{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2103 <br>KARAR NO:2025/351<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:12.02.2020<br>NUMARASI:2017/1002 Esas - 2020/119 Karar <br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin %10 payının davacı ...’e, %6,667 payının ise davacı ...’e ait olduğunu, kalan payların da diğer aile bireylerine ait olduğunu, davacı ...’ün yaklaşık 30 yıldır yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ortaklar arasındaki uyuşmazlık sonrası davacının yönetim kurulu üyesi olarak çalışmasının imkânsız hale getirildiğini, yöneticilerin müvekkillerinden bilgi ve belge saklanmaya başladıklarını, müvekkilinin görev süresinin Aralık 2018 tarihine kadar devam ettiğini, ancak diğer yöneticilerin görev süresini uzatma bahanesi ile seçim gündemli olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verdiklerini ve ...’ün yönetim kurulu dışında bırakıldığını, çoğunluk payını temsil eden iki kardeşin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı olarak kendilerine tahsis ettikleri fahiş ücretlerle görevlerine devam ettiğini, yasaya ve esas sözleşme aykırı toplantı ile çoğunluk paylarını temsil eden ... ve ... dışında saman üye mantığı ile şirket çalışanlarından üç üye daha seçildiğini, davacı ...’ün şirket çalışanı olarak Amerika’da görev yapmaktayken aniden geri çağrıldığını, haksız şekilde bu davacının işine son verildiğini, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olduğunu, zorunlu olduğu halde internet sitesi açarak, gerekli ilan ve bilgilere yer vermediğini, olağanüstü genel kurul çağrısının, tarihinin ve gündeminin internet sitesinde yer almadığını ve 6 ay süreyle yayımlanmadığını, 08.08.2017 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimine, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde yer alan yetkilerin verilmesine ilişkin kararların iptali gerektiğini, anılan kararlara muhalif kalınarak bu şerhin toplantı tutanağına yazıldığını, toplantı davetinin mevzuatta uygun içerikte hazırlanmadığını, toplantıya ilişkin ilanın nerelerde yapıldığı veya yapılacağı bilgisinin verilmediğini, olağanüstü genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin birden fazla yönetim kurulu kararı bulunduğunu, birinin ilan edildiğini, diğerinin ilan edilmediğini, eşitlik ilkesine ve azlık pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı, kötü niyetle karar alındığını ileri sürerek,  08.08.2017 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan yönetim kurulu seçimi, görev süresi, ücretleri, 395. ve 396. maddeler kapsamında izinlerin verilmesi başta olmak üzere dava konusu toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığını, toplantının yasaya uygun şekilde yapıldığını, 05.07.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısında davacı ...’ün de katılımı ve oyuyla toplantı gündeminin belirlendiğini, anılan kararın yasaya uygun şekilde tescil ve ilan edildiğini,  toplantıya davet mektuplarının iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini, mektupların tüm pay sahiplerine tebliğ edildiğini, Bakanlık temsilcisinin toplantıda hazır bulunduğunu ve gözetimi altında toplantının yapıldığını, tüm pay sahiplerinin toplantının yapılmasına itiraz etmeksizin toplantıda hazır bulunduklarını, alınan kararların müzakere edildiğini, ortakların önerge sunduklarını, davacıların oy kullanarak iradelerini ortaya koyduklarını ve toplantı sonuna kadar toplantıda bulunduklarını,TTK'nın 414. maddesindeki çağrı usulsüzlüğüne ilişkin iddianın şirketin menfaatlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların varlığını iddia ettikleri aykırılıklar ile iptalini talep ettikleri kararlar arasında illiyet bağı bulunmadığını, belirlenen ücretlerin fahiş olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Genel Kurul çağrısı şirketin internet sitesinde yayımlanmadığından alınan tüm kararların iptali gerekip gerekmediği hususunda inceleme ve gerekçe: Davacılar öncelikle, davalı şirketin bağımsız denetime tabi bir şirket olduğunu; bu sebeple genel kurula çağrının davalı Şirket’in internet sitesinde ilan edilmesi gerektiğini; bu ilanın yapılmadığını ve bu sebeple de TTK m. 1524/2 uyarınca dava konusu genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiştir.TTK