{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1471 Esas<br>KARAR NO:2025/353 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/97 Esas -  2022/431 Karar <br>TARİH:11/05/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:29/01/2021<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY  2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/98 ESAS - 2021/449 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  tarafların arasında palet geri dönüşüm lojistiği kapsamında ticari ilişki kurulduğunu, davalının kullanılmış paletlerini müvekkili şirkete sattığını, müvekkilini satın aldığı paletleri toplayıp inceledikten sonra standartlara uygun ise teslim aldığını ve ücretini davalıya ödediğini, davalının palet toplama noktalarında artık müvekkili ile çalışmayacağını belirterek müvekkili şirketin paletleri teslim almasını imkansız hale getirdiğini, davalı borçluya Bakırköy ...Noterliği’nin 07/02/2019 tarihli ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen ihtarnamedeki taleplerin yerine getirilmediğini, ticari ilişki çerçevesinde davalıya yüklü miktarda palet satışı yapıldığını, sözleşme ilişkisi çerçevesinde davalıya satışı gerçekleştirilen paletlerin aynı sayı ve koşullarda müvekkili şirkete fatura edilerek teslim edilmesinin gerektiğini, borçlu şirketin 06/02/2019 tarihinde ticari ilişkinin son bulduğunu ve müvekkili şirketin paletleri teslim alma yetkisinin olmadığının bildirildiğini, müvekkilinin kendisine faturalandırılan paletleri teslim alamadığını, teslim edilmesi gereken 32.576 adet paletin teslim edilmediğini, paletlerin olduğu yer bilgisinin verilmediğini, müvekkilinin teslim edilmeyen 32.576 adet palet için 15/02/2019 tarihli faturayı tanzim ettiğini, ödeme yapılmaması üzerine ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  icra takibinin 16/05/2019 tarihinde başlatılmış olması nedeniyle açılan davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımından reddinin gerektiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesinde sunulan sözleşme örneğinin ticari ilişkinin genel hatlarını belirlemek ve davacı tarafın teklifleri için sunulan matbu bir sözleşme olduğunu, tarafların imza yetkilileri tarafından imzalanmadığını, tarafların çalışmaya başladıkları dönem öncesine ait paletlerin davacı tarafından alınmayacağı hususunun gerçeği yansıtmadığını, davalı yanın davacı şirketten sattığı suları paketlemek için palet satın alacağını, alınan paletlerin müvekkili şirkete ait sular ile paketlenip bayilere satılacağını, bayiler suları satın aldıktan sonra davacının paletleri toplayıp gerekli yenilemelerden sonra tekrar davalıya satacağını, müvekkilinin taraflar arasında anlaşma sağlandığı gün bayilerine paletleri sadece davacının toplayacağını bildirdiğini, bu hususta ihtilaf bulunmadığını, üzerinde durulması gereken hususun davalının daha önce sattığı suların paletlerin akıbeti olduğunu, zira müvekkilinin anlaşma öncesinde de bayilere su sattığını ve bayilerde bu ilişkiden dolayı paletler olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacının önceki dönemde bayilere verilen paletleri de toplayacağını, fakat davalı tarafın bunu hemen fatura etmeyerek yıl sonunda yapılan sayım ile fatura edeceğini, bu hususun davacı tarafından sunulan teklif formunun 2.maddesinde ve tarafların yetkililerinin birbirleri ile yaptıkları mail yazışmalarından da anlaşılacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği önceki döneme ilişkin paletlerin davacı tarafa satılamayacağı hususunun gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin sözleşmeye aykırı olarak tüm bayilerden paletleri toplamadığını, sözleşme süresi dolmadan fiyat artışına gittiğini, anlaşma sona erdirildikten sonra davacıya paletleri toplaması için makul süre verildiğini, ticari uyuşmazlığın temelinin davacının önceki döneme ilişkin topladığı paletleri kabul etmemesi ve anlaşma sona erdikten sonra kendisine ait paletleri toplamamasından veya toplamasına rağmen bunları faturalandırmamasından kaynaklandığını, önceki dönem toplanan paletlere ilişkin 31/01/2019 tarihli 212.400,00 Tl bedelli faturayı kesip davacı şirkete bildirdiğini, davacı şirketin süresinden sonra faturayı iade ettiğini, verilen makul sürede paletler toplanmamış ve müvekkili şirkete 15/02/2019 tarih, 599.274,16 TL’lik faturayı kestiğini, davacı tarafça hukuka aykırı olarak kesilen iki adet faturanın davacı şirkete iade edildiğini, taraflar arasında 08/03/2019 tarihinde cari hesap mutabakatı yapıldığını, ilgili tutarın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkilinin borçlu değil, kabul edilmeyen fatura ve toplanıp faturası kesilmeyen paletlerden dolayı alacaklı konumunda olduğunu belirterek davanı reddini talep etmiştir. Cevaba cevap; davacı vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekraren davanın kabulünü talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA;DAVA;Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle;tarafların arasında palet geri dönüşüm lojistiği kapsamında ticari ilişki kurulduğunu, davalının kullanılmış paletlerini müvekkili şirkete sattığını, müvekkilini satın aldığı paletleri toplayıp inceledikten sonra standartlara uygun ise teslim aldığını ve ücretini davalıya ödediğini, davalının palet toplama noktalarında artık müvekkili ile çalışmayacağını belirterek müvekkili şirketin paletleri teslim almasını imkansız hale getirdiğini, 30/01/2019 tarihli yazılı mutabakat ile tespit edilen cari hesap ilişkisinde vadesi gelen 793.357,01 TL’lik borcunu ödemediğini, davalı borçluya Bakırköy ...Noterliği’nin 07/02/2019 tarihli ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen ödemelerin yapılmadığını, netice itibariyle davalının cari hesap kaynaklı borcunu ödemediğini, ödeme yapılmaması üzerine ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Cevap; davalı vekili  tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığını, tarafların çalışmaya başladıkları dönemden öncesine ait paletlerin davacı tarafından alınmayacağı hususunun gerçeğe aykırı olduğunu, davacının sözleşmeye aykırı olarak bayilerin tümünden paletleri toplamadığını ve sözleşme süresi dolmadan fiyat artışına gittiğini, anlaşma sona erdikten sonra paletlerin toplanması için davacıya makul süre verildiğini, taraflar arasındaz 08/03/2019 tarihinde cari hesap mutabakatı yapılarak ödendiğini, davacı yanın talebinin faturaya mı cari hesap ilişkisine mi dayalı olduğunun açıklatılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Cevaba cevap; Davacı vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle;  dava dilekçesindeki beyanlarını tekraren davanın kabulünü talep etmiştir. Asıl ve birleşen davaya; davalı vekili tarafından sunulan ikinci cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili tarafından kesilen 12/02/2019 tarihli, 212.400,00 TL bedelli faturanın süresinden sonra iade edildiğini, süresinde faturaya itiraz etmeyen tarafın faturaya konu işin yapıldığını kabul etmiş olmakla bunun aksini ispatlama yükümlülüğünün faturayı zamanında iade etmeyen tarafta olduğunu, taraflar arasında 08/03/2019 tarihli cari hesap mutabakatına rağmen davacı tarafça hem cari hesaba hem de faturaya dayalı icra takibi yapıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin her iki icra dosyası kadar borcunun bulunmadığını, asıl davaya konu icra takibinin palet iadesi ilişkin kesilmiş faturaya ilişkin olup söz konusu faturanın müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/05/2022 tarih ve 2021/97 Esas -  2022/431 Karar sayılı kararında;\"Asıl dava ve birleşen mahkememizin 2021/98 esas sayılı dosyası ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, arasında palet geri dönüşüm lojistiği kapsamında ticari ilişki kurulduğu hususunda ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık konularının taraflar arasında yazılı sözleşme olup olmadığı, bu sözleşme gereğince ticari ilişkinin kapsamı, taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapılıp yapılmadığı, bu mutabakat çerçevesinde ödeme yapılıp yapılmadığı, asıl dava dosyasında fatura ve birleşen dosyada cari hesap nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, her iki takip dosyası ile mükerrer talepte bulunulup bulunulmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. ... sayılı dosyası celbedilmiş olmakla tetkikinde, davacı tarafından 599.274,61 TL’lik fatura alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca itirazı ile takibin durduğu anlaşılmıştır. ... sayılı dosyası celbedilmiş olmakla tetkikinde, davacı tarafından 793.357,01 TL cari hesap alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca itirazı ile takibin durduğu anlaşılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın tespiti amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde SMM bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yapılması için Sakarya Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.Davacı şirketin ticari  defterlerinin incelenmesi  sonucunda ... tarafından düzenlenen raporda, davacının 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin T.T.K. ve V.U.K. Hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının ticari defterlerinde; asıl dava konusu olan icra takibinin açıldığı 14/03/2019 tarihinde icra takibine dayanak olarak gösterdiği 15.02.2019 tarihli 599.274,61 TL tutarlı faturayı da kapsayan cari hesap bakiyesi nedeniyle davalı şirketten 1.362.056,25 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, birleşen dava konusu olan icra takibinin açıldığı 16/05/2019 tarihimde ise ilk icra takibinin açıldığı tarihteki 552.896,38 TL ve 12.877,34 TL tutarlı davalı ödemeleri uyarınca aynı zamanda asıl dava konusu icra takibine dayanak