{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1687 <br>KARAR NO:2025/406<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/04/2021<br>NUMARASI:2016/396 Esas -  2021/379 Karar<br>DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar ... ve ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar vekili Sayın Mahkemece sunduğu 04-04-2016 dava tarihli dilekçesinde özetle, davacıların davalı şahıslarla birlikte davalı limited şirketin ortağı olduğunu, davacıların iki kardeş olan davalı şahıslara ulaşamadığını, davalıların borçlarından ötürü kaçtıklarını davalı şirketin de 2010 yılından beri faaliyetinin bulunmadığını, şirketin merkezimin bulunduğu binanın da yıkıldığını, şirketin kamu borçlarının da bulunduğunu, davacıların ortaklığı sona erdirmek istediklerini ancak davalı ortaklara ulaşamadıkları için bunu gerçekleştiremediklerini, ortakların biraraya gelemediklerini ileri sürerek davacıların davalı limited şirketin ortaklığından ayrılmalarına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını, tarafların aynı mahallenin çocukları olduğunu, davalıların kaçmadığını, davacıların davalıların adreslerini bilmiyoruz iddiasının doğru olmadığını, şirketi borç batağına sokan usulsüz işlemlerle şirketten mal kaçıran davalıları kandıran ve zarara sokanların bizzat davacılar olduğunu, davacıların dükkanları babalarının, daireleri damatlarının üzerine bedelsiz olarak geçirdiklerini, davacıların davalıları kandırarak şirkete zarara sokmaları nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını, şirketin kapandığı iddiasının da doğru olmadığını, halen ...'de faaliyette olduğunu, davacıların şirket kapandı demelerine rağmen 2012 yılında fatura kestiklerini, davacıların şirket ortaklığından ayrılmadan önce şirketin borçlarını ve şirkete vermiş oldukları zararı ödemek zorunda olduklarım, davacıların şirketi borç batağına sürükleyerek şirketin zarar etmesine sebep olduklarını ileri sürerek haksız yere açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle  davacıların davalı şirketten ortaklıktan ayrılmaları hususunda yasal koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin olup,  tarafların delilleri toplanarak  tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp  defter ve kayıtlar üzerinden inceleme yapılarak bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle düzenlenen denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,Davalı şirket ortakları davacılar ile davalıların bir araya gelmedikleri, seçilmiş müdürün görevinin son bulduğu, yeni müdür seçiminin yapılmadığı, şirketin amaçlarına uygun olarak karar alamadıkları, yasal defterlerinin düzgün tutulmadığı, şirketin iştigal konusu ile inşaat ile ilgili herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, BA formlarından davalı şirketin 2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020 yıllarında mal veya hizmet alımına ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, şirketin gayri faal olduğu, aktif olmadığı, işbu sebeplerin davacıların ortaklıktan çıkması için haklı sebeplerin oluştuğu kanaatine varılarak, Davacıların ... Şti İTO sicil no: ...- Ümraniye ...: ... şirket ortaklığından TTK 638/2 maddesi gereğince ortaklıktan çıkmalarına  izin verilmesine,  şirkete kayyum atanması  davanın niteliği gereği zorunlu olup, mahkememiz ara kararı gereğince şirkete davacı vekili tarafından temsil kayyumu atanması için süre verildiği ve dava açıldığından ve kayyum ücretleri davacı vekilince ödendiğinden kayyum gideri yargılama gideri olarak vasıflandırılarak yargılama gideri olarak davalılar aleyhine yükletilmesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararı ve karara dayanak yaptığı hususların usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda açık ve net şekilde davacıların şirket ortaklığından ayrılmasının şartlarının oluşmadığının tespit edildiğini, mahkemenin söz konusu raporu göz ardı ederek yasaya aykırı hüküm kurduğunu, 04.03.2021 tarihli rapor eksik incelemeyle neticelenmiş, tarafımızca yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, 04.03.02021 tarihli ek rapor 09.10.2019 tarihli kök raporla çeliştiğini, her iki rapor arasında da çelişki olduğu sabit olmasına rağmen ilk derce mahkemesi söz konusu çelişkiyi gidermek için itirazları kapsamında dosyayı yeni bir bilirkişiye tevdi etmek yerine usul ve yasaya aykırı hüküm kurduğunu, söz konusu dosyada tüm raporlar incelendiğinde ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin olmadığının sabit olup dolayısıyla bu defterlerin hiçbir surette delil vasfında olamayacağını, davacıların kötüniyetli hareket ettiğini, şirket adına 2012 yılında fatura kestiklerini,taraflarınca söz konusu fatura olan 28.06.2012 tarih ve 11816 numaralı faturanın dilekçe ekinde sunulduğunu ancak bilirkişilerce