m. 1524/1 uyarınca bağımsız denetime tabi olan şirketleri internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur. TTK m. 414/1 uyarınca genel kurulun çağrı ilanının şirketin internet sitesinde yayımlanması gerekmektedir. Somut olayda davalı şirketin bağımsız denetime tabi bir şirket olduğu yukarıda tespit edilmişti. Buna göre TTK m. 1524/1 uyarınca davalı şirketin bir internet sitesinin olması ve kanunen belirtilen ilanların bu internet sitesinde yayımlanması gerekmektedir. Buna karşın davalı şirket, dava konusu genel kurula ilişkin çağrı ilanını internet sitesinde yayımlamadığı sabittir.Bu noktada üzerinde durulması gereken husus, çağrının internet sitesinde yayımlanmamasının dava konusu genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirip gerektirmediğidir.TTK m. 446/1-b uyarınca çağrının usulüne uygun bir şekilde yapılmadığını ve aykırılığın genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu iddia eden pay sahipleri iptal davası açabilirler. Yüksek Yargıtay'ın emsal kararları uyarınca çağrının usulüne uygun yapılmadığı başlı başına bir iptal sebebi olmayıp, açılan iptal davasında kararın TTK m. 445’e göre kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ayrıca ispatlanması gerekmektedir.Buna karşın, TTK m. 1524/2’ye göre 'Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır.' Görüldüğü üzere bu fıkra uyarınca, birinci fıkrada belirtilen ilanların internet sitesinde yayımlanmaması alınan kararlar için başlıbaşına bir iptal sebebi olup, bu iptalin gerekçesi de kanuna aykırılık olarak düzenlenmiştir. Ancak, TTK m. 1524/2’nin uygulanmasına ilişkin henüz yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır. Buna karşın doktrinde TTK m. 1524/2’nin uygulanmasına ilişkin iki görüş tespit edilebilmiştir. Bu görüşlerden ilkine göre, çağrı ilanı şirketin internet sitesinde yayımlanmaz ise, TTK m. 446/1-b’deki etki kuralı uygulanmaz, zira TTK m. 1524/2 bir usul kuralı değil, şeffaflık ilkesi gereği olan bir kuraldır ve TTK m. 1524/2 kesin bir iptal sebebi öngörmüştür (TEKİNALP, Ünal, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2015, s 395). Diğer bir görüşe göre ise, TTK m. 1524/1’e aykırılık, pay sahibinin pay sahipliği haklarını kullanma davranışını etkilediği sonucuna varılması halinde başkaca bir şart aranmadan bir iptal sebebi oluşturmaktadır (KIRCA, İsmail/ŞEHİRALİ ÇELİK, Feyzan Hayal/MANAVGAT, Çağlar, Anonim Şirketler Hukuku C.2/2, Ankara 2013,  s. 274). Bu görüşe göre, 1524/1’e aykırılığın pay sahibinin pay sahibi hakkı olan oy hakkını kullanmasında etkili olması gerekmektedir. Bu etki varsa, ayrıca TTK m. 445’de yer alan iptal sebepleri aranmaksızın karar iptal edilir. Mahkememizce, Doktrindeki ikinci görüş benimsenmiş olup, çağrının internet sitesinde yayımlanmamasının davacı pay sahibinin pay sahipliği hakkını kullanma davranışında bir etkisinin olup olmadığına bakılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacılar dava konu olan genel kurula katılmışlardır. Kendilerine TTK m. 414/1 uyarınca çağrı mektubu ulaşmış ve gündemden haberdar olmuşlardır. Gündem, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, sürelerinin ve ücretlerinin belirlenmesi ve TTK m. 395 ve 396 uyarınca gekli izin verilmesinden oluşmaktadır. Bu durum karşısında çağrının internet sitesinde yayımlanmamasının davacıların bu kararlar için kullandığı oyları etkileyecek nitelikte olmadığı, bir başka deyişle bu gündemi içeren çağrının internet sitesinde yayımlanması halinde davacıların oylarının yönünde herhangi bir değişiklik olmayacağı ve bu sebeple çağrının internet sitesinde yayımlanmamasının somut uyuşmazlıkta bir iptal sebebi oluşturmayacağı kanaatine varılmış ve iptali istenen gündem maddeleri ile ilgili tek tek inceleme yapılmıştır. 1 numaralı kararla ilgili inceleme ve gerekçe:Toplantıda alınan 1 numaralı karar toplantı başkanı, oy toplama memuru ve tutanak yazmanı seçimine ilişkin olup, karar oy birliğiyle alınmıştır.  Bilindiği üzere HMK m. 114/1-d uyarınca davanın taraflarının taraf ve dava ehliyetini haiz olup olmaması dava şartlarından olup HMK. m. 115/1 uyarınca res'en mahkeme tarafından dikkate alınır.  