{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2048 <br>KARAR NO:2025/352<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:24.06.2020<br>NUMARASI:2017/271 Esas - 2020/308 Karar <br>DAVA:Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 25.02.2009 tarihli ve bir yıl süreli bayilik sözleşmesi uyarınca, müvekkilinin, davalı şirketin ... AVM'deki bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, sözleşmenin uzayarak 7,5 yıl süre ile yürürlükte kaldığını, davalının 2013 Mart ayından itibaren bayi kiralarını ödeyerek, pazarlama destek ödemesi yaptığını, bu uygulama çerçevesinde 2013 yılından itibaren her ay kira ve pazarlama destek ödemelerinin ve davalıya fatura edildiğini ve davalının bu bedelleri ödediğini, 2016 Haziran ayında davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin anlaşma ile sona erdirilmesi, bunun karşılığında davacıya \"satış destek primi\" adı altında 90.000 TL ödemeyi teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmemesi üzerine davalının 2016 Haziran ayından itibaren tüm ödemeleri durdurduğunu, müvekkilinin ödenmeyen 127.477.84 TL fatura bedelinin ödenmesini istediğini, davalının 25.08.2017 tarihli cevabi ihtarnamede, müvekkilin ödeme talebini reddederek, cari hesaptan doğan 123.907.02 TL'nin ödenmesini istediğini, aynı gün müvekkiline tebliğ edilen ikinci bir ihtarname ile de tebliğinden itibaren 90 gün sonra etkili olmak üzere sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, kira ve pazarlama destek ödemelerinin, davalının tüm bayileri ile müvekkili bakımından kabul edilip uygulanması nedeniyle sözleşmenin bir parçası haline geldiğini, davalının 2016 Haziran ayından Eylül ayına kadar düzenlenen faturaları ödemediğini ve  müvekkilin bu kapsamda 160.838.12 TL alacağı bulunduğunu, söz konusu dönemde kira ödemelerinin davalının talimatlarına göre faturalandırıldığını, davalının 2015 yılında genel giderleri de ödemeye başladığını, 2015 Nisan ayından itibaren de müvekkilinin alışveriş merkezine ödediği kiranın TL karşılığının (döviz üzerinden olması nedeniyle) değişken olması nedeniyle her ay farklı tutarda ödenmesi yerine sabit ödeme yapıp farkları dönem sonunda kapatmayı tercih ettiğini, ancak bu fark ödemelerini yapmaması nedeniyle müvekkilince ödenen kiraların karşılanmadığını, 2015 Nisan-Eylül arası dönemde eksik ödenen kira bedellerinin tespit edilerek faizi ile birlikte tespiti suretiyle şimdilik 5.000 TL'nin tahsili gerektiğini, müvekkilinin AVM'nin açılışından itibaren ... bayi olmakla davalıya ait ürünlerin bölgedeki müşteri portföyünün oluşmasında büyük katkıda bulunduğundan şimdilik 5.000 Tl portföy tazminatının tahsili gerektiğini, davalının özellikle 2015 Nisan-Eylül arasında ve sonraki dönemde, müvekkiline mal sevkinde büyük aksamalara sebep olduğunu, müvekkilinin, satacak ürün bulamadığını ve satışlarının eksilmesi ile elde edeceği kardan mahrum kaldığını, bunun yanı sıra sözleşmenin haksız surette feshi nedeniyle müvekkilinin ileriye dönük olarak elde edeceği kardan da yoksun kaldığından şimdilik 5.000 TL kar kaybının tazmini gerektiğini, davalının sözleşme zarfında müvekkil ve diğer bayiler üzerinde baskı kurarak satış fiyatlarını ve stok durumlarını belirlediğini, bu kapsamda müvekkilinin çoğu zaman belirlediği fiyatın, hatta bazen maliyetin altında bedelle mal satmaya, bazen de almak istemediği bir malı alıp stoklarında tutmaya zorlandığını, bu durumun Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 13.maddesi uyarınca sorumluluk doğurması nedeniyle şimdilik 5.000 TL tazminatın ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, kira ve destek bedelleri faturaları nedeniyle 160.838,12 TL, 2015 Nisan Eylül döneminde eksik ödenen kiraların tespiti ile şimdilik 5.000 TL, sözleşmenin haksız feshi ile şimdilik 5.000 TL denkleştirme tazminatı, haksız fesih nedeniyle şimdilik 5.000 TL yoksun kalınan kar ve rekabet hukukuna aykırı eylemler nedeniyle şimdilik 5.000 TL olmak üzere toplam 180.83,12TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından düzenlenen Beyoğlu ... Noterliğinin 23.08.2013 tarihli ihtarıyla ödenmeyen kira faturalarının ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini bildirdiğini, müvekkilince düzenlenen 25.08.2016 tarihli ihtarla faturalara itiraz edildiğini, aynı noterliğin 25.08.2016 tarihli ihtarı ile sözleşmenin 9.2. maddesi gereğince ihtarın tebliğinden itibaren doksan gün içerisinde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, davacının gönderdiği Beyoğlu ...Noterliğinin 19.09.2016 tarihli cevabı ihtarında teminat mektuplarının iadesi, reklam ve promosyon malzemelerinin alınmasının ihtar edildiğini, müvekkilince