{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1711 <br>KARAR NO: 2025/413<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/04/2021<br>NUMARASI: 2019/635 Esas -  2021/353 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatmış oldukları icra takibine, davalı borçlunun itiraz etmiş olması sebebiyle takibin durdurulmasına karar verildiğinden, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmuşsa da uzlaşmaya varılamadığından huzurdaki davayı açma zarureti hasıl oluğunu, davalının itirazının alacaklarını sürüncemede bırakmaya yönelik haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli bir itiraz olduğunu, davalı-borçlunun müvekkili şirketten almış olduğu mallara istinaden 19/11/2018 tarihli 10.954,08 TL bedelli, 26/11/2018 tarihli 20.824,65 TL bedelli, 24/12/2018 tarihli 20.147,78 TL bedelli, 01/03/2019 tarihli 37.025,07 TL bedelli (icra dosyasında mübrez) faturalara konu olan borcunun bir kısmını ödemiş bir kısmı için iade faturaları kestiğini ve bakiye 78.791,67 TL asıl borcu kaldığını, 2018 yılında yapılan ticari alış-verişe istinaden taraflar arasında 15.01.2019 tarihinde mutabakat yapıldığını, davalı-borçlu borcunu ödememekte ısrar edince müvekkili şirket tarafından 19/06/2019 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile davalı-borçluya hitaben bir ihtarname keşide edildiğini ve bu ihtarname davalı-borçluya 24.6.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, buna rağmen davalı-borçlu  borcunu ödemek yerine 28/06/2019 tarihinde  Bakırköy ... Noterliğinden ... yevmiye numarası ile keşide etmiş olduğu ihtarname ile malların ayıplı olduğunu iddia ederek borcunu ödememekte ısrar ettiğini, ayıplı olduğunu iddia ettiği malları da müvekkili şirkete geri göndermediğini, bu iddia haksız bir iddia olduğundan müvekkili şirket tarafından da kabul edilmediğini, borcunu ödememekte ısrar eden davalı-borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlunun takibe itiraz etmiş olması sebebiyle takip durdurulduğundan dava şartı olan arabuluculuğa müracaat edilmişse de uzlaşma sağlanamadığından huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, sonuç olarak açıklanan nedenlerle; davanın kabulünü, davalının itirazının iptali ile icra takibinin kaldığı yerden devamını, alacaklarının “likit”, davalının itirazının ise alacaklarını sürüncemede bırakmaya yönelik, haksız ve kötüniyetli olması” sebebiyle davalının asıl alacak miktarı olan 78.791,67 TL’nın %20‘sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket aleyhine Mahkememizin yukarıda numarası yazılı dosyasında ikame edilen davada İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas saylı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talep edildiğini, işbu takibe mesnet faturaların davacının da dava dilekçesinde belirttiği üzere  19.11.2018 & 26.11.2018 & 24.12.2018  & 01.03.2019 tarihli faturalar olduğunu, ancak bu faturaların mesnedi etiket imalatında kullanılan bobin şeklindeki malzemeler olduğunu, bu bobinlerin arada tutkal olan iki kattan oluştuğunu, alt kat taşıyıcı ... olarak adlandırıldığını ve silikon kaplı olduğunu, silikon sayesinde üst etiketler taşıyıcı pergamine yapışmaz olduğunu, üst kat etiketi oluşturur ve kağıt, şeffaf  plastik (PP Clear), beyaz plastik (PP opak), metalize yüzeyli  plastik (PP Metalize) gibi değişik malzemelerden oluşabildiğini, davacı taraftan alınan bobin şeklindeki bu ham  malzemelerin delil listesinde yer alan  video görselinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirket tarafından işlenmek sureti ile etiket haline getirildiğini, işlenen malzemeler etiket haline getirildikten sonra müvekkili şirket tarafından müşterilerine satıldığını, davaya konu faturaların mesnedi olan malzemelerin işlenmesi sonucu etiket haline getirilen malzemeler dava dışı ve müvekkilinin yüksek ciro ile çalıştığı ... San ve Tic.A.