{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1755 <br>KARAR NO:2025/410<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:05/07/2021<br>NUMARASI:2019/73 Esas -  2021/555 Karar<br>DAVA:Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin tüm istasyonlarda akaryakıt satışları ve market alışveriş bölümünde pos cihazı kullandıklarını, bu pos cihazlarının ise davalı banka ve dava dışı ...Bankasına ait olduğunu, davalı banka tarafından müvekkili şirkete gerçek bir mal satışı olmadığı halde sahte belgeler düzenleyerek pos cihazının ait olduğu bankaya yansıtıldığının iddia edildiğini, davalı banka tarafından müvekkili şirketin usulsüz işlemler yaparak kar elde ettiğini iddia ettiğini ve pos cihazının kara listeye alındığını, davalının yapmış olduğu işlemin tüm bankalardan görülebileceğini ve bu sebeple müvekkilinin itibarının sarsılacağını, başka bankalardan pos cihazı alamayacağını, akaryakıt sektöründe nakit para akışının az olduğunu, müvekkilinin zarara uğrayacağını bildirmekle davanın kabulüne, davalı bankanın müvekkili adına düştüğü pos cihazı olumsuz sicil kaydının iptali ve hukuken geçersizliğinin tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yapılan sözleşme hükümleri gereğince bankanın pos cihazını kapatma hakkının mevcut olduğunu, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davacının müvekkili tarafından temin ettiği pos cihazını mayıs ayından ekim ayına kadar hiç kullanmadığını,posu kullanmaya başladığı 30/10/2018 tarihinde yüksek miktarda işlem gerçekleştirdiğini ve 19/11/2018 tarihine kadar davacının pos makinesini yine kullanmadığını, davacının yapmış olduğu işlemlerin müvekkili banka tarafından şüpheli bulunması üzerine 25/05/2018 tarihli Üye İşyeri Sözleşmesi kapsamında kapatıldığını bildirmekle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"davacı tarafa ait işyerinde davalı tarafından tahsis edilmiş olan pos cihazında 19/11/2018 tarihinde 12 adet toplam 65.000,00 TL tutarında işlem yapıldığı,  19/11/2018 tarihinde 65.000,00 TL tutarındaki işlemlerle ilgili olarak 15:40:13-15:51:32 arasında aynı kredi kartı ile aynı zaman dilimi içerisinde peş peşe ve bölünmek suretiyle yapıldığı, yapılan işlemlere ilişkin bir adet fatura düzenlendiği, 19/11/2018 tarihinde anılan faturanın muavin ve yevmiye defterine kaydedildiği, davalı banka tarafından davacı şirkete ait posun 28/11/2018 tarihinde kapatıldığı, Bankalararası Kart Merkezine 11/12/2018 tarihinde 'H' fesih kodu açıklaması ile bildirim yapıldığı, bildirimin \"üye istihbaratı-fesih\" şeklinde yapıldığı, bildirilen kodun fiktif işlemlerle ilgili olmadığı anlaşılmakla tek bir faturaya ait mal satışı olmasına rağmen birden fazla harcama belgesinin düzenlenmesinin ve ödemelerin bölünerek birden fazla şekilde aynı kartla art arda yapılmasının 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun \"İşlem limiti\" başlıklı 22. maddesine ve taraflar arasındaki Üye İşyeri Sözleşmesinin 8. ve 15. maddelerine aykırı olduğu, davalı banka tarafından işlemlerin şüpheli görülmesinin haklı olduğu, davalı banka tarafından yapılan işlemin 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun \"İşlem limiti\" başlıklı 22. maddesi ve taraflar arasındaki Üye İşyeri Sözleşmesinin 8,15 ve 22. maddeleri uyarınca  hukuka uygun olduğu sonucuna varılmış, bu nedenle davacının talebinin reddine karar verilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın reddine  , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait tüm istasyonlarda akaryakıt satışları ve market alışveriş bölümünde POS cihazları kullanılmakta olup bu cihazlar davalı banka ve dava dışı banka olan ... Bankasına ait olduğunu, davalı banka tarafından davacı şirkete POS tefeciliği olarak bilinen, gerçek dışı bir mal satışı olmadığı halde sahte belgeler düzenleyerek POS cihazının ait olduğu bankaya yansıtıldığı iddia edilmiş olup Davalı banka tarafından, davacı şirketin POS cihazları ile usulsüz ve gerçek dışı işlemler yaparak kar elde ettiği iddia edilerek müvekkil şirketin POS cihazı kara listesinde olduğunu, cihazları amaç dışı kullandığını ve buna bağlı olarak şirkete ait banka kayıtlarına olumsuz istihbarat kaydı düşülerek davalı bankaya ait POS cihazının iadesi istendiğini, bu durumun davacı şirketin sicil kaydını olumsuz olarak etkilemekte olup diğer tüm bankalar tarafından da görüldüğünü, isnat edilen eylemin dayanağı