incelenmediğini, Mahkemece bu durumun göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda şirketin gayri faal olduğu dönem olarak kabul edilen 2012 yılında davacılar tarafından kesilen faturanın değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yönüyle de eksikliğin giderilmesi gerekirken hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira her ne kadar eksik incelemeyle alınan raporlarda şirketin mal ve hizmet alımına ilişkin bir belge olmadığı şirketin aktif olmadığı beyan edilse de davacıların şirket kaşesine elinde bulundurmaları hasebiyle şirketi borçlandırıp borçlandırmadıkları ve davalıları zor durumda bırakıp bırakmayacakları yönündeki belirsizliklerin giderilmediğini, hem davacı hem de bilirkişi raporunda davalılar adına icra takiplerinin bahsedilmişse de söz konusu icra takipleri davalıların şahsi dosyaları olup şirket ile herhangi bir bağlantısı olmadığını aksine davacıların ticari defterleri talep edilmesine rağmen tam ve eksiksiz bir şekilde bilirkişiye ve atanan kayyumuna sunmamaları davalılar açısından ileride büyük zararlar doğuracağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, haklı sebebe dayalı olarak limited şirket ortaklığından çıkma, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının ileri sürdüğü hususların ortaklıktan çıkma istemi bakımından haklı sebep oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.Davalı ... Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre, 150.000,00 TL sermayeli şirketin, 50.000,00 payı davalı ...'a; 25.000,00 payı davalı ...'a; 65.000,00 payı davacı ...'a; 5.000,00 payı davacı ...'a; 5.000,00 payı davacı ...'ya aittir. Şirket ortaklarından davacı ..., davacı ..., davacı ... ve davalı ... aynı zamanda şirketin münferit imza ile temsile yetkili müdürleridir.Davacı tarafça, davalı şirketin gayri faal olduğu, kamu borçları bulunduğu, şirketin diğer ortaklarının tasfiyeye yanaşmadığı, şirket ortaklığından çıkmak için haklı sebeplerin bulunduğu iddiasıyla davacıların şirket ortaklığından çıkmalarına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği düzenlenmiştir Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Ancak Kanunda haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi, çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Adi ortaklığa yönetici ortağın yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 629/3, maddesinde, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarının haklı sebepler sayılacağı düzenlenmiştir. Kollektif ortaklıkta yönetici ortağın azline ilişkin TTK'nın 219. maddisinde görevin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi hâller, haklı sebep sayılmıştır. Kollektif şirketin sona ermesine ilişkin 245/1. Maddesinde ise, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması; bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi; bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması; bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebepler olarak sayılmıştır.Haklı sebep ile kast edilen örneğin; şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi olarak sayılabilir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş amacının gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arası anlaşmazlıklar, ortağın sermaye borcunu ödemekte temerrüte düşmesi haklı sebebe örnek olarak verilebilir. Bu durumda haklı sebebin varlığı somut olayın özelliğine göre tespit edilmelidir. Bunun yanı sıra haklı nedenler somut olarak kanıtlanmalıdır. Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765).Dosyaya celbedilen İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 01/07/2016 tarih ve 2016/153 E. - 2016/267 K. Sayılı kararından anlaşıldığı üzere davalı şirketin ...'ya prim ve diğer borçlarının bulunduğu ve bu borçların ... tarafından şirket müdürlerinden talep edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ilk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanlarında, davalı şirketin inşaat tamamlayamadığı ve bu inşaatın davacı tarafından tamamlandığı beyan edilmiştir. Bilirkişi raporunda da, şirketin, iştigal konusu olan iştigal işleri ile ilgili herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, gayri faal olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirkete atanan temsil kayyımı da karar celsesinde şirketin gayri faal durumda olduğunu beyan etmiştir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacılar yönünden şirket ortaklığının çekilmez hale geldiği ve ortaklıktan çıkma için haklı sebebin bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle ik derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilince vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalılar ... ve ... vekilince vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4f851979909c873","SID":"37f8081cf4e35615"}}