Ş'ye satıldığını, işbu şirketin müvekkili şirketten almış olduğu bobin şeklindeki etiketleri üretim bandına yerleştirmek sureti ile şişeleri etiketlediklerini, ancak  müvekkilinden almış olduğu bobin şeklindeki etiketleri ne zaman üretim bandına yerleştireceği  o  şirketin çalışma planlaması ile  ilgili olduğunu, anlatılmak istenen davacı şirketten alınan ham malzemenin işlenmesi sonucu dava dışı şirkete satılması ve bu şirketin etiketleri şişelere yapıştırmaya başladığı zaman ayıplı ürün fark edildiğini, davadışı ... firmasından taraflarına 07.12.2019 tarihinde ürünlerin ayıplı olduğu etiketlemenin tam  olarak yapılamadığı üretim bandının etiketler nedeni ile durduğuna yönelik bildirim geldiğini, bu bildirim üzerine müvekkili şirket tarafından yerinde inceleme yapmak üzere dava dışı şirkete gidildiğini ve sorunun üst etiketin belirli aralıklarla taşıyıcı pergamine yapışmasından kaynaklandığı görüldüğünü, malzeme üretimi sırasında taşıyıcı pergamine merdaneler vasıtasıyla slikon kaplama işlemi yapıldığını, bu işlem sırasında noktasal boşluklar oluşmuş ve üst malzeme taşıyıcı pergamine bu noktasal boşluklardan yapıştığını, elle alınınca direnç göstermeyen bu yapışma müşterinin etiketleme işleminde kullanılan aplikatörlerinde hatayı ortaya çıkardığını, bunun üzerine davacı şirket çalışanı ...'a 07.12.2019 tarihinde Whatsapp mesajı olarak durum bildirildiğini, akabinde bir kısım bobinlerin müvekkili şirketten iade alındığını, ancak yeni gelen ham kağıtlarda da aynı hatanın devam ettiğinin bilgisi taraflarına ulaşınca tekrar davacı şirket ile irtibata geçildiğini ve ayıp tekrar ihbar edildiğini, ancak bu arada davadışı şirketin üretim bandı tarafımızın satmış olduğu etiketler nedeni ile durduğunu ve üretimin aksamasına neden olduğunu, bu durum üzerine dava dışı şirkete bildirim yazısındaki sorunları ve taraflarına kesmiş olduğu iade faturalarını gerekçe göstererek 26.04.2019 tarihinde müvekkili şirket ile çalışmama kararı alındığını bildirdiğini, sorunun çözümü ve telafisi için davacı şirket ile irtibata geçilmesine rağmen sorun çözülmediği gibi taraflarına faturaların mesnedi ayıplı malzemeler nedeni ile önce ihtarname akabinde icra takibi başlatıldığını, taraflarınca da önce ihtarnameye cevap verildiğini, akabinde icra takibine itiraz edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" davacı ile davalı arasında imalatında kullanılan ürünlerin alım satımına ilişkin bir ticari ilişki bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalıya teslim ettiği etiketlerin ayıplı olup olmadığı, buna ilişkin davalıya usulüne uygun bildirim yapılıp yapılmadığı ile davacının bu ilişki sebebi ile davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarındadır. Ayıp ve alacak iddiasına ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve dosya muhteviyatına sunulan bilirkişi raporları ile davacı tarafından davalıya teslim edilen etiketlerde ayıp bulunduğu ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Buna karşın bilirkişi raporunun mali yönden yapılan incelemesinde davacı tarafça davalıya teslim edilen ürünlerin; davalının, müşterisinin 07/12/2018 tarihli ihbarı ile haberdar olduğu ve bunu davacıya bildirdiği, yine bu ürünlere ilişkin olarak 24/12/2018 ve 04/01/2019 tarihli iade faturası tanzim ettiği anlaşılmaktadır. Davacı ise bu ayıp ihbarı ve iade faturalarına istinaden ayıplı ürünleri iade almış ve faturaları ticari defterlerine kayıtlayarak ayıp iddiasını kabul etmiştir. Buna karşın ayıp ihbarı ve düzenlenen iade faturası ile ürünlerin davacıya iade edilmesinin ardından taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği ve bu işlem ve tarihten sonra davalı tarafça davacı yana bildirilen yeni bir ayıp ihbarı olmadığı belirlenmiştir. Davalı, 26.04.2019 tarihinde müşterisinin yeni teslim edilen ürünlerin de ayıplı çıkması nedeni ile kendisi ile ticari ilişkiye son verdiği iddiasında bulunmuş ise de dosya münderecatına buna ilişkin somut bir bilgi veya belge sunamamıştır. İlişkinin sona erdiği iddia edilen şirketten alınan ve dosyaya sunulan antetli yazının, taraflarca her zaman düzenlenmesinin mümkün olması, bu yazıya istinaden davacıya keşide edilen yeni ihtarname veya iade faturası bulunmaması, davacının gönderdiği fatura içeriğine itiraz edildiğine ilişkin bir kayıt da ibraz edilemediğinden davalı yanca sunulan bu yazı içeriğine değer atfedilmemiştir. Tüm bu anlatılanlar tarafların usulüne uygun ticari defterleri ile de sabittir. Belirtilen sebepler ile davalının ürünlerin ayıplı olması