olan 15.02.2019 tarihli 599,274,61 TL tutarlı faturayı da kapsayan cari hesap bakiyesi nedeniyle davalı şirketten 796.282,53 TL alacaklı gözüktüğü, dosya mevcudu kayıt ve belgelere göre davacının asıl dava konusu İcra takibine dayanak yaptığı 15.02.2019 tarihli 599.274,61 TL bedelli fatura ile davalının cari hesabına kaydettiği 12.02.2019 tarihli 212.400.00 TL bedelli iade faturasının davalı yanca benimsenmediği, bunun dışındaki tüm davacı faturaların ise davalı yanca benimsendiği, tarafların 08/03/2019 tarihinde 599.274.61 TL bedelli ve 212.400,00  TL  bedelli faturalar dışında kalan 554,055,54 TL cari hesap borcu yönünden mutabık oldukları ve bu cari hesap borcunun davalı tarafça ödendiği hususlarının anlaşıldığı, davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde henüz bilirkişi incelemesi yapılmadığından nihai borç / alacak durumu ile ilgili olarak bu aşamada sağlıklı ve kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, Sayın Mahkemece davalı şirketin ticari defler ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için Sakarya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmasına karar verilmiş olmakla talimat raporu alındıktan sonra dosyanın yeniden tarafına tevdii durumunda nihai borç / alacak durumunun değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda Sakarya AHM'de düzenlenen raporda,  davalının 2017, 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin T.T.K. ve V.U.K. hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının ticari defterlerinde; davacının 12.02.2019 tarihinde 12 bin adet tahta palet iadesi için düzenlediği 180.000 + KDV=212.000 TL tutarındaki faturanın davalı kayıtlarına alınmadığı, davacının 15.02.2019 tarihinde 32.576 adet palet için düzenlediği 507.859,84 + KDV=  599.274,61 TL tutarındaki faturanın davalı kayıtlarına alınmadığı, davalı ile davacı arasında 8.3.2019 tarihinde yapılan mutabakat sonucu tespit edilen 554.055,54 TL bakiyenin, 13.03.2019 tarihinde 552.896,38 TL tutarındaki 12 adet çek ve 01.07.2019 tarihinde 12.877,34 tutarındaki temliknameye istinaden yapılan ödemeler sonrasında 11.718,18 borçlu gözüktüğü, davalının  davacı ile çalışmaya başladıkları tarihten öncesine ait palet alacaklarının ...’e devredilmesinden kaynaklı olarak düzenlendiğini ifade ettikleri 212.000 TL tutarlı faturanın dayanağı olarak, kendi müşterisi ... A.Ş. (A101) tarafından davacıya teslim edildiğine dair irsaliye, teslim tutanağı vb deliller sunulamadığı ve taraflar arasında usulüne uygun olarak düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmadığı nedenleri ile söz konusu faturanın iadesinin davalı tarafça kabul edilmesinin uygun olacağı, davacının ticari ilişkinin son bulması nedeniyle paletleri teslim alma yetkisinin kaldırılması sonrası, kendisine önceden faturalandırıldığını iddia ettiği paletleri teslim alamadığı iddiası ile düzenlediği 599.274,61 TL tutarındaki fatura içeriği 32.576 adet palet hesabı için davalının kayıt ve defterlerinde yapılan incelemede bu şekilde bir sonuç tespit edilemediği, davacının bu hesabı ne şekilde yaptığının detaylandırılması ve iddiasını ispatlaması gerektiği belirtilmiştir. Davacı taraf  davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin davalı tarafça haksız olarak sonlandırıldığını, davalının geri teslimi gereken 32.576 adet palet için düzenlenen fatura nedeniyle 599.274,61 TL tutarında ve bunun dışında cari hesap ilişkisi nedeniyle 793.357,01 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı taraf ise ilişkinin haklı sebeple sonlandırıldığını, ihtilafın davacının anlaşma öncesindeki döneme ilişkin topladığı paletleri kabul etmemesinden ve anlaşma sona erdikten sonra kendisine ait paletleri toplamamasından veya toplamasına rağmen bunları faturalandırmamasından kaynaklandığını, davacının ticari ilişkiye aykırı olarak düzenlediği 599.274,61 TL bedelli ve 212.400,00 TL bedelli faturalar ile haksız alacak kalemi oluşturulduğunu, davacı ile borç mutabakatı yapıldığını ve davacıya borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir.Taraflar arasında palet alışverişine dayalı ticari ilişki bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafın incelenen ticari defter ve belgelerine göre asıl dosyaya konu icra takip tarihi itibariyle 1.362.056,25 TL, birleşen dosyaya konu icra takip tarihi itibariyle ise (asıl dava konusu 599.274,61 TL bedelli fatura ile birlikte) 796.282,53 TL alacaklı olduğu; davalı yan ticari defter ve belgelerine ise icra takiplerine konu faturaların davalı ticari defterlerinde yer almadığı,  davalının yapılan ödemeler nedeniyle 11.718,18 TL davacıdan alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.Tarafların incelenen BA-BS kayıtlarına göre ise davacının asıl dava konusu icra takibine dayanak yaptığı 15/02/2019 tarihli, 599.274,61 TL bedelli fatura ile davalının