gönderilen 22.09.2016 tarihli ihtar ile bu talebin reddedilerek sözleşmenin doksan günlük ihbar süresinde yürürlükte olacağının bildirildiğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddederek, 21.10.2016 tarihli ihtarla kira bedelleri ve pazarlama destek faturalarını yeniden göndererek ödenmesinin istendiğini, faturaların 25.10.2016 tarihli ihtarla  davacıya iade edildiğini, davacının son olarak gönderdiği 23.12.2016 tarihli ihtarla teminat mektuplarının iadesini istediği ve teminatların 19.01.2017 tarihli ihtarname ile davacıya iade edildiğini, daha sonra kira ve pazarlama destek bedelleri, 2015 yılı Nisan Eylül ayları için eksik ödenen kira bedelleri, denkleştirme tazminatı, kar payı ve rekabete aykırı eylemler nedeniyle uğranılan zararlar için dava açtığını, taraflar arasında düzenlenen 25.02.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin müvekkilince gönderilen 25.08.2016 tarihli ihtarın tebliğinden 90 gün sonra sözleşmesinin 9.2 maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının kira ve pazarlama destek bedellerinin ödenmesi talebinin haksız olduğunu, müvekkilince bayilere yapılan kira ve pazarlama destek ödemelerinin, şirketin mali yıl bazında ve kimi zaman da ticari gereklilik çerçevesinde ticari hayatının gereklerine ve bayilerin ürün satın alma performanslarına göre belirlenen destek ödemeleri olduğunu, sözleşmede, bu ödemelerin yapılacağını ilişkin bir düzenleme olmadığı gibi davacının 2016 Haziran ve Eylül arasında müvekkilinden herhangi bir ürün almadığını ve bu konuda herhangi bir talepte de bulunmadığını, denkleştirme tazminat talebinin de haksız olduğunu, TTK'nın 122. maddesinde tek satıcılık olması halinde denkleştirme tazminatı istenebileceğini, müvekkilinin bu sözleşmede davacıya münhasırlık verilmediğini, İstanbul içinde çeşitli lokasyonlarda pek çok ... bayisi olduğu gibi aynı zamanda ... markalı ürünlerin büyük elektronik mağaza zincirlerinde de satıldığını ve münhasır bayi olmayan davacının  talebin reddi gerektiğini, davacının 2015 Nisan-Eylül arası için kar kaybı talebinin yerinde olmadığını, iddia edilen zarara davacının sebep olduğunu, davacının siparişi karşılayan yeterli teminatın olması ve gecikmiş borcunun bulunmaması gerektiğini, davacının 2015 ve 2016 yıllarında ödemelerini sürekli geciktirdiğini ve bunun için uyarıldığını, rekabete aykırılık nedeniyle tazminat talebinde bulunmasının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava; sözleşmenin feshi nedeniyle davalının davacıya ödemediği 160.838.12 TL kira ve pazarlama destek bedeli, 2015 yılı Nisan-Eylül arasında eksik ödenen kira bedellerinden şimdilik 5.000 TL kira bedeli, 615.502.95 TL denkleştirme tazminatı, şimdilik 5.000 TL kar kaybı tazminatı ile şimdilik 5.000 TL rekabetin korunması tazminatının, davalıdan işleyecek faizleri ile birlikte tahsil istemine ilişkindir.Taraflar arasında 25.02.2009 tarihli 'Bayi / ... Sözleşmesi' düzenlenmiştir. Sözleşmenin konusu genel itibariyle; davacının, davalıdan ürün satın alması, satış sonrası servis hizmeti yapması konusunu içermektedir.Sözleşme süresi 1 yıl olup, taraflardan herhangi birinin zamanında bu sözleşmeyi, bir neden belirtmeden, diğer tarafa 90 gün öncesinden uyarı yaparak feshedebileceği düzenlenmiştir, (md.9.2). Davalı şirketin, Beyoğlu ... Noterliğinden davacı şirkete gönderdiği 25.08.2016... yevmiye sayılı ihtarnamede; sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca, tebliğ tarihinden itibaren 90 gün sonrasında 25.02.2009 tarihli sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir.Davacı davalının devam ettirdiği kira ve pazarlama destek bedelinden 2016 yılı Haziran ayından Eylül ayına kadar ödeme yapmadığını öne sürerek, 160.838.12 TL nin tahsilini talep etmiştir. Yanlar arasında düzenlenen sözleşmede, davalı tarafından, kira aktivite bedeli ve pazarlama destek primi adı altında ödenti yapılacağı hususunda bir düzenleme olmamakla beraber, tarafların ticari defterlerinde; 2013 Temmuz ayından 2015 yılı sonuna ve buradan da 2016 Nisan ayına kadar kira bedeli ödemesi yapıldığı görülmüştür. Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterinde de olduğu ve davalının, 2016 Ocak - Nisan 2016 arasında 33.360.28 TL üzerinden davacıya kira yardımı yaptığı, kira yardımının, davacının beyan ettiği 2016 Haziran-2016 Eylül tarihleri arasında yapılmadığı tespit edilmektedir. Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarına ilişkin kira bedelinin ödenmediği, davacının ödenmeyen kira bedellerine ilişkin fatura düzenlediği ancak bu faturaların davalıya ait defter kayıtlarında yer almadığı, ödenmeyen kira bedelinin 33.360.28 TL x 4 ay = 133.441.12 TL olduğu belirlenmiştir. ... A.