{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ......<br>KARAR NO\t: ......<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ......       (...)<br>ÜYE\t\t: ......       (...)<br>ÜYE\t\t: ......       (...)<br>KATİP\t\t: ......       (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ...... Karar<br>DAVACI\t\t: .........  <br>VEKİLLERİ\t\t: Av.  ...... Av. ......<br>DAVALI\t\t: .........\t<br>VEKİLİ\t\t: Av ......<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/04/2025  <br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin Akşehir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla mahkememize sunmuş olduğu  29.12.2021 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; 11.11.2021 tarihinde ......... sevk ve idaresindeki ......... plaka sayılı aracın müvekkiline ait motorsiklete çarpması nedeni ile çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının  meydana geldiğini, kazaya neden olan ......... plaka sayılı aracın da kaza tarihinde herhangi bir sigorta kaydının bulunmadığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun kaza tespit tutanağına göre ......... plakalı araç sürücüsüne ait olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların karşı tarafça karşılanmadığını, müvekkiline herhangi bir ödeme de yapılmadığını, meydana gelen kaza sebebi ile müvekkilinin malul duruma düştüğünü, sakat kaldığını, eski hale kavuşmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu trafik kazasından dolayı uğramış olduğu maddi tazminatının, davalı .........'na 15 gün içinde ödenmesinin talep edilmiş ise de talep edilen evrakların gönderildiği, ancak davalı kurumca taleplerine yazılı bir cevap verilmediğini, ödeme de yapılmadığından bahisle; İş bu trafik kazası sebebi ile müvekkilinin anılan kazada yaralanması sebebiyle 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazıninat alacağı, 100,00 TL Geçici iş göremezlik tazıninat alacağı, 50,00 TL Geçici ve sürekli iş göremezlik dönemi bakıcı gideri, 50,00 TL SGK tarafindan karşılanamayan tedavi gideri tazminatı, 100,00 TL Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat olmak üzere şimdilik 400,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans (ticari) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 30.03.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin, .........'nın mesuliyetinin  kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu kazada tescilsiz bisikleti kullanan davacı .........'ün kaza anında kask takmadığının tespit edildiğini, bu durumda müterafik kusurun varlığının açık olup mahkememizce res'en değerlendirilmesi ve varlığı halinde belirlenecek tazminattan indirim yapılmasının şart olduğunu, daha önceden davacıya aynı zarar nedeniyle zarar sorumlularının, müvekkilinin ve SGK dahil üçüncü kişiler tarafından ödenen tazminat ödemelerinin de belirlenmesi durumunda bu ödemeler davacının uğradığı zararı tamamen karşılıyorsa davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, aksi takdirde ise bu ödemelerin güncellerek tespit edilen zarar tutarından tenzil edilmesinin gerektiğini, maluliyet oranının tespitinin  kaza tarihinde yürülükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılmasının gerektiğini, davaya konu olayda kaza tarihinin 11.11.2021 olup, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe göre davacının maluliyet oranının belirlenmesinin gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu yönünden iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranını kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri, rapor /cenaze ve defin / ulaşım / yemek giderlerinin tazmini yönündeki taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkilinin başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini, davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu, müvekkili ... hesabının ticari şirket olmadığından bahisle; Davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, 11.11.2021 tarihinde ......... sevk ve idaresindeki ......... plaka sayılı aracın kendisine ait motorsiklete çarpması nedeni ile çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının  meydana geldiğini, kazaya neden olan ......... plaka sayılı aracın da kaza tarihinde herhangi bir sigorta kaydının bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğradığı zararların karşı tarafça karşılanmadığını, kendisine herhangi bir ödeme de yapılmadığını, meydana gelen kaza sebebi ile malul duruma düştüğünü, sakat kaldığını, eski hale kavuşmasının da mümkün olmadığını,  iş bu trafik kazasından dolayı uğramış olduğu maddi tazminatının, davalı .........'na 15 gün içinde ödenmesinin talep edilmiş ise de talep edilen evrakların gönderildiği, ancak davalı kurumca taleplerine yazılı bir cevap verilmediğini, ödeme de yapılmadığından bahisle; İş bu trafik kazası sebebi ile  anılan kazada yaralanması sebebiyle 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazıninat alacağı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazıninat alacağı, 50,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik dönemi bakıcı gideri, 50,00 TL SGK tarafindan karşılanamayan tedavi gideri tazminatı, 100,00 TL Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat olmak üzere şimdilik 400,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans (ticari) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Konunun 6098 sayılı BK.nun 49.ve devam eden maddelerinde ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile ......... yönetmeliğinde düzenlendiği, TBK.49/1. Maddesinde; \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" şeklinde, TBK.54.maddesinde; \"Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.