TTK. 414/1 maddesinde 'Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.' Yine, 6102 sayılı TTK İptal sebepleri başlıklı 445. maddesine göre de, '446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler' başlıklı 446/1-b maddesinde 'Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...' hükmü mevcuttur.Yani TTK'nin 446/1-a maddesi uyarınca genel kurul kararları aleyhine iptal davası Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri tarafından açılabilir. Görüldüğü üzere, anılan hüküm genel kurul kararlarının iptali davasında dava şartı olan taraf ehliyetini düzenlemektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelirsek, dava dosyasında bulunan 08/08/2017 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveli incelendiğinde, davacılardan ...'ün toplantıya asaleten, diğer davacı ...'ün temsilcisi avukat ... aracılığı ile katıldığı ve bu maddeyle ilgili oylamada olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Buna göre, davacılar açısından TTK m. 446/1-a'da düzenlenen genel kurulda olumsuz oy verme şartı gerçekleşmediğinden bu maddenin iptali talebinin HMK'nin 114/1-d ve 115/1. Maddeleri uyarınca taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 2 numaralı kararla ilgili inceleme ve gerekçe:Toplantıda alınan 2 numaralı karar yönetim kurulu üyelikleri seçimine ilişkindir.Kararın 'Yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...'in seçilmesine' ilişkin bölümü oy birliğiyle alınmış, kararın 'Yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'ın oy çokluğuyla seçilmesine, davacı ... oyçokluğuyla seçilmemesine' ilişkin bölümü davacıların olumsuz oyları nedeniyle oy çokluğuyla alınmıştır. Buna göre,  davacıların, yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...'in seçilmesine ilişkin bölümüyle ilgili oylamada olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacılar açısından TTK m. 446/1-a'da düzenlenen genel kurulda olumsuz oy verme şartı gerçekleşmediğinden ikinci maddenin bu bölümünün iptali talebinin HMK'nin 114/1-d ve 115/1. Maddeleri uyarınca taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Kararın Yönetim Kurulu Üyeliklerine ...ve ...'ın oy çokluğuyla seçilmesine, davacı ... oyçokluğuyla seçilmemesine ilişkin bölümü ile ilgili olarak davacılar açısından TTK m. 446/1-a'da düzenlenen genel kurula katılma, olumsuz oy verme ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtme şartlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu bölüm yönünden esastan inceleme yapılmıştır.Davacılar, bu maddeyle ilgili olarak davacılardan ...’ün otuz yıldan beri aile şirketlerinde kesintisiz yönetim kurulu üyeliği bulunmasına rağmen fikir ayrılığı çıkması sebebiyle yönetim kurulundan çıkarılarak seçilmemesinin kötüniyet içerdiğini belirtmektedirler. TTK sisteminde, bir pay sahibinin yönetim kuruluna seçilmesi ve seçilen bir üyenin bu görevini sürekli olarak sürdürmesi bir hak olarak düzenlenmediği gibi, TTK m. 364 uyarınca genel kurul yönetim kurulu üyesini de her zaman görevden alabilir. Şirketin esas sözleşmede öngürülen amacına varması yönetim kurulunun uyum içinde çalışmasına bağlı bir husustur. Bu uyumun ortadan kalkması halinde yönetim kurulunun kanunen kendisine tanınan yönetim görevini sağlıklı bir şekilde ifa etmesi mümkün olamayacaktır. Somut olayda, davacılar diğer yönetim kurulu üyeleriyle fikir ayrılığı içinde olduklarını dava dilekçesinde belirtmektedirler Bu sebeple genel kurulda, çoğunluk pay sahiplerinin yönetim kurulunu uyumlu bir şekilde çalışacağını düşündüğü kişilerden oluşturmasının dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı kanaatine varıldığından 2 numaralı kararın 'yönetim kurulu üyeliklerine ... ve ...'ın oy çokluğuyla seçilmesine, davacı ... oyçokluğuyla seçilmemesine' ilişkin bölümünün ve yönetim kurulu üyelerinin görev, yetki ve sorumluluklarının dengeli ve uyumlu şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3 numaralı kararla ilgili inceleme ve gerekçe:  Toplantıda alınan 3 numaralı karar yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısına ücret ödenmesi ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkindir. Davacıların muhalefetiyle alınan 3 numaralı kararla 'Yönetim kurulu başkanına aylık 20.000,00 TL net ücret ödenmesine, yönetim kurulu başkan yardımcısına aylık 5.000,00 TL net ücret ödenmesi ve yönetim kurulu üyelerinden toplantılara katılan her üyeye toplantı başına 500,00 TL net ücret ödenmesine' karar verilmiştir.Davacıların bu madde açısından TTK m. 446/1-a'da düzenlenen genel kurula katılma, olumsuz oy verme ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtme şartlarını yerine getirdikleri anlaşıldığından, bu madde yönünden esastan inceleme yapılmıştır.Buna göre, davacılar dava dilekçesinde dava konusu genel kurulda kendilerine toplam 25.000 TL., başka bir davanın konusu olan bağlı bir şirkette 75.