{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1474 <br>KARAR NO: 2025/368<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/06/2021<br>NUMARASI: 2019/592  Esas  2021/458 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/03/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  Davalı ile hizmet binaları teknik işletme ve bakım onarım sözleşmesi imzaladıklarını, 21 yıldır davalının İstanbul geneli hizmet binalarını, genel müdürlük binalarını, İzmir İli teknik işletmesini yaptıklarını, sözleşme hükümleri gereğince davalı 2019 yılından önce her ayın son haftasında ödemelerini yaptığını, ancak 2019 yılının l.ayından itibaren ödemelerini geciktirmeye başladığını, özellikle vergi, SSK ve personel ödemelerini geciktirdiğini, davalının sadece kendileri ile çalışıldığını bildiği halde kendilerini nakit sıkıntısına düşürmek amacıyla ödemeleri kasti olarak sürümcemede bıraktığını, 2019 yılı mayıs alacağının bir kısmı ile haziran ayının tüm ödemesinin hali hazırda ödenmediğini, faturası kesilen bir kısım alacak kalemi için (Muhtelif binalar teknik işletme bedeli) İstanbul ...İcra Müd. ... E. Sayılı dosyasından 11.06.2019 tarihinde icra takibi yapıldığını, davalının borcun tamamına ve tüm ferilerine 20.06.2019 tarihinde itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü, haksız itirazın iptali, takibin devamı, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davacının 2019 yılı Mayıs alacağının bir kısmı ile haziran ayının tüm ödemesinin yapılmadığını iddia ettiğini, ancak ilgili aylara ilişkin ödemeler, müvekkil Banka tarafından yapıldığını,davacının ödemelerin eksik ve hiç yapılmadığını iddia ederken işbu iddiasını somutlaştırması gerektiğini, davacı ile müvekkil Banka arasında \"Hizmet Binaları Teknik İşletme ve Bakım Onarım Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşme kapsamında davacı şirket, müvekkil bankanın sözleşmede belirlenen lokasyonlarında kurulu bulunan elektrik, mekanik sistem ve tesisatların teknik, işletme, bakım, onarım ve sair hizmetlerini sağlayacağını; müvekkil Banka da işin karşılığında sözleşmede aylık olarak belirlenen 190.308,11-TL ücreti davacıya ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmede ayrıca, fazla mesai saat ücretinin 20,50-TL/saat olduğu ve takip eden aylarda faturaya ilave edilip müvekkil banka tarafından davacı şirkete ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı şirketin, fazla mesai saatlerinin ve birim ücretlerin sözleşmeye uygun bir şekilde karşılığını gösterir faturayı iletmesi üzerine Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin ödemeler, davacı şirket hesabına yapıldığını, davanın reddine, lehlerine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"... Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı taraf için delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Usulüne uygun denetime elverişli bilirkişi incelemesinnde davacışirketin uyuşmazlık dönemine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı taraf ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak süresinde yaptırılmış olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla HMK M.222 VE 6102 s. TTK M.64/3 uyarınca ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu anlaşılmıştır, mali yönden yapılan incelemelere göre her ne kadar davalı taraf uyuşmazlığa konu döneme ilişkin  ticari defterlerini sunmayıp Hmk m. 222/5 gereğince  ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılsa da davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre icra takibine konu ettiği 30/05/2019 tarihli ... nolu 180.612,03 TLbedelli  faturanın 30/06/2019 tarihinde ödendiği ve yine 224230 nolu 12.703,52TL bedelli faturanın 15/07/2019 tarihinde ödendiği dolayısıyla dava açılmadan önce iddia edilen alacağın davalı tarafından davacıya ödendiği, alacağın varlığının ispat edilemediği\" gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı bankanın ödendiğini iddia ettiği tarihlerde  davacı şirket hesabına dava konusu alacağı ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu ödemeler eksik yapılmış olup fazla mesai bedeli mevzuata uygun olarak yapılmadığını, müvekkil tarafından düzenlenen Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait eksik ödenen fazla mesai bedellerine ilişkin dava konusu faturalara ait tam ve eksiksiz olarak davacı firmaya gelen herhangi bir ödeme bulunmadığını, davacıya ait tüm muhasebe iş ve işlemlerinin yerine getirilmesi görevini yürüten kimsenin şahsi hatasından kaynaklanmak suretiyle davacının ticari defterlerinde hata yapıldığını, davalının ticari defterlerinin de incelenerek karşılaştırma yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 11/06/2019 tarihinde \"muhtelif binalar teknik işletme bedeli açıklamalı\" 30/05/2019 tarihli 180.612,30 TL tutarlı ve 07/06/2019 tarihli 12.703,52 TL tutarlı 2 adet faturaya istinaden 193.315,55 TL asıl alacak, 572,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 193.887,55 TL  alacağın tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde 20/06/2019 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde 08/11/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisinden alınan 10/02/2021 tarihli raporda özetle; \" Davalı ... Bankası A.Ş. Ticari defterlerini sunmadığından davacının 2019-2020 ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı,  davacı şirketin ticari defterinin TTK 64-65-66 ve 82 Mad. ve VUK 220-226 maddesine göre açılış ve kapanış tasdikinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından VUK 215-219 Mad.  hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olduğu, incelenen ticari defterlerin  davacı lehine delil vasfına haiz olduğu kanaati edinildiği,  Davacı ... Ltd. Şirketinin incelenen 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinde, davalı ... Bankası A.