Ş. ... (Bağımsız Satışlar Kanalı Hesap Yöneticisi) unvanlı ... tarafından gönderilmiş 02.07.2014 tarihli e-posta mesajında 'Arkadaşlar, Bayilerin kira ödemelerinin kontrolü ve hesap mutabakatı için sorumlusu olduğunuz bayilerin Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait kira ödemesi evraklarını (AVM Yönetiminin faturaları, ortak gider faturaları, havale dekontları - cadde mağazası ise kira kontratı, emlakçıdan alınmış olan bölge değer belirlemesi için evrak ve havale dekontu) aşağıdaki linke 10.07.2014 tarihine kadar yüklenmesini rica ediyorum.' denildiği;... A.Ş. A... (Hesap Yöneticisi) unvanlı ... tarafından gönderilmiş 17.07.2014 tarihli e-posta mesajında 'Merhaba ..., 2014 ilk çeyrek için kiralar ile ilgili mutabakat yapabilmek adına kira ve ortak gider toplam tutarı KDV hariç olarak sizden acil olarak alabilir miyiz?' denildiği görülmüştür. Bu yazışmalar bayi tarafından ... A.Ş.'ye kesilen kira bedeli faturalarının kapsamına ... AVM yönetimine ödenen bedellerin de dahil bulunduğu; ... A.Ş.'nin mağaza sahiplerine ödenen kira bedellerinin yanı sıra... AVM yönetimine ödenen giderleri de destek kapsamında karşıladığı kanaatini doğurmakla birlikte bu yazışmaların dava konusu edilen Temmuz 2016'da düzenlenen ... Faturalarına ilişkin olmadığı, netice olarak, davacının davalıya kestiği fakat davalının ticari defterlerine kaydetmediği toplam 133.441,12 TL'lik dört adet kira bedeli faturasının dayanakları sunulduğu ancak 27.397 TL bedelli 2016 yılının ilk 6 ayında yapılmış satışlara ilişkin olduğu belirtilen iki adet Pazarlama destek faturasına  ilişkin davacının dayanak sunamadığı, taraflar arasındaki yazışmalara yollama yaptığı ancak bu yazışmaların 2016 yılının ilk 6 ayına ilişkin olmadığı, davacının 20.397,00 TL ve 7.000 TL bedelli  'Satış Destek Bedeli' faturalarının davalıya tebliğ edildiği ve dayanağı bulunduğu hususlarını kanıtlayamadığı, davacının 133.441,12 TL kira alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davacı 2015 Nisan ayından itibaren de müvekkilinin alışveriş merkezine ödediği kiranın TL karşılığının (döviz üzerinden olması nedeniyle) değişken olması nedeniyle her ay farklı tutarda ödeme yapmak yerine sabit ödeme yapıp farkları dönem sonunda kapatmayı tercih ettiğini, ancak bu fark ödemelerini yapmaması nedeniyle müvekkilince ödenen kiraların karşılanmadığını, 2015 Nisan-Eylül arası dönemde eksik ödenen kira bedellerinin tespit edilerek faizi ile birlikte tespiti suretiyle şimdilik 5.000 TL nin tahsilini talep etmiştir.Yanlar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinde, davacının faaliyet gösterdiği AVM'deki yerin kirasının, davalı tarafından ödeneceği hususunda bir düzenleme olmamakla beraber kira ödemelerinin, davalı tarafından 2013 yılından bu yana yapıldığının teammül hale geldiği anlaşılmaktadır.Kira fatura bedellerinin sabit olmadığı, aylar itibariyle değişkenlik gösterdiği anlaşılmaktadır. Davacının Nisan-Eylül 2015 döneminde kira bedeli + elektrik ve ortak alan gideri olarak 176.747,71 TL + 21.660,52 TL = 198.408,23 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Nisan-Eylül 2015 döneminde davacının yaptığı toplam kira bedeli (elektrik ve ortak alan gideri dahil) ödemesi ile davalıya kestiği kira bedeli faturalarının toplam tutarı arasındaki fark 198.408,23 TL - 150.505,87 TL = 47.902,36 TL'dir. Davacı Haziran 2015 için davalıya kira bedeli faturası kesmemiştir. Taraflar arasında 2013'ten itibaren süregelmiş kira destek ilişkisi dikkate alındığından  davacının Nisan-Eylül 2015 dönemi için talep edebileceği eksik kira bedeli tutarının 47.902,36 TL olduğu davacının talebinin 5.000 TL olduğu belirlenmiştir.Davacı, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle hak kazandığı denkleştirme (müşteri) tazminatının toplam tutarının HMK md.107/3 gereği tespitini ve şimdilik 615.502,95 TL'lik kısmının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı ile arasındaki sözleşmenin yürürlükte kaldığı 7,5 yıllık süre boyunca hem ... AVM'de hem de bölgesindeki tek ... bayii olarak faaliyet gösterdiğini ve davalıya ait ürünlerin satışına ve tanınırlığına büyük katkıda bulunduğunu ileri süren davacı, davalının aynı bölgede başka bir bayii bulunmaması karşısında taraflar arasındaki ilişkide davacıya bölgesel ve fiilî bir tekel hakkı verildiğini ve böylelikle TTK md.122'de denkleştirme tazminatı bakımından öngörülen koşulların gerçekleştiğini iddia etmiştir,TTK md.122 acentenin denkleştirme istemine ilişkin bir düzenleme olmakla birlikte, (5) inci bendinde 'Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.' demektedir. Şu halde, acentelik