{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/206 <br>KARAR NO: 2025/421<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2024<br>ESAS NO: 2021/731 <br>KARAR NO: 2024/1197<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 13/09/2021<br>KARAR TARİHİ: 16/04/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, Silivri İlçesi ... Mahallesi ... Sok. ... ... Sitesi No:... de müvekkiline ait yapıda 28.09.2019 tarihli Silivri açıklarındaki deprem kaynaklı hasar meydana geldiğini, müvekkilinin 15.08.2019 başlangıç tarihli zorunlu deprem sigorta poliçesinin, 01.09.2019 başlangıç tarihli ... yuvam sigorta poliçesinin olduğunu, depremden sonra sigorta şirketlerine müracaat edildiğini, dask tarafından 7.726,70 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin eksik olduğunu, sigorta tahkim komisyonuna yapılan başvuru neticesinde yargılamayı gerektirdiğinden karar verilmediğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte DASK'tan ve 1.000,00 TL'nin hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte ... Sigorta A.Ş.'den alınıp müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 27.05.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, talebini 123.418,18 TL artırarak davalı dask yönünden talebini 113.313,30 TL, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden talebini 12.104,88 TL olarak ıslah etmiştir.<br>CEVAP Davalılar tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 28/09/2019 tarihli deprem nedeniyle oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin davada, olay tarihi 26.09.2019 itibariyle poliçenin yürürlükte olduğu, hasarının poliçe vadesi içerisinde olduğu, davacı ile sigortalı bilgilerinin aynı olduğu, poliçe üzerinde rehinli alacaklı bilgisinin bulunmadığı ve poliçe teminatının 121.040,00 TL olduğu, Dask Sigorta Bedelinin:121.040,00 TL - 7.726,70.-TL (DASK tarafından ödenen tutar. Muafiyet düşüldüğü için tekrar uygulanmamıştır.)=113.313,30 TL Doğal Afet Sigortaları Kurumu'ndan talep edilecek tutar, enkaz kaldırma masrafları poliçe kapsamı dışındadı 94,99m2 x 1.360,00TL/m2=129.186,40 TL (Heyet tarafından tespit edilen tutar)-121.040,00.-TL (DASK'ın sorumluluğu muafiyetsiz) > 8.146,40.-TL (İhtiyari Bina hasar tutarı) * 3.958,48.-TL (Enkaz kaldırma) -12.104,88.-TL ... Sigorta A.Ş.'den talep edilecek tutarın  olduğunun tespit edildiği, raporun usul ve yasaya uygun denetime açık ve gerekçeli olduğu, iş bu rapor, dask poliçesi kapsamında kalan kısım, dava konusu poliçe, sigorta konusunda uzman bilirkişi raporu, uygulanacak muafiyet durumu, davacının bedel arttırım talebi dikkate alındığında davacının talep edeceği miktarın 12.104,88.-TL olacağı, hasarın  28.09.2019 tarihli depremle meydana geldiği, zararın ortaya çıkmasından sonra iki yıllık süre geçtikten sonra, davacının ıslah tarihi olan 27.05.2024 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça, yasal süre içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu da nazara alındığında, ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, 1.000,00 TL tazminat yönünden ise, 22.12.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davalı Doğal Afet Sigortaları Kurumu Başkanlığı yönünden, davacının talebinin, mal sigortalarının bir türü olan zorunlu deprem sigorta poliçesine dayandığı; mal sigortaları bakımından, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268. maddesinde 2 yıllık zamanaşımı süresi benimsenmiş olmakla birlikte, sigortanın özel bir türü olan zorunlu deprem sigortası bakımından özel zamanaşımı süresi belirlendiğinden, ZDSGŞ'nın C.7. maddesindeki zamanaşımı hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, Zorunlu deprem sigortası genel şartlarının C.7. maddesinde; sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlendiği, somut olayda poliçenin başlangıç tarihinin 15.08.2019, bitiş tarihinin ise 15.08.2020 olduğu, DASK Genel Şartlarının C.7 maddesi uyarınca poliçeden kaynaklanan talepler, sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yılda zaman aşımına uğrayacağı için, işbu poliçeden kaynaklanan talebin 15.08.2022 tarihinde zamanaşımına uğradığı, davacının ıslah tarihi olan 27.05.2024 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafça yasal süre içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.000,00-TL tazminatın, 22.12.