{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br> <br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ......     \t  (...)<br>ÜYE\t\t: ......              (...)<br>ÜYE\t\t: ...... \t\t (...)<br>KATİP\t\t: ......  \t\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/12/2024<br>NUMARASI\t: ......... Esas ... Karar<br>DAVACILAR\t: 1-.........  <br>\t\t2-.........  <br>\t\t3-......... <br>VEKİLİ\t: Av.......<br>DAVALILAR\t: 1-.........  <br>\t\t2-.........  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>DAVALI\t: ......... <br>VEKİLLERİ\t: Av......Av......Av...... <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili 22.02.2023 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; 05.06.2022 tarihinde 11:30 sıralarında sürücü-müvekkili ......... idaresindeki ......... plakalı araç ile Konya Merkez'den Beyşehir İlçesine doğru seyir halinde iken ....... Parkı mevkiine geldiği esnada sol şeritte iken, yine ....... Parkı mevkiinde sağ şeritte seyir eden ve bir anda herhangi bir sinyal, yahut uyarı vermeksizin ......... idaresindeki aracın önüne kırarak kazanın oluşumuna sebep veren ......... idaresindeki ......... plakalı otomobilin karıştığı kazada ......... plakalı araç sürücüsü .........'ın ......... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ......... ve .........'ın yaralandıklarını, kazaya karışan ......... plakalı araç sigortalısının ......... olup ......... poliçe numarası ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, kazanın oluşumunda tek kusurlu tarafın davalı ......... olduğunu,  ......... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ......... ve .........'ın herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, dolayısıyla kusur durumundan bağımsız olarak KTK madde 88 ve TBK madde 61 gereğince davalılar, yolcu konumunda bulunan ......... ve .........'ın uğramış olduğu zararın tamamından müteselsilen sorumlu olduklarını,  davacıların dava konusu kazada davalı .........'ın kusurlu eylemi nedeniyle ciddi şekilde yaralandıklarını ve maluliyete uğradıklarından bahisle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Davacılar ......... ve ......... açısından ileride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre 50,00 TL'şer sürekli iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL'şer geçici iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL'şer bakıcı giderinin, 50,00 TL'şer SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan sağlık giderlerinin (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline, ileride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre davacı ......... yönünden 50,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle oluşan zararın 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ......... ve .........'dan(sigorta şirketi hariç) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ......... açısından; İleride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL bakıcı giderinin, 50,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan sağlık giderlerinin (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ......... A.Ş.vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın 05.06.2022 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafça ikame edilen davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırıldığından, dava öncesinde sigorta kuruluşu’na başvuru zorunluluğu getirildiğinden, ikame edilen davada anılan dava şartına haiz olmadığından ötürü, ilgili davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın reddinin gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik ile özürlülük ölçütü ve sınıflandırması yönetmeliği’nin yerine artık erişkinler için engellilik yönetmeliğinin kullanılmasının gerektiğini, 20.02.2019 tarihli resmi gazetede yayınlanan ve yayım tarihi ile yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırılması Hakkındaki Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığını, müvekkili şirketin poliçe dahilinde başvuranın geçici işgöremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, kaza anında erişkin olmayan .........'ın ve ev hanımı olan .........'ın gelir kaybı ve geçici iş göremezlik talebinin  kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket’in dava konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğunun, 01.06.2015 tarihinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartları uyarınca belirlenmesinin gerektiğini, yapılacak olası bir tazminat hesabında başvuranın içinde bulunduğu araçta herhangi bir ivaz karşılığı olmaksızın bulunup, bulunmadığına göre hesap yapılmasının müvekkili şirket’in sorumluluğu açısından büyük önem taşıdığını, yerleşik içtihatlar gereği somut olayda hatır taşıması mevcut olması halinde, hesaplanacak miktardan hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini, kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkili şirketin işbu davaya konu trafik kazasından sorumlu olacağı kabul edilse dahi hükmedilecek tazminattan davacının müterafik