{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1811 <br>KARAR NO:2025/568<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:16.03.2021<br>NUMARASI:2017/298 Esas - 2021/237 Karar <br>DAVA:İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ... ile davalı ... arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında, davalının fatura konusu malları satın almış olup, bununla ilgili olarak 24/11/2016 tarih, ... numaralı, 601.668,00-TL bedelli, 16/11/2016 tarih... numaralı 636.012,00-TL bedelli, 10/11/2016 tarih, ... numaralı, 562.876,00-TL bedelli, 03/11/2016 tarih, ... numaralı, 604.584,00-TL bedelli irsaliyeli faturalar ile fatura konusu malların, davacı yana teslim edildiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna rağmen davalının bir takım soyut iddialar ile müvekkillerine borç bedelini ödemediğini, bunun üzerine ilgili bedeller ihtarname ile talep edilmiş ise de borçlu tarafından bu bedelin ödenmemesi üzerine 24/11/2016 tarih ... numaralı 601.668,00-TL bedelli faturaya dayalı cari ekstre alacağı için İstanbul .... İcra Dairesi ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı fatura konusu malları satın almış olup, bununla ilgili olarak faturalar ile malların davalı yana teslime edildiğini, öte yandan fatura ve içerikleri ile ilgili olarak davalı tarafından süresi içinde herhangi bir itirazda da bulunulmadığını, bu kapsamda faturalara itiraz edilmemesi, teslim edilen malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geldiğini, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın kabulüne, ... sayılı dosyası borçlusu davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılıma giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; faturalarda geçen malların müvekkili şirket tarafından sipariş edilmediği gibi müvekkili şirkete teslim de edilmediğini, müvekkili şirket uhdesinde hiç girmediğini, faturalara ilişkin malların müvekkil tarafından sipariş edilmediği, taraflarınca keşide edilerek davacı tarafa yollanan Beyoğlu ... Noterliği' nin 20/12/2016 tarih ... nolu ihtarnamesi ve Beyoğlu ... Noterliği' nin 28/12/2016 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile bildirilmiş ve faturalara, faturaların içeriğine, faiz ve diğer hükümler dahil faturaların içeriğine süresinde itiraz edildiğini, davacı tarafın müvekkil şirkete teslim edildiğini iddia ettiği mal metrelerce kumaştır, ancak kamera kayıtlarından da görülebileceği üzere müvekkili şirkete teslim edilen herhangi bir mal olmadığını, davacı taraf müvekkil şirketin borcu olduğunu iddia ettiği alacağa ilişkin gayr-i ciddi bir şekilde 24/11/2016 düzenlenme tarihli...nolu faturayı ... sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, müvekkilinin takip konusu borca faize ve faiz oranına itiraz ettiğini beyan ederek haksız davanın reddini, davacı aleyhine % 20 ' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Gerek kök gerekse ek mali bilirkişi raporlarına göre; davacı yanın takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan dört adet faturanın toplam bedeli olan 2.405.160,00-TL tutarında alacaklı göründüğü, davalı yanın kendi defterlerinde bu dört faturanın kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle davalının kendi defterlerine göre davacıdan 18.425,10-TL alacaklı göründüğü anlaşılmıştır. Davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muhasebesel yönden  2.405.160,00-TL alacaklı göründüğü, dört faturaya konu malların tamamının teslim ediliğinin; ancak bedellerinin ödenmediğinin iddia edildiği, buna rağmen takibe yalnızca  24.11.2016 tarih ... numaralı 601.668,00 TL bedelli faturanın konu edildiği, faturalarda imzası bulunan ...'in davalı çalışanı olmakla birlikte, şirket yetkilisi olmadığı, şirkette sekreter olarak çalıştığı, faturalardaki teslim adresinin ...olduğu, buna göre toplam 222.700 metre ithal kumaşın bir apartman dairesinde tesliminin fiziken mümkün olmadığı, davacı tarafından verilen kesin süre içerisinde hareketli stok envanterinin  sunulmadığı, davacının delil olarak sunduğu whatsapp yazışmalarında, dava konusu faturaya veya bu fatura muhteviyatı ürünlere ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı, faturaların( ve dava konusu faturanın) davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadıkları, davalı şirket tarafından vergi dairesine de beyan edilmedikleri hususları birlikte değerlendirildiğinde, ... tarafından imzalanmış irsaliyeli  faturanın teslim olgusunu tek başına ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Teslim olgusunu ispat yükü üzerinde olan ve yemin deliline dayanan davacı, davalı yana yemin teklif etmiş,  davalı şirket yetkilisi, dava konusu fatura muhteviyatı kumaşın kendilerine teslim edilmediği, takibe konu edilen faturanın KDV ihtiyacı nedeniyle düzenlendiği,  davacının kendilerine bu ihtiyaç nedeniyle fatura düzenleme teklifinde bulunulduğu,  teklif kabul edilmeden davacı yanın fatura düzenleyip sekretere teslim ettiği hususlarında yemin edilmiştir. Böylece davacı yan dava ve takip konusu fatura muhteviyatı kumaşları davalıya teslim ettiğini ispat edemeği...