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Doğal Afet Sigortaları Kurumundan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine, 1.000,00-TL tazminatın,  22.12.2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece zamanaşımı süresi 2 yıl olarak değerlendirilmiş ise de ikrar hususunun dikkate alınmadığını, Dask tarafından müvekkiline zararın karşılığı olarak ödeme yapılarak poliçeden kaynaklı olarak borç ikrar edildiğini, bu sebeple zamanaşımı süresinin 2 yıl olmayıp 10 yıl üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, davalı tarafların cevap verme süresinde dosyaya cevap vermediğini, aynı zamanda davalıların zamanaşımı itirazının olmadığını, cevap dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2. maddesi uyarınca zamanaşımı def’i davacının açık muvafakati ile yapılabileceğini, davalı tarafların süresinde cevap dilekçesi vermemesi nedenlerinden dolayı zamanaşımı itirazının dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporlarında hesaplama yapılırken 94,99 m2 üzerinden hesaplama yapıldığını ama taşınmazın dıştan dışa yaklaşık ölçülerin ve sigorta poliçesindeki yazılan ölçülere göre brüt alanın 136,69 m2 olması nedeniyle hesaplamanın bu miktar üzerinden yapılması gerektiğini, ayrıca yapım bedeli, dava tarihine göre hesaplanmışsa da karar tarihindeki yapım maliyetlerinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, zorunlu deprem ve ... yuvam sigorta poliçeleri kapsamında sigortalanan konutun deprem sonucunda hasara uğraması nedeni ile meydana gelen maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait konutun ... numaralı DASK zorunlu deprem sigorta poliçesi ile davalı Dask nezdinde 15/08/2019-2020 tarihleri arasında sigortalandığı, 121.040,00 TL ile teminat altına alındığı anlaşılmıştır. Davacıya ait konutun ... numaralı ... sigorta poliçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde 01/09/2019-2020 tarihleri arasında sigortalandığı, deprem (bina)  için 98.960,00 TL ile teminat altına alındığı anlaşılmıştır. İstinaf sebeplerinin incelenmesinden, taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığı ve bu bağlamda öncelikli olarak mahkeme kararının kesin nitelikte olup olmadığı, kararın kesin olmayıp istinaf incelemesine tabi olduğunun tespiti halinde mahkemenin görevli olup olmadığının tespiti gerekmiştir. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir. Davacının her iki davalıya karşı davaları her ne kadar iş bu dosyada aynı dava dilekçesi ile talep edilmiş ise de, birbirinden bağımsız nitelikteki sigorta poliçeleri yönünden farklı davalılara karşı açılan davaların ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanması gerekmektedir. Davacı vekilinin 27.05.2024 tarihli ıslahı neticesinde davalılara karşı davalarınındaki dava değerlerinin farklılık arz ettiği, davacı vekilinin davalı DASK yönünden 112.313,30 TL, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 11.104,88 TL zamanaşımı nedeniyle reddedilen kısımlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır. İstinaf incelemesine konu kararın verildiği tarih 02/12/2024 olup mahkemece istinaf yoluna başvuran davacının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 11.104,88 TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın verildiği tarih itibariyle istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 28.250,00 TL olarak belirlenmiştir. Yani bu miktarın altında olan kararlar kesin olup, istinafa konu kararın verildiği tarih itibariyle kesin olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan yasal düzenlemeler gereğince, kanun yolu başvurusuna konu edilen davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden kararın, kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı DASK yönünden yapılan incelemede; Davacının davalı DASK yönünden 112.313,30 TL miktarındaki kısmın zamanaşımı nedeniyle reddedildiği bu kısmın da yukarıda bildirilen 02/12/2024 karar tarihi itibariyle 28.250,00 TL'nin üzerinde olması nedeniyle davacının davalı DASK hakkındaki davasının reddedilen kısmına ilişkin istinaf incelemesinin yapılması gerektiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesi; \"Bu  Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar\" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir. Somut davada, davacı gerçek kişi tüketici konumunda olduğu ve davacı tüketicinin konutuna yönelik uyuşmazlık konusu her iki sigorta poliçesinin de tüketici işlemi olduğu sigorta poliçeri ve dava tarihi itibariyle 6502 sayılı kanunun yürürlükte olduğu döneme ilişkin uyuşmazlıkta yargılamanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabit olup Asliye Ticaret Mahkemesince davanın görülerek neticelendirilmesi hatalıdır. Bu durumda davacının davalı DASK hakkındaki davasında verilen hükmün görev yönünden kaldırılması davalı ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davasında verilen hükmün ise kesin nitelikte olması nedeniyle görev hususunun bu davalı yönünden değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince karşılıklığa sebebiyet vermemek için davalı DASK hakkındaki davasının tefrik edilerek Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin davalı DASK yönünden  istinaf başvurusunun ise mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davacı vekilinin davalı DASK yönünden istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/731 E.  2024/1197 K. sayılı 02/12/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,4-Davacı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 6-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bdabfd58788111c5","SID":"13190c8e4af31a38"}}