{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/104 Esas  - 2025/298 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/104 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/298<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/10/2022<br>NUMARASI\t:2020/371 Esas 2022/547 Karar <br><br>DAVA\t: Tapu İptali ve Tescil <br>DAVA TARİHİ\t: 13/08/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/03/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki  tapu iptali ve tescili istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 07/10/1999 tarihinde ..., ..., ..., ... ve ... tarafından kurulduğunu, ortaklardan ...'in 2010 yılında vefatı sonrasında mirasçılarının veraseten şirket ortakları haline geldiğini ve bu hususun 30/11/2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, 23/03/2015 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği şekliyle yönetim kurulunun 17/03/2015 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile ..., ... ve ...'den teşekkül ettirildiğini, dava konusu edilen ve üzerinde petrol istasyonu ve eklentileri bulunan taşınmaz ile  bu petrol istasyonunun hemen yanındaki arsanın  şirketin en önemli malvarlığı olduğunu, şirketin idare merkezi olarak kullanıldığını, şirketin yine mal varlığı içerisinde bulunan ... parsel, 3 numaralı bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın da  davalılardan ... tarafından yetkisiz olarak ...'a devredildiğini, iş bu taşınmazın da  Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/180 esas sayılı dosyasında dava konusu edildiğini, dava konusu ... parselde kayıtlı benzinlik ve müştemilatının 26/01/2018 tarihinde tam hisse ile şirket ortağı davalı ...'in kullandığı haksız ve dayanaksız temsil yetkisi kapsamında ...'ya 879.000,00 TL bedelle devredildiğini, taşınmazın 2/3 hissesinin de 586.600,00 TL bedelle davalı ... tarafından 30/01/2018 tarihinde diğer davalı ...'e devrinin sağlandığını, yine aynı yer ... parselde kayıtlı arsanın 26/01/2018 tarihinde tüm hisse ile  şirket ortağı davalı ...'in kullandığı haksız ve dayanaksız temsil yetkisi kapsamında ...'ya 991.000,00 TL bedelle devredildiğini, dava konusu edilen taşınmazların şirketin en önemli malvarlığını teşkil ettiğini, davalı ...'in kullandığı haksız ve dayanaksız temsil yetkisi kapsamında malvarlığını toptan sattığını, bu satışlara ilişkin sözleşmelerin TTK'nın 408/2-f bendinin emredici hükmü ve TBK'nın 27/1 maddesi gereğince kesin hükümsüz olduğunu, devrin kesin hükümsüz olduğu sonucuna ulaşılmaması halinde de, tapu kaydında gösterilen satış değerlerinin gerçek değerleri olmadığını belirterek, dava konusu ... parselde kayıtlı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\t Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının 18/03/2015 tarihinde tescil edilip 23/03/2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde yer alan ilandan da anlaşılacağı üzere şirketi temsile ve şirket adına taşınmaz alım satımı da dahil olmak üzere iş ve işlemler yapma konusunda 3 yıl süre ile tek başına yetkili kılındığını, satış tarihinde yetkili bulunduğunu, bu işlemlerin iptalinin yasal hak düşürücü sürede istenmediğinden dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddi gerektiğini, taşınmazların satış değerlerinin harca esas olarak gösterilen değerin üstünde olduğunu, harcın tamamlatılması gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, esasa ilişkin olarak da davacı taraf, dava konusu taşınmazların satışının bir toplu satış olduğunu iddia etse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, satışların her birinin münferiden yapıldığını, şirketin önemli miktarda malvarlığını oluşturmadığını, satış işlemlerinin muvazaalı olduğu iddia edilmiş ise de bunu kanıtlayacak bir delilin dosyaya sunulmadığını, soyut isnat ve iddialardan ibaret olan muvazaa iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığını  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; görevli ve yetkili mahkemenin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazların şirket yetkilisi ...'den bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, husumet itirazında bulunduklarını, dava değeri olarak gösterilen değerin taşınmaz değeri olmayıp harcın tamamlatılması gerektiğini, davalının, davacı şirketin aktifini bilmesinin mümkün olmadığını, davalının  davacı şirketin 17/03/2015 tarihli yönetim kurulu kararında yer alan ...'in münferit yetkisine istinaden taşınmazı satın aldığını, 2/3 payını diğer davalıya satmış olmasının muvazaa olarak kabul edilemeyeceğini belirterek  davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; görevli ve yetkili mahkemenin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan davanın görev yönünden reddi gerektiğini, aynı konuda, aynı olaylarla ilgili olarak ... aleyhine Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/172 esas sayılı davanın açılıp derdest olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmazları, davalının, davacı şirketten değil III. şahıs ...'dan satın aldığını, davacı taraf ile bağı ve ilişkisi bulunmadığını, sözleşmenin tarafı olmayan davalıya  husumet yöneltilemeyeceğini , davanın esasına ilişkin olarak da, dava değeri olarak gösterilen değerin taşınmaz değeri olmayıp harcın tamamlatılması gerektiğini, davalının taşınmazı dava dışı ...'dan aldığını, iyi niyetli III.kişi olup tapuya güven ilkesi gereği hareket ettiğini, taşınmazın şirket aktifinin yarısından fazlasını oluşturduğunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava konusu ... parselde kayıtlı taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerlerinin 5.063.639,00 TL olarak belirlendiği, aynı dönemde satılan, şirketin toplam mal varlığının satış tarihindeki rayiç değerinin 8.675.225,00 TL olarak belirlendiği, dava konusu mal varlığının bunun %58'ini oluşturduğu, ayrıca davacı şirketin akaryakıt istasyonu işletme faaliyeti ile kurulmuş olup, faaliyete konu olan yerin dava konusu taşınmazların olduğu yer olduğu, dava konusu taşınmazların şirketin önemli miktarda mal varlığı olup, ayrıca faaliyet alanında faaliyetini yürüttüğü yer olduğu, satışı için TTK'nın 480/2-f bendi uyarınca genel kurul kararı alınması gerektiği, dava konusu taşınmazların satışına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, bu haliyle şirket yetkilisi tarafından satışının geçersiz olduğu,  davalı ...'in iyi niyetli alıcı sayılamayacağı anlaşılmakla, davacının davasının  kabulü ile, dava konusu ... parsel ile aynı yer ... parselde hali hazırda davalı ... üzerine kayıtlı taşınmazların tapu kaydının  iptali ile davacı şirket adına tapuya tesciline   karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>\tDavacı tarafından, aynı konuda ve aynı olaylarla ilgili olarak davalı ... aleyhine Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2019/172 E. sayılı dava dosyası ikame edildiğini, bu nedenle, tarafları ve konusu aynı olan dava için derdestlik itirazında bulunmalarına rağmen yerel mahkemece bu hususun  irdelenmediğini, derdestlik itirazından dolayı davanın davalı ... yönünden reddedilmesi gerektiğini,<br>\tDava konusu iptali istenen taşınmazları davalı ... davacı şirketten değil davacı vekilinin de belirttiği üzere III.şahıs ...'dan satın aldığını, dolayısıyla davacı taraf ile hiçbir bağı ya da ilişkisi bulunmayan, sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...'e davacı tarafça davanın yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davalı ... açısından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,<br>\tSüresinde usulüne uygun olarak teminat ve harç eksikliğinin tamamlanmadığını, iş bu hususun yerel mahkemece gözardı edildiğini, davanın usulden reddi gerekirken davacı lehine davalıdır şerhi de konulmak sureti ile yargılamaya devam edilmekle haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iş bu davanın kabul edildiğini, <br>\tDiğer davalı ...'in şirket adına kayıtlı gayrimenkulleri tek başına satma yetkisi ticaret sicil gazetesindeki ilan ile de sabit olduğunu, iş bu husus yerel mahkemece alınan 08/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, davacı şirket ortaklarının satıştan haber oldukları, zira bir kısım şirket ortaklarının tanık olarak dinlendikleri ve davalı ...'i dava konusu taşınmazı almaması bakımından uyardıklarını belirttikleri, oysaki daha öncede belirttiğimiz üzere tarafların davalı ile  oturup pazarlık yaptıkları ve anlaşılan ücret üzerinden satışın gerçekleştiğinin davacı tanık beyanları ile davacı tanığı ... beyanları ile sabit olduğunu, <br>\tGenel kurul ve toplantı müzakere defteri ile yönetim kurulu karar defterinin dava konusu ile ilgili tarihleri içerir defterlerin yerel mahkemece verilen süreye rağmen ibraz edilmediğini, davacı tarafın davasını ispatlamakla yükümlü olması karşısında ilgili tarihli defter kayıtlarını sunulmaması davacının davasını ispatlayamadığını açıkça gösterdiğini,<br>\tDavalı tarafından davalı şirket adına ve hesabına yapılan ödemelere ilişkin dekontların mahkemenin dosyasına ibraz edildiğini, ilgili banka dekontları ile yapılan ödemelerin ticari defter kayıtlarına işlenmemiş olması davalı kusuru olmadığı aksine diğer davalı ... ve davacıların kötü niyetli olduğunu gösterdiğini,<br>\tElmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/44 E. sayılı dosyasında açılan davada dava dilekçesinde ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/92 