{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1133 <br>KARAR NO: 2025/329<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/04/2021<br>NUMARASI: 2019/961 Esas, 2021/345 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 09/04/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava,  davalı tarafından, 24.03.2017 tarihli ...  seri ve sıra no'lu 74.310,45 TL tutarlı irsaliyeli faturaya ve buna ilişkin ihtiyati haciz kararına dayalı olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ve 07.04.2017 tarihli ..., ..., ... seri ve sıra nolu toplam 80.958,60 TL tutarlı üç adet irsaliye faturaya ve bunlara ilişkin ihtiyati haciz kararına dayalı olarak da Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takipleri kapsamında bu dosyalara ödenmek zorunda kalınan 74.310,45 TL ve 80.958,60 TL olmak üzere toplam 155.269,05 TL bakımından  davalıya borçlu olunmadığının tespiti ve bu bedelin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davalı vekili, dava konusu takipler davacının itirazı üzerine durmuş olduğundan bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin adresi olan Midyat mahkemelerinde açılması gerektiğini, müvekkili firmanın davacı firmadan alacağının faturalarla sabit olduğunu ve bu faturalara davacı tarafça süresi içinde  itirazda bulunulmadığını, davacı firmanın ödemeleri aksatması üzerine 2017 yılı sonrasında aralarından bir ticari ilişki olmadığını, anlaşmazlıklar sonrasında karşı tarafın ticari defterlerine müvekkili firmaya hitaben işlenen hususları kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıdan 224.487,78 TL hizmet bedeli ve 205.151.27 TL fatura alacağı bulunduğunu, bu 8 adet irsaliyeli faturaya malların ve faturaların teslimi aşamasında bir itirazda bulunulmadığını, davacının daha önce itiraz etmediği faturalardaki \"teslim alan kişiler\" ile davaya konu faturalardaki \"teslim alan kişiler\" aynı olduğundan teslimin gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, dava konusu iki ayrı icra takibine dayanak olan toplam 4 adet faturanın hem davalı hem de davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, her ne kadar ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraf üzerinde ise de davacı tarafın söz konusu faturaları kendi ticari defterlerine kaydederek ispat yükünü üzerine aldığı, dolayısıyla davacı tarafın bu faturalardan dolayı borçlu bulunmadıklarını ispatlaması gerektiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları her ne kadar bilirkişi tarafından yerinde incelenmemiş ise de, bilirkişinin mahkeme huzurundaki beyanında da belirttiği üzere davacı tarafın dayandığı belgelerin bilirkişiye mail yoluyla ulaştırıldığı ve davacı tarafça hesaplar arası virmana ilişkin fiş listeleri dışında borçlu bulunmadığına ilişkin herhangi bir delil ileri sürülmediği, bir kısım ödemelerin zaten taraf cari hesaplarından karşılıklı olarak düşülmüş olduğu, davacı tarafça dayanılan hesaplar arası virman ve fiş listelerinin tevsik edici belge ile ispatlanmadığı sürece tek taraflı ve fiktif nitelikte olması nedeni ile davacı tarafı borçtan kurtarmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, takibin durdurulmasına ilişkin bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından davalının icra tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında, Mahkeme kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere hem ticari defter ve kayıtlar üzerinde  yerinde inceleme yapılmadığını hem de defter kayıtlarının dayandığı belgelerle ispatlanmasının beklendiğini, müvekkilinin davalı ile yıllarca süren ticari faaliyet çerçevesinde ticari defterlere çok sayıda kayıt işlenmiş olup bu kayıtların tamamının dayanak belgeler ile mevcut olduğunu, müvekkilinin milyonlarca liralık mal aldığını ve ödemede bulunduğunu, hatta sipariş edilen mallara ilişkin henüz mal teslim edilmeden çok önce yüklü miktarda ödemelerde bulunduğunu, bilirkişice her ne kadar belgelerin mail yolu ile gönderildiği belirtilmiş ise de gönderilen belgeler ön inceleme amacı ile bir kısım ödeme dekontu ve muavin defterinden ibaret olup, 1 klasör dolusu ödeme dekontları, faturalar ve senetlerin yerinde inceleme yapılmamış olması nedeni ile incelenmediğini, ticari defterlere kayıtlı fatura bedellerinin fazlası ile ödendiğini, ödeme dekontları da ticari defterlerde kayıtlı olduğu halde bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmamış olması nedeni ile incelenmediğini, müvekkili ticari defterlerde 206.057,91 TL alacaklı  olduğu halde 374.692,49 TL  borçlu olarak gösterildiğini, Mahkemece oluşturulan 08/01/2021 tarihli ara karara rağmen bilirkişinin yerinde inceleme yapmadığını ve eksik rapor oluşturduğunu, buna göre mahkemenin yerinde inceleme yapılmamasının esasa müessir olmadığı değerlendirmesinin yerinde olmadığını, ayrıca hatalı olarak niteliği gereği dayanak belgesi olamayacak hesaplar arası virman işlemlerinin dayanak belgesinin olmasının beklendiğini, hesaplar arası virman işlemlerini bilen bilirkişilerce yeni bir bilirkişi raporu alınması yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişinin duruşmada sözlü görüşü alınmakla yetinilerek eksik incelemeye dayalı olarak, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, hesaplar arası virman işleminin Maliye Bakanlığı'na e-defter yüklemek için aktif-pasif hesabı düzenleme zorunluğundan kaynaklı bir kayıt işlemi olup, dayanak belgesi olmayacağı gibi, toplam cari alacak-borç ilişkisine etki edecek bir işlem de olmadığını, itirazları doğrultusunda e-defter uygulamasını ve hesaplar arası virman işlemini bilen bilirkişilerce inceleme yapılmış olsaydı borçlu değil tam tersine alacaklı olduklarının açıkça anlaşılacağını belirterek, kararın kaldırılarak menfi tespit davalarının kabulüne ve haksız ve kötü niteli olarak takip başlatan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Taraflara arasında \"fason tekstil üretimine\" ilişkin sözlü bir sözleşme ilişkisi olduğu hususu ihtilafsızdır. Davalı tarafça, davacı şirketten alacaklı olduğu iddiası  ile; 24.03.2017 tarihli ...  seri ve sıra no'lu 74.310,45 TL tutarlı irsaliyeli fatura dayanak yapılarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/14040 Esas sayılı dosyasından ve 07.04.2017 tarihli ..., ..., ... seri ve sıra nolu toplam 80.958,60 TL tutarlı üç adet irsaliye fatura dayanak yapılarak da Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra  takipleri başlatılmış, başlatılan bu takipler itiraz üzerine durmuş ise de ayrıca fatura tutarları üzerinden alınan ihtiyati haciz kararlarının uygulanması üzerine ihtiyati haciz (faturalar) tutarları olan 74.310,45 TL ve  80.958,60 TL davacı tarafça teminat olarak dosyaya depo edilmiştir.Davaya konu takipler faturalara dayalı olup, söz konusu faturalar her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı ve bu nedenle de davalı alacaklının fatura tutarları kadar alacağı bulunduğu sabit olup, davacı taraf davaya konu takiplerin dayanağı olan faturalara hasren ödeme iddiasını ispatlayamadığından, mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/04/2021 tarih ve 2019/961 Esas, 2021/345 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40  TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9def9008acfc65d8","SID":"29131aa5134c47f9"}}