kusurluluğu oranında indirim yapılmasının gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu,  aleyhlerine hüküm kurulması halinde müvekkili Şirketin Mahkememize başvuru tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutabileceğinden bahisle; Öncelikle, zamanaşımı def’ilerinin dikkate alınarak,  haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalılar  Şerife Barutçu ve ......... tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı, ancak duruşmadaki beyanları ile UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 12.06.2023 tarihli davaya karşı yazılı beyan dilekçesinde özetle; Davacıların söz konusu fahiş taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiğini, kazanın oluşumunda müvekkillerine atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı için davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın yaşanan kaza sebebiyle tek kusurlu tarafın müvekkilinin olduğunu  iddia etmiş ise de dosyadaki tutanaklardan müvekkilinin tali kusurlu dahi olmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, zira kavşağa yaklaşan davacının kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamadığını, dikkatli olmadığının tutanaklar ile de sabit olduğunu, müvekkilleri aleyhine talep edilen tazminatların reddine karar verilmesinin gerektiğini, kazanın oluşumunda %100 kusurlu olan tarafın davacı ......... olduğunu, davacıların maluliyetinden bahsedilemeyeceği için maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiğini,  davacı .........'ın yaşı nedeniyle geçici iş göremezlik süresi için hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını,  ev hanımı olan davacı .........'ın gelir kaybı ve geçici iş göremezlik talebinin  kabul edilemeyeceğini, efor kaybı ve geçici iş göremezlik tazminatının kişinin iş ve güçten kalması sebebiyle hükmedilen bir tazminat kalemi olup kaza tarihi itibariyle herhangi bir meslekte çalışmayan davacı .........'ın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, davanın bu nedenle de reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığından bahisle; Haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacıların, 05.06.2022 tarihinde 11:30 sıralarında davacı ......... idaresindeki ......... plakalı araç ile davalı ......... idaresindeki ......... plakalı otomobilin karıştığı kazada ......... plakalı araç sürücüsü .........'ın ......... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ......... ve .........'ın yaralandıklarını, kazaya karışan ......... plakalı araç sigortalısının ......... olup ......... poliçe numarası ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını,   davacıların dava konusu kazada davalı .........'ın kusurlu eylemi nedeniyle ciddi şekilde yaralandıklarını ve maluliyete uğradıklarından bahisle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Davacılar ......... ve ......... açısından ileride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL'şer geçici iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL'şer bakıcı giderinin, 50,00 TL'şer SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan sağlık giderlerinin (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline, ileride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre davacı ......... yönünden 50,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle oluşan zararın 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ......... ve .........'dan(sigorta şirketi hariç) müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ......... açısından; İleride arttırılmak üzere 6100 sy. HMK 107'ye göre 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 50,00 TL bakıcı giderinin, 50,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve faturalandırılamayan sağlık giderlerinin (sigorta şirketi açısından poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) 05.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalıların davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br>  Konunun 6098 sayılı TBK.49.-56.maddeleri ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde düzenlendiği TBK.49/1. Maddesinde; \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" şeklinde, TBK'nun 51/1. maddesinde;\"Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.\" şeklinde, TBK.54.maddesinde; \"Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.\" şeklinde, TBK'nun 56/1.maddesinde;\"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" şeklinde, KTK.85.maddesinde;\"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar...................İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;\"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.\" şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;\"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.\" şeklinde, KTK.92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.\" şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.\" şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde(6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\"şeklinde düzenlemeler yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Davalı sigorta şirketinin müterafik kusurun varlığına yönelik itirazının; Gerek ceza dosyası gerekse kaza tespit tutanağı kapsamından davacıların emniyet kemeri takmadığının belirlenememesi nedeniyle davacıların zararın artmasına sebep olacak şekilde müterafik kusurundan bahsedilemeyeceğinden müterafik kusurunun varlığı mahkememizce kabul edilmemiştir. <br>Davalı sigorta şirketinin  hatır taşıması varlığına yönelik itirazının; Davacılardan .........'ın davacı sürücü .........'ın eşi, diğer davacı .........'ın ise sürücü .........'ın oğlu olduğu, ahlaki görevin ifası niteliğinde olan sözkonusu taşımanın hatır  taşıması olarak değerlendirilemeyeceği gibi yolcunun bulunduğu araç dışındaki karşı aracın hatır taşıması indiriminden yararlanamayacağı,( Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin  13/02/2023 tarih ve  2022/12893 Es. 2023/1610 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) bu nedenle olayda hatır taşımasının bulunmadığından mahkememizce itiraz kabul edilmemiştir.<br>Davalı sigorta şirketi'nin başvuru yapılmadığından dava şartının bulunmadığına yönelik itirazının; Davacılar vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden; Davalı sigorta şirketine 09.11.2022 tarihli dilekçeleri ile maddi zararın ödenmesi için dava yoluna gitmeden önce 2918 Sayılı KTK 97 Maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurunun yurtiçi kargo posta yolu ile ......... referans numarası ile gönderildiği ve karşı taraf sigorta şirketine 10.11.2022 tarihinde teslim edildiği, davacıların dava açmadan önce davalı sigorta şirketlerine KTK 97.maddesi kapsamında başvuru yaptıklarından davalı Sigorta Şirketinin itirazına itibar edilmemiştir.<br>Davalıların zamanaşımı def'ine yönelik itirazlarının ise;KTK'nun 109.maddesi, 5237 sayılı TCK'nun 66/d ve 85. maddeleri kapsamında yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.<br>Davaya konu 05.06.2022 tarihinde 11:30 sıralarında davacı ......... idaresindeki ......... plakalı araç ile Konya Merkez'den Beyşehir İlçesine doğru seyir halinde iken ....... Parkı mevkiine geldiği esnada sol şeritte iken, yine ....... Parkı mevkiinde sağ şeritte seyir eden ve bir anda herhangi bir sinyal, yahut uyarı vermeksizin ......... idaresindeki aracın önüne kırarak kazanın oluşumuna sebep veren davalı ......... idaresindeki ......... plakalı otomobilin karıştığı kazada ......... plakalı araç sürücüsü .........'ın ......... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ......... ve .........'ın yaralandıkları, dava konusu kazaya karışan davalı  .........'ya ait ......... plakalı aracın ...... A.Ş.'ne 18.05.2022 - 18.05.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ......... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar  Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile  sigortalı olduğu anlaşılmıştır. <br>Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 18.12.2023 tarih ve  ......... no'lu kusur raporunda; Davalı sürücü .........'ın %100 oranında, davacı sürücü .........'ın kusursuz olduğunun  bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkememiz dosyasının Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek; Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Kaza tespit tutanağı, Konya....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında bulunan Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 17.07.2023 tarihli raporu ile mahkememiz dosyasından aldırılan Ankara  Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın 18.12.2023 tarihli raporu arasındaki çelişkileri giderecek şekilde heyet raporu düzenlenmesinin istenildiği, Karapolları Fen Hy.Md.E.Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ........., Karayolları Fen Hy.Md.E. Hasar Kusur Uzmanı Trafik Mühendisi ......... ve Karayolları Fen Hy.Md.E Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ......... tarafından düzenlenen 22.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ......... plaka sayılı araç sürücüsü .........'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a, 53/b, 84/f maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğunun, ......... plakalı aracın sürücüsü .........'ın bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememizce Karayolları Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 22.05.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun çelişkiyi giderir ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle tarafların kusur oranları yönünden hükme esas alınmıştır.