cari hesabına kaydettiği 12/02/2019 tarihli, 212.400,00 TL bedelli iade faturasının davalı yanca vergi dairesine bildirilmediği, bunun dışındaki davacı faturalarının ise davalı yanca kabul edilerek vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan 08/03/2019 tarihli cari hesap mutabakatına göre ihtilaflı faturalar dışında kalan 554.055,54 TL cari hesap borcu yönünden tarafların mutabık oldukları ve bu tutarın da davalı tarafça ödendiği sabittir. Davacı yan cari hesap mutabakatı dışında bakiye alacağı bulunduğunu  ispatlayamamış, bu hususa ilişkin tek taraflı düzenlenen fatura dışında belge ve delil sunamamış olup, asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Asıl davanın ve birleşen 2021/98 E sayılı davanın subut bulmadığından REDDİNE,'' karar verilmiş ve asıl davada ve birleşen davada verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda izah edilen ticari koşullarda tarafların anlaşması olmasına rağmen Davalı/Borçlu, taraflar arasındaki ticari ilişkin başladığı tarihten önceki döneme ilişkin tüm paletlerini toplu olarak Müvekkili Şirket'e sattığını ifade ederek 31.01.2019 tarihli faturayı düzenlediğini ancak Müvekkili Şirket'in palet toplama noktalarına artık Müvekkil Şirket'in yetkili olmadığını bildirerek Müvekkil Şirket'in satın aldığı ve ücretini ödediği 32.798-adet paleti toplamasını imkansız hale getirmiş dolayısıyla teslimini yapmadığını; müvekkili Şirketin de bu doğrultuda 15.02.2019 tarihli ... numaralı faturayı düzenleyerek 599.274,61-TL borcunu Davalı'ya bildirdiğini; işbu fatura alacağına dayalı olarak da icra takibi başlatıldığını, Davalı'nın itirazı üzerine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/97 E. numaralı dosyasıyla itirazın iptali davası ikame edildiğini, Yine yukarıda izah edilen ticari ilişki kapsamında ise Davalı, Müvekkili Şirket ile çalışmaya başlamadan evvel mevcut olan 12.000-adet palet bakiyelerini de Müvekkil Şirket'in onayını almaksızın Müvekkil Şirket'e 31.01.2019 tarihli fatura ile faturalandırdığını; taraflar arasındaki imzalı ve yerel mahkeme tarafından da kabul gören sözleşmede Davalı'nın önceki döneme ait palet bakiyelerini Müvekkil Şirket'e faturalandırmasının mümkün olmadığını; hal böyle olunca da Müvekkili Şirket tarafından haksız kesilen faturaya istinaden 12.02.2019 tarihli 212.400-TL tutarında fatura düzenlenerek gönderildiğini; davalının bu tutarı da kabul etmediğini; taraflarınca da bu fatura ve cari hesap ekstresine dayalı olarak ve 30.01.2019 tarihli cari hesap ekstre mutabakatı ile de ortaya konan 793.357,01-TL tutarındaki borcuna ilişkin icra takibi başlatılarak ardından itirazın iptali davası ikame edildiğini, Yukarıda izah edilen hususlar dosyaya mübrez cari hesap ekstresi, mutabakat formları, ihtarnameler, imzalı irsaliye formları ile de ispatlıyken Yerel Mahkeme tarafından iki farklı bilirkişi raporu alınarak karşılaştırılmadan ve delillerimizin tamamı celp edilmeden davanın reddine karar verildiğini; hal böyle olunca da istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin taraıflarına hasıl olduğunu,Yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile tesis edilen kararın hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde; Müvekkil Şirket defterlerine göre Müvekkil Şirket alacağının 1.362.056,25-TL, davalının defterlerine göre ise davalının alacağının 11.718,18-TL olduğu,Müvekkil Şirket'in cari hesap mutabakatı dışında bakiye alacağının bulunduğunu ispatlayamadığı,Müvekkil Şirket'in iddia ettiği alacaklar yönünden tek taraflı olarak düzenlenen fatura dışında belge ve delil sunamamış olduğunu dolayısıyla alacaklı olduğunu ispatlayamadığı belirtilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, Yerel Mahkeme gerekçesinin aksine Müvekkili Şirket üzerine düşen tüm ispat yükümlülüğünü yerine getirmiş olup kendisine teslim edilmeyen ürünlerin teslim edilmediğini daha nasıl ve ne şekilde ispatlayabileceği taraflarınca anlaşılamamakta olduğunu; gerçekleşmeyen bir olayın ispatının zordan da öte imkansız olup, Yerel Mahkeme tarafından böyle bir ispat şartının taraflarınca yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddinin hukuken kabul edilebilir olmadığını; müvekkili Şirket nezdindeki tüm bilgi ve belgelerin, Müvekkil Şirket ticari defter ve kayıtları, Müvekkil Şirket'in teslim ettiği mallara ilişkin sevk irsaliyeleri dosyaya sunulduğunu, davalının faturalarına konu ettiği malların teslimine ilişkin ise davalı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiği, ticari defter ve kayıtların incelenmesinden kastın da yalnızca faturaların deftere işlenip işlenmediği değil, deftere işlenen faturaların dayanak belgelerinin de incelenmesi gerektiği taraflarınca belirtildiğini; yani diğer bir anlatımla,Yerel Mahkeme davalının faturalarına konu ettiği ve taraflarınca itiraz/iade edilen bu faturalarda