E. Sayılı  dosyasında açılan davada dava dilekçesinde yapılan satışın 5.5000.000.00 TL olduğu hususu davacı tarafından beyan edilmesine  ve bununla  ilgili olarak da satış sözleşmesi sunulmasına rağmen, daha sonra başka bir vekilleri aracılığı ile açtıkları iş bu davada da satışın tapuda gösterilen resmi bedel olduğu iddiasında bulunukları, yani davacı taraf vekil değiştirmekle kalmadığını, vekilleri ile birlikte iddia ve beyanlarını da değiştirdiğini, davacı tarafın açık beyanı karşısında bu satışın 5.500.000.00 TL olduğun sabit olduğunu, zaten yerel mahkemece yapılan keşifle de görüldüğü  gibi davalılar keşfen belirlenen değerin üzerinde bir ödeme yaptığını, 08/06/2021 tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değerinin 5.063.639,00 TL olarak belirlendiğini, davacı taraf her ne kadar davalı tarafından taşınmazın değeri altında alındığı iddia edilmiş ise de rapor ile tespit edilen tutarın üzerinde 5.500.000,00 TL'ye davalı tarafından alındığın sabit olduğunu, davacı yanın iş bu yöndeki iddialarının da soyut bir iddiadan öteye gidemediğinin  yerel mahkemece alınan rapor ile de sabit olduğunu,<br>\tSatış bedelinin tapuda düşük gösterilmesine ilişkin beyanlarının bilirkişi raporu ile de desteklendiğini,<br>\tEksik araştırma yapılıp tahkikatın tamamlanmadığını, rayiç değer bakımından itirazlarını karşılar bilirkişi raporu alınmadığını, araçlar bakımından rayiç değer belirlenmesi ve bankalarda bulunan bedellerin  tespit edilmesi sonrasında dava konusu taşınmazın önemli mal varlığına tekamül edip etmediğinin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile tahkikat tamamalanmaksızın hatalı şekilde hüküm tesis edildiğini, <br>\tDavalı ...'nın iyiniyetli III kişi olduğunu, tapuya güven ilkesi gereği hareket ettiğini, bu hali ile davalının, davacı şirketin aktifini bilmesi ya da dava konusu taşınmazın şirket aktifinin yarısından fazlasını oluşturduğunu bilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf muvazaa olgusuna dayalı tapu iptal ve tescil davası açtığını, davalı dava konusu taşınmaza kattığı değer bilirkişi raporu  ile de belirtildiği üzere dava konusu taşınmaz değeri kadar olduğunu, keşif sonrası yapılan tadilat ve inşa edilen eklentilerle taşınmaz değerine satış bedelinin iki katı aşkın yatırım yapıldığını, davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı şirket adına ortak ... tarafından Dairemize sunulan 08/09/2023 tarihli dilekçe ile davacı şirketin genel kurulunca alınan karar doğrultusunda davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, <br>\tAkabinde müdahale talebinde bulunan ... mirasçıları 14/11/2024 tarihli dilekçeleri ile davacı şirket tarafından dosyaya sunulan davadan feragate ilişkin alınan genel kurul kararının butlanla sakat olduğunun tespiti istemine açılan davada, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/832 Esas sayılı dosyası kapsamında davanın kabulüne karar verildiğinin bildirildiği görülmüştür. <br>\tBahsi geçen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/832 Esas sayılı dosyasının Dairemizin 2025/143 esas sayılı sırasına kayıtlı olduğu ve Dairemizin 14/03/2025 tarih, 2025/143 E, 2025/283 K. sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği dikkate alınarak Dairemizce iş bu dosyada işin esasının incelenmesinin geçildiği görülmüştür. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava konusu taşınmazların şirket yetkilisi tarafından genel kuruldan karar alınmaksızın satışı yapıldığı, satışın geçersiz olduğu, gerçek bedelinin altında satıldığı, muvazaaya dayalı olduğu iddiası ile tapuların iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu  ... mahallesinde kain  ... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında dosyamız davacısı şirkete ait olduğu, akabinde taşınmazın 26/01/2018 tarih, 619 yevmiye numaralı işlem ile davacı şirket tarafından davalı ...'ya, davalı ... tarafından da 2/3 payının 30/01/2018 tarih, 677 yevmiye numaralı işlem ile geri kalan payın da yargılama sırasında 01/03/2022 tarih, 2203 yevmiye numaralı işlem ile davalı ...'e devrinin yapıldığı ve taşınmazın halen davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu görülmüştür.<br>\tDava konusu  ... mahallesinde kain  ... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında dosyamız davacısı şirkete ait olduğu, akabinde taşınmazın 26/01/2018 tarih, 619 yevmiye numaralı işlem ile davacı şirket tarafından davalı ...'ya, davalı ... tarafından da yargılama sırasında 01/03/2022 tarih, 2203 yevmiye numaralı işlem ile davalı ...'e devrinin yapıldığı ve taşınmazın halen davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu görülmüştür.