gösterilmeksizin adeta kasıtlı olarak asılsız ihbar yapılmış, şirket kara listeye alınmış ve POS cihazlarının iadesi istendiğini, davacı şirket adına kayıtlı farklı il ve ilçelerde 7 adet akaryakıt istasyonu bulunduğunu, aynı zamanda davacı şirkete ait 7 adet akaryakıt tankeri bulunduğunu, bu da aktif bir şekilde akaryakıt satımı yapıldığını göstermekte olup davalının cevap dilekçesinde bahsettiği gibi Pos tefeciliği yapmak maksadı ile göstermelik olarak kurulmuş bir şirket olmadığını, toptan akaryakıt satışlarının %98’i nakit olarak ya da çek karşılığında vadeli olarak yapıldığını, nadiren yılda en fazla 10 defa kredi kartı ile alım yapıldığını, aaryakıt fiyatlarındaki artış ve litre başı fiyatı düşünüldüğünde, toptan satış yapan bir akaryakıt istasyonunda kredi kartı ile yüksek miktarlı işlem yapılması kadar doğal bir durum olmadığını, 1 tanker akaryakıt 24.000 litre motorin almakta ve bunun fiyatının 130.000,00 TL olduğu göz önüne alınırsa tek seferde yüksek alımların yapılmış olması gayet olağan bir durum olduğunu, KDV oranın %18 olması ve bu oranın yüksekliği de göz önüne alındığında pos tefeciliği yapmak için uygun bir ticari faaliyet olmadığının anlaşılacağını, yapılan satışta işlemin bölünerek yapılması Pos tefeciliğine değil, sahte kart kullanımlarında yapıldığını, şöyle ki, sahte kart kullanımında kartın limitinin bilinmemesi nedeniyle aynı karttan bir çok provizyon denemesi yapılmak suretiyle kartın limitinin boşaltılması işlemine denildiğini, eğer isnat edilen şüpheli işlem bu ise de bu durumda kart sahibinin yazılı muvafakati olması, harcamalara herhangi bir itirazı olmaması veyahut çalıntı/kayıp kart ihbarında bulunmadığını, tüm banka kartları ve pos cihazları Bankalararası Kart Merkezi’nde kayıtlı olduğunu, Banka kartlarının ilk 6 hanesi BİN numarası olarak adlandırılır ve herkesin görünümüne açık olup bahsi geçen bu numara ile kartın hangi bankaya ait olduğunu herhangi birisi dahi küçük bir internet araştırması ile öğrenebileceğini, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada dosyaya kazandırılan 11.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, isabetli olarak davacı şirketin akaryakıt istasyonu olmasının yanı sıra toptan satış yapan bir şirket olması nedeniyle yüksek tutarlı işlemler yapmasının normal olduğu, mükerrer olduğu tespit edilen işlemlerin ... Şti. (...ailesi)' e ait olduğu,...' in bu işlemlerinin kendilerine ait olduğu ve bilgileri dahilinde yapıldığını beyan ettiği, sonuçla bankayı zarara uğratacak bir durum yaşanmadığı anlaşılmış, yanı sıra davalı bankanın kara liste/yasal bildirimi yapılmadan önce müvekkil şirketin yakın izlemeye alınması gerektiği, POS makinalarının iade edilmesi istemi ve kural dışı yapılan işlem bildirimi hakkında öncelikli firmaya ihtar edilmesi gerektiği, buna rağmen yasal bildirim konusunda detaylı inceleme ve hassasiyet gösterilmediği kanaatine varıldığını, bu tespit dava dilekçemizi desteklemekte, davalı bankaya yazılan 21.12.2018 tarihli yazı ile davacı şirket hakkında yapılan olumsuz istihbaratın düzeltilmesi, yapılan asılsız ihbarın nedeninin yazılı olarak bildirilmesi talep edilmişse de davalı banka tarafından olumlu ve açıklayıcı bir dönüş herhangi bir suretle yapılmadığını, yargılamanın ilerleyen aşamalarında dosya yeniden rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve heyet tarafından tanzim edilen rapor da ilk hazırlanan 11.10.2019 tarihli rapora değinmekle birlikte anılan tespitlere yer verilmemiş olup davacı şirketin haksız olduğu algısı yaratılmaya çalışıldığını, dosyaya kazandırılan iki farklı bilirkişi raporu birbirinden tamamen farklı ve aynı zamanda birbirleriyle çelişki içerisinde olduğunu, Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen ikinci ve son raporda emsal gösterilen Yargıtay kararlarının da yargılama konusu dava ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, heyet raporunda bahsedildiği şekilde şüpheli görülen işlemler hakkında davacı şirket hakkında cezai veyahut idari herhangi bir kovuşturma da başlatılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, üye işyeri anlaşması kapsamında bankanın kendi kayıtlarına düştüğü POS cihazı olumsuz sicil kaydının iptali ve geçersizliğinin tespiti davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı bankanın davacıya tahsis ettiği POS kullanımını sonlandırmasının haklı sebebe dayanıp