{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/461 <br>KARAR NO: 2025/572<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/02/2025<br>NUMARASI: 2025/75 E. - 2025/78 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile, müvekkili aleyhine 70.000,00 TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak takibe dayanak bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti için işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, öncelikle senet fotokopisine çıplak gözle bakıldığında dahi yazı karakterlerinin farklılıklar arz ettiğini, senedin gelişi güzel doldurulduğunu, bedelin malen mi yada nakden mi olup olmadığının da belirtilmediği ve müvekkilinin haberi olmadan düzenlendiği ve  doldurulduğunun açık olduğunu, müvekkili  tarafından kiralanan araç ile ilgili olarak tarafına imzalattırılan araç kiralama sözleşmesinde araç sahibinin ... vergi numaralı şirket olduğu yazılı olsa da müvekkilinin kiraladığı araç ruhsatında araç sahibinin ... isimli şahıs olduğunu, bu durumun dahi davalının başkasına ait bir aracı gerçek dışı bilgilerle düzenleyerek kiralama yaptığının ve kayıt dışı vergisiz gelir elde ettiğinin de ispatı durumunda olduğunu, ancak müvekkili tarafından araç kiralanması ve kiralanan aracı teslim etmesinden sonra davalı tarafça haksız ve dayanaktan yoksun bir şekilde müvekkilinin bilgisi olmaksızın aleyhine düzenlenmiş olan 15.06.2024 düzenleme tarihli 03.07.2024 vade tarihli ve 70.000,00 TL. tutarındaki Sahte Senet ile kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla başlatılan icra takibi müvekkilinin annesinin oturduğu adresine, annesi tarafından tebliğ alınması ve bu durumdan müvekkilinin annesinden ayrı ... Mah. ... Yolu .... Sok ... Sitesi ... Blok Kat ... Daire ... Esenyurt/İstanbul adresinde yaşıyor olması sebebiyle bihaber olarak takibin kesinleştiğini belirterek, öncelikle icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarınca Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu ...'ya karşı 15.06.2024 tanzim ve 03.07.2024 vade tarihli 70.000,00.-TL. bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin haklı alacağını tahsil etmek amacıyla kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurduğunu, akabinde borçluya karşı başlatılan icra takibinin davacı borçlu yönünden kesinleştirildiğini ve icra işlemlerine devam edildiğini, taraflar arasında olduğu iddia olunan temel borç ilişkisini kabul anlamına gelmemek kaydıyla temel borç ilişkisinin bu davanın konusu yapılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın senette yer alan imzaya ilişkin itirazı bulunmasına rağmen; davacının, mahkeme dosyasına sunulan vekaletnamesinde yer alan imza ile senette yer alan  imzası tamamen aynı olduğunu, çıplak gözle dahi imzaların aynı olduğunun kolaylıkla tespit edilebildiğini, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin takibe girişmekte kötü niyetli olmadığını, kötü niyetle huzurdaki davayı ikame eden davacı-borçlu tarafın takip alacağının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2025 tarih ve 2025/75 E. ve 2025/78  K.sayılı ara kararı ile;  Davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı, davacı vekili sunduğu dilekçesinde \"dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğun  zorunluluk arz etmemesi hasebiyle arabuluculuk başvurusu yapılmadığının değerlendirilmesi\" şeklinde beyanda bulunduğu, dava konusu uyuşmazlığın  menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle işbu dosyada arabuluculuğa başvurulmadığı sabit olan davanın  özel  dava şartı yokluğu nedeniyle  usulden reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ikame olunan dava menfi tespit davası olmakla  birlikte Mahkemenin verdiği kararın  gerekçesini teşkil eden \"6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; \" (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. \" hükmünde belirtilen hususlara haiz olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2020/85 E. 2020/454 K. 13.02.2020 Tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Karar'ında da açıklandığı üzere ;\" Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, Dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Ancak bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyeceğini beyanla mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacının istinaf başvurusunun haksız ve mesnetsiz olduğunu reddi gerektiğini, davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmadan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinde icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti için kambiyo senetlerinden kaynaklanan dava yoluna başvurulduğunu, görevli mahkemenin TTK hükümleri gereğince Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görev itirazında bulunulduğunu, mahkemece de görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, Bakırköy 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/01/2025 tarihli ara kararında davacı tarafa arabuluculuk tutanağının aslını sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş ve sunulmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği ihtaratı yapıldığını, davacı tarafından 30.01.2025 tarihli beyan dilekçesi sunularak, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğun zorunluluk arz etmemesi hasebiyle ara karardan rücu edilmesi talep olunduğunu, mahkemece davacı tarafından arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu beyanla istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava bonodaki imza inkarına dayalı menfi tespit davası olup, davanın Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin 10/10/2024 tarihli 2024/311 Esas- 2024/358 Karar sayılı kararıyla, görevsizlik kararı verilmesi ve kararın istinaf başvurusunda bulunulmadan kesinleşmesi üzerine, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydedildiği, mahkemenin 27/01/2025 tarihli ara kararıyla davacıya arabuluculuk son tutanağının aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini ibraz etmek üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin ara kararın tebliği üzerine ibraz ettiği 31/01/2025 tarihli dilekçesinde davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gerekçesiyle ara karardan rücu edilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Dava Şartı olarak Arabuluculuk'' başlıklı md.5/A-f.1: ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' şeklindedir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. Maddesiyle bu fıkrada yer alan \"paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında\" ibaresi \"para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında\" şeklinde değiştirilmiş ve yine 7445 sayılı Kanun'un Geçici 1.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Dava Şartı olarak Arabuluculuk'' başlıklı 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3.maddesinin 1.fıkrasına eklenen Menfi Tespit ve İstirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, \"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2 maddesi uyarınca, ''Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' Somut uyuşmazlıkta eldeki davanın konusunun bir miktar para olan Menfi Tespit davası olduğu, davanın 10/09/2024 tarihinde açıldığı, 7445 sayılı Kanun'un 31. Maddesiyle 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yapılan değişikliğin yürürlük tarihinin 01/09/2023 tarihi olarak belirlendiği, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadığı ve tutanak sunulmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı vekilinin dayandığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin kararının yasal değişiklikten önceki yasal düzenlemeler esas alınmak suretiyle verildiğinden, emsal olarak alınamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2025 tarih ve 2025/75 E., 2025/78 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b4fe709b6bca23d","SID":"f58c66c1a094ee2c"}}