{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/2763 - 2025/597<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/2763 <br>KARAR NO\t: 2025/597<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirket ile davalı arasında .... yürürlük tarihli Bakım ve Onarım Tahakkuk ve Müşteri Hizmetleri İşi ile ilgili sözleşme imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme konusu işin müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, müvekkili şirket almış olduğu ... yürürlük tarihli ihale işini bitirmesine rağmen davalı tarafça müvekkilinin alacaklarının tam olarak ödenmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...sayı numaralı ... yürürlük tarihli Bakım ve Onarım Tahakkuk ve Müşteri Hizmetleri İşi ile ilgili bakiye alacak yönünden 50.000 TL'nin işin teslim tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>B) DAVALININ SAVUNMASI: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mevcut sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, bu sözleşme kapsamında davacı firmanın, ücret talep hakkı edinebilmek için öncelikle; aylara bölünmüş olan dönemler içerisinde hizmet sağlamış olması gerektiğini, ikame edilen davaya konu olan \"bakiye alacağı\", davacı firmanın ancak kendisinden beklenen edimi gerçekleştirdikten sonra hak edebileceği bir alacak olduğunu, mevcut dosyada bulunan ödemeler, sözleşme tarihi itibariyle davacı tarafın sunmuş olduğu hizmetin başlangıç tarihi göz önünde bulundurularak ve verilen hizmetler karşılığında müvekkili OSB'nin yaptığı ödemelerin incelenmesi durumunda görülecektir ki; müvekkili şirketin hizmet aldığı her ayın ödemesini gerçekleştirdiğini, davacı tarafın hangi ayın ödemesinin eksik olduğunu dahi dava dilekçesinde belirtmemiş olmasının ikame edilen davada, davacı tarafın; haksız, hukuksuz, mesnetsiz hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, her ne kadar davacı tarafça ikame edilen davada müvekkili firmanın ödeme yapmadığı/ eksik ödeme yaptığı belirtilmişse de davacı tarafından ortaya atılan bu iddiaların ispata muhtaç olduğunu, keza  sözleşme süreci ve yapılan ödemeler incelendiğinde davacı şirketin mükerrer fatura kesmiş olduğu ve kesilen bu faturanın müvekkili şirket tarafından sehven ödenmiş olduğunun görüleceğini, bu hususta haklarını saklı tuttuklarını belirterek haksız  şekilde ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı kararı ile; \"...Dava, hizmet sözleşmesine dayalı alacak davasıdır.<br>Taraflar arasında hizmet sözleşmesi imzalandığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, söz konusu sözleşme sebebiyle davacının edimini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, getirmiş ise sözleşme kapsamında eksik alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti ile tahsili buradan varılacak sonuca göre de faiz başlangıç noktasında toplandığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce 21/11/2023 T. Celsede ön inceleme duruşması yapılmış, mahkememizce kurulan ara karar gereğince dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 05/03/2024 tarihinde raporun tanzim edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ön inceleme duruşmasında her ne kadar dava şartlarının mevcut olduğuna yer verilmiş ise de güncel içtihatlar doğrultusunda 05/03/2024 tarihli celsede bu husus yeniden ele alınmıştır. <br>Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.<br> 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. <br>Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davacı tarafın 6102 sayılı TTK m. 124 (1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu ve uyuşmazlığın davacının ticarî işletmesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/06/2023 tarih ve 2022/4599 E., 2023/3797 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararında \"OSB'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğine\" karar vermiştir. Bu nedenlerle, davalı Diyarbakır OSB Başkanlığı tacir sıfatını haiz olmadığından, eldeki dava nispî ticarî dava niteliğinde değildir. 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Dolayısı ile de mahkememizce görevli  Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesine  görevsizlik kararı vermek gerekmiştir (Benzer nitelikte karar için bakınız: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6.HD'nin  2023/2949 E., 2023/2278 K. Sayılı ilamı)....\" gerekçesiyle görevsizlik nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava  şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar verilmiştir.<br>D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili istinafında;  Müvekkili şirketin almış olduğu .... sayı numaralı .... yürürlük tarihli ihale işini gerçekleştirdiğini, dava konusu işin ticari bir faaliyet neticesinde gerçekleştiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen iş ve dava konusu ticari bir ilişki olduğunu, TTK uyarınca görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, hizmet sözleşmesine dayalı alacak davasıdır.<br>Hizmet alımına ilişkin eser sözleşmesinin konusu; Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi yetki ve sorumluluk alanında bulunan elektrik enerjisi tüketicilerine yani organize sanayindeki firmalara bu bölgede bulunan AG, OG ve YG elektrik dağıtım şebeke sisteminin işletilmesi, arıza, onarım ve bakımının yapılması, montaj, demontaj işlerinin yapılması, tüketicilerin sarf ettiği enerjinin tespiti, faturalandırılması ve tahsili ile OSOS sisteminin sağlıklı bir şekilde kullanılması işidir.   <br>Davacı şirketin, sözleşme gereği yapılan işlerin bedelinin alınamadığını belirterek 50.000,00-TL değerinde kısmi dava açtığı, davalı Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin ise, OSB yönetiminin hizmet aldığı her ay için ödemeler yaptığını, davacının mükerrer fatura kestiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği, yerel mahkeme olan Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4599 Esas, 2023/3797 Karar sayılı ilamı emsal alınarak görevsizlik kararı verildiği ve işbu kararı davacı vekilinin istinaf ettiği anlaşılmaktadır. <br>**Davacı vekili özetle, Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini istinaf konusu etmektedir.<br>**İstinafın Değerlendirilmesi: <br>Benzer bir olayda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin organize sanayi bölgesinin (OSB) tacir olup olmadığı ve taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği konusundaki kesin kararları ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin kararı arasında uyuşmazlık bulunduğu, bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine başvurulduğu, bahse konu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4599 E., 2023/3797 K. Sayılı ilamıyla; '' ....4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği ....'' şeklinde karar vermiştir.<br>Yargıtay 11. H.D.'nin yukarıda yazılı Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair kararda OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş olup bağlayıcı olan işbu içtihat gereğince somut davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirlenmiştir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). <br> Somut olayda, dava konusu talep, ne mutlak ticari dava ne de nispi ticari dava niteliğindedir. Davalı OSB Yönetimi, OSB yetki alanı içindeki tüm elektrik dağıtım şebeke sisteminin işletilmesi, arıza, onarım ve bakımının yapılması, montaj, demontaj işlerinin yapılması, tüketicilerin sarf ettiği enerjinin tespiti, faturalandırılması ve tahsili ile OSOS sisteminin sağlıklı bir şekilde kullanılması işini özel bir şirket olan davacıya vermiştir. Dolayısıyla bu iş, davalı OSB için ticari bir iş de değildir. <br>Dolayısıyla yerel mahkemenin görevsizlik kararı yerindedir. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>Bu itibarla, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği  esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, <br>6-Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine,  <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40e9da0203bec56a","SID":"a8483ccdf15f0900"}}