\" şeklinde, KTK.85. maddesinde;\"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar...................İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;\"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.\" şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;\"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.\" şeklinde, KTK.92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.\" şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde (6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.\" şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde (6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik sonrası); \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" şeklinde, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14.maddesinde;\"(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla (Değişik ibare: 13/06/2012-6327 S.K./50.md.) Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ......... oluşturulur. (2) Hesaba;       a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için, ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için, d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için,       başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir. (3) Hesabın gelirleri; birinci fıkrada belirtilen zorunlu sigortalar (Mülga ibare: 13/06/2012-6327 S.K./50.md.) için tahsil edilen toplam primlerin yüzde biri oranında sigorta şirketlerince ödenecek katılma payları ile sigorta ettirenlerden safî primlerin yüzde ikisi oranında tahsil edilecek katılma paylarından oluşur. (Değişik cümle: 13/06/2012-6327 S.K./50.md.) Bakan, bu oranları yarısına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya ya da katılma paylarını maktu olarak tespit etmeye yetkilidir.(4) Sigorta şirketleri, üçüncü fıkra hükmü gereğince kendileri tarafından ödenmesi gereken bir takvim yılına ilişkin katılma paylarını takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar; sigorta ettirenlerden tahsil edilen katılma paylarını ise tahsil edildikleri ayı takip eden ayın sonuna kadar Hesaba yatırmak zorundadır. (5) Hesap kapsamındaki her zorunlu sigorta ve yeşil kart sigortası için ayrı hesap açılır ve bunların gelir ve giderleri bu hesaplarda izlenir. (6) Hesabın gelir ve giderleri ile işlemleri, Müsteşarlıkça her yıl denetlenir. (7) (Değişik fıkra: 13/06/2012-6327 S.K./50.md.) Hesabın kuruluşuna, işleyişine, tanıtımına, idari masraflarına, fon varlıklarının nemalandırılmasına, Hesaptan yapılacak ödemelere, gerek ilgililere gerekse Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılacak rücûlara, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Sigortacılık Eğitim Merkezi ve Komisyona yapılacak katkı payları ile, Hesap kapsamındaki zorunlu sigortaların denetimi ve takibinden kaynaklanan giderler ile diğer harcamalara ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir.\" şeklinde, ......... Yönetmeliğinin 9. Maddesinde;\" (1) Hesaba zorunlu sigortalara ilişkin olarak a) (Değişik bend: 19/06/2009 - 27263 S.R.G Yön\\2.mad) Sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,c) Zorunlu sigorta teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasındaki fark kadar ödenecek bedensel tazminat tutarları için, ç) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar için, d) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada,13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için başvurulabilir.(2) Ayrıca Hesaba, Yeşil Kart Sigortası kapsamında Türkiye sınırları içinde meydana gelen zararlardan dolayı Büroca tekemmül ettirilen hasar dosyalarının tazminat ödemesi için Büro tarafından da başvurulabilir. (3) Hesap, sigorta şirketlerinin birinci fıkranın (ç) bendine istinaden rücu talepleri ile ilgili olarak topluca değerlendirme yapmak suretiyle bu şirketlerle hesap kapatmaya ve hesabın kapatılmasına yönelik anlaşmalar yapmaya yetkilidir. Bu takdirde, hangi sigortalılar için ödeme yapıldığı, sigortalı adı ve soyadı, poliçe numarası, hasar tutarı, hangi şirketten rücu edildiği bir liste halinde tutulur. Bu durumda, rücu eden şirketçe, listede yer alan sigortalılara rücu çerçevesinde yapılmış olan icrai ve yasal takipler derhal kaldırılır.\" şeklinde düzenlemelerin yapıldığı görülmüştür.