dışındaki bir sözleşme ilişkisinde TTK md.122 uyarınca denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için, sözleşme ilişkisinin (a) süreklilik arz etmesi, (b) tekel hakkı vermesi gereklidir. Tekel hakkı ile kastedilen, marka sahibi/üretici konumundaki tarafın markayı/ürünü belirli bir yer veya bölgede pazarlama, dağıtma, satma yetkilerini sözleşme süresince münhasıran karşı tarafa bırakmayı ve markanın/ürünün o yer veya bölgede pazarlanması, dağıtımı ve satışı için başka dağıtıcı/satıcı tayin etmemeyi kabul etmesidir.Dava dilekçesine ekli 25.02.2009 tarihli ... AŞ. Bayi/... Sözleşmesi incelendiğinde, 1.3ncü maddede 'Bu sözleşmedeki hiçbir şey, ...'nin ürünleri başka bir distribütöre, bayiye veya son kullanıcıya satma ve promosyonunu yapma hakkını kısıtlayamaz' hükmü dikkati çekmektedir. 25.02.2009 tarihli sözleşmenin 1.3ncü maddesi herhangi bir yer veya bölge istisna edilmeksizin kaleme alınmıştır; diğer bir deyişle, davacıya inhisar hakkı tanınan herhangi bir yer (... AVM) veya bölge (Sarıyer ilçesi) zikredilmemiştir. ...'nin ürünleri başka distribütörler veya bayiler aracılığıyla ya da doğrudan satış hakkını açık ve mutlak bir ifadeyle saklı tutan 1.3ncü madde hükmü karşısında,  ...'nin uygulamada ... AVM ve çevresinde davacı dışında bayisi bulunmamış olmasından hareketle davacı lehine fiilen tekel hakkı tanındığını kabul etmek mümkün değildir. ...'nin sözleşmenin 1.3ncü maddesini sonradan davacı lehine sınırladığını ve davacıya ... AVM ile çevresinde inhisar hakkı tanımayı zımnen kabul ettiğini, böyle bir irade taşıdığını gösteren bir delil dava dosyasında mevcut değildir. Bu sebeple, davacı ile davalı arasındaki bayilik ilişkisi davacıya açık veya örtülü tekel hakkı veren bir ilişki değildir ve TTK md.122/5'in kapsamına girmemektedir, dolayısıyla  davacının denkleştirme tazminatına ilişkin talebinin yerinde olmadığı belirlenmiştir.Davacı, davalının Nisan- Eylül 2015 aralığında ve yer yer de sonrasındaki dönemde mal sevkini aksatmasının satışlarında düşüşe yol açması ve ayrıca sözleşmenin süresinden önce haksız şekilde sona erdirilmiş olması sebebiyle kar kaybına uğradığını ileri sürerek, işbu kar kaybına bağlı tazminatın toplam tutarının HMK md. 107/3 uyarınca tespitini ve şimdilik 5.000 TL'lik kısmının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.'Ürünlerin Satışı ve Tedariği,f kenar başlıklı 3ncü maddede \"..., ürünleri, ...'nin kabul edilebilir takdirine bağlı olarak zaman zaman değişebilen ve değiştiği zaman Bayilere bilgi verilen, bu Sözleşmece Ek 2'de yer alan, ...nin standart iş şartları ve koşullarına göre tedarik eder' hükmünün yer aldığı;Süre ve Fesih kenar başlıklı 9. maddede '9.1. Bu Sözleşme, sonuncu tarafın imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe konacaktır ve işbu Sözleşme'nin şartlarına uygun olarak daha önce feshedilmediği sürece tüm yetki ve etkiyle 31 Aralık 2009 tarihine kadar devam edecektir Bundan sonra işbu Sözleşme, bir (1) yıllık dönemler için; taraflardan herhangi biri diğer tarafa bu Sözleşme yi yenilemek istemediğini, herhangi bir zamandaki sözleşme bitiş tarihinden altmış (60) gün önce belirtmediği sürece, otomatik olarak yenilenecektir 9.2. Taraflardan herhangi biri, herhangi bir zamanda, bu Sözleşmeyi bir neden belirtmeden, diğer tarafa doksan (90) gün öncesinden uyarı yaparak feshedebilir' hükümlerinin yer aldığı görülmüştür. Davalının taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9.2. Madde hükmü gereği bir neden belirtmeden diğer tarafa 90 gün öncesinden uyarı yaparak sözleşmeyi feshettiği, bu durumda davacının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talebinde bulunamayacağı davalının sözleşmeye aykırı davranışı bulunmadığı davacının kâr kaybına ilişkin talebinin yerinde olmadığı belirlenmiştir.Davacı davalının sözleşme zarfında müvekkili ve diğer bayiler üzerinde baskı kurarak satış fiyatlarını ve stok durumlarını belirlendiğini, bu kapsamda müvekkilinin çoğu zaman belirlediği fiyatın, hatta bazen maliyetin altında bedelle mal satmaya, bazen de almak istemediği bir malı alıp stoklarında tutmaya zorlandığını, bu durum, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Md. 13 uyarınca sorumluluğunu doğurduğunu, bu nedenle şimdilik 5.000 TL tazminatın ödenmesi gerektiğini, talep ve dava etmiştir.Davacının davalı ile arasındaki dikey anlaşmada dağıtıcı rolünde olduğu; davalının, Rekabet Kurulu kararıyla belirlenmiş olduğu üzere belirli bir dönem zarfında dağıtıcıların ürünleri satış fiyatının daha üstünde yeniden satış fiyatını belirlemiş olduğu; davacının RKHK. m. 57/e göre tazminat talebi bulunabilmesi için, yeniden satış fiyatı belirlenmemiş