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL. ücret tayin ettiklerini, tarih sırasıyla alınan kararların, içerik ve sonuçları itibariyle şirketin amacı olan ortak menfaatten uzak, etik olmayan ve diğer hissedarların aleyhine haksız olarak alınmış kararlar olduğunu ileri sürmüşlerdir.  Bu nedenle, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri için karara bağlanan ücrete ilişkin değerlendirme yapılması gerekmiştir. Kararlaştırılan bu ücretin dürüstlük kurallarına aykırılığı değerlendirilirken de, aynı iş kolunda aynı görevi yapan yönetim kurulu üyelerinin aldığı ücret ile bir karşılaştırma yapılabilir. Buna göre, gerekli görüldüğünden bilirkişi heyetindeki mali bilirkişi ...'e dosya tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından, Mahkememizin istemi üzerine düzenlenen 3.5.2019 tarihli ek raporda, yönetim kurulu üyelerine 08/08/2017 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan karar öncesinde herhangi bir dönemde huzur hakkı ödemesi yapılmadığı tespit edilmiştir. Yine mahkememizce, taraflardan benzer şirketlerde yöneticilere verilen emsal ücretlere ilişkin bilgi ve belgeleri sunmaları istenmiş, ilgili yerlere yazı yazılmıştır.İstanbul Sanayi Odası'ndan gelen 9.4.2019 tarihli cevabi yazıda davalı iş yerinde ve aynı iş kolunda çalışan şirketlerin yönetim kurulu üyeleri için belirlenen huzur hakkının net 5000-10000 TL aralığında olabileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. Davalı şirket vekili 17/05/2019 tarihli dilekçe ile davalı şirketin İstanbul Sanayi Odası üyesi olmadığını, bu nedenle yapılan tespite itiraz ettiklerini, şirketin dünya markası olduğunu ve huzur hakkına ilişkin kararın kanuna, esas sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olmadığını savunmuş ve benzer olduğunu iddia ettiği şirketler yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretler ve huzur hakkı ücretlerine ilişkin delillerini sunmuştur.Mahkememizce, bu madde ile ilgili toplanan deliller üzerinde inceleme yapılarak ek rapor düzenlenmek üzere dosya aynı bilirkişi heyetine gönderilmiş, akademik ünvanlı bilirkişiler ... ve ... tarafından  düzenlenen 2.1.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalılar vekilinin sunduğu deliller incelenmiştir. Buna göre, ginans literatüründe şirket büyüklüğünün göstergesi olarak kullanılan en önemli iki değişken aktif toplamı ve net satışlardır. Aktif toplamı dikkate alındığında, 2018 yılındaki şirket büyüklüğünün, 2015 yılına göre %375, bir önceki yıla (2017) göre %124 büyüdüğü tespit edilmiştir. Net satışlar dikkate alındığında ise, 2018 yılındaki şirket büyüklüğünün, 2015 yılına göre %58, bir önceki yıla (2017) göre %13 büyüdüğü tespit edilmiştir. Önceki yıllarda yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmemiş olmasına rağmen 08/08/2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul’da alınan kararla ödenmeye başlanmış olmasının, şirket büyüklüğündeki değişimden kaynaklandığı savunmasının yerinde görülebileceği değerlendirilmiş ve buna göre inceleme yapılmıştır.Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ...Holding A.Ş.’nin 30/03/2017 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda Türk vatandaşı Yönetim Kurulu üyelerinin her birine yıllık brüt 522.000 TL ücret ödenmesine karar verildiği; ancak ilgili şirketin ödenmiş sermayesinin (2.535.898.050,00 TL) davalı şirket ödenmiş sermayesinin yaklaşık 210 katına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. ... A.Ş.’nin 20/03/2019 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda Bağımsız Yönetim Kurulu üyelerinin her birine ayda brüt 25.000 TL ücret ödenmesine ve diğer Yönetim Kurulu üyelerinin her birine ise ayda net 7.000 TL ücret ödenmesine karar verildiği; ancak ilgili şirketin ödenmiş sermayesinin (2.616.938.288,00 TL) davalı şirket ödenmiş sermayesinin yaklaşık 216 katına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. ... A.