belirtilen emtianın davalı tarafından teslim edildiğinin ispatını aramak yerine, müvekkili şirket tarafından teslim alınmadığına dair hukuk ve genel mantık kurallarına aykırı bir ispat arayışına girdiğini; hal böyle iken de Yerel Mahkeme itirazları doğrultusunda davalıdan ilgili belgeleri celp ederek ek rapor almak yerine doğrudan eksik incelemeyle hukuka aykırı şekilde hüküm tesis etmiş olup işbu sebeple Yerel Mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını,Taraflarınca dosyaya celp edilen ve davaya konu uyuşmazlığı açığa kavuşturabilecek sevk irsaliyeleri yerel mahkeme ve bilirkişi tarafından da incelenmediğini; dolayısıyla yalnızca ticari defterleri inceleyerek karar veren yerel mahkeme davayı aydınlatma görevini yerine getirmediği gibi adil yargılanma hakkını da ihlal ettiğini,Yerel Mahkemenin, taraflarınca teslim alınmayan paletlerin teslim alınmadığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini; oysa ki dosyaya mübrez sevk irsaliyeleri ve palet bildirim-toplama ilişkin liste incelendiğinde; Davalı'nın Müvekkil Şirket'e faturalandırarak bildirimini yaptığı 166.194-adet paletten 133.396-adetini toplamış bakiye 32.798-adet paleti toplayamadığını; bu hususun aşağıda ekran görüntüsüne yer verdikleri gönderim/bildirim tablosu ile de sabit olduğunu,¸Ekte sunmakta oldukları toplama evraklarının da bu hususun doğruluğunu birebir tevsik eder nitelikte olduğunu; diğer bir anlatımla Davalı'nın Müvekkili Şirket'e fatura ettiği palet sayısı kadar paleti teslim etmediği basit bir incelemeyle dahi anlaşılabilmekte olduğunu; faturaların tamamının içeriğinde kaç adet palete ilişkin olduğu açık bir şekilde yer almakta olduğunu; Mahkeme tarafından bu belgeler üzerinde veya davalının fatura içerikleri üzerinde hiç bir inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verdiğini, Davalı tarafından dosyaya sunulan excel listesinde de Müvekkil Şirket'in toplayamadığı bakiye palet adeti açık bir şekilde anlaşılmakta olduğunu; davalı Müvekkil Şirket'in toplayamadığı palet adetini eksik de olsa dosyaya sunmuşken Mahkeme tarafından davaları ispat edilemediğinden bahisle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu; diğer bir ifadeyle mahkeme dosyayı aydınlatma görevini yerine getirmediğini; sırf bu husus dahi kararın ortadan kaldırılarak teslim evrakları, irsaliyeler ve toplama belgeleri üzerinde de inceleme yapılarak dosyanın yeniden incelenmesi gerektiğini ortaya koymakta olduğunu,Bunlara ek olarak dosya kapsamı incelendiğinde davalı/borçlunun düzenlemiş olduğu faturaları Müvekkil Şirket'e tebliğ ettiğini ispatlayamadığı görülmektedir. Müvekkil Şirket'in süresi içerisinde faturalara itiraz etmediğini kabul edebilmek için öncelikle dava konusu faturaların ve fatura içeriklerinin (sevk irsaliyesi) Müvekkil Şirket'e usul ve yasaya uygun şekilde tebliğ ettiğinin açık olması gerekmekte olduğunu; davalı/borçlu tarafından dosyaya bu yönde bir delil sunulamadığını; faturaları ve fatura içeriği sevk irsaliyelerini teslim alan imzasının Müvekkili Şirket müdürüne veya Türk Borçlar Kanunu'nun (\"TBK\") 547-552. maddelerinde belirtilen ticari mümessili, ticari vekili veya diğer tacir yardımcısı durumunda bir kişiye ait olması gerektiğini ancak taraflarına belirtildiği şekliyle yapılan bir fatura ibrazı ve tebliği söz konusu olmayıp, bu durumda da faturaların tebliğ edildiği ancak süresi içerisinde Müvekkili Şirket'in itiraz etmediği gibi bir sonuca varılabilmesi hukuken mümkün bulunmadığını; yerel mahkeme tarafından bu yönde bir inceleme yapılmadığından karar eksik ve hukuka aykırı olup ortadan kaldırılması gerektiğini,Hiçbir şekilde aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte; somut olayda davalının palet satışına ilişkin düzenlemiş olduğu faturalar usul ve yasaya uygun bir şekilde düzenlenmediğini; dolayısıyla ispat yükünün davalı/borçlu'ya ait olduğunu, Faturada bulunması gereken asgari özelliklerin şu şekilde olduğunu;Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı;Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.) Faturanın içeriğinden kast edilenin, faturayı tanzim eden tarafından faturaya yazılan mal veya hizmetin, adedi, açıklamaları, tutarı ile fatura üzerinde yapılan bedeli ile ilgili hesaplamaları ve sunulan hizmet veya satılan mal ile ilgili bilgileri içerik olarak kabul etmek gerektiğini; satılan mal veya hizmet ile ilgili olan bu bilgilerin yanında, faturanın tarihi, malın sevk tarihi ve alıcı ile ilgili bilgiler de içerik olduğunu,Bütün bu bilgilerin tamamının sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olan ve ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştirmeyen ve diğer tarafın durumunu ağırlaştırmayan ve sonradan faturaya ilave edilmemiş kayıtlar olması gerektiğini; dolayısıyla faturanın zorunlu ve olağan içeriği olan bu bilgilerin kabul