{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ                              <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/65 <br>KARAR NO\t: 2025/398<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>DAVANIN KONUSU\t:\tZayi Belgesi Verilmesi<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t25/03/2025<br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu şirkette yer alan hisselerini 29/08/2024 tarihinde ... Noterliğinin .... yevmiye sayılı pay devri ile devrettiğini, hisse devrinde kural olarak bu devrin genel kurul tarafından onaylanması şartının bulunduğunu, onaya ilişkin TTK kapsamında özel bir karar ve toplantı yeter sayısı belirtilmediğinden, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla pay devri (hisse devri) sözleşmelerinin onaylanabileceğini, devrin daha sonra pay defterine kaydedileceğini, Genel Kurul onayından sonra, esas sermaye payının devri ticaret siciline tescil ve ilan edileceğini, işbu işlemlerin yapılması için müvekkilinin devir sonrası şirket adresine gittiğinde \"...\" adresinde bulunan şirkette hırsızlık olayı olduğunu ve bir çok kıymetli evrakın kaybolduğunu, bu süreçte pay defterinin de çalınmış olabileceği bilgisinin edinildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu diğer araştırmalarda da pay defterine ulaşamadığını, bu kapsamda müvekkilinin defterin kaybına sebebiyet veren kişi veya kişilerin yakalanması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdiğini, şirkete ait ortaklar pay defterinin dava tarihinden itibaren bulunamadığı ve kayıp olduğunun tespit edildiğini beyan ederek, müvekkilinin genel müdürü ve yetkilisi olduğu .... Şirketi'ne ait Ortaklar pay defteri belgelerinin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: .<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacının hırsızlık nedenine dayalı talepte bulunduğu, dosya kapsamından ve dinlenen tanık beyanından hırsızlık olayının 8-9 sene önce gerçekleştiğinin anlaşıldığı, dava konusu edilen ortaklar pay defterinin söz konusu hırsızlık olayında çalındığına dair bir delil elde edilemediği, TTK'nın 82/7. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle karar verilmiştir.  <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; ticari defterlerin kaybolduğunu, işbu davanın açılmasından birkaç gün önce öğrendiğini, bu durumun pay devri aşamasında anlaşıldığını, dava konusu şirketin 2018 yılından beridir faal olmadığını, pay defteri bulunmadığından şirketin işleyişinde büyük sorunlar ortaya çıktığını, pay devrinin yapılamadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, 6102 sayılı TTK m. 82/7 hükmüne uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. <br>6102 sayılı TTK m. 82/7 hükmüne göre, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır.<br>Söz konusu hükümde \"yangın, su baskını, veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle\" defter ve belgelerin ziyaa uğramasından söz edildiği dikkate alınarak, sınırlayıcı bir düzenleme yapılmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle hükümdeki \"gibi\" sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, tacirin elinde olmayan benzer olaylar da maddenin kapsamında düşünülmüştür. Bu nedenle tacirin, söz konusu hükümdeki defter ve belgelerin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında, elinde olmayan bir nedenle meydana gelmiş olması zorunludur (Yargıtay HGK'nın 25/09/1985, E. 1984/11-12, K. 1985/728 tarih ve sayılı kararı). Bundan ayrı olarak, ticari defter ve belgelerin kaybedilmiş olduğu iddiasının, samimi ve inandırıcı bulunması da lâzımdır (Arkan, Sabih: Ticarî İşletme Hukuku, 24. Basıdan Tıpkı Basım, Ankara 2018, s. 382).<br>TTK'nın 82.maddesinde her tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgeler sayılmıştır ve 82/1-d fıkrasında aynı kanunun 64.maddesine atıf yapmıştır ve davacı vekilinin zayi olduğu gerekçesiyle belirttiği belgenin anılan maddede sayılan ve tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olduğu anlaşılmıştır.<br>Öte yandan uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17).<br>Somut olayda zayi belgesi talebine konu defterler dava dışı ...Şirketi'ne ait olup, davacı gerçek kişi kendi adına dava açmıştır. Bu durumda davacı bu davada aktif dava ehliyetine haiz değildir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi' nin 02/05/2017 tarih 2015/15331 esas 2017/2581  karar sayılı ilamı) Davacının, dava konusu şirkette hırsızlık olayı olduğu ve pay defterlerinin hırsızlandığı gerekçesiyle pay defterleri için zayi belgesi verilmesini talep etmiş ise de, dava dilekçesi ekindeki imza sirküsü ve incelenen ticaret sicil gazetesine göre davacının talebe konu şirketin yetkili müdürü ise de davacı eldeki davayı şirket adına değil kendi adına açmış olup bu hali ile eldeki davada aktif husumeti bulunmadığından mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek davanın reddedilmesi isabetsiz olmuştur. <br> Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmaması nedeniyle reddine, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca yukarıda anılan gerekçelerle kamu düzeni ilkesi yönünden kaldırılmasına, toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-2 hükmü uyarınca yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden REDDİNE,<br>II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın KALDIRILMASINA, HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>\t1-) Davacı tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,  <br>\t2-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,<br>\t3-) Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>\t4-) Davacı tarafından yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE,<br> III-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,<br>IV-) İstinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kabul edildiği dikkate alınarak, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>V-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-ç hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/03/2025<br><br><br><br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53d5dc0c3990bb1d","SID":"959cd1883b3b37d4"}}