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki ilişki kapsamında tüm irsaliyeli faturalar ve malların da aynı şekilde faturaların üzerinde yazılı olan fiili  sevk tarihlerinde karşı yana teslim edildiğini, öte yandan dosyaya sundukları çeşitli tarihlerdeki irsaliyeli faturalar incelendiğinde, taraflar arasında faturaların irsaliyeli fatura olması nedeniyle, ayrıca herhangi bir teslim belgesinin geçmişte de düzenlendiğini, bu hususta taraflar arasında  ticari teamül oluştuğunu, bu itibarla  davalı şirketin yetkilisin ... olduğu ve bu kişinin dava konusu mal ve irsaliyeli faturayı teslim almadığı, bu nedenle bu işlemin usulsuz olduğu iddia ve tespitinin hatalı olduğunu, bu büyüklükte bir şirketin tüm belgelerinin şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanının imza ettiğini  ileri sürmenin başlı başına kötüniyet göstergesi olduğunu, Dava konusu alacağın dayandığı irsaliye faturanın düzenleme tarihi ve fiili sevk tarihinin 24.11.2016 tarihi olduğunu, halbuki davalı yanca faturalara itiraz edilen ihtarname keşide tarihi 20.12.2016 tarihi olduğunu, görüldüğü üzere TTK. m. 21'de yer alan 8 günlük süreninde geçtiğini, kaldı ki, davalı tarafın gerek dosyaya sunduğu ihratnamelerde gerekse cevap dilekçesinde faturaların 24.11.2016 tarihinde değil 14.12.2016 tarihinde teslim edildiği ve yetkisiz kişiye teslim edildiği hususunda bir iddianın da ileri sürmediğini, fatura ve içeriklerine süresi içinde bir itiraz sunulmadığından, teslim edilen malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geldiğini, Tüm dosya kapsamında taraflar   arasındaki ihtilaf konusu faturalardan önce kesilmiş olan faturaların mevcut olduğu,  aynı kişi ve/veya farklı bir davalı  şirket çalışanına teslim edilen irsaliyeli fatura ve malların bulunduğu, bu malların tesliminin dosya kapsamındaki şekilde teslim edildiği, bu kapsamda taraflar arasında ticari bir teamül oluştuğu, ihtilaf konusu fatura tarihinde müvekkil şirket kayıtlarında bildirilen faturada  yer alan miktarda stok çıkışının olduğu noktalarında toplandığını, tüm bu maddi olay ve değerlendirmeler gözönüne alındığında davanın ispat edildiğini, aksi yöndeki kararın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tahkikat aşaması bitirildikten ve sözlü yargılama aşaması sırasında talep olmadan, salt davalı şirket vekilinin beyanları nazara alınarak, davanın ispat edilemediği kanaati ile  tahkikat aşamasına geri dönülerek yemin deliline dayanıp dayanmadıklarının  sorulmasının da hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ilk raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğunu, bilirkişinin irsaliyeli faturanın malları teslim anlamına geldiğini ve fiili sevk tarihinin faturayı ve malları teslim tarihi olarak sayılacağını tespit ettiğini, bu kapsamda bu rapor doğrultusunda davanın kabulü yerine reddinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin ek bilirkişi raporunun hazırlanma yöntemi ve usulu hatalı olup,  bir ticaret mahkemesi yetkisini aşar nitelikte olduğunu, mahkemenin kendisini vergi mahkemesi yerine koyduğunu,Müvekkili şirketin yapısı gereği  \"hareketli stok envanteri\" sunmasının mümkün olmadığını, kanunen böylesi bir envanter tutmadığı gibi tutma zorunluluğu da bulunmadığını, kaldı ki, 26.03.2019 tarihli dilekçeleri ile  ara kararı gereği ilgili belgeyi dosyaya sunduklarını ve sunulan belgenin yeterli olmaması ve/veya bilirkişinin istediği belge olmaması ve/veya karşılamama durumu söz konusu ise müvekkilinin  defter ve belgelerinin yerinde inceleme yapılmasının talep edildiğini, bu itibarla mahkemece \"...davacı tarafça hareketli stok envanterinin verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı ...\" gerekçesinin doğru olmadığını, bu kapsamda kabul anlamında olmamak üzere eğer hareketli stok envanteri ile ilgilide aynı yöntem uygulanması, gerekirse bu konuda başka bir bilirkişi ataması gerektiğini, bu konuda hatalı ve eksik inceleme yapıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, taraflar arasındaki kumaş satışına ilişkin ticari ilişki kapsamında davalıya teslim ettiğini iddia ettiği ürünler için 24.11.2016 tarih ... numaralı 601.668,00 TL bedelli fatura nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürmüş, davalı ise fatura konusu malların teslim olmadığını, taraflar arasında bu fatura konusu mal alımına ilişkin ticari ilişki kurulmadığını, fatura konusu malların teslim edildiği kişinin şirket yetkilisi