{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1976 <br>KARAR NO:2025/581<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:23.10.2020<br>NUMARASI:2018/1190 Esas - 2020/526 Karar<br>DAVA:Maddi ve manevi tazminat (Yolcu taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Süleyman Demirel Üniversitesinde profesör olduğunu, kıdemli devlet memuru olması nedeniyle yeşil pasaport sahibi olduğunu, müvekkilinin 06/09/2015-11/09/2015 tarihleri arasında ...'da düzenlenecek olan  29 th ... isimli konferansa katılmak üzere üniversite tarafından görevlendirildiğini, müvekkilinin bu konferansa gitmek için 17/06/2015 tarihinde davalı şirketten gidiş dönüş biletlerini satın aldığını, 06/09/2015 tarihinde de tüm uçuş işlemleri ile ilgili yükümlülüklerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, müvekkilinin 06/09/2015 tarihinde Antalya -İstanbul seferi ile ilk uçuşunu yaklaşık 2 saat gecikmeli olarak gerçekleştirdiğini, Antalya havalimanında yapılan kontrollerde seyahate mani bir durum belirtilmediğini, bu gecikme sonucunda İstanbul ...uçağına yetişemediğini, izah edilen uçuş gecikmesi nedeniyle müvekkili ve mesai arkadaşları için ikinci bir çözüm olan Paris aktarmalı uçuş önerisi getirildiğini, hatta müvekkili adına yeniden biletleme işlemi yapıldığını, davalı şirket personelinin uçuşun gerçekleşmesine 15-20 dk kala müvekkilini pasaportunda geçerli vize bulunmadığ ıgerekçesi ile uçuş kapısına göndermediğini, yeşil pasaport sahibi olan davacının ...'a vizesiz geçiş hakkı bulunmasına rağmen davalı şirket tarafından haksız yere uçağa alınmamasının mevzuata aykırı olduğunu, müvekkilinin uçuşunu haksız nedenle engelleyen davalı şirketin maddi zararlara neden olduğunu, müvekkilinin 1.175,57 TL uçuş ücreti ödediğini, müvekkilinin uçuşu engellenmeyip  ...'da düzenlenecek olan ... isimli konferansa katılmış olsa idi, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Dekanlığının 06/08/2015 tarih ve 12 numaralı Fakülte yönetim kurulu kararı ile görevlendirme sonunda ilgili mevzuatlar gereğince günlük 96 EURO dan toplam 576 EURO yevmiyeye hak kazanacağını, davalı şirketin temsilcileri ile telefon ve mail yoluyla yapılan görüşmelerde uğramış oldukları maddi zararın giderilmesini talep ettiklerini ancak davalı şirket tarafından taleplerinin yazılı olarak reddedildiğini, bu nedenlerle, 3.015,00 TL maddi tazminatın ödemelerin gerçekleştiği tarihlerden itibaren mevduata uygulanan en yüksek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmesini, davacı lehine elem ve üzüntüsünü hafifletmek için 2.500,00 TL manevi tazminata karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının kendi mağduriyetine kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin uluslararası uçuş kurulları doğrultusunda hareket ederek söz konusu olayda yolcunun pasaportunun geçerlilik süresinin yetersiz olması nedeniyle seyahat edilecek ülkenin kuralları gereğince ilgili sefere kabul edilmediğini,müvekkilinin söz konusu uygulamasında herhangi bir hukuka aykırı bir durumun bulunmadığını, uygulamanın uluslararası uçuş kurallarının bir gereği olduğunu, zira seyahat edilecek ülkelerin ön gördüğü seyahat şartları olan vize, pasaport vs gereklilikleri yolcu tarafından yerine getirlmemesi halinde yolcuların sınırdan geri çevrildiğini, yani inad yolcu durumuna düştüklerini, ya da seyahat edilecek ülkeye yasal olmayan yollarla girmiş sayılacağını, ancak daha sonra ilgili ülke yetkililerince o ülkeden ihracına karar verilmiş yolcu yani deporte yolcu olarak kabul edildiğini, bu durumda inad yolcuyu ya da deporte yolcuyu getiren mezkur yolcunun geri gönderilmesinden de sorumlu olduğunu, hatta bu nedenle taşıyıcı havayoluna ceza dahi tahakkuk ettirildiğini, Uluslararası Sivil Havacılık anlaşmaları çerçevesinde havayolu şirketleri sınırdan geri çevrilme olanağı bulunan ya da sınır dışı edilme ihtimali olan yolcuları uçuşa kabul etmeme hakkına sahip olduklarını, yolcunun giriş yapmak istediği ülke için gerekli vizeye sahip olmaması ve kendisine yöneltilen sorulara tereddütlü cevap vermesi sebebiyle müvekkilinin taşımayı reddetme hakkını kullandığı, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacı, geçerli pasaportuna rağmen, uçağa alınmaması nedeniyle zarara uğratıldığını