<br>Mahkememizce davacıların Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'ne sevklerinin  sağlanarak; Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17/07/2020 tarihli 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı doğrultusunda;11/10/2008 tarihinden önceki kazalarda uygulanan \"Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü\"11/10/2008  tarihinden sonraki kazalarda uygulanan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre  aralarında Adli Tıp alanında uzman bir bilirkişininin de bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturarak, maluliyet hususlarında iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre denetime elverişli rapor tanziminin istenildiği, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.Anabilim Dalı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.Anabilim Dalı Prof.Dr.......... tarafından düzenlenen 20.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacı ......... yönünden; Şahsın 1995 doğumlu olup, olay tarihinde 25 yaşını tamamlamış olduğu ve meslek grup numarasının 1 (düz işçi) olarak kabul edilmekle; 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen arızanın %12,3 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunu, emsallerine göre iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 2 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği,  Davacı ......... yönünden; Şahsın 1996 doğumlu olup, olay tarihinde 26 yaşını tamamlamış olduğu ve meslek grup numarasının 1 (düz işçi) olarak kabul edilmekle; 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen arızanın %5,3 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunu, emsallerine göre iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 1 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği, Davacı ......... yönünden; Şahsın 2017 doğumlu olup, olay tarihinde  5 yaşını tamamlamış olduğu ve meslek grup numarasının 1 (düz işçi) olarak kabul edilmekle; 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen arızanın %3,3 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunu, emsallerine göre iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 3 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkememiz dosyasının yeniden Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'ne gönderilerek; Maluliyet raporunu düzenleyen heyete tevdi ile Kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümleri gereğince ek rapor düzenlemelerinin istenildiği,  Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.Anabilim Dalı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.Anabilim Dalı Prof.Dr.......... tarafından düzenlenen 11.03.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; Davacı ......... yönünden; 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen arızanın %13 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunu, emsallerine göre iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 2 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği,  Davacı ......... yönünden; 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen arızanın %5 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunu, emsallerine göre iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 1 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği, Davacı ......... yönünden; 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre; Kişide meydana gelen yaralanmanın tüm vücut fonksiyon kaybına neden olmadığının, emsallerine göre iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğini, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderlerinin ise olay tarihi itibari ile 2.000,00 TL olduğunun, yaralanan vücut bölgesi ve yaralanma ağırlığı dikkate alındığında 3 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkememizce ayrıntılı ve denetime açık olan rapora itibar edilerek kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ((Davacı ......... yönünden de aynı yönetmelik uygulanmıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih ve 2024/6605 Es.2024/7362 Kar.sayılı ilamı benzer doğrultudadır)) maluliyet oranı hükme esas alınmıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2023 tarih ve  2021/24643 Es. 2023/2700 Kar. Sayılı ilamı)<br>Dosyamızın mahkememizce resen seçilen aktüerya bilirkişisi Av.Arb..........'a  tevdi edilerek;  AYM'nin 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı ilamı da dikkate alınarak , TRH 2010 yaşam tablosu ile maluliyet raporu açısından kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre, PMF 1931 yaşam tablosu ile çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğine göre ayrı ayrı hesaplama yapılmak suretiyle davacıların, davalılardan talebi mümkün geçici-sürekli iş göremezlik, bakıcılık gideri, SGK tarafından karşılanmayan ve belgeye de bağlanması mümkün olmayan kaçınılmaz tedavi giderleri tazminatının tespiti ile tespit edilen tazminatın davalıların sorumluluğunda kalıp kalmadığı ile tüm deliller ve dosya kapsamı da dikkate alınarak hukuki denetime elverişli bir rapor düzenlenilmesinin istenildiği, aktüerya bilirkişisi Av.Arb.......... tarafından düzenlenen 02.