{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1154 <br>KARAR NO: 2025/287<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/03/2021<br>NUMARASI: 2016/73 Esas, 2021/381 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı ile ... Otel Projesi kapsamında ... Dağıtım Panoları Tedariği için bir sözleşme imzalandığını ve davalının yüklenici olduğunu, sözleşme gereği davalının teslimatlarda gecikmeler yaşadığını ve gecikme nedeniyle sözleşmenin 5.1. maddesi gereğince haftalık %10 gecikme cezası uygulanarak 29.11.2014 tarihinde 76.181,52 TL tutarında bir fatura düzenlendiğini, ancak faturanın davalı tarafından alınmayarak iade edildiğini, ardından 25.02.2015 tarihli ihtarname ile tekrar tebliğ edilmesine rağmen yine iade edildiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, haksız ve kötü niyetli itiraz için %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davalı tarafından üretilen ... Panolarının tesliminde herhangi bir gecikme yaşanmadığını, tüm üretim sürecinin sözleşme ve özellikle 4.2. maddeye uygun olarak yürütüldüğünü, ancak davacı tarafından sürekli revizyon yapıldığı için üretim sürecine revizyonlar sonrası başlanabildiğini, bu nedenle gecikmenin davalıdan kaynaklanmadığını, ayrıca ceza faturasında belirtilen gerekçelerin yetersiz ve soyut olduğunu, hangi panonun hangi tarihte teslim edilmesi gerektiği ve hangi tarihte teslim edildiği konusunda net bir açıklama yapılmadığını belirterek faturanın kabul edilmediğini, davalı şirketin davacıdan 64.336,35 TL alacağı olduğunu, davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi gereğince, davacının, davalının panoları zamanında teslim etmediğini ve bu sebeple gecikme tazminatına hak kazandığını ispatlamakla yükümlü olduğu, ancak taraflar arasında akdedilen 26.03.2014 tarihli sözleşmede panoların teslim tarihinin açıkça belirtilmediği, sözleşmenin 5.1 nolu maddesinde gecikme halinde her bir panonun bedeli üzerinden haftalık %10 gecikme cezası uygulanacağı kararlaştırıldığı, davacının, panoların geç teslim edildiği iddiasını ispatlamak için EK-2'deki tabloda belirtilen teslim tarihlerine ve taraflar arasında yapılan bir anlaşmaya dayalı yazılı delil sunmadığı, bu nedenle panoların geç teslim edilip edilmediğini ya da gecikme süresinin başlangıcını ispatlayamadığı ve böylelikle gecikme tazminatına hak kazanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında,  taraflar duruşmada yokken mahkemenin karar verdiğini, duruşmada davacı olarak bulunmadıklarını ve davalının yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesi gönderdiğini fakat davayı takip etmeden bu talebin kanuna aykırı olduğunu, dava konusu panoların teslim tarihine ve gecikmelere ilişkin tablo, belge, fotoğraf ve yazışmaların dava dosyasında olduğunu ve davalarını ispatladıklarını, panoların teslim tarihini sözleşme içerisine değil iş programı dahilinde belirlendiğini, ticari defterleri ile alacaklarının belli olduğunu, davalıya vekâlet ücretinin de maktu verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılması talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı iş sahibi davaya konu takiple işin süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek sözleşmenin 5.1 maddesine dayalı olarak ifa ekli cezai şart alacağının tahsilini istemiştir. Davalı yüklenici ise gecikmenin kendilerinden kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece geç teslimin olup, olmadığı ile varsa süresinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkemece işin teslim edildiği kabul edilmiş olup, bu hususa ilişkin taraflarca açıkça istinaf itirazında bulunulmamıştır. Bu nedenle işin teslim edildiği sabittir.  Davacı iş sahibi, teslim sırasında eserin ihtirazi kayıtla teslim alındığını ispat edemediğinden, ifaya ekli cezai şart talebinde bulunma imkânı bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiş, bu nedenle mahkeme kararının gerekçe yönünden kaldırılması gerekmiştir.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazına yönelik yapılan incelemede, itirazın iptaline ilişkin davanın tümden reddine karar verilmesi nedeniyle dava değeri üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmuştur. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2018/2852E.,2018/5834K. Sayılı kararı)Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/03/2021 tarih ve 2016/73 Esas, 2021/381 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE,  <br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.300,99 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 685,59‬ TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan 11,60 TL müzekkere masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.703,60  TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 2 Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 48,50 TL tebligat ve posta  gideri olmak üzere toplam 210,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 26/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fb9e59579d0ae46","SID":"1692f37f39409c4b"}}