<br>Davalı .........'nın zamanaşımı def'ine yönelik itirazlarının; KTK'nun 109.maddesi, 5237 sayılı TCK'nun 66/d ve 85. maddeleri kapsamında yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.  <br>Mahkememiz dosyasının Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'na gönderilerek, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kazaya karışan tarafların kusur oranlarının (%100(yüzde) oranında) ne olduğuna dair rapor düzenlenmesinin istenildiği,  Adlı Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 09.03.2023 tarih ve ......... sayılı raporunda; 1.Halde; Motosikletin farının yanmadığının kabul edilmesi halinde; Sürücü dava dışı .........'ın %50 oranında, davacı sürücünün %50 oranında, 2.Halde;Motosikletin farının yandığının kabul edilmesi halinde; Dava dışı sürücü .........'ın %80 oranında, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememiz dosyasının Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek; Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisinde mevcut kaza tespit tutanağı ile Ankara adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın 09.03.2023 tarihli raporu arasındaki çelişkileri giderecek şekilde heyet raporu düzenlenmesinin istenildiği, Karapolları Fen Hy.Md.E.Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ........., Karayolları Fen Hy.Md.E. Hasar Kusur Uzmanı Trafik Mühendisi ......... ve Karayolları Fen Hy.Md.E Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi .........tarafından düzenlenen 25.05.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ......... plaka sayılı kamyonetin sürücüsü dava dışı .........'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %80 oranında kusurlu olduğunun, tescilsiz motosiklet sürücüsü davacı .........'ün; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 19, 36 ve 52/a maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememizce Karayolları Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 25.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun çelişkiyi giderir ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle tarafların kusur oranları yönünden hükme esas alınmıştır.<br><br>Mahkememiz dosyasının Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'ne gönderilerek;  Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17.07.2020 tarihli 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı doğrultusunda; 11.10.2008 tarihinden önceki kazalarda uygulanan \"Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü\", 11.10.2008  tarihinden sonraki kazalarda uygulanan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre aralarında bir tane de Adli Tıp uzmanını bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturarak, davacının sevki sağlanarak, maluliyet hususlarında iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre denetime elverişli rapor tanziminin istenildiği, Adli Tıp Uzmanı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh. A.B.D.Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.A.B.D.Doç.Dr.......... tarafından düzenlenen 13.10.2022 tarih ve ...... no'lu heyet raporunda; Davacının olay tarihinde 19 yaşını tamamladığı ve meslek grup numarasının 1 (düz işçi)olarak kabul edildiğini, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan  \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre kişide meydana gelen arızanın %10,3 oranında kalıcı sakatlık (sürekli iş göremezlik) niteliğinde olduğunun, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin, kişinin bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğini, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin bildirildiği görülmüştür. <br>Dosyanın yeniden Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Kurumuna gönderilerek eksik olarak gözüken bakıcı süresi ve belgelenen ve belgelendirilemeyen SGK'nın karşılamadığı tedavi gideri hususunda ek rapor düzenlenmesinin istenildiği,  Adli Tıp Uzmanı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh. A.B.D.Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.A.B.D.Doç.Dr.......... tarafından düzenlenen 06.01.2023 tarih ve ... no'lu heyet ek raporunda; Davacının kaçınılmaz tedavi giderlerinin olay tarihi itibariyle 7.000,00 TL olduğunun, 6 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağını ve dosya kapsamında bakıcı tutulduğuna ilişkin bir belgeye rastlanılamadığı ve bakım işinin aile bireyleri  tarafından yapılmış olabileceği, bu nedenle bakıcı gideri hesaplanırken asgari net ücret üzerinden hesaplama yapılmasının uygun olacağının bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememiz dosyasının Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'ne gönderilerek;  Mahkememiz dosyasına daha önce rapor düzenleyen Adli Tıp ABD. Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp Reh. ABD. Prof.Dr. ......... ve Fiziksel Tıp ve Reh. ABD.Doç.Dr..........'e tevdi edilerek; Kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler Yönetmeliğine göre sürekli maluliyet oranı ile geçici iş göremezlik ve bakıcı süresi ile zorunlu tedavi giderlerine yönelik ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, Adli Tıp Uzmanı Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh. A.B.D.Prof.Dr.........., Fiziksel Tıp ve Reh.A.B.D.Doç.Dr.......... tarafından düzenlenen 04.10.2024 tarih ve ... no'lu heyet ek raporunda; Davacının engel oranının %11 olduğunu, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilebileceğinin, SGK kapsamı dışında kalan kaçınılmaz giderinin olay tarihi itibariyle 7.000,00 TL olarak ve 6 ay boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağının bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememizce ayrıntılı ve denetime açık olan rapora itibar edilerek kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet oranı hükme esas alınmıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01/03/2023 tarih ve  ... Es. ...... Kar. Sayılı ilamı)<br>Mahkememiz dosyasının mahkememizce resen seçilen aktüerya bilirkişisi Av.Arb..........'a tevdi edilerek iddia ve savunmalar doğrultusunda rapor  düzenlenmesinin istenildiği, aktüerya bilirkişisi Av.Arb.......... tarafından düzenlenen 04.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda; 11.11.2021 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 18 ayda iyileşen, bu sürenin 6 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve %10,3 oranında malul kalan davacının  geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararının 80.242,75 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile uğradığı maddi zararının; %10,3 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 595.662,36 TL, %10,3 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 496.473,94 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının 22.159,05 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının 5.600,00 TL olduğunun, temerrüt tarihinin, 19.11.2021 tarihinde başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 01.12.2021 tarihinde olduğu dikkate alındığında faiz başlangıç gününün, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki 9.gün olan 02.12.2021 tarihinin, işletilecek faiz türünün ise sigortalı aracın hususi kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile yasal faiz olarak kabul edilmesinin gerektiğinin bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememiz dosyasının kök rapor düzenleyen aktüerya bilirkişisine yeniden tevdi edilerek; Tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçeleri ve asgari ücret güncellemesi de dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, aktüerya bilirkişisi Av.Arb.......... tarafından düzenlenen 09.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; 11.11.2021 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 18 ayda iyileşen, bu sürenin 6 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve %10,3 oranında malul kalan davacının  geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararının 80.242,75 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile uğradığı maddi zararının; %10,3 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 884.868,78 TL, %10,3 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 736.967,88 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının 22.159,05 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının 5.600,00 TL olduğunun, temerrüt tarihinin, 19.11.2021 tarihinde başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 01.12.2021 tarihinde olduğu dikkate alındığında faiz başlangıç gününün, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki 9.gün olan 02.12.2021 tarihinin, işletilecek faiz türünün ise sigortalı aracın hususi kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile yasal faiz olarak kabul edilmesinin gerektiğinin bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkememiz dosyasının kök rapor düzenleyen aktüerya bilirkişisine yeniden tevdi edilerek; Ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, aktüerya bilirkişisi Av.Arb.......... tarafından düzenlenen 07.11.2024 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda; 11.11.2021 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 18 ayda iyileşen, bu sürenin 6 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve %10,3 oranında malul kalan davacının  geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararının 80.242,75 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile uğradığı maddi zararının; %11 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 945.005,49 TL, %10,3 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 736.967,88 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderlerinden doğan maddi zararının 22.159,05 TL, kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının 5.600,00 TL olduğunun, temerrüt tarihinin, 19.11.2021 tarihinde başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 01.12.2021 tarihinde olduğu dikkate alındığında faiz başlangıç gününün, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki 9.gün olan 02.12.2021 tarihinin, işletilecek faiz türünün ise sigortalı aracın hususi kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile yasal faiz olarak kabul edilmesinin gerektiğinin bildirildiği görülmüştür.