dayanmadığı noktasındadır.Taraflar arasında üye iş yeri sözleşmesi imzalanmıştır.Davalı banka tarafından davacıya verilen 03/01/2019 tarihli cevapta, firmanın POS yetkilerinin amaç dışı kullanım nedeniyle bankanın uygulama ve prosedürleri dahilinde sonlandırıldığı belirtilmiştir.Davacı tarafça, davalı bankanın POS kullanımını haksız sonlandırdığı iddiasıyla bankanın kendi kayıtlarına düştüğü POS cihazı olumsuz sicil kaydının iptaline ve geçersizliğinin tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu(BDDK)'nun davacıya gönderdiği 10/01/2019 tarihli yazıda da belirttiği gibi, bankalar POS cihazı verecekleri müşterileri ve bu işlemlere ilişkin usul ve esasları serbest piyasa ekonomisi koşulları çerçevesinde kendi oluşturdukları tahsis politikasına göre belirleyebilirler. Türkiye Bankalar Birliği(TBB)'nin davacıya gönderdiği 09/01/2019 tarihli yazıda ifade edildiği gibi, Risk Merkezi nezdinde \"kara liste\" adı altında herhangi bir liste bulunmamaktadır.Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Yönetmeliği'nin 9. Maddesinde, Risk Merkezine üyelerce verilecek bilgilerin kapsam, biçim ve içeriği; 17/1-a maddesinde ise, Risk Merkezi üyelerinin Risk Merkezi tarafından bu Yönetmelik kapsamında talep edilen her türlü bilgi ve belgeyi zamanında, tam ve gerçeğe uygun olarak vermek ile sorumlu oldukları düzenlenmiştir.5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 22. maddesinde, aynı kart ile aynı ödeme işlemi için birden fazla harcama belgesi düzenlenemeyeceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde de bu konuda aynı mahiyette düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca sözleşmenin 15. Maddesinde POS cihazının amaç dışı kullanımı halinde bankanın POS cihazını kullanıma kapatabileceği, 26. maddede ise üye iş yerinin sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranması halinde bankanın sözleşmeyi derhal feshedebileceği düzenlenmiştir. 01/04/2021 tarihinde sunulan bilirkişi heyeti raporunda, davacı ... A.Ş ne ait Üye İşyerinde davalı ...bank A.Ş tarafından tahsis edilmiş olan POS da 19.11.2018 tarihinde 15.40.13 - 15.51.32 saatleri arasındaki yaklaşık 10 dakikalık süre içerisinde ...bank, ...,... ve ... Bankasına ait olan ve ... ailesi tarafından ( ..., ... ve ... ) kullanılan kredi kartları ile 12 adette toplam 65.000.- TL tutarında işlem yapılmış olduğu, 19.11.2018 tarihli 65.000.- TL tutarındaki işlemlerle ilgili olarak 17.11.2018 tarihli 126.469.00 TL tutarlı bir fatura ibraz edilmiş olduğu, yapılan işlemlerle mübrez fatura tutarı arasında mübayenet bulunduğu, 19.11.2018 tarihinde 15.40.13 - 15.51.32 saatleri arasında kredi kartları ile gerçekleşen işlemlerin slip bölerek yapılmış olduğu, aynı kartla aynı zaman diliminde birer dakikadan az aralıklarla 4 defa, 2 defa şeklinde olmak üzere POS dan peş peşe işlemler geçirilmiş olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişi heyeti raporundaki tespitler karşısında, üye iş yerlerine karşı ve TBB Risk Merkezine karşı yükümlülükleri bulunan davalı bankanın, kendisini bunlara karşı sorumluluk altına sokma ihtimali bulunan üye iş yeri işlemleri nedeniyle, 5464 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşların bu Kanun ve ilgili düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü tutulduğu da nazara alındığında, davacının POS kullanımını sonlandırılması yukarıda anılan düzenlemelere ve taraflar arasındaki sözleşme maddelerine aykırı olmayıp, davalı banka tarafından TBB Risk Merkezine \"fiktif işlemler\" bildirimi yapılmamış olması, bildirimin \"H\" fesih Kodu ile yapılması nedeniyle bu bildirimin olumsuz sicil niteliğinde bulunulmaması hususları değerlendirildiğinde davalı bankanın davaya konu işleminin geçerli ve hukuka uygun olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekilince, 11.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, POS makinalarının iade edilmesi istemi ve kural dışı yapılan işlem bildirimi hakkında öncelikli firmaya ihtar edilmesi gerektiği, buna rağmen yasal bildirim konusunda detaylı inceleme ve hassasiyet gösterilmediği kanaatinin bildirildiği hususu ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede böyle bir düzenleme olmadığı nazara alındığında bilirkişinin söz konusu görüşüne itibar edilmesi mümkün değildir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddb114b21506b1be","SID":"1c6069d3d88b3135"}}