<br>\tDavacı şirketin  07/10/1999 tarihinde beş ortak tarafından kurulup,  %25 şer pay ile ... (ölümü ile mirasçılarının veraseten şirket ortağı haline geldiğinin 30/11/2010 tarihli TSG gazetesinde ilan edildiği), ... ve ...'e   ait olduğunun  02/08/2005 tarih, 6359 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile sabit olduğu görülmüştür. <br>\tElmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/172 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı ... aleyhine, dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile davacı şirket adına tescili talebi ile 06/06/2018 tarihinde dava açıldığı, davanın Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/201 E sayılı sırasına kaydının yapıldığı, Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/201 E, 2018/248 K.sayılı kararı ile  dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 11/04/2019 tarih, 2019/540 E, 2019/466 sayılı K sayılı, olayda ticari uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davaya bakmaya Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dosyanın  Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/172 esasını aldığı, Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2021 tarih, 2019/172 E, 2021/332 K sayılı ilamı ile davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediğinden, davacının davasının HMK 150 madde gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın 09/09/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tAnkara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nin 2018/100 esas sayılı dosyası incelendiğinde;  davacı ... ... A.Ş. tarafından davalı ... hakkında aynı dava konusu taşınmazlar ile ilgili olarak davalı tarafından III. şahıs adına yolsuz tescili yapıldığı iddiası ile şirket zararının tazmini istemiyle dava açıldığı, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih 2018/100 E, 2022/948 K.sayılı kararı ile, davacının davasının kabulüne karar verildiği, dosya kapsamında gider avansı ve talep olmaması nedeniyle gerekçeli kararın tebliğe çıkartılmadığı ve hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.<br>\tUYAP sistemi üzerinden temin edilen ve ayrıca mahkemece de celp edilen   tapu kayıtları incelendiğinde; davacı şirkete aktif/pasif tüm taşınmazlarının; <br>\t-  ... mahallesinde kain  ... parsel sayılı taşınmaz,<br>\t-  ... parsel sayılı taşınmaz,<br>\t- ... parsel/ zemin 3 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... parsel/ kat 2, 5 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... parsel/ kat 1, 2 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... parsel/ zemin 5 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... parsel/ kat 2, 12 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... parsel/ kat 3, 16 numaralı bağımsız bölüm,<br>\t- ... mahallesinde kain  ... parsele ifraz olmuştur.)<br>\t - ... parsel sayılı taşınmaz,<br>\t - ... parsel sayılı taşınmaz,<br>\t - ... parsel sayılı taşınmaz,<br>\t - ... parsel sayılı taşınmazlar olup, <br>\tBunlardan - ... parsel/ kat 2, 5 numaralı bağımsız bölümün 10/05/2016 tarihinde,<br>\t- ... parsel/ kat 1, 2 numaralı bağımsız bölümün 14/07/2017 tarihinde,<br>\t- ... parsel/ zemin 5 numaralı bağımsız bölümün 23/11/2010 tarihinde, <br>\t- ... parsel/ kat 2, 12 numaralı bağımsız bölümün 14/12/2012 tarihinde,<br>\t- ... parsel/ kat 3, 16 numaralı bağımsız bölümün 27/08/2013 tarihinde,<br>\t - ... parsel sayılı taşınmazın 10/08/2015 tarihinde,<br>\t - ... parsel sayılı taşınmazın 19/03/2015 tarihinde. <br>\t - ... parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının 04/07/2013, 1/2 payının 16/05/2014 tarihinde, <br>\t - ... parsel sayılı taşınmazın 08/01/2013 tarihinde davacı şirket tarafından dava dışı III. kişilere devrinin gerçekleştirildiği, <br>\tAkabinde şirket adına kayıtlı olan; dava konusu ... mahallesinde kain ... parsel sayılı taşınmazın 26/01/2018 tarihinde, dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın 26/01/2018 tarihinde, dava dışı ... parsel/ zemin 3 numaralı bağımsız bölümün 31/01/2018 tarihinde, ... mahallesindeki taşınmazların ise 22/02/2018 tarihinde, davalı ... tarafından satışı yapılmak suretiyle davacı şirketin aktifinden çıkarıltıldığı ve davacı şirketin aktif taşınmazının kalmadığı, <br>\tMahkemece, aynı dönemde satılan toplam mal varlığını oluşturan dava konusu ve ... parsel zemin kat, 3 numaralı bağımsız bölümün (toplam mal varlığının) satış tarihindeki rayiç değerinin toplam 8.675.225,00 TL olup, dava konusu malvarlığının bunun %58'ini oluşturduğunun icra edilen keşif neticesinde tanzim edilen denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak bilirkişi raporu ile tespit edildiği görülmüştür.  <br>\tTüm dosya kaspamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça şirket yetkili ... tarafından genel kuruldan karar alınmaksızın şirketin önemli mal varlığını oluşturan dava konusu ... parsel sayılı taşınmazların davalıların devrinin hükümsüz olduğundan bahisle dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile şirket adına tesciline  karar verilmesini talep ettiği, <br>\tDavalıların satışın gerçek bedel karşılığı yapılıp, alıcının tapuya güvenerek taşınmazları edindiğinden bahisle davanın reddinin savunulduğu,<br>\tMahkemece, dava konusu taşınmazların dava konusu taşınmazların satışına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, bu haliyle şirket yetkilisi tarafından satışının geçersiz olduğundan davacının davasının kabulüne karar verildiği, <br>\tDavalıların istinaf itirazları doğrultusunda, dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın dava konusu taşınmazların şirket yetkilisi  ... tarafından genel kuruldan karar alınmaksızın davalılara satışının hukuken geçerli olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür.<br>\tAnonim şirket genel kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen TTK’nın 408/f maddesine göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına karar vermek genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır. Yine anonim şirketlerin tasfiyesi bahsinde bulunan TTK’nın 538. maddesine göre önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararı gereklidir.<br>\t6102 sayılı TTK’nın 643. maddesinin yollamasıyla, TTK 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir. Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir.<br>\t Somut olayda, davacı şirketin %25 şer pay ile ... (ölümü ile mirasçılarına), ... ve ...'e ait olduğu, münferiden şirketi temsile yetkili müdür ...’in  davacı şirkete ait  taşınmazları davalılara  satış yoluyla tapudan devrettiği ihtilafsız olup; devre konu taşınmazların şirketin aynı dönemde satılan  şirketin toplam mal varlığının %58'ini oluşturduğu, ayrıca davacı şirketin akaryakıt istasyonu işletme faaliyeti ile kurulmuş olup, akaryakıt istasyonu işletme faaliyetinin dava konusu taşınmazlarda icra edildiği, dava konusu taşınmazların şirketin asli faaliyetini yapmasını engelleyecek ölçüde bir yekün oluşturduğu, tasfiye aşamasında dahi aktiflerin toptan satım yetkisinin sadece genel kurulda olduğu, bu bağlamda taşınmazların satışı için TTK'nın 480/2-f bendi uyarınca genel kurul kararı alınması gerektiği ve satım yetkisinin sadece genel kurulda olduğu dikkate alınarak satış işleminin işleminin yoklukla malul olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/06/2022 tarih,   2020/8038 E,  2022/4957 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, <br>\tSatış işleminin  yoklukla malul olduğunun tespit edilmesi karşısında  devir ve sonrasında davalı ...'e satışa ilişkin tüm hukuki işlemlerin geçersiz hâle geldiği, yolsuz tescil niteliği kazandığı,<br>\tBilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”1022/1. maddesinde; “ Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.”, 1023. maddesinde; “ Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.\", 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî  işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” düzenlemelerine yer verildiği, değinilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunmasının zorunlu olduğu, bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı, oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku bulunmadığı , ayrıca her ne kadar davalı tarafça davacı şirket ortaklarının dava konusu taşınmazların satışından haberdar olduğu iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında dinlenen davacı tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazların satışına davacı şirket ortaklarının rıza göstermediği, hatta alıcıları dava konusu taşınmazların satışında ... dışında kimsenin rızası olmadığı yönünde uyardığı, yine  davalı tanığı  ...'nin pazarlığın ... ve yanındaki yeğeni ... ile yapıldığını ve alım satım hususunda ... ile anlaşıldığını beyan ettiği, bu durumda davalı tarafın diğer ortakların satıştan haberi ve satışa onayı olduğu yönündeki iddiasının tanık ... beyanlarıyla da örtüşmediği, bu bağlamda ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalılardan alınması gerekli olan 543.142,99 TL harçtan peşin yatırılan toplam 271.571,45‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 271.571,54‬ TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2025<br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...              ...                ...    ... <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f31db9ae40e88492","SID":"5c56c0f9913ac66e"}}