<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2021 tarih ve ...... Es. ...... Kar. Sayılı ilamında; \"Dava, çift taraflı trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını açıklayıp geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, tazminatın belirlenmesi amacı ile bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmış, mahkemece bu rapor hükme esas alınmıştır. Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Buna göre davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde kabul edildiği ve yüksek mahkemenin bu kararının artık uygulama halini aldığı,  yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/12/2021 tarih ve  2017/(21)10-1179 Es. 2021/1563 Kar. Sayılı içtihadında;\" ....56.  Yukarıda da açıklandığı üzere gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması yerindedir.\" şeklinde kabul edildiği,  Aktüerya Hesaplama Bilirkişisi Av. ......... tarafından   PMF - 1931 Yaşa Tablosuna göre ve  TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre 07.11.2024 tarihli raporunu düzenlendiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan uygulamaları doğrultusunda Aktüerya bilirkişisinin“TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” ile hazırlanan  aktüerya raporu mahkememizce hükme esas alınmıştır.<br>Davacı vekili 26.10.2023 tarihinde dava değerini artırmış ve aynı gün tamamlama harcını mahkemeler veznesine yatırmıştır. <br>Dava dışı ......... sevk ve idaresindeki ......... plakalı aracın 11.11.2021 tarihinde davacının kendisine ait motorsiklete çarpması nedeni ile çift taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının  meydana geldiği, davacının yaralanmasına sebep olan aracın ZMMS sigortasının olmaması nedeniyle davalı ......nın sorumlu olduğu, davacının zararının kaza tarihinde geçerli olan ZMMS sigorta poliçesi kapsamında olduğu, davacının kaza tespit tutanağına göre  kask ve güvenlik ekipmanı olmadan motosiklete bindiği, davacının yaralanmasının dizinde oluştuğu, bu nedenle oluşan kaza sonucu zararın artmasına sebebiyet verdiğinden yaralanmasında müterafik kusurunun bulunduğu, tazminattan müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar  vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ......... için 80.242,75 TL geçici iş göremezlik, 22.159,05 TL bakıcı gideri, 5.600,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 108.001,08 TL maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 86.400,87 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 02/12/2021 tarihinden itibaren işletilecek  AVANS faizi ile birlikte (kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan sağlık gideri ... miktarı 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalı ......dan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı ......... için 945.005,49 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 756.004,40 TL maddi tazminattan taleple bağlı kalınarak 430.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 02/12/2021 tarihinden itibaren işletilecek  AVANS faizi ile birlikte (kaza tarihinde geçerli poliçe limiti olan Sakatlanma ve Ölüm hali ... miktarı 430.000,00 TL'lik miktar ile sınırlı olmak üzere) davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine, davacının Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ......... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza nedeniyle yaralandığı ve malul kaldığı istinaden müvekkilinden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda usulüne uygun bir başvurunun bulunmadığını, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK'dan alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesaplama metodunun hatalı olduğunu, raporda TRH yaşam tablosuna göre bakiye ömrün belirlendiğini ve progresif rant yöntemi ile hesaplama yapıldığını, teknik faizin kullanılmadığını, yapılan hesaplama ve esas alınan yaşam tablosunun hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin kurum sorumluluğunda olmadığını, aksi kanaatte olduğunu düşünülse dahi bakıcı tazminatı açısından net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili ... hesabının sorumluluğunun olay tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının kalıcı sakatlığına ilişkin tazminatının ayrı, diğer kalemler yönünden hükmedilen tazminatın ayrı teminat limiti varmış gibi değerlendirilerek tek teminat limitini aşacak şekilde karara bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, usule uygun başvuru bulunmadığından temerrüte düşmediklerini, bu nedenle müvekkili aleyhine hükmedilen avans faizinin usul ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Katılma yolu ile istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; davanın tam kabulünün gerekirken kısmen reddinin hatalı