iddia etmekle, iddialarının doğruluğunun tespiti açısından davalı tarafa müzekkere yazılarak, seyahat gününe ait gerekli evraklar toparlanarak dosya seyahat alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmekle, pasaport kullanım şartları ve seyahat kurallarına dair rapor istenmiş olup buna göre, dosya  bir bütün olarak incelendiğinde, (seyahat edeceği ülkenin aradığı şartlar gereği) davacının pasaportunun, seyahatini gerçekleştireceği tarihler arasındaki geçerlilik süresinin Fransa'nın uygulamakta olduğu kurallar gereği, davacının dönüş tarihi olan 11/09/2015 tarihinden itibaren 3 ay geçerli olmadığı, yani pasaportun geçerlilik süresinin 10/12/2015 olması gerekirken, geçerlilik süresinin 21 Kasım 2015 olması nedeni ile uçağa kabul edilmemesinin davalı şirket kurallarına uygun, buna göre davacının uçağa alınmamasının davacı kusurundan kaynaklı olduğu...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dosyada bulunan kök rapor ve ek rapor çelişkili olup, çelişkili bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkileri bulunmakta olup, ayrıca dayanakları da internet kaynakları olduğunu, delil  listesi ile bildirmiş oldukları  tanıklarının  yargılama aşamasında dinlenmediğini, Bilirkişi raporuna dayanak olarak gösterilen belge herhangi bir kanun ya da mevzuat değil, bir internet sitesi olduğunu, buna rağmen gösterilen kaynakta vize süresinin sonu itibariyle pasaportun geçerlilik süresi hakkında bilgi verildiğini, bilindiği üzere yeşil pasaport sahipleri  söz konusu ülke olan Fransa’ya vize alma gereği duymadan seyahat edebildiğini, sonuç olarak kaynak olarak gösterilen internet sitesindeki bilgiler vize ile işlem yapılması gereken pasaport türleri için geçerli olduğunu, yeşil pasaport için geçerli olmadığını,Dava dilekçesinde belirtildiği gibi havayolu şirketi vizesi bulunmadığı gerekçesiyle davacı müvekkilini uçağa kabul etmediğini, müvekkiline göndermiş oldukları e-mail ile vize bulunmadığı için kabul etmediklerini  teyit ettiklerini,  bu nedenle ; bilirkişi raporunda bilirkişinin vize şartları yerine müvekkilin pasaport durumunu  değerlendirilmesini kabul etmediklerini, Davacı müvekkilinin dava dilekçesinde belirttikleri gibi sıradan bir seyahat için  yola çıkmadığını, bilim insanı olması  nedeniyle ve  bilimsel bir kongreye katılmak üzere yola çıktığını ve Türkiye'den çıkışında davalı kurumun uçakla alakalı yolcu sıkıntısı nedeniyle mağdur edildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, yolcu taşıma sözleşmesine aykırılık nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, eldeki davada davalının yolcu taşıma sözleşmesine aykırı davranışı iddiasıyla 3.015,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Maddi tazminata ilişkin karar yönünden yapılan istinaf  incelemesinde; Davacı, tarafından eldeki davada davalı şirketin yolcu taşıma sözleşmesine aykırı davrandığı ileri sürülerek maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 3.015,00 TL ( uçak bileti ve dört günlük yövmiye ücreti olarak) maddi  tazminat talebinde bulunmuştur.HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 5.390,00 TL'ye baliğ olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu maddi tazminata ilişkin kararının, davacı yönünden kesinlik sınırı altında kaldığı ve kararın her iki taraf için de  kesin olduğu anlaşılmaktadır.HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak, aynı Yasa'nın 352/1.b. maddesi gereğince istinaf mahkemesince karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesinin maddi tazminata ilişkin kararının, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata ilişkin istinaf dilekçesinin reddi gerekmiştir. Manevi tazminata ilişkin karar yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davacı vekili manevi tazminata ilişkin davanın reddinin isabetsiz  olduğunu, istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Uluslararası hava taşımalarında taşıyıcının sorumluluğu ve koşulları mevcut ise manevi tazminat yönünden Türk yargı uygulamasında TMK ve TBK hükümlerinin uygulanacağı kabul görmektedir.6098 sayılı TBK'nın  58/1 maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Davalının sorumluluğunun yasal dayanağı sözleşmeye aykırılık olmakla birlikte, TBK'nın 114/2. maddesine göre haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanması gerekmektedir.Manevi  zarar,  mal varlığında bir azalmayı  değil  ve  fakat  kişilik  haklarına  vaki  tecavüz  nedeniyle  bir  kimsenin duyduğu cismani  ve  manevi  acı  ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Manevi tazminat talep edilebilmesi için davacının şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması gerekir. TBK'nın 114/2. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır.  Ancak, her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceğinden her eylemin TMK'nın 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağı anlamına gelmez. Bu durumda her somut olayın kendine has özellikleri içinde bir değerlendirme yapılmalıdır.Yukarıdaki açıklamalar ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek ve kök raporu içeriklerindeki tespitler ışığında, uluslar arası seyahatlerde seyahat edilecek ülkelerin uyguladığı kurallardan birisinin pasaport geçerilik süresine ilişkin olup, bunun yolcu sorumluluğunda olduğu, yeşil pasaport sahibi davacının  gideceği ülkeye kabul edilebilmesi için pasaportunun en az üç ay geçerliliğinin  olması kuralına uygun davranmış olmasının gerektiği, bu hususun resmî devlet sitelerinde de bilgilendirilmesinin yapılmış olduğu, buna göre davalı hava yolu şirketinin pasaport süresinin geçerlilik süresini dikkate almaması hâlinde varış ülke yetkilileri tarafından deport yolcu  işlemi görecek yolcunun geri aynı hava  gönderiminin yanı sıra uluslararası kurallara dikkat etmemesi nedeniyle cezai müeyyideyle de karşılaşabileceği anlaşılmaktadır. Somut olayda  davacının pasaportununu geçerlilik süresi dikkate alındığında, davacının pasaportunun  varış ülkesi  Fransa' nın uygulamakta olduğu  kurallar uyarınca davacının dönüş tarihi 11.09.2015 tarihinden itibaren üç ay geçerli olmadığı anlaşıldığından, davalı hava yolu şirketinin haksız, hukuka aykırı bir eylem ve davranışı bulunmadığı soncuna varılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu takdiri delil olup, ilk derece mahkemesince davacının pasaport geçerlilik tarihi, sunulu deliller ve alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitlere göre hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin alınan kök ve ek rapor içeriklerinin çelişkili olup, çelişki giderilmeden karara esas alınamayacak nitelikteki ek rapora göre karar verildiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davacının davalı şirketten yurt dışı uçuş bileti aldığı, ancak pasaport geçerlilik süresi dikkate alınarak uçuşa kabul edilmediği gibi maddi vakıalar taraflar arasında ihtilafsız olduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi karar  gerekçesine göre tanık dinlenmemesi esasa etkili görülmemiştir. Yine  davacı yanca davalı hava yolu şirketi  tarafından uçuşa kabul edilmeme nedeni olarak açıklandığı üzere,  vize süresi gerekçe gösterilerek uçuşa kabul edilmediğinin açıklandığı, oysa yeşil pasaport için vize gerekmediği ifade edilerek karar istinaf edilmiştir. Ancak davalı yanca verilen cevap dilekçesinde davacının pasaportunun geçerlilik süresinin yetersizliği nedeniyle seyahat edilecek ülke kurallarına göre uçuşa kabul edilmediğinin belirtildiği de gözetildiğinde, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde değildir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesi kararında yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin maddi tazminatın reddi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 352 ve 346 maddeleri uyarınca reddine; manevi tazminat isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusununa HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;A-Maddi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:İlk derece mahkemesinin maddi tazminata ilişkin verdiği karar HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca karar tarihi itibariyle dava değerine göre kesin nitelikte olduğundan, davacı  vekilinin maddi tazminata ilişkin hükme  yönelik  istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine,B-Manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde:1- Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine;2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef11ab00089d9fc3","SID":"e1f52515a1105c93"}}