nedeni ile davacıya borçlu olmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere iade faturalarının davacı ticari defterlerine kayıtlı olduğu ve bu halde davacının davalıdan icra takibinde talep edilen kadar alacaklı olduğu açıktır. Yine davacı tarafça icra takibinden önce davalıya ihtarname keşide edilerek davalı temerrüde düşürülmüş, buna göre takip öncesi işlemiş faiz talebi de yerinde görülmüştür. İzah edilen nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş,  ayrıca  İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına; buna karşın davacının kötü niyeti davalı yanca ispatlanamadığından bu yöndeki talebin reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davaya konu fatura alacağına ilişkin davalıya çekilen ihtarnameye karşı verilen cevapta da  belirtildiği üzere ayıplı mal söz konusu olduğunu bu nedenle fatura bedellerinin ödenmediğini,  başından beri iddianın top halinde gelen faturaya konu ürünlerin işlenme sırasında ayıplı olup olmadığının tespit edilebileceği olup bu nedenle de davalı şirket fabrikasında bilirkişi incelmesi yapıldığını, ayıbın ihbar süreleri dosyada mübrez ve  ekte de tekrar sunulan mail ve whatsap kayıtları ile sabit olduğunu, bilirkişi tarafından da kabul gördüğünü, yanılgıya düşüldüğünü düşündükleri ayıplı ürünlerin hepsinin iade alındığını, yeni ürünlerde ayıbın olmadığını, dosyaya sunulan belgenin sahteliği  yada  gerçekliği davacı tarafından sorgulanmamış ki taraflarınca belge sunulmuş mahkemenin bu gerekçeye dayanıyor ise bu belgenin güvensiz olduğunu araştırması gerektiğini, yargılamayı bu yönü ile eksik araştırma ile sonuçlandırdığını, belge sunduklarını davacı tarafından da itiraz edilmediğini, ki dava dışı firmaya iş bu belgenin geçerliliği konusunda sorgulama yapılabileceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 78.791,67 TL asıl alacağın 91,74 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 04/07/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı vekili diğer savunmalarının yanı sıra ayıp savunmasında bulunmuştur. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir.Alıcının seçimlik hakları, satıcıya ulaşmakla sonuç doğuran ve kullanılmakla tükenen yenilik doğuran haklardandır. Alıcının seçimlik haklarını kullanması için Kanunda düzenlenmiş bir süre bulunmamakta olup, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması yeterlidir. Alıcı, bu seçimlik haklardan birini tercih etmeli ve satıcıya bildirmelidir. Alıcının seçimlik haklarını dava yoluyla kullanması gerekli olmadığı gibi, dava yoluyla veya aleyhine açılan davada savunma yoluyla kullanmasına da bir engel bulunmamaktadır. Seçimlik hakların dava yoluyla kullanılmasının bu hakların hukuki niteliğine bir etkisi yoktur.Ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.Davalı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de, TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklardan birini kullandığına ilişkin bir bildirim bulunmamaktadır. Satılanın ayıplı olması tek başına satış bedelinin ödenmesine engel olmayıp, bunun için alıcının seçimlik haklardan birini kullanması gerekir. Yani alıcının ya seçimlik haklarını kullanma külfetine katlanması ya da borcu ödemesi gerekmektedir. Ancak bu halde mahkemece alıcının seçimlik hakkının varlığı ve yerinde kullanılıp kullanılmadığı denetlenip tespit edilebilecektir. Eldeki davada davalı alıcı tarafından, seçimlik haklar kullanılmadığından bu yönde bir inceleme yapılması mümkün değildir. Davacının takibi, 19/11/2018 tarih ve 10.954,08 TL bedelli, 26/11/2018 tarih ve 20.824,65 TL bedelli, 24/12/2018 tarih ve 20.147,78 TL bedelli, 01/03/2019 tarih ve 37.025,07 TL bedelli toplam 88.951,58‬ TL tutarlı faturalara dayalıdır. Bu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalının yaptığı ödemeler önceki borçlardan mahsup edildiğinde ve iade faturalara nazara alındığında taraf defterleri de mutabık olduğu üzere davacının 78.791,67 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.348 TL harcın, alınması gerekli olan 5.388,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.039,48‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22ec1a8c8405ceba","SID":"19d1178d71fe74a5"}}