edilmesi, diğer bir anlatımla yapılan ticari  anlaşmanın ifa aşamasında  faturaya dökülmüş hali ile tam uygunluğu halinde faturanın içeriğinin (münderecatının) tam ve doğru olduğu kabul edilebilir olduğunu; bunun dışındaki bir durumda 8 gün içinde itiraz edilmemiş bir fatura kabul edilmiş sayılmayacağını; somut olaylarında davalı/borçlu tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiye aykırı şekilde, Müvekkili Şirket'e paletlerin bulunduğu yere ilişkin bilgi verilmeden, bir başka deyişle mal teslimi yapılmadan fatura düzenlendiğini; hal böyle olunca da ortada usulüne uygun bir fatura bulunmadığını, TTK’nın 23/2 maddesi uyarınca keşide edilen faturaya itiraz edilmemiş olması halinde fatura münderecatının kabul edilmiş sayılacağı hükmü ancak taraflar arasında faturanın keşide edilmesine neden olan akdi ilişkinin ispat edilmesi durumunda geçerli olduğunu,  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi T. 8.6.1988 E. 1988/60 K. 1988/3809) Davaya dayanak alınan faturanın Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi gereğince kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı olduğunun kabul edilebilmesi için, fatura konusu işle ilgili yanlar arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olması zorunludur. Mahkemenin kabulünde ve somut olayda olduğu gibi, açıklanan koşullar gerçekleşmeden sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamaz. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 07.03.2008 E. 2007/2029 K. 2008/1483) Hal böyle olunca, Müvekkili Şirket'in süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğinden bahisle ispat yükünün Müvekkil Şirket'e geçmiş olması kabul edilemeyeceğini; ortada usul ve yasaya uygun bir şekilde düzenlenmiş fatura bulunmadığından fatura içeriğini ispat yükünün davalı/borçluda olduğunu; Yerel Mahkeme tarafından yanılgıya düşülerek ispat yükünün Müvekkil Şirket'e ait olduğu şeklinde hüküm tesis edilmesinin kabul edilemeyeceğini, Hiçbir şekilde aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte; faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması, fatura içeriğini kabul anlamına da gelmemekte olduğunu,Davalı tarafından düzenlenen faturaya Müvekkili Şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini kabul anlamına gelmemekle birlikte süresi içerisinde itiraz edilmemiş olsaydı dahi bu durum fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmemekte olduğunu; Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda olduğunu,\"Oysa, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır.\" (Yargıtay 11. H.D. E. 2004/7832 K. 2005/4738 T. 5.5.2005) Yerel Mahkeme dosyasına daha önce ibraz etmiş oldukları sevk irsaliyeleri ve faturalar incelendiğinde de görüleceğini, Müvekkili Şirket tarafından davalıya 30.536 adet palet satışı gerçekleştirilmiş ve paletler davalı tarafından belirtilen adreslere teslim edildiğini, bu hizmetin karşılığı olarak da davalıdan 11.472 adet palet satın alındığını; palet satışlarından değeri 80.804,04.-TL olan 11.413 adet palet Müvekkil Şirket’e karşı fatura edilmiş olmasına rağmen Müvekkil Şirket’e teslim edilmemiştir. Davalı taraf işbu paletlerin Müvekkil Şirket'e iade edildiğini yahut bulunduğu yeri bildirdiğini ispat edememiş olduğundan ticari defter ve kayıtlarında ne gözükürse gözüksün Müvekkil Şirket'e karşı borçlu konumdadır ve bu durumun aksini kanıtlayabilmiş değildir. Hal böyle olunca da davamızın kabulünü talep etmekte olduklarını, Yerel mahkeme tarafından taraflarınca dosyaya sunulan irsaliye faturaları incelendikten sonra davalı/borçlu'ya kesin süre verilerek ticari defter ve kayıtlarına işlediği faturalarının içeriklerine yönelik belgeleri dosyaya sunması istenmesi gerektiğini; eksik incelemeye dayalı yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili Şirket davalı/borçlu'ya teslim ettiği mal ve hizmete ilişkin tüm sevk irsaliyelerini ve faturaları dosyaya sunduğunu, bu kapsamda fatura içeriklerini ispat ettiğini;  Müvekkili Şirket'in iddiası, davalı/borçlunun Müvekkili Şirket adına kesmiş olduğu faturada yer alan malları Müvekkili Şirket'e teslim etmediği yönünde olduğunu; müvekkili şirketin kendisine teslim edilmediğini iddia ettiği ürünleri kendisine teslim edilmediğini ancak davalı/borçlu kayıtları ile ispat edebileceğinin aşikar olduğunu; aksi halde olmayan bir şeyin ispatının mümkün olmayacağını; bu sebeple davanın ispatı için taraf ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını,Yerel Mahkemece de her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğini; ancak, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda eksik inceleme yapılmış olduğundan rapora itiraz ederek davalı/borçlunun ticari defter ve kayıtlarında yer verdiği faturaların içeriğinde yazılı olan mal teslimine yönelik sevk irsaliyelerinin de incelenmesi talep edildiğini; yerel mahkemece talepleri ve itirazları doğrultusunda davalı/borçluya Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (\"HMK\") 219. Maddesi uyarınca  süre verilerek ticari defter ve kayıtlarına işlediği faturaların içeriğine yönelik sevk irsaliyelerini dosyaya sunması istenmesi, yine ibrazı istenen belgeler verilen süre içerisinde sunulmaz ise de HMK'nın 220. maddesi uyarınca bizim beyanlarımıza göre hüküm tesis etmesi gerekmekte  olduğunu, Tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğu MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.