olsaydı ürünleri arz ettiği fiyatın daha üzerinde satabileceğini ispatlaması gerektiği ancak davacının bu hususu ispatlayamadığı, bu nedenle RKHK m.57 uyarınca tazminat talebinin yerinde olmadığı belirlenmiştir.Netice itibariyle, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi ile davacının davalıdan satın aldığı ürünlerin ... AVM'de kiralanan mağazada satış ve pazarlamasını yaptığı, davalının sözleşme hükümlerine göre davacıya 90 gün önceden bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğunun söylenemeyeceği zira hiçbir sebep göstermeden tarafların sözleşmeyi feshedebileceğine ilişkin sözleşmede hüküm bulunduğu, davalının sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti ve denkleştirme tazminatı taleplerinin, zarara uğradığı iddiasını ispatlayamayan davacının RKHK dayalı tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, sözleşmede kira paralarının davalı tarafından ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmasa da bu hususta teamül oluştuğu, davacının ödenmeyen 133.441,12 TL kira parası alacağı ve talebiyle bağlı kalınarak 5.000 TL eksik ödenen kira parası alacağı olmak üzere toplam 138.441,12 TL alacağı olduğu...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 133.441,12 TL kira bedeli ve 5.000 TL eksik ödenen kira bedeli olmak üzere toplam 138.441,12 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki sözleşmenin, müvekkiline hiç bir şey verilmeden feshedilmek istendiğini, genel işlem şartları içeren sözleşmede müvekkiline ağır yükümlülükler yüklendiğini, bu kapsamda belirlenen 90 günlük fesih süresinin hiçbir geçerliğinin bulunmadığını, bu nedenle davalının sözleşmeden doğan hakkını kullandığı ve fesihte kusurunun bulunmadığı şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğunu,İlk derece mahkemesinin 2016 yılı Haziran ayından Eylül ayına kadar ödenmeyen kira ve pazarlama destek bedellerinin 160.838,12 TL olarak talep edilmesine rağmen 133.441,12 TL kısmının kabul edildiğini, mahkemenin teamüle ilişkin kabul gerekçesinin yerinde olduğunu, ancak dayanak sunulmadığından reddedilen 05.07.2016 tarih ve ... numaralı 20.397 TL bedelli fatura ile, ... numaralı 7.000 TL bedelli faturanın 2016 yılı içinde ödenmeyen pazarlama destek ve satış destek bedelleri için düzenlendiğini, bu alacakların 29.06.2016 tarihli e-posta ile davalıya bildirildiğini, davalının bu tutarlara somut bir itirazının bulunmadığını, 2016 yılı Haziran ayının sonunda yapılmış bu yazışmaların, \"2016 yılının ilk 6 ayına ilişkin olmadığı” yönündeki mahkeme tespitinin hatalı olduğunu, 2015 yılı Nisan-Eylül ayları arası dönemde eksik ödenen kira bedellerinin tespit edilerek şimdilik 5.000 TL’nin tahsili isteminde, mahkemece alacağın 47.902,36 TL olarak belirlenerek bunun 5.000 TL’lik kısmının tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğunu, Mahkemenin denkleştirme tazminatının reddine ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, oysa müvekkilinin fesih tarihine kadar davalının İstanbul Sarıyer’deki tek bayisi olduğunu, İstanbul’un en prestijli alışveriş merkezlerinden birinde yedi yıllık sürede büyük bir başarı ile faaliyet gösteren müvekkilinin, davalının müşteri çevresini artırdığını, sözleşmedeki aksine hükme rağmen fiili münhasırlık bulunduğunu, Davalının 2015 yılı Nisan- Eylül aralığında ve ve bazen sonrasındaki dönemde mal sevkini aksatarak satışlarda düşüşe yol açması ve ayrıca sözleşmeyi süresinden önce haksız şekilde sona erdirmesi nedeniyle oluşan kar kaybına ilişkin mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davalının fesih öncesinde de mal sevkiyatını durdurarak müvekkilinin zararına neden olduğunu, mahkemenin bu istek kalemine ilişkin delilleri toplamadan karar verdiğini, bu talebe ilişkin de bilirkişi incelemesi yapılarak talebin kabulü gerektiğini,Rekabet hukukuna aykırı işlemler nedeniyle istenen tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinin 5 ve 6 numaralı ekleri olarak dosyaya sunulan belgelerden müvekkilinin düşük bedelle mal satmak zorunda kaldığının anlaşılacağını, davalının yüksek fiyatla mal sattırdığı kabul edilse dahi bunun satıcıların ve markanın rekabet gücünü zayıflatıp satışları azaltacağı ve bayilerin cirolarını düşüreceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında kira desteği ödenmesine ilişkin sözleşme veya uygulama bulunmadığını, sözleşmenin bulunduğu bir yerde teamülden söz edilmesinin TTK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu, teamülün dikkate alınabilmesi bu konuda kanunda açık hüküm olmaması gerektiğini, yasaya göre ticari uyuşmazlıklarda teamüle göre karar verilebilmesinin bir diğer yolunun ise bu konuda örf