılmakla; davacının, icra takibinde fazladan talep edildiği tespit edilen 23,66 TL yönüyle davasında haklı olduğu,  9.284.28 TL yönüyle ise davasında haksız olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulü ile  davacının ... sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya 23,66 TL borçlu olmadığının tespitine,  9.284,28 TL yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça, kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de; Eldeki davamızda, davacının büyük oranda haksız çıktığı, takibin kötü niyetli olarak yapıldığı yönünde bir kanaat oluşmadığından İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca talebin reddine karar verilmiştir.Davalı tarafça, kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de; Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı anlaşılmakla,  İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar bilirkişi raporlarında müvekkilinin kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi yazmadığı belirtilmişse de gerekçeli kararda söz konusu hususa dair herhangi bir açıklama yapılmadığını, zira müvekkilinin ortaklık ilişkisinin bittiğini dava dışı bildiğini, bu kapsamda şirketin yeni ortağının esas borçluya ilişkin yeni kart verilmesinin bu hususu kanıtladığını, hem banka tarafından müvekkilinin hissedar olmadığı bilinmekte olup söz konusu sözleşmede kefalet tarihi bulunmadığını, bu kapsamda söz onuşu borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, mahkeme ve bilirkişiler tarafından eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, davalı, asıl borçlu ...’den alacakları temin edemedikleri için kanunun etrafından dolanarak müvekkilinden haksız ve mesnetsiz olarak alacakları tazmin etmeye çalıştıklarını, zira müvekkilinin sözleşmelerde kefil tarihi dahi olmadığından sözleşmelerin geçersiz olduğunu, bilirkişinin hukuki yorumlarda bulunarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, Bilirkişilerin, bilirkişi raporunda business kredi kartı sözleşmesinde kefalet tarihinin yazılı olmadığı görüldüğü beyan edilmiş olup raporun devamında da kefil olduğu tarihi yer almaması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun (“TBK”) 583. Madde kapsamında kefil olarak sorumluluğu olup olmadığının takdirinin Mahkemeye ait olduğunu bildirdiğini, davalı banka tarafından icra takibine konu olan business kartından kaynaklı borcun sözleşmesinden müvekkili kefil ünvanı, adresi ve tarihin boş olduğunu, bu kapsamda söz konusu sözleşme kapsamında kanun ve Yargıtay kararları uyarınca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, dava konusu icra takibine konu borçlardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, Mahkemece kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, mahkemece yeniden karar oluşturulmadığında ise, mahkeme kararının müvekkili lehine bozulmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, genel  kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine kefil olan borçlunun menfi tespit (borçlu olmadığının) istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar  verilmiş, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; şirket ortaklığından ayrılan davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonraki döneme ait kredi borçlarından sorumlu olup olmayacağı,  kredi kartı sözleşmesinde el yazısıyla yazılmış kefalet tarihinin olmaması nedeniyle davacının kredi kartı borcundan sorumlu tutulup tululamayacağı noktasındadır. Davalı temlik eden banka tarafından, davalı takip borçlusu ve diğer borçlu .... Şti hakkında, ... sayılı takip dosyasında \"kredi taahhütnamesi/sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti\" sebebine dayanılarak  8.454,92 TL asıl alacak, 589,48 TL işlemiş faiz, 29,46 TL Faizin %5 gider vergisi, 234,08 TL masraf olmak üzere toplam 9.307,94 TL alacak üzerinden 21.09.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış ,davacının itirazı bulunmadığından takibe devam olunmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca davalılara  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır Dosya kapsamından davalı temlik eden banka ile dava dışı... Şti. arasında 21.11.2014 tarihinde 18.000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının 18.000 TL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bununla birlikte davalı banka ile dava dışı ... Şti. arasında ayrıca imzalanan 5.000 TL limitli business kredi kartı sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olarak aynı tutarda imzasının bulunduğu ancak kefalet tarihinin yazılı olmadığı, kredi kartı sözleşmesinin tarihi yazılı olmamakla beraber 26.11.2014 tarihli başvuru formu bulunduğu görülmektedir. Temlik eden davalı banka tarafından dava dışı ... Sti.ve 5.000 TL limitli business kredi kartı ile 3.000 TL limitli esnek ticari hesap kredisi tahsis edildiği sabittir. Davalı  banka tarafından dava dışı asıl borçlu ve davacı kefile gönderilen Kadıköy ...Noterliğinin 30.0.62016 tarih ve ...yevmiye numaralı noter kat ihtarnamesinde business kredi kartından kaynaklanan 2.581,15 TL ve 2.568,83 TL, esnek ticari hesaptan kaynaklanan 3.304,94 TL olmak üzere toplam 8.454,92 TL borcun ödenmesi talep edilmiş, dava dışı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesindeki adresine gönderilen kat ihtarnamesi iade edilmiş, davacı kefile ise 15.07.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583/1. Maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bunun yanı sıra TBK'nın 584/1. Maddesinde, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğu, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacağı  düzenlenmiştir.Somut olayda davacının kefil olarak imzalamış olduğu 21.11.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde sorumlu olunacak  azamî miktar ile kefalet tarihinin belirli olduğu, TBK'da 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklikle, ticaret şirketi ortağının şirket borçlarına vereceği kefaletler için eş rizası aranmayacağı hükmüne göre sözleşme tarihinde  dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olan davacının  TBK'nın 584.maddesi uyarınca eş rızasının alınmasının gerekli olmadığı gözetildiğinde davacının genel kredi sözleşmesindeki kefaleti geçerlidir.Davacının 24.12.2015 tarihli  Türkiye Ticaret Sicili gazetesindeki ilana göre dava dışı... Şti.'ndeki hisselerini 10.12.2015 tarihinde ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmaktadır.TBK'nın 599/1. Maddesinde, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği düzenlenmiştir. Buna göre borç doğduktan sonra kefaletten dönülmesi mümkün değildir. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketin hissesinin devredilmesi kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamıştır. Bu haliyle somut olayda davacının kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç bulunması halinde davacı sorumlu olacaktır.Davacının kefil olarak imzaladığı 21.11.2014 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin 9.18.maddesinde, müşterinin bu sözleşme ile kullanacağı kredinin tamamının veya bir bölümünün kredi limiti dahilinde ticari kredi kart kredisi olarak kullanılabileceği düzenlenmiş olup,  davalı banka ile dava dışı ... Şti. arasında 26.11.2014 tarihinde yapılan başvurudan sonra 5.000 TL limitli business kredi kartı sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.Kefil, kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmakla birlikte  banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması durumunda yeni sözleşmede, ilk sözleşmeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaması ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet edenin sorumluluğundan söz edilemeyecek ise de somut olayda davacı , genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olduğu gibi davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında ve sözleşme limiti dahilinde kullandırılan, bu nedenle bağımsız nitelikte yeni bir sözleşme olmayan kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan kredi kartı borcundan da sorumludur. Bu durumda  kredi kartı sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunan davacının kefalet tarihinin yazılı olmaması nedeniyle sorumlu olmayacağı yönündeki iddiası yerinde görülmeyerek mahkemece  davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur .HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c7758c52522bac4","SID":"f5766406a9dfab8f"}}