(2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.Tarafın belgeyi ibraz etmemesi MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. Yargıtay içtihatları uyarınca da taraf ticari defter ve kayıtları mali müşavir tarafından incelenmeden önce, uyuşmazlık konusu faturalarının içeriğine yönelik inceleme yapılması, sevk irsaliyeleri ve faturaların tebliğine ilişkin belgelerin incelenmesi, akabinde elde edilen veriler doğrultusunda ticari defter ve kayıtların incelenmesi gerekmekte olduğunu, \"...Davacı, dava dışı ...'dan aldığı otogazı davalılara sattığını iddia etmektedir.Dosya içerisinde bulunan davacının davalılara otogaz satışına ilişkin faturalarının altında bu gazın davacı tarafından dava dışı ...'dan alımına ilişkin başka bir satış faturası ve ...'ın satış faturasına ilişkin sevk irsaliyesi bulunmaktadır.Bu sevk irsaliyesinde sevk eden satıcı dava dışı ... ve sevkedilen alıcı davacı olmakla birlikte sevk irsaliyesinin alt bölümünde teslim eden olarak bu kere teslim alan davacının ismi bulunmakta ve teslim alan yerinde başka bir imza bulunmaktadır.Yine ürünün yüklendiği aracın plakası bulunmaktadır.Davacının iddiası dava dışı ...'dan aldığı ürünü doğrudan davalılara teslim ettiği şeklinde olduğundan ve sevk irsaliyesinin altında böyle bir ibare bulunduğundan mahkemece sevk irsaliyesinin altında teslim eden davacı şirket ticaret unvanı altındaki gerçek kişi isimler ile imzaların ve teslim alan imzasının kime ait olduğu hususunda davacıdan açıklama istenip,eğer ürünü teslim alan imzasının davalılardan herhangi birinin müdürü veya TBK'nun 547-552. maddelerinde belirtilen ticari mümessili, ticari vekili veya diğer tacir yardımcısı durumunda bir kişi olduğu iddia ve ispat edildiği takdirde bu ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir.Ayrıca temel ispat kuralı bu olmak yanında konuyu aydınlatabilmek için malın yüklendiği araç plakasının irsaliye tarihinde kime ait olduğunun sorularak davalı şirketlere ait olması durumunda bunun da delil nitelendirilerek değerlendirilmesi gerekir.Bu şekilde saptama yapıldıktan sonra dosyanın,konusunda uzman mali müşavir muhasebe bilirkişisine tevdii ile davacı defterleri bu verilerle incelettirilip bu aşamada davalı şirketlerde defterlerini vermek isterlerse bunlar da incelettirilip sonucuna göre davacının her bir davalıdan ayrı ayrı alacağını tespit ettirmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.Bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.\" (Yargıtay 19. H.D. E. 2018/2153 K. 2019/4654 T. 7.10.2019)\"Davacı satıcı, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağının dayanağını teşkil eden fatura ve sevk irsaliyelerini incelemeye sunmak zorundadır. Usulüne uygun tutulmayan ticari defterler sahibi lehine delil teşkil etmeyeceğinden davalının da ticari defterleri incelenerek uygun sonuç dairesinde bir hüküm verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\" (Yargıtay  19. HD., E. 2011/7699 K. 2012/828 T. 25.01.2012) \"Davalı Belediye itiraza konu 26.03.2009 ve 31.03.2009 tarihli faturalara konu malların satın alınmadığını savunarak hukuki ilişkiyi kabul etmemiştir. Bu durumda ispat yükü davalıya mal sattığını ve teslim ettiğini iddia eden davacı tarafa aittir. Davacının bu faturalar için geçerli bir sevk irsaliyesi ibraz edemediği mahkemenin de kabulündedir. Davacı tarafça 18.03.2009 tarihli teslim tutanağına delil olarak dayanılmış ve mahkemece; itiraza konu faturalardaki malzemelerin bu tutanakla alınmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysaki anılan tutanakta malzemeleri teslim alan kişi olarak belirtilen peyzaj teknikerinin bu yönde belge tanzimi yetkisi bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilememiş olup, bu tutanağa dayanarak malların teslim edildiğinin kanıtlandığından bahsedilemez. Hal böyle olunca mahkemece, davacıya yemin deliline dayanma hakkı da hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi\" (Yargıtay 13. HD., E. 2013/24095 K. 2013/27568 T. 07.11.2013) Davalı/borçluya Yerel Mahkeme tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlemiş olduğu faturaların içeriğine yönelik dosyaya bilgi ya da belge sunması için HMK uyarınca süre verilmemiş, itirazlarımız kapsamında yeniden bir inceleme yapılmaksızın karar tesis