{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1040 <br>KARAR NO: 2025/441<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2022<br>NUMARASI: 2019/1110 Esas - 2022/86 Karar<br>DAVA: Denkleştirme Tazminatı (Sigorta Acentelik SözleşmesindenKaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında 25/02/2011 tarihli sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından müvekkili acenteye gönderilen 11/12/2018 tarihli azilnameyle haksız olarak yetkilerinden azledildiğini ve sözleşmenin de    feshedildiğini, bu kapsamda müvekkilinin TTK 122'ye göre zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL denkleştirme bedelinin 11/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı vekili 31/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini 29.080,83-TL'ye artırdıklarını belirterek, söz konusu miktarın 12/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını; müvekkilinin davacıya üretim yetersizliği/verimsizliği nedeniyle, 16/05/2018 tarihinde Ocak/Mart 2018 döneminde üretimin 174.406-TL olması gerekirken 63.673-TL olduğunu, bunun beklentinin %37'sine; 16/07/2018 tarihinde Ocak/Haziran 2018 döneminde üretimin 320.470-TL olması gerekirken 124.803-TL olduğunu, bunun beklentinin %39'una; 12/10/2018 tarihinde Ocak/Eylül 2018 döneminde üretimin 460.583-TL olması gerekirken 176.647-TL olduğunu, bunun da beklentinin %38'ine karşılık geldiğinin yazılı olarak bildirildiğini, ancak gelişme kaydedilmediğini ve sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden TTK 122'ye göre denkleştirme talep hakkının bulunmadığını; Sigortacılık Kanunu 23/16 uyarınca sözleşme verimsizliğinden yapılan fesihten dolayı portföy tazminatının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 10.2 maddesinde \"sözleşme taraflardan her birince üç ay öncesinden bildirmek şartıyla dilediğinde feshedebilir. Acente, bu fesih dolayısıyla birbirlerinden tazminat ve/veya portföy kaybı ve sair herhangi bin nam altında talepte bulunamayacağını kabul ve taahhüt etmiştir.\" ve 10.3 maddesinde \"Acentanın nitelikte çalışması halinde Allianz sözleşmeyi yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedebilir\" düzenlemesinin bulunduğu; davalının davacıya çeşitli tarihlerde üretim yetersizliği konusunda yazılar tebliğ etmesine rağmen belirlenen dönemlerde hedeflenen verimin % 40'nı aşamadığı, piyasa koşullarına göre belirlenen satış ve pazarlama oranın çok altında kalmasının haklı fesih nedeni sayılması gerektiği, bu hususun acentelik sözleşmesinin 10.3 maddesinde açıkça düzenlendiği, dolayısıyla acentenin bulduğu yeni müşteriler nedeniyle davalının önemli menfaatler elde ettiğini söylenemeyeceği; acentenin ileriye dönük yeni ve kalıcı bir müşteri kitlesi oluşturamadığı ve haklı fesih ile hakkaniyet ilkesine göre tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, TTK 122/4'e göre denkleştirme tazminatından önceden vazgeçilmesi mümkün olmadığından sözleşmenin 10.2 maddesinin geçerli olmadığını; üretim hedeflerinin yasal dayanağı bulunmadığını; müvekkilinin davalı şirketten başka sigorta şirketinin de acenteliğini yaptığını, süreç içinde davalının fiyatlarını çok yükselttiğini, müşterilerin en uygun fiyatı veren şirkete poliçe düzenlettiğini, müvekkilinin bunun önüne geçemeyeceğini, davalının  2017-2018 yıllarında zorunlu trafik sigorta poliçesi düzenlemeyi de bıraktığını, bunun gibi müvekkilinin kontrolünde olmayan ve davalıdan kaynaklanan hususların sonuçlarının performans değerlendirilmesi noktasında müvekkiline yüklenemeyeceğini; esasen müvekkilinin Ocak/Aralık 2018'de toplam üretiminin kayıtlarda 289.259-TL olarak göründüğünü, hedef gerçekleştirme oranının %63 olduğunu, müvekkiline 2018 yılından önceki tarihlerde yaptığı üretimin yetersiz olduğuna dair bir bildirim yapılmadığını, davalının fesihten sonra müvekkilinin portföyünde bulunan tüm sigortalılara taahhütlü birer mektup yollayarak, artık kendi çağrı merkezleriyle irtibata geçilmesinin istenildiğini ve bunun da müvekkilinin portföyünden önemli menfaat elde ettiğini gösterdiğini belirterek, kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesine göre; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin, acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Denkleştirme tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekmektedir.Somut olayda taraflar arasında 25/02/2011 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiği, davalının davacıya noterden gönderdiği 11/12/2018 tarihli 28716 yevmiye nolu azilnameyle sözleşme ve 24/02/2011 tarihli vekaletnameyle verilmiş yetkilerinden bildirim tarihi itibariyle azledildiği; yine davacıya noterden gönderilen 11/12/2018 tarihli ...9 yevmiye nolu azilnameyle 24/11/2014 tarihli sözleşme ve 24/02/2011 tarihli vekaletnameyle verilmiş yetkilerinden bildirim tarihi itibariyle azledildiğinin bildirildiği, bunun sonucu olarak her iki sözleşmenin fesh edildiğinin kabulü gerektiği; davalının davacıya gönderdiği 16/05/2018, 16/07/2018 ve 12/10/2018 tarihli yazılarla Ocak-Mart 2018 döneminde üretimin 174.406-TL olması gerekirken 63.673-TL, Ocak-Haziran 2018 döneminde 320.470-TL olması gerekirken 124.803-TL ve Ocak-Eylül 2018 döneminde 460.583-TL olması gerekirken 176.647-TL olarak gerçekleştiği bildirilerek sözleşmenin fesih edileceği yönünde ihtarda bulunulduğu görülmüştür. 2011 tarihli sözleşmenin 40. maddesinde şirketçe verilen satış hedeflerine ulaşılamaz ise,  sözleşmenin süresinin bitmesi beklenmeden derhal diğer tarafa yazılı bildirmek suretiyle süre vermeksizin acentelik sözleşmesini feshetmek yetkisine sahip olduğu düzenlenmiştir. 24/11/2014 tarihli portföy yönlendirme protokolüyle dava dışı ...'in acenteliğin devam etmesi için tüm hak ve borçlarını davacıya devrettiği; aynı tarihte davalının davacıya  sözleşme yapma ve prim tahsil etme hususlarında vekaletname verdiği; taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 10.3. maddesinde acentenin davalının duyuru ve talimatlarına veya sözleşme hükümlerine uymaması ve/veya verimsiz nitelikte çalışması halinde davalının sözleşmeyi yazılı bildirim yapmak suretiyle derhal feshedebileceği düzenlenmiştir. Sözleşme hükümleri dikkate alındığında, davacı kendisine verilen hedefleri gerçekleştirdiğini ispat edemediğinden, sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak fesh edildiği sonucuna varılmıştır. Zira davalının davacıdan istediği hedeflerin çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemediği ve bu hedeflerin kanuni dayanağı olmadığından geçerli olmadığı şeklindeki istinaf sebebi,  basiretli tacir olan davacının sözleşmeyle taahhüt ettiği yükümlükler karşısında kabulü imkanı bulunmamaktadır. Dosyadaki birinci bilirkişi heyetinin 23/10/2020 tarihli raporunda davacının davalıdan elde ettiği komisyon gelirlerinin 2014'te 9.534-TL, 2015'te 55.707,16-TL, 2016'da 69.669,50-TL, 2017'de 27/796,20-TL, 2018'de 31.217-TL ve 5 yıllık ortalamasının 36.784,79-TL olduğu, bu bedelin de bugünkü karşılığının 29.080,83-TL'ye karşılık geldiği ve davacının denkleştirme tazminatı olarak bu bedeli isteyebileceği hesaplanmıştır. Bu rapordan sonra davacı ıslah dilekçesiyle, talebini 29.080,83-TL'ye yükseltmiştir. Davalının itirazı üzerine alınmış ikinci bilirkişi heyetinin 02/07/2021 tarihli raporunda, davalının 2014-2018 yılları arasındaki toplam komisyon tutarının 193.424,50-TL olduğu, denkleştirme tazminatı için 4 tam yıl 5 ay ortalamasının da 42.535,02-TL'ye karşılık geldiği hesaplanmıştır.  Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Fakat bu yönde bir delil dosyada bulunmamakta olup, davalı sigorta şirketinin fesihden evvel ki  son 9 aylık dönemde elde ettiği toplam prim miktarı  176.647-TL olduğunun belirtildiği aylık  14.720 -TL ye tekabül ettiği ,bu konuda bir inceleme yapılmamış olsa da portföyün tamamının davalıda kaldığı kabul edilse dahi,davalının davacının müşteri portföyünü kullanarak fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiğini kabul edecek bir miktar değildir. Davacının iddia ettiği üzere, davalının portföydeki müşterilerine gönderdiğini belirttiği yazının içeriğine bakıldığında poliçeleriyle ilgili tüm soruların davalı şirket çözüm hattına iletilebileceğinin bildirildiği, bu bildirimin davalının portföyünden önemli menfaat elde ettiğine delalet etmeyeceği kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e663dac568422d3","SID":"3c80dc0c8a0514d7"}}