adet hukukunun bulunması gerektiğini, bayilere kira yardımına ilişkin yasa hükmü veya yerleşmiş bir örf adet hukukunun bulunmadığını, esasen örf adet hukukunun kabulü için ilgili odalara yazılar yazılarak bu durumun belirlenmesi gerektiğini, müvekkilince yapılan kira ve destek pazarlama yardımının işletmesel bir karar olduğunu ve mali yıllar ile güncel ticari ihtiyaçlara göre değişiklik gösterdiğini, sözleşmede kira desteğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, yazışmalarda da bu yardımın sürdürüleceğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, Davanın kısmen kabulü halinde giderlerin paylaştırılması gerekirken, harç giderinin HMK'nın 326.maddesine aykırı şekilde müvekkilinin üzerine bırakılmasının hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taralar arasında düzenlenen 25.02.2009 tarihli bayilik sözleşmesinin davalı tarafından 25.08.2016 tarihli ihtarla sözleşmenin 9. maddesi uyarınca, tebliğinden itibaren 90 gün sonra hüküm ifade etmek üzerine feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı, erken fesih nedeniyle uğranılan kâr kaybı,sözleşmenin devamı süresince ödenmeyen veya eksik ödenen kira ve destekleme ödemeleri ile davalının rekabet hukukuna aykırı talimatları nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemlerine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, sözleşmenin feshi nedeniyle davalının ödemediği 160.838.12 TL kira ve pazarlama destek bedeli, 2015 yılı Nisan-Eylül arasında eksik ödenen kira bedellerinden şimdilik 5.000 TL kira bedeli, 615.502.95 TL denkleştirme tazminatı, 5.000 TL kar kaybı tazminatı ile 5.000 TL rekabetin korunması tazminatının tahsilini istemiştir.Davalı vekili ise taraflar arasındaki sözleşmede kira veya destek ödemesi yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin işletmesel nedenlerle bazı aylarda bayilerine yaptığı ödemenin müvekkili açısından bağlayıcı ve sürekli ödeme haline getirmeyeceğini, bayilik sözleşmesinin sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini ve sözleşmede münhasırlık bulunmaması nedeniyle denkleştirme tazminatı alacağı bulunmadığını, sözleşmeye uygun şekilde fesih gerçekleştiğinden kar kaybı tazminatı alacağı bulunmadığını, müvekkilinin rekabet hukukuna aykırı eylemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.Taraflar arasında 25.02.2009 tarihli Bayi/... Sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşme ile davacının, davalıdan ürün satın alması, satış sonrası servis hizmeti yapmasına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Düzenlenen sözleşme, TTK'nın 105. ve devamı maddelerinde düzenlenen acentelik sözleşmesi niteliğinde olmayıp, davacının, davalıya ait ürünleri belirlenen esaslar dahilinde satın alarak, kendi nam ve hesabına bağımsız bir tacir olarak satmasına ilişkin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 9. maddesine göre 25.02.2009 tarihinde imzalanan sözlemenin aynı anda yürürlüğe gireceği ve sözleşmenin feshedilmemesi halinde 31.12.2009 tarihine kadar devam edeceği, bundan sonra sözleşmenin bir yıllık dönemler için, taraflardan herhangi birinin diğer  tarafa bu sözleşmeyi yenilemek istemediğini, herhangi bir zamandaki sözleşme bitiş tarihinden itibaren 60 gün önce belirtmediği sürece, otomatik olarak yenileneceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 9/2.maddesinde ise taraflardan herhangi birinin, harhangi bir zamanda, bu sözleşmeyi neden belirtmeden, diğer tarafa doksan gün öncesinden uyarı yaparak feshedebilir düzenlemesi bulunmaktadır.Sözleşmenin anılan hükmü her iki tarafa da fesih yetkisi verdiğinden, sözleşme hükmünün genel işlem koşulu içerdiği kabul edilemez. Zira bayiye de aynı şekilde fesih hakkı tanınmıştır.Sözleşmenin anılan hükmüne uygun olarak davalı şirketin keşide ettiği Beyoğlu ... Noterliğinin 25.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca, tebliğ tarihinden itibaren 90 gün sonrasında hüküm ifade etmek üzere sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. İhtar 27.08.2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve sözleşmenin  üç aylık sürenin dolması ile 27.11.2009 tarihinde feshedildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin denkleştirme tazminatına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle TTK'nnı 122.maddesine göre denkleştirme tazminatı istenmiştir. Davacı, sözleşmenin yürürlükte kaldığı 7,5 yıllık sürede ... AVM ve bu bölgede tek ... bayii olarak faaliyet gösterdiğini, davalıya ait ürünlerin satışına ve tanınırlığına büyük katkıda bulunduğunu ileri sürmektedir. Davacı, bu iddia kapsamında, sözleşmede münhasırlık yetkisi bulunmamasına rağmen, davacıya