Ş.'den 01/01/2020 tarihi itibariyle  1.040.972,28 TL. davalıdan alacaklı olduğu, ancak davanın açılma sebebi olan İstanbul ... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyasında davacının icra takibine konu ettiği;  30.05.2019 Tarih - 224219 Nolu 180.612,03 TL. tutarındaki fatura ile 07.06.2019 Tarih - ... Nolu 12.703,52 TL. tutarındaki faturanın; davacının kayıtlarında; 30.06.2019 ve 15.07.2019 tarihlerinde ödenmiş olduğundan itirazın iptali davasına konu edilen faturalara ilişkin borcun olmadığı tespit edildiği \" bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre ; davalı bankanın sözleşmede belirlenen hizmet binalarında kurulu bulunan elektrik, mekanik sistem ve tesisatların teknik, işletme, bakım, onarım ve sair hizmetlerinin ifası konusunda taraflar arasında  \"Hizmet Binaları Teknik İşletme ve Bakım Onarım Sözleşmesi\" imzalandığı, verilen hizmetler karşılığında tanzim olunan  \"muhtelif binalar teknik işletme bedeli açıklamalı\"  30/05/2019 tarihli 180.612,30 TL tutarlı ve 07/06/2019 tarihli 12.703,52 TL tutarlı 2 adet faturanın ödenmemesi nedeniyle 11/06/2019 tarihinde davalı banka aleyhine takip başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine 08/11/2019 tarihinde huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Yargılama aşamasında yürürlükte 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi \"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılı şartlarla uygun olarak tutulan ticari defterlerinin,  ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\" şeklindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nun 219. (1086 sayılı HUMK’nun 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nun 222/5. (6762 sayılı TTK’nun 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nun 220. (HUMK'nun 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nun 220. (HUMK'nun 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nun 220. (HUMK'nun 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK'nun 220. maddesi (HUMK'nun 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nun 222. (6762 sayılı TTK'nun 82.) maddesindeki hüküm, “I-Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. Maddesi (6102 S. TTK 1534/1m) uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nun 69. vd. (6102 sayılı TTK'nun 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. 222/4, 6762 sayılı TTK'nun 84,85 maddeleri) (Yargıtay 23 H.D. 2014/6288 E, 2015/302 K sayılı ilamı) Davacı vekili istinaf dilekçesinde davalı bankanın ödendiğini iddia ettiği tarihlerde davacı şirket hesabına dava konusu alacağı ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu ödemeler eksik yapılmış olup fazla mesai bedeli mevzuata uygun olarak yapılmadığını, müvekkil tarafından düzenlenen Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait eksik ödenen fazla mesai bedellerine ilişkin dava konusu faturalara ait tam ve eksiksiz olarak davacı firmaya gelen herhangi bir ödeme bulunmadığını, davacıya ait tüm muhasebe iş ve işlemlerinin yerine getirilmesi görevini yürüten kimsenin şahsi hatasından kaynaklanmak suretiyle davacının ticari defterlerinde hata yapıldığını, davalının ticari defterlerinin de incelenerek karşılaştırma yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. İtirazın iptali davalarının en önemli niteliği, bu davaların icra takibine bağlı, takibin devamına ya da iptaline yol açacak davalar olmasıdır. Bu nedenle, bu davalarda takip talebinde takip dayanağı olarak gösterilen belgeye bağlı olarak yargılama yapılmalıdır. Somut olayda davacı tarafça sözleşme kapsamında düzenlenen  30/05/2019 tarihli 180.612,30 TL tutarlı ve 07/06/2019 tarihli 12.703,52 TL tutarlı 2 adet faturanın ödenmediğinden bahisle takip başlatılmış, takibe yasal süresinde itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptali davası açılmıştır.  Davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre takibe dayanak 30/05/2019 tarih 180.612,30 TL fatura yönünden dava tarihinden önce 30/06/2019 tarihinde, 07/06/2019 tarihli 12.703,52 TL tutarlı fatura yönünden 15/07/2019 tarihinde fatura bedelleri ödendiğinden mahsup işlemi yapıldığı,  davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222. Maddesi uyarınca kesin delil mahiyetinde olduğu dolayısıyla takibe dayanak yapılan her iki fatura bedelinin tamamı  dava tarihinden önce davacıya ödendiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmediği itirazı yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinin ilk dört fıkrası tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazı ve delil olması koşullarını düzenlemişken, HMK'nın 222.maddesinin 5. fıkrasında ise taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarihli 2019/11-172 E. 2022/69 K sayılı ilamında; \"...Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır...\" şeklinde açıklanmıştır. Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine, diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran delil olarak dayanılması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Somut olayda ise davacının delil listesinde \"İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, tarafların ticari defterleri, tanık, bilirkişi incelemesi, yemin ve her türlü yasal delillere\" dayandığı, münhasıran davalı ticari defterlerine dayanmadığı anlaşılmakla, davalının ticari defterleri üzerinde incelememesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,  4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ebd30a23d3b0b34","SID":"41d4f4f8314f24af"}}