de olmayıp, şirket merkezinde çalışan sekreter olduğunu, faturaya itiraz da edildiğini,  faturanın KDV ihtiyacı için düzenlenen bir fatura olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince tarflara ait Ba-Bs formları dosyaya kazandırılarak, taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek üzere bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından Bs formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı yanca Ba formu ile bildiriminin yapılmadığı, davacının takip ve davaya dayanak faturası ile takip ve dava konusu yapılmayan diğer faturalarında teslim alan bölümünün davalı şirkett sekreteri ... imzası bulunduğu,  faturalarda imzası bulunan ...'in davalı çalışanı olmakla birlikte, şirket yetkilisi olmadığı, şirkette sekreter olarak çalıştığı, faturalardaki teslim adresinin ... olduğu, buna göre toplam 222.700 metre ithal kumaşın bir apartman dairesinde tesliminin fiziken mümkün olmadığı, davacı tarafından verilen kesin süre içerisinde hareketli stok envanterinin  sunulmadığı, davacının delil olarak sunduğu whatsapp yazışmalarında, dava konusu faturaya veya bu fatura muhteviyatı ürünlere ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı, faturaların( ve dava konusu faturanın) davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadıkları, davalı şirket tarafından vergi dairesine de beyan edilmedikleri hususları birlikte değerlendirildiğinde, ... tarafından imzalanmış irsaliyeli  faturanın teslim olgusunu tek başına ispata yeterli olmadığı, teslim olgusunu ispat yükü üzerinde olan ve yemin deliline dayanan davacının teklif ettiği yeminin davalı şirket yetkilisince eda edildiği, bu surette davacının ispatlayamadığı davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilince mahkemece tahkikatın bitirilip sözlü yargılamaya geçilmesinden sonra, tekrar tahkikat işlemi olan yemin delili kapsamında tahkikat yapılmasının usule aykırı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. İlk derece mahkemesince 01.10.2019 tarihli oturum ara kararı ile yazılı tahkikatın bitirildiği belirtilerek sonraki celse olarak kararlaştırılan 04.02.2020 tarihli oturumun sözlü yargılama oturumu olarak icrasına karar verilmiş, 04.02.2020 tarihli oturumda ise davacı vekiline yemin delili hatırlatılmış, davacı vekilinin bu yöndeki itirazının ise reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince  04.02.2020 tarihli duruşma zabtına geçildiği surette yapılan işlemde HMK 225 vd maddeleri uyarınca  aykırılık bulunmayacağı, tahkikat işlemlerinde eksiklik olması halinde mahkemece sözlü yargılama aşamasından dönülebileceği, bu hususun taraflar açısından müktesep hak sağlamayacağı  anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince irsaliyeli  faturada teslim alan kısmının şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı gerekçesi dışında, yukarıda özetlenen gerekçeler doğrultusunda davacının alacağına dayanak irsaliyeli fatura kapsamındaki malları davalıya usule uygun şekilde teslimi kanıtlamadığı sonucu ve davacının teklif ettiği yeminin davalı şirket yetkilisi tarafından eda edilmesi nedenine dayalı olarak reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin daha önceki ticari ilişki kapsamındaki faturaların da davalı şirket yetkilisince imzalanmadığı, bu gerekçe ile davanın reddinin yerinde olmadığı yönündeki istinafı yerinde değildir.Davacı vekilince fatura içeriğinden malların ve fatura tesliminin 24.11.2016 tarihi olduğu, oysa davalı yanca faturaya 8 günlük yasal sürede itiraz edilmediği gözetilerek davanın kabulü gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı yanca faturaya ilişkin akdi ilişkinin reddedildiği de gözetildiğinde, faturaya yasal 8 günlük sürede itiraz edilmemesi veya süresinden sonra iade edilmesi, faturadaki malın fiyatı ve miktarı yönünden içeriğini doğrulayan unsur olup,  fatura içeriğinin teslim yükümlülüğünü kanıtlamaya etkisi olmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde değildir.Ayrıca dosyaya çıktıları sunulduğu anlaşılan  08.11.2016 tarihli watsup yazışmaları içeriği de dikkate alındığında, faturaya dayalı mal teslimi yapılmadığına dair davalı savunmalarına itibar etmek gerekmiştir. HMK 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğindedir. İlk derece mahkemesince fatura içeriği, taraf ticari defter kayıtları, Ba-Bs form bilgileri, delil olarak sunulan watsup yazışmaları ile davacının delil olarak dayandığı yemin sonucuna göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacı vekilinin ilk alınan kök rapor içeriğindeki tespitlere göre mahkemece davanın kanıtlandığı sonucu ile hüküm kurulması gerektiği yönündeki istinafı da yerinde değildir.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c918c0b43b0ff4c","SID":"66fd80203999b26e"}}