bölgesel ve fiilî bir tekel hakkı verildiğini ve TTK'nın 122. maddesindeki denkleştirme tazminatı koşulların gerçekleştiğini iddia etmiştir.TTK'nın 122. maddesi acentenin denkleştirme istemine ilişkin bir düzenleme olmakla birlikte maddenin 5. bendinde \"Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır\" denilmektedir. Buna göre acentelik dışındaki bir sözleşme ilişkisinde denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için, sözleşme ilişkisinin süreklilik arz etmesi ve tekel hakkı vermesi gereklidir. Tekel hakkından bayilik verenin ürünlerini belirli bir yer veya bölgede pazarlama, dağıtma, satma yetkilerini sözleşme süresince münhasıran bayiye bırakması, oy yerde bu ürünün pazarlanması, dağıtımı ve satışı için başka bir kişiyi tayin etmemesi anlaşılmalıdır. Oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 1.3 maddesinde bu sözleşmedeki hiçbir şeyin, ...'nin ürünleri başka bir distribütöre, bayiye veya son kullanıcıya satma ve promosyonunu yapma hakkını kısıtlayamayacağı kabul edilmiştir. Sözleşmedeki bu hüküm, davacıya bir inhisar hakkının verilmediğini göstermektedir.Davalının, ürünlerini başka distribütörler veya bayiler aracılığıyla ya da doğrudan satış hakkını açıkça kabul edilmiştir. Davacı, bayilik ilişkisinin bulunduğu ... AVM ve çevresinde kendisi dışında davalının başka bir bayisinin bulunmamasının fiilen tekel hakkı anlamına geldiğini ileri sürmektedir. Oysa davalı savunmasında belirtildiği gibi ürünlerinin yakındaki başka bayiler ve marketler tarafından satıldığı, esasen bu fiili durumun sözleşmeye aktarılarak davalıya tekel hakkının verilmediğinin belirtildiği ve TTK'nın 122/5. maddesinde belirlenen şartın oluşmadığı anlaşıldığından, mahkemece denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesi  yerindedir.Davacı, davalının özellikle Nisan- Eylül 2015 arasında ve bazen sonraki dönemlerde mal sevkini aksatarak satışlarında düşüşe yol açması ve sözleşmenin süresinden önce haksız şekilde sona erdirilmesi nedeniyle uğranılan zararların da tazminini istemiştir.Yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme bir yıllık süre için düzenlenmiş olup, sözleşmede taraflardan her birine 90 gün önceden bildirimde bulunularak fesih hakkı tanınmıştır. Davalının sözleşmede tanımlandığı hakka dayalı olarak sözleşmeyi feshettiği açıktır. Bu nedenle davacının, gelecek döneme ilişkin kâr kaybına uğradığından söz edilemez. Diğer yandan sözleşmenin Ürünlerin Satışı ve Tedariği kenar başlıklı 3.maddedesinde, \"..., ürünleri, ...'nin kabul edilebilir takdirine bağlı olarak zaman zaman değişebilen ve değiştiği zaman Bayilere bilgi verilen, bu Sözleşmece Ek 2'de yer alan, ...'nin standart iş şartları ve koşullarına göre tedarik eder\" hükmünü bulunmaktadır. Sözleşmenin devamı süresince davalının, talep edilen ürünleri sebepsiz şekilde göndermediği iddia edilmemiştir. Diğer yandan davalı savunmasına göre ürünlerin gönderilmesi için cari borcun bulunmaması gerektiği belirtilmiş olup davacı tarafından bu savunmanın aksine bir kanıt sunulmadığından, geçmiş dönemden talep edilen ürünün gönderilmemesi nedeniyle davacıların kâr kaybına uğradığına ilişkin iddia yerinde değildir.Sözleşme süresince davalının, davacı ve diğer bayiler üzerinde satış fiyatlarını ve stok durumlarını belirlendiği, bu kapsamda davacının çoğu zaman belirlediği fiyatın ve bazen maliyetin altında satış yapması. almak istemediği malların alınarak stokta tutulması nedeniyle Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 13.maddesine göre uğranılan zararın tazmini istemi bulunmaktadır. Bu tür dikey sözleşme ilişkilerinde, belirli bir dönem zarfında dağıtıcıların ürünleri satış fiyatının üstünde yeniden satış fiyatını belirlemiş olduğu, davacının RKHK'nın 57. maddesine göre tazminat talebinde bulunmasını gerektirir somut bir neden bulunmadığını, davacının bu talebe ilişkin soyut iddia ve istinaf dışında tazminatı gerektirir bir kanıt bulunmadığı ve ilk derece mahkemesince bu yöne ilişkin araştırma ve gerekçenin yeterli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yukarıda belirtilen üç kalem tazminat talebine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin harca ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, HMK'nın 326/2. maddesine göre davanın kısmen kabulü halinde yargılama giderleri haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılır. Ancak mahkemece davanın kabul edilen miktarı üzerinden alınan harç, davanın kabul edilen kısmına ilişkin olduğundan bu harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin davanın kabul edilen kısmı olan kira ve pazarlama destek ödemesine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, Taraflar