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ......... yönünden; Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 6.572,94 TL, sürekli iş göremezliği nedeni ile  uğradığı maddi zararının %13 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 1.292.754,23 TL, %12,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre; 1.037.022,18 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının;11.724,39 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden maddi zararının 2.000,00 TL olduğunun bildirildiği,  Davacı ......... yönünden; Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 15.466,08 TL, sürekli iş göremezliği nedeni ile  uğradığı maddi zararının %5 engel oranı ve TRH-2010 Kadın Mortalite Tablosuna göre; 530.971,88 TL, % 5,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre; 430.700,09 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının; 5.253,39 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden maddi zararının 2.000,00 TL olduğunun bildirildiği, Davacı ......... yönünden; Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 54.992,18 TL, sürekli iş göremezliği nedeni ile  uğradığı maddi zararının %0,0 engel oranı TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; bulunmadığı, % 3,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre; 386.077,27 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının; 18.195,39 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden maddi zararının 2.000,00 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>Davacılar vekili 12.10.2024 tarihinde sistem üzerinden mahkememize göndermiş olduğu talep artırım dilekçesi ile davadaki maddi tazminata yönelik taleplerini artırdığı ve tamamlama harcını mahkememiz veznesine yatırdığı görülmüştür.<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/2895 Es. 2021/3586 Kar. Sayılı ilamında; \"Dava, çift taraflı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını açıklayıp geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, tazminatın belirlenmesi amacı ile bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmış, mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Buna göre davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde kabul edildiği ve yüksek mahkemenin bu kararının artık uygulama halini aldığı,  yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/12/2021 tarih ve  2017/(21)10-1179 Es. 2021/1563 Kar. Sayılı içtihadında;\" ....56.  Yukarıda da açıklandığı üzere gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması yerindedir.\" şeklinde kabul edildiği,  Aktüerya Hesaplama Bilirkişisi Av.Arb.......... tarafından   PMF - 1931 Yaşa Tablosuna göre ve  TRH-2010 Erkek  Mortalite Tablosuna, TRH-2010 Kadın Mortalite Tablosuna  göre 02.10.2024 tarihli raporunu düzenlendiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan uygulamaları doğrultusunda Aktüerya bilirkişisinin“TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” ile hazırlanan  aktüerya raporu mahkememizce hükme esas alınmıştır.<br>Davacıların davaya konu 05.06.2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde yaralandıkları ve maddi zararlarının bulunduğu, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortası kapsamında sigortalısının kusuru oranında ve kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, davalı .........'nun kazaya karışan ......... plakalı aracın işleteni, diğer davalı .........'ın kazaya karışan araç sürücüsü olması nedeniyle davacılarda oluşan zararlardan sorumluluklarının bulunduğu,  davacıların KTK.97.maddesi gereğince dava açmadan önce davalı ......... A.Ş.'ye 09.11.2022 tarihinde başvuru yaptıkları, başvurularının 10.11.2022 tarihinde davalı şirkete  yurtiçi kargo posta yolu ile ......... referans numarası ile tebliğ edildiği, davacıyana herhangi bir ödemenin yapılmadığı, KTK 97. maddesinde düzenlenen başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği ve sigorta şirketi yönünden KTK'nun 99. Maddesi gereğince 23.11.2022 tarihinde, diğer davalılar yönünden kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, davacılardan .........'ın ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi talebini ispat edemediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacı ......... için 6.572,94 TL geçici iş göremezlik, 1.292.754,23 TL sürekli iş göremezlik, 11.724,39 TL Bakıcı gideri, 2.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 1.313.051,56 TL maddi tazminatın davalılardan ......... ve ......... yönünden olay tarihi olan 05/06/2022 tarihinden, davalı ......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 23/11/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (davalı ......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 500.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 500.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı .........'ın Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine, davacı ......... için 15.466,08 TL geçici iş göremezlik, 530.971,88 TL sürekli iş göremezlik zararından taleple bağlı kalınarak 430.700,09 TL sürekli iş göremezlik, 5.253,39 TL Bakıcı gideri, 2.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 453.419,56 TL maddi tazminatın davalılardan ......... ve ......... yönünden olay tarihi olan 05/06/2022 tarihinden, davalı ......