olduğunu, tazminatta %20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, indirim koşullarının oluşmadığını, davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulünün gerekirken reddinin hatalı olduğunu, tazminat dava konusu alacak kalemlerinin az hesaplandığını, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve ara buluculuk giderlerinin tamamının davalıya yüklenmesi gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, atfedilen kusuru kabul etmediklerini, maluliyetin az hesaplandığını, hükme esas alınan hesaplama raporunda hesaplanan tutarın az olduğunu ve yanlış yönetmeliklerin dikkate alındığını beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Kusura itiraz<br>Mahkeme dosyasının Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'na gönderilerek, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kazaya karışan tarafların kusur oranlarının (%100(yüzde) oranında) ne olduğuna dair rapor düzenlenmesinin istenildiği,  Adlı Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 09.03.2023 tarih ve ......... sayılı raporunda; 1.Halde; Motosikletin farının yanmadığının kabul edilmesi halinde; Sürücü dava dışı .........'ın %50 oranında, davacı sürücünün %50 oranında, 2.Halde;Motosikletin farının yandığının kabul edilmesi halinde; Dava dışı sürücü .........'ın %80 oranında, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkeme dosyasının Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek; Karayolları Trafik Fen Heyetinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisinde mevcut kaza tespit tutanağı ile Ankara adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'nın 09.03.2023 tarihli raporu arasındaki çelişkileri giderecek şekilde heyet raporu düzenlenmesinin istenildiği, Karapolları Fen Hy.Md.E.Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi ........., Karayolları Fen Hy.Md.E. Hasar Kusur Uzmanı Trafik Mühendisi ......... ve Karayolları Fen Hy.Md.E Hasar Kusur Uzmanı Makine Mühendisi .........tarafından düzenlenen 25.05.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ......... plaka sayılı kamyonetin sürücüsü dava dışı .........'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %80 oranında kusurlu olduğunun, tescilsiz motosiklet sürücüsü davacı .........'ün; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 19, 36 ve 52/a maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. <br>Mahkemece Karayolları Trafik Fen Heyeti tarafından düzenlenen 25.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun çelişkiyi giderir ayrıntılı ve denetime elverişli olması nedeniyle tarafların kusur oranları yönünden hükme esas alınması yerindedir.<br>Davalı  ......... vekilinin kabul edilen geçici iş göremezliğin, bakıcı ve tedavi giderinin, teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;<br>.........'nın hangi hallerde sorumlu tutulduğu ve Hesaba hangi şartların gerçekleşmesi halinde dava yöneltilebileceği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ......... Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilmiştir.<br>Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca,  Hesaba; \"Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için\" başvurulabilecek, bu kapsamda faturasız tedavi giderlerinin, iş göremezlik tazminatlarının ve bakıcı giderleri ... Hesabından istenebilecektir. (Bkz. YARGITAY 17. Hukuk Dairesinin 2015/13686 ESAS, 2018/7051 KARAR; aynı daire 2016/8454 ESAS, 2018/11742 KARAR sayılı ilamları)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir\" hükmü gereği söz konusu zarardan davalı taraf sorumlu olmadığını iddia etmekteyse de Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın  işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi ve dolayısyla ......... zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin ve dolayısıyla ... Hesabının, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sorumlulukları devam etmektedir. <br>2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları  nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", kanunun geçici 1.maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ... Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür.\t<br>Sigorta şirketinin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ......... Yönetmeliği'nin 9. Maddesine göre sorumluluğu üstenen ... hesabının, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden, ... hesabının, sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br>Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği  ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN  nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR<br>Bu halde davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>... hesabına davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafı;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir. <br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına veya poliçenin olmaması durumunda  bu sorumluluğu üstlenen ... hesabına yasa gereği karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya veya ... hesabına tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya veya ... hesabına yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına ve ... hesabına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup<br>Somut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna ve ... hesabını yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketin tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Davalı sigortanın istediği belgeler  maluliyet tazminat  talebi için   Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de  dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.