Ş. 26/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda murahhas üye ...’a ücret olarak aylık net 87.500 TL/ay, ...’e ücret olarak aylık net 52.000 TL, bağımsız yönetim kurulu üyelerine aylık net asgari ücretin brütünün 3 katının net olarak ödenmesine, diğer Yönetim Kurulu üyelerine ise ücret olarak aylık asgari ücretin brüt tutarının net olarak ödenmesine karar verildiği; ilgili şirketin ödenmiş sermayesinin (18.000.000,00 TL) davalı şirket ödenmiş sermayesinin yaklaşık 1,5 katına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. ... A.Ş.’nin 22/04/2019 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu Üyelerine ve Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerine aylık net 30.000 TL’ye kadar huzur hakkının Yönetim Kurulu kararıyla ayrı ayrı belirlenecek miktara göre verilebilmesi için Yönetim Kuruluna yetki verilmesine karar verildiği; ilgili şirketin ödenmiş sermayesinin (300.000.000,00 TL) davalı şirket ödenmiş sermayesinin yaklaşık 2,5 katına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu Olağanüstü Genel Kurul tarihinin 08/08/2017 olması nedeniyle emsal olarak sunulan 20/03/2019, 26/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli genel kurul kararlarının değerlendirmeye esas alınamayacağı kanaatine varılmıştır. ... Holding A.Ş.’nin 30/03/2017 tarihli Olağan Genel Kurulu’nda alınan kararın ise şirketlerin ödenmiş sermayeleri arasındaki farktan dolayı değerlendirmeye esas alınamayacağı kanaatine varılmıştır. Dava konusu genel kurul kararından sonra 20/03/2019 tarihli ... A.Ş. Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu üyelerinin her birine ise ayda net 7.000 TL ücret ödenmesine ilişkin karar (ödenmiş sermaye tutarının nisbi yüksekliğine rağmen) ve ...’nun davalı iş yerinde ve aynı iş kolunda çalışan şirketlerin yönetim kurulu üyeleri için belirlenen huzur hakkının net 5.000-10.000 TL aralığında olabileceği görüşünün aynı paralelde olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekili ise, aynı konuda Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin bağlı şirket ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan ve yardımcısı ile yönetim kurulu üyelerine anılan genel kurulda belirtilen miktarda huzur hakkı ödenmesi kararının, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini bildirmiştir. Gerçekten Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 7.6.2018 tarih, 2017/808 esas, 2018/672 karar sayılı ilâmında, aynı davacıların ... A.Ş.'ye karşı açtıkları 8.8.2017 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptali talepli davada yönetim kurulu başkanına aylık 60.000 Tl net ücret ödenmesine ilişkin kararın iptaline, diğer istemlerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre, Mahkememizce de, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerine aylık 5.000-10.000 TL ücret ödenmesinin uygun olduğu kanaatine varılmış ve davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısına aylık 5.000,00 TL net ücret ödenmesi ve yönetim kurulu üyelerinden toplantılara katılan her üyeye toplantı başına 500,00 TL net ücret ödenmesine ilişkin kararın kanuna, esas sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, ancak yönetim kurulu başkanına aylık 20.000,00 TL net ücret ödenmesinin, aynı zamanda pay sahibi olan yönetim kurulu başkanına bu yolla diğer pay sahiplerine göre menfaat sağlamış olduğu, bu nedenle eşitlik ilkesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, maddenin bu kısmının iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. 4 numaralı kararla ilgili inceleme ve gerekçe:Toplantıda alınan 4 numaralı karar; yönetim kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine ilişkindir.  