{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1871 <br>KARAR NO:2025/575<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/05/2021<br>NUMARASI:2020/335 Esas - 2021/537 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili ve  davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ...sayılı üzerinden ... hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, itirazın sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla haksız ve mesnetsiz olduğunu, icra takibine karşı itirazın iptali amacıyla arabuluculuk sürecinde anlaşma olmadığını, davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz durmasına yol açmak suretiyle müvekkilin alacağına kavuşmasına engellediğini, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak haklan saklı kalmak kaydı ile davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekâlet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; arabuluculuk başvuru fontumda davacı tarafça vekil olarak gösterilmelerine rağmen dava dilekçesinde vekil olarak gösterilmediklerini, müvekkilinin eşine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin dava konusu tarihlerde tacir değil esnaf olduğunu, bu sebeple de görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava konusu alacağı kabul etmemekle birlikte var olduğu iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, bu sebeple de zamanaşımı itirazlanmn olduğunu, davacı tarafın arabuluculuk başvurusunun stajyer avukat tarafından yapıldığını, avukatın yanında stajyer avukat olarak muvafakatname ile dahi işlem yapamayacağını, bu sebeple işbu davanın mütemmim cüzü olan arabuluculuk sürecinin yok hükmünde olduğu, davanın bu sebeple de reddi gerektiğini, dava konusu icra takibinin dayanağın cari hesap olduğu, müvekkil ile davacı arasında cari hesap sözleşmesinin olmadığını, cari hesap ilişkisine dayanmak için cari hesap sözleşmesinin varlığı ve yazılı olmasının şart olduğunu, dava konusu alacağın kaynağı olarak gösterilen faturaların içeriğindeki malların müvekkile teslim edilmemiş olup faturaların da müvekkile tebliğ edilmediğini, dava dilekçesi ekindeki davacı tarafından sunulan muavin deftere göre müvekkilin 26.10.2012 tarihi itibariyle davacıya borcu olmadığını, bunu takip eden 01.01.2013 tarihli açılış fişinde 30.132,00 TL borçlu göründüğünü, davacı tarafça alacağın kaynağı olarak sunulan 11.10.2012 tarihli fatura bedeli davacının sunduğu muavin deftere göre ya hiç doğmadığını ya da ödendiğini, davanın zorunlu arabuluculuk sürecinin yok olması sebebiyle usulden reddine, davanın görevli mahkemede açılmamış olması sebebiyle mahkemenin görevsizliğine, davanın yetkili mahkemede açılmamış olması sebebiyle mahkemenin yetkisizliğine, davanın dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle usulden reddine, davanın icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması ve diğer nedenlerle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yanda bırakılmasına ve davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini bilvekale talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça ... sayılı takip dosyası ile davalı aleyhinde 30.132,00-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 5.014,50-TL faizi ile birlikte tahsili için faturaya  dayalı olarak ilamsız icra takibine geçilmiş ise de; davacı tarafça düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği ile alacağa hak kazanmak için ispatı şart olan davaya konu faturaya dayanak malların davalıya teslim edildiği hususlarının dosya kapsamından ispatlanamadığı...\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, salt kendi kayıtlarında birtakım girdiler oluşturarak, müvekkilinin hiçbir şekilde haberdar olmadığı ve hatta müvekkili ... adına değil de ... isminde bir kişi adına düzenlenen sözde irsaliyelere, faturalara ve var olmayan cari hesap anlaşmasına dayanılarak ikame ettiği işbu davada, davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli kabul edilerek müvvekkili yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesine ve  %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin davalıdan 30.132,00 TL alacaklı olduğunun ortaya konduğunu, müvekkili şirketin BA/BS form bildirimlerinin incelenmesi neticesinde, uyuşmazlık dönemi olan 2011-2012 yılı mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirimde bulunulduğu görülmekte iken, davalı yanın hiçbir şekilde 2011 ve 2012 yıllarında mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA/BS bildiriminde bulunmadığının ortada olduğunu, Mahkemece müvekkilinin 2011 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiki görülemediğinden ötürü 2011 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını belirtilerek davanın reddine karar verildiğini, iş bu değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını,Mahkeme 2015 yılı envanter defteri görülemediğinden ötürü, 2015 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı değerlendirmesinde bulunduğunu, 2015 yılı taraflar arasındaki uyuşmazlık dönemi dahi olmadığından, envanter defterinin bulunmaması sebebiyle ticari defterlerin usule uygun tutulmadığı görüş ve kanaatine varılmasının haksız olduğunu, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak borca itiraz ettiğini, emsal nitelikteki Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/6822 E. 2017/8367 K. Sayılı ilamının ekli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu  karara karşı, her iki taraf vekillerince,   yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde:Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında 2011-2012 yılları kapsamında açık hesap alacağının bulunduğunu ileri sürmüş, davalı ise borcu bulunmadığını savunmuştur.İlk derece mahkemesince tarafların Ba-Bs formları celp edilmiş, ayrıca taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması ile bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, davacının Bs formu ile kendi kayıtlarında takip tutarı kadar  alacaklı görüldüğü, vergi dairesine  faturaların bildirimini yaptığı ancak davalının Ba bildirimi bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı kendi ticari defter ve kayıtlarında takip tutarı kadar alacaklı görülmekle birlikte davalı yanca ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Fatura konusu mal ve hizmetin davalıya verildiğinin de ispat yükü üzerinde olan  davacı yanca kanıtlanması gerekir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama aşamasında celp edilen Ba-Bs formaları ile alınan bilirkişi raporu içeriklerindeki tespitlere göre davacının kendi defterlerinde kayıtlı faturaların davalıya tebliğinin kanıtlanmadığı gibi, fatura konusu mal ve hizmetin davalıya tesliminin de kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda davacıya yemin teklifinin hatırlatıldığı, davacı vekilince yemin deliline dayanılmayacağının beyan edildiği de gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Davalı vekili, talep edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı bu yönden istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesince davacı tarafın takip konusu alacağının usule uygun şekilde kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  Davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca, davalının icra takibine girişmekte haksız olmasının yanında ayrıca kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir. Somut olayda davalının kötü niyeti sabit görülmediğinden, ilk derece mahkemesince davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme soncunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ca603a643c44660","SID":"953788961b1531de"}}