arasındaki sözleşmelerin kira veya pazarlama destek ödemesi yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesi 2013 yılından itibaren yapılan ödemenin teamül haline geldiği ve artık bir sözleşme hükmü olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.Taraflar tacir olup sorumlu oldukları hak ve yükümlülükler yazılı şekilde düzenlenen sözleşme ile belirlenmiştir. Sözleşme tarafların iradelerini birbirine uygun şekilde açıklamasıyla kurulur. Bayilik sözleşmesinin yazılı şekilde düzenlenmesi geçerli şartı değildir. Ancak yazılı şekilde düzenlenmiş bir sözleşmede bulunmayan, kira ödemesi ile önemli bir edimin uygulama ile taraflar arasında teamül haline geldiği kabul edilemez. Davalı ,kira ve destek ödemeleri işletme gereklerine uygun ve satış performansları kapsamında yapıldığını savunmuştur. Oysa, taraflar arasındaki sözleşmenin ifası sırasında, davalının süreklilik arz edecek şekilde bir edim yüklendiği ve bu edimin sözleşmenin parçası haline geldiği anlaşılmaktadır. Davalı, sürekli şekilde uzun süre davalıya ait kiraları ödeyerek ve destekleme primi vermiştir. Bu ödemenin, davacının somut bir eylemi veya performansı nedeniyle verildiği kanıtlanmamıştır. Bu durumda, artık sözleşmenin ifası süresince kira ve destek primi davalının edimi haline gelmiştir. Somut olayın bu nitelemesin göre TTK'nın 2.maddesinin koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.Sözleşmenin devamı sırasında davalının verdiği kira ve pazarlama destek bedelinden 2016 yılı Haziran ayından Eylül ayına kadar ödeme yapmaması nedeniyle oluşan 160.838.12 TL nin tahsilini talep edilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucu bu tazminatın 133.441,12 TL'sinin kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde, davalı tarafından, kira ve pazarlama destek primi adı altında bir ödeme yapılacağına ilişkin sözleşme hükmü bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince de bu husus kabul edilmiştir. Esasen taraflar da sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığını kabul etmişlerdir. Ancak davacı, davalının 2013 yılından itibaren her ay düzenli olarak kira ve destekleme ödemesi yaptığını, uygulama haline gelen bu durumun sözleşmenin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtmektedir. Ancak davacı üzerinde ekonomik baskı kurulması için 2016 yılı Haziran ve Eylül aylarında kira faturalarının ödenmediğini ve bu kapsamda 160.838,12 TL kira alacağı bulunduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise kira ve pazarlama destek ödemelerinin şirketin mali yıl bazında ve kimi zamanda ticari gereklilikler çerçevesinde ve bayilerin ürün satın alma performansına göre ödenen destek ödemeleri olduğunu savunmaktadır. Mahkemece sözleşme hükmü bulunmamakla birlikte kira ve destek ödemelerinin uygulama haline geldiği gerekçesiyle bu talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi dilekçesinde sözü edilen TTK'nın 2.maddesinde düzenlenen ticari örf veya teamül değildir. Burada sözü edilen, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde bir edimin taraflardan biri tarafından sürekli bir şekilde yerine getirilerek ve bu sözleşmedeki edimlerin bir parçası olmasıdır. Sürekli şekilde ifa edilen kira ve destek ödemelerinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin de artık davalının edimi olduğu kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesince incelenen ve dosyada bulunan  yazışma örneklerinden davalı şirketin, mağaza sahiplerine ödenen kira bedellerinin yanı sıra ... AVM yönetimine ödenen giderleri de destek kapsamında karşıladığı anlaşılmaktadır. Davacının ispat ettiği miktarın 133.441,12 TL olduğu, 20.397,00 TL ve 7.000 TL bedelli iki adet satış destek bedeli faturalarının davalıya tebliğ edildiği ve dayanağı bulunduğun kayıtlanmadığından mahkemece bu miktarın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Aynı şekilde 2015 yılı için eksik ödenen kira bedellerine ilişkin mahkeme gerekçesi de yerindedir. Ayrıca yukarıda belirtilen bu gerekçeye göre davacının 2015 yılı Nisan ayından itibaren ödediği kira bedelinin döviz cinsinden olması nedeni ile davalının eksik ödediği bedelin de belirlenerek tahsiline karar verilmesi yerinde olduğundan taraf vekillerinin kira ve destekleme ödemelerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı  ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının  davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 7.092,96 TL istinaf nispi karar harcının  davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.03.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1818bb497081d07d","SID":"1ae085010c1d219f"}}