Davacılar vekili, dava dilekçesinde; yönetim kurulunun görev süresi ve TTK m. 395 ve 396 uyarınca gerekli izinlerin verilmesine ilişkin kararların iptalini talep etmiş ise de, bu kararların hangi açılardan kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu yönünde bir açıklamada bulunmamıştır. İsteme ilişkin toplantı tutanağının incelenmesinde, bu maddeyle ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamalarında oy kullanmadıkları ve TTK'nin 395 ve 396. Maddeleri uyarınca verilen izinlerin oy çokluğu ile alındığı, alınan kararda oyda yoksunluk halinin söz konusu olmadığı, alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı kanaatine varıldığından bu maddenin iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 5 numaralı kararla ilgili inceleme ve gerekçe:  08/08/2017  tarihli genel kurulun gündem maddeleri arasında bulunmamasına rağmen  davacılar  ... ve ...vekili tarafından  kar payı ve yedek akçe konularında özel denetim talebi teklif edilmiş ve gündeme bağlı olmayan bu talepler yönünden oylama yapılması istenilmiş   oylama sonucu 10.083.333 olumsuz oy ve davacılar ... vekili ve ...'ün 2.016.667 adet olumlu oyları bulunduğu anlaşılarak bu talebin reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114’üncü maddesinin (h) bendi uyarınca 'Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 115’inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Bu nedenle, işbu davaya konu istemle ilgili olarak, davacının hukuki yararı olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.TTK'nın 439. maddesinin 1. fıkrası 'Genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahipleri üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilir.' hükmünü ihtiva etmektedir.Davacıların söz konusu yasal düzenleme ekseninde İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/983 esas sayılı dosyası ile özel denetçi tayini talebi ile dava ikame ettiği anlaşılmıştır.Davacılar tarafından 08/08/2017 tarihli olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan 05 numaralı kararı da ihtiva eder şekilde,  İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/983 Esas sayılı davası ikame eylediğinden ve bu dava dosyasında yapılacak yargılamada mahkememizde ileri sürülen talebinde evveliyetle incelenip sonuçlandırılması lazım geldiğinden artık davacıların mahkememiz dosyasında genel kurulun 5.numaralı maddesinin iptali  talebin karar altına alınması isteminde güncel hukuki yararının bulunmadığı anlaşılarak...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 08.08.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 1 numaralı karara yönelik davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/1. maddeleri uyarınca taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 2 numaralı kararın \"yönetim kurulu üyeliklerine ..., ..., ...'in seçilmesine\" ilişkin bölümüne ilişkin davanın  HMK'nın 114/1-d ve 115/1. maddeleri uyarınca taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, \"Yönetim Kurulu Üyeliklerine ... ve ...'ın oy çokluğuyla seçilmesine, davacı ... oy çokluğuyla seçilmemesine\" ilişkin bölümünün ve yönetim kurulu üyelerinin görev,yetki ve sorumluluklarının dengeli ve uyumlu şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti isteminin reddine, ücret ve huzur hakkına ilişkin üç numaralı maddenin yönetim kurulu başkanına aylık 20.000,00 TL net ücret ödenmesine ilişkin bölümünün iptaline, diğer kısmının reddine, rekabet yasağına ilişkin 4. maddenin reddine, kar payı  ve yedek akçe konularında özel denetim talebine ilişkin 5. maddenin iptali isteminin hukuki yararı yokluğundan HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin finansal durumu ve yönetim kurulunun yükümlülükleri ile sorumluluklarına göre yönetim kurulu başkanı için belirlenen ücretin yerinde olduğunu,Yargıtay kararlarında da yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerektiğinin belirtildiğini, şirketin 12.100.000,00 TL tutarında ödenmiş sermayesi bulunduğunu, yurt dışında birçok ülkede faaliyet gösterdiğini, alınan  02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda görüleceği üzere, davalı şirketin 2018 yılı net satışlarının  116.542.816,14 TL ile ödenmiş sermayesinin yaklaşık 10 katı olduğunu, 2015 yılından itibaren müvekkili şirketin büyüyerek gelişmeye devam ettiğini, şirketin aktif toplamının 2018 yılında 2017 yılına kıyasla %124, 2015 yılına kıyasla %375 oranında arttığını, bu büyüklüklerin yöneticinin sorumluluğu ve takibini gerektirdiğini, yönetim kurulu başkanı ...'