<br>Maluliyete ve aktüeryaya  itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br> AYM'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>\tTürk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından <br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>\t\tNitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>\tBu halde  Söz konusu belirlemenin Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>\tO halde mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri YönetmeliğiNE GÖRE DÜZENLENEN  SEÇENEK  RAPORUNA  GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.<br>KEZA<br> AYM'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen  iptal kararı doğrultusunda PMF 1931' a göre EK RAPOR ALINIP KARAR  verilmesi gerekerken trh 2010 uygulanması  yanlış İSE DE <br> Mahkemenin hesaplamaya esas aldığı daimi iş göremezlik  oranı %11 olup çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı tespit işlemleri yönetmeliğine göre daimi iş göremezlik oranı %10,3 tir. Mahkemenin hesaplamaya esas aldığı TRH2010 yaşam tablosu ve özürlülük ölçütü yönetmeliğine göre alınan %11 daimi iş göremezlik oranı  yerine PMF 1931 yaşam tablosu ve ATK raporunda belirtilen çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı tespit işlemleri yönetmeliğine göre daimi iş göremezlik oranı %11 veya %10,3 hesaplamaya  esas alınsa dahi  her iki hesaplama yönteminde de davalı  ... hesabınını %80 kusuruna göre tazminat 430.000 TL liminiti aşmaktadır. Buna yönelik 2 hesaplama tablosu da (PMF 1931 yaşam tablosu-  daimi iş göremezlik %11 ve 10,3 e göre) her halükarda hangi hesaplama yöntemi uygulanırsa uygulansın taleplerin sigorta sorumluluk limitine göre kabulü dahilinde olacağı aşikardır.<br>Bu halde çalışma  gücü kaybı yönetmeliği ve PMF 1931 hükme esas alınsa bile yapılan hesaplamalara göre davacının kusur oranı ve ıslah ve poliçe limitleri nazara alındığında SONUÇ İTİBARİYLE HÜKMEDİLEN meblağ doğru olup itiraz yersizdir.<br>davalı vekilinin teminat limitinin aşıldığı istinafı<br>Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 430.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında  430.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur. <br>Bu iki limit(teminat) birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. <br>Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan(teminatından), geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri  zararlarını ise tedavi giderleri klozundan(teminatından) karşılanmak üzere talep edebilir.teminat limiti aşılmamıştır. İtiraz yersizdir.<br>Keza kazaya karışan aracın yük naklinde kullanılan kamyonet olmasına göre avans faize hükmedilmesi isabetlidir.<br>Davacı vekilinin olayda müterafik kusur bulunmadığı istinafı<br>6098 sayılı Borçlar Kanun’un, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br> Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı ve atk raporuna göre davacının KASK ve dizlik TAKMADIĞI SABİTTİR.<br> Somut olayda davacı motosiklet sürücüdür, sağ dizinde hareket kısıtlılığı oluşacak şekilde malul kalmıştır. KTK ve Karayollari Trafik Yönetmelik hükümlerine göre takılması gereken dizlik gibi koruyucu ekipmanların takılı olmadığı anlaşılmakla TBK’nın 52. maddesi uyarınca, %20 oranında  tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması doğrudur. İtiraz yersizdir.<br> Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve  hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, <br>Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>1-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>2-Davalı tarafından alınması gereken 35.275,34 TL harçtan peşin alınan 8.820,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.455,34 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>4-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025<br> <br><br>             ...                            ...                   \t      ...                            ...<br>            Başkan\t       \t\t   Üye\t\t     Üye\t\t   Katip<br>               ...\t\t             ...\t                         ...\t \t\t      ...<br>            E imza                        E imza                  E imza                    E imza<br><br><br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"975fcefc02ebf7b5","SID":"a6abeb76bae35baf"}}