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 23/11/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sakatlanma ve ölüm hali güvence miktarı 500.000,00 TL' lik ve sağlık gideri güvence miktarı 500.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ......... için 54.992,18 TL geçici iş göremezlik, 18.195,39 TL Bakıcı gideri, 2.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 75.187,57 TL maddi tazminatın davalılardan ......... ve ......... yönünden olay tarihi olan 05/06/2022 tarihinden, davalı ......... AŞ. yönünden temerrüt tarihi olan 23/11/2022 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı ......... Aş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sağlık gideri güvence miktarı 500.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı .........'ın fazlaya ilişkin talebinin reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalılar ......... ve ......... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, eksik inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulduğunu, dosyada kusur raporuna yapılan itirazlarının değerlendirilmeden ve çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, dosyada esas alınan aktüer hesaplama tekniklerinin Yargıtay denetime elverişli olmadığını, Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, davacıların gerekli emniyet tedbirleri alıp almadığının tespitinin gerektiğini, dosyada hatır taşımacılığı hususunun hiç değerlendirilmediğini, hakkaniyetin gerektirdiği indirimin yapılmadığını beyan ederek Yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin hak ettiği tazminatların eksik hesaplandığını ve eksik hesaba göre kabul kararı verildiğini, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatlarının eksik olduğunu, müvekkillerinin alacaklarının çok daha yüksek olduğunu, Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda rapor tarihi olan 2024 yılı asgari ücret baz alınarak 2024 yılı asgari ücretin katı alınarak hesaplamalar yapıldığını, işbu dosyada kararın ortadan kaldırılması halinde, istinaf mahkemesince veya yerel mahkemece karara çıkacak tarihteki güncel asgari ücrete göre yapılacak hesaplamaların dikkate alınmasını ve ücret konusunda meydana gelecek artışlara dair haklarının tamamını saklı tuttuklarını beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ......... AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar ......... ve .........'nin geçici iş göremezlik süresinde maaşını tam alıp almadığının tespitinin gerektiğini, maaş alındığının tespiti halinde mahrum kalınan gelirden bahsedilemeyeceğinden aleyhe geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinden dolayı sorumluluğunun olmadığını, davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporlarının hatalı yönetmelik hükümleri uyarınca yetkili merci olan ATK 3.İhtisas Dairesi tarafından maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere kaza esnasında davacıların emniyet kemeri kullanıp kullanmadığının belirlenemediğini, davacı .........'ın kaza esnasında bebek koltuğunda olmadığını, yaralanma bölgelerinin gözetilerek olası bir tazminat hesaplamasında müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiğini beyan ederek Yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Maluliyete ve aktüeryaya  itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>\tAnayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 Esas 2019/7273 Karar 2016/15369 Esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>\tBu halde Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri YönetmeliğiNE GÖRE  KARAR VERİLMESİ GEREKİR.<br>KEZA<br> AYM'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen  iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre  KARAR verilmesi gerekerken TRH 2010 uygulanması yanlış olup itirazlar yerindedir.<br>BU HALDE DAVACILARDAN .........'IN  SÜREKLİ İşgörmezlik talebinin kabulü gerekirken reddi hatalıdır.<br>AYRICA <br>Mahkemece alınan bilirkişi raporunda  DAVACI .........'IN asgari ücretin 1.07 katı  düzeyinde olduğu kabul edilip hesabı yapılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki belgelere göde davacının iş makinesi operatörü ve tır şoförüdür. SGK kayıtlarında \"8344.02\" meslek koduyla forklift operatörü olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır.<br>Bu halde uğranılan gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle davacının gelirinin doğru saptanması gerekir.<br>Buna göre öncelikle davacı ......... yönünden  emniyet araştırması yapılarak , tanık beyanlarının ardından, mahkemece; bu işi bir işverenin yanında hizmet sözleşmesi ile yürütebileceği ya da bağımsız olarak çalışıyorsa vergi mükellefi olarak çalışmasının gerekeceği gözetilmek suretiyle, davacının kaza tarihinden önce bağlı olarak çalıştığı iş yerinden en son gelirine ilişkin belgelerin ya da bağımsız olarak çalışması söz konusuysa, ilgili vergi dairesinden kazancına ilişkin belgelerin getirtilmesi, bu suretle temin edilen resmi belgelerdeki net kazancı dikkate alınarak tazminat hesabına esas gelirinin belirlenmesi gerekir.