ün şirketin kuruluşu ile birlikte 18.06.2012 tarihinde ilan edilen esas sözleşme ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, bu tarihten itibaren şirket yönetim kurulunda aktif rol alarak görev yaptığını, şirketin toplantının yapıldığı tarihte profesyonel yönetime geçtiğini, bu süreçte iş hacminin arttığını, anılan kararın iptalini gerektirecek delillerin HMK'nın 190. maddesi kapsamında davacılar tarafından sunulmadığını, bilirkişilerin de kanıt sunulmadığını belirleyerek takdir hakkını mahkemeye bıraktıklarını,  mahkemece hukuk davasının taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı şekilde sonradan bilirkişice sunulmuş delillerin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece 15.03.219 tarihli oturumun 2 numaralı ara karar ile İstanbul Sanayi Odasına yazı yazılarak davalı ile aynı iş kolunda çalışan şirketlerin yöneticileri için huzur hakkı araştırması yapılmasının hatalı olduğunu, cevabi yazıda aynı iş kolundaki şirketler için 5.000 - 10.000 TL aralığında olabileceğinin bildirildiğini, oysa müvekkilinin bir holding grup şirketi olup İstanbul Sanayi Odası üyesi olmadığını, Oda tarafından yönetim kurulu üyeleri için ücret tespiti yapıldığını, ancak yönetim kurulu başkanı için bir tespit yapılmadığını, mahkemece yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin kıyaslanarak yöneticinin ücretinin fahiş olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu,Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle davacıların aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 08.08.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların çağrı usulsüzlüğü ve alınan kararların şirket ana sözleşmesi, kanun ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince sadece genel kurul toplantı tutanağının 3.maddesiyle alınan yönetim kurulu başkanı için takdir edilen aylık net 20.000,00 TL ücrete ilişkin genel kurul kararı iptal edilmiş olup, bunun dışındaki genel kurul kararlarına yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin kısma yönelik davacılar vekilinin bir istinaf başvurusu bulunmadığı gibi davalı vekilinin de reddedilen bu kararların gerekçesine yönelik bir istinafı bulunmamaktadır. Bu nedenle Dairemizce reddedilen davanın gerekçesine ilişkin bir inceleme yapılmamış ve gerekçeli kararda ilk derece mahkemesi hükmü aynen tekrar edilmiştir. İlk derece mahkemesinin, toplantı çağrısı, gündemin ilanı, davacıların aktif dava ehliyeti, genel kurul karalarına kararlarına karşı muhalefet şerhi sunulması ile iptal edilen kararlara ilişkin gerekçesi yerinde olduğundan, yeniden gerekçe yazılmasına gerek duyulmamıştır.Davalı vekilinin huzur hakkına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; ilk derece mahkemesince, davacının emsali olan şirketler bakımından yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretlere ilişkin araştırmalar yapılmıştır. Yargıtay 11. HD'nin 07.12.2017 tarihli, 2017/3253 - 7015 E.K sayılı ilamında, yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemdeki şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma hakkını da ihlal etmeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve özellikle aynı ortaklık yapısına sahip olan ... A.Ş.'nin 08.08.2017 tarihli, genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyelerine verilen ücretin iptaline ilişkin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı, ...'dan yapılan araştırma ve alınan bilirkişi ek raporuna göre alınan ücretin fahiş olduğuna ilişkin mahkeme tespiti yerindedir. Zira bu tarihe kadar yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesi yapılmadığı, anılan genel kurul ile yapılan yönetim kurulu üyesi ücret veya huzur hakkının yukarıda belirtilen kriterlere göre ortak ve ortaklar arasındaki menfaat dengesini gözetmediği anlaşılmıştır. Yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde mahkemece benzer nitelikteki şirketler yönünden emsal araştırması yapılmış olması iddia ve savunma sınırlarının aşılması niteliğinde değildir. Diğer yandan davanın bir kısmının reddedilmesi nedeniyle davalı ve davacılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesinde de yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf nispi karar harcının  davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e3e756919eaaed8","SID":"f8bc5e57f07f190b"}}