<br>Yapılan tüm araştırmalar neticesinde davacının asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği saptanabiliyorsa, saptanan gelir üzerinden; anılan yollarla gelirin saptanamadığı durumda ise, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.<br>Nitekim Yargıtay 17 hd nin 2018/4214\tesas 2019/1081 Karar sayılı ilamı<br>Kusura itiraz<br>Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 18.12.2023 tarih ve  ...... no'lu kusur raporunda; Davalı sürücü .........'ın %100 oranında, davacı sürücü .........'ın kusursuz olduğunun  bildirildiği görülmüştür.<br>Mahkeme dosyasının Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek; Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Kaza tespit tutanağı, Konya....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında bulunan Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 17.07.2023 tarihli raporu ile mahkememiz dosyasından aldırılan Ankara  Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın 18.12.2023 tarihli raporu arasındaki çelişkileri giderecek şekilde heyet raporu düzenlenmesinin istenildiği, Karapolları Fen Hy.Md.E.Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ........., Karayolları Fen Hy.Md.E. Hasar Kusur Uzmanı Trafik Mühendisi ......... ve Karayolları Fen Hy.Md.E Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ......... tarafından düzenlenen 22.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ......... plaka sayılı araç sürücüsü .........'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a, 53/b, 84/f maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğunun, ......... plakalı aracın sürücüsü .........'ın bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkemece Karayolları Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 22.05.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun çelişkiyi giderir ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle tarafların kusur oranları yönünden hükme esas alınması doğrudur<br>Müterafik kusur itirazı<br>6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>\tMüterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>\t Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kemerin takılı olup olmadığı belirli değildir..kemerin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından, aslolan kask ve güvenlik ekipmanı takılması olup, bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.<br>Davalı sigorta şirketinin  hatır taşıması varlığına yönelik itirazı;<br> Davacılardan .........'ın davacı sürücü .........'ın eşi, diğer davacı .........'ın ise sürücü .........'ın oğlu olduğu, ahlaki görevin ifası niteliğinde olan sözkonusu taşımanın hatır  taşıması olarak değerlendirilemeyeceği gibi yolcunun bulunduğu araç dışındaki karşı aracın hatır taşıması indiriminden yararlanamayacağı,( Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 13/02/2023 tarih ve 2022/12893 Es. 2023/1610 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) bu nedenle olayda hatır taşımasının bulunmadığından mahkememizce itiraz kabul edilmesi yerindedir.<br>Davalı vekilinin 18 yaşından küçüklük nedeni ile geçici iş göremezlik tazminatı verilip verilmeyeceği hususunda istinaf itirazının değerlendirilmesinde :<br>Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar  6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.<br>          Davacı olay tarihinde 17 yaşında olup yukarıda açıklandığı üzere alınacak raporla belirlenecek  geçici işgöremezlik süresi içerisinde efor kaybına uğradığı açıktır. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın  ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde  kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 5 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı  olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak  teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi  için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.) Bu nedenle aktüerya raporunda bu yönden bir eksiklik bulunmadığı itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekili, davalı ......... AŞ vekili ile Davalılar ......... ve ......... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar, davalı ......... AŞ ile davalılar ......... ve ......... tarafından peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,  <br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı ......... AŞ tarafından yatırılan 2.020.000,00 TL tutarlı teminatın İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,<br><br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 24/04/2025<br><br><br>     \t   ......         \t\t......        \t\t ......   \t\t\t    ......<br>            Başkan\t         Üye\t\t\t    Üye\t\t   Katip<br>             ...\t\t\t ...\t            \t  ...\t\t\t     ...<br>            E imza                  E imza                 E imza                         E imza<br><br><br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"60ebe7d8a288a841","SID":"114a507963ad2863"}}