edilmiştir. Bir başka deyişle, iddialarını ispatlamaları için tek mümkün şeyin davalı/borçlunun ticari defter ve kayıtları ile şirket kayıtları iken davalı/borçlunun işbu belgeleri dosyaya sunmaması, davalı/borçlunun bu belgeleri dosyaya sunmasına yönelik Yerel Mahkemece HMK gereğince davalı/borçluya süre verilmemiş olması sebebiyle hukuki dinlenilme ve savunma haklarının ihlal edildiğini; işbu eksikliğin giderilmesi amacıyla Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu,Dosyaya davalı tarafından sunulan mutabakat formunda takibe dayanak oluşturan 15.02.2019 tarihli 599.274,61-TL tutarlı fatura mutabakat dışında bırakıldığını; işbu mutabakat formuna dayalı olarak davalının borcunu ifa ettiğini belirtmenin mümkün olmadığını,Davalı tarafından dosyaya sunulan mutabakat metnine bakıldığında; tarafımızca icra takibine dayanak faturaların mutabakat dışı bırakıldığı görülmektedir. Ne var ki Mahkeme tarafından bu husus da dikkate alınmadığını; yukarıda belirttilen ve dosyaya sundukları irsaliye formlarında açıkça ortaya konduğu üzere, Müvekkili Şirket bedelini ödediği 32.576-ADET paleti teslim edilmediğini; diğer bir anlatımla davalı 32.576-adet paletin satış bedelini müvekkil şirket'e yansıtmasına rağmen işbu paletleri teslim etmediğini; dolayısıyla davalı sebepsiz şekilde zenginleştiğini; mahkeme tarafından bu hususlar dikkate alınmaksızın yalnızca fatura ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda belirtilen ve re’sen dikkate alınacak sair nedenlerle öncelikle dosya kapsamında TEHİR-İ İCRA kararı verilmesini, istinaf taleplerimizin DURUŞMALI olarak görülmesini, yerel mahkeme ve bilirkişilerce incelenmeyen toplama belgeleri, irsaliyeler ve bildirime ilişkin listelerin incelenmek üzere dosyanın BİLİRKİŞİYE TEVDİ EDİLMESİNİ ve T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/98 ve 2021/97 Esas 2022/431 Karar numaralı kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmil edilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; davacı tarafından davalıya düzenlenen iade faturasına dayalı alacağın, birleşen dava cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından asıl ve birleşen davada verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davalı tarafından Türkiye içerisinde kullanılan paletlerin davalı tarafından davacıya satışının yapıldığı ve satışa ilişkin faturaların düzenlendiği, davacı tarafından toplanan paletlerin tekrar geri dönüşümünün yapılarak davalıya satıldığı ve fatura düzenlendiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin açık cari hesap şeklinde yürütüldüğü, ayrıca davacı tarafından davalıya gönderilen hizmet teklifinin davalının kaşesi ve kaşe üzerinde imza bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin bu sözleşme ve mailler çerçevesinde yürütüldüğü, taraflar arasında ihtilafa konu faturalar hariç olmak üzere 30/01/2019 tarihinde 554.055,54 TL üzerinden hesap mutabakatı yapıldığı, davalı tarafından 13/03/2019 tarihinde 552.896,38 TL bedelin çekler ile, 01/07/2019 tarihinde 12.877,34 TL nin alacağın temliki yoluyla davacıya ödendiği anlaşılmıştır.Davalı tarafından her ne kadar davacı tarafından davalıya gönderilen hizmet teklifine ilişkin belgenin davacının imzasının bulunmadığı ve kendi yetkilileri tarafından imzalanmadığı ileri sürülmüş ise de, sözleşmenin davacı tarafından inkar edilmediği, davalı tarafından da sözleşme inkar edilmeyerek ticari ilişkinin yürütüldüğü ve davalının sözleşmenin geçerli olmadığı yönündeki savunmasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı anlaşılmakla söz konusu savunmaya itibar edilmemiştir.Davacı, asıl davada davalı tarafından kendisine satılarak faturalandırılan, ancak davalı tarafından davacı ile aralarındaki sözleşmenin 06/02/2019 tarihi itibariyle son bulduğunun paletlerin bulunduğu noktalardaki yetkililere bildirmesi ve paletlerin bulunduğu yer bilgisinin verilmemesi sebebiyle teslim alınamayan 32.576 adet palete ilişkin davacı tarafından davalıya 15/02/2019 tarihli ve 599.274,61 bedelli fatura düzenlendiğini, söz konusu fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğini iddia etmiş, birleşen davada; davalı tarafından davacıya düzenlenen 31/01/2019 tarihli ve 212.400,00 TL bedelli faturaya konu paletlerin davacı tarafından toplanmadığını ve teslim alınmadığını, bu sebeple söz konusu faturanın iade edildiğini, davacının davalıdan olan bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı vekili, davacı ile aralarında yapılan hesap mutabakatına konu borç dışında davacıya borçlu olmadıklarını, davacının toplaması gereken paletleri toplamaması ve sözleşme süresi dolmadan fiyat artışına gitmesi sebebiyle davalının haklı olarak sözleşmeyi sonlandırdığını, paletlerin toplanması için kendilerine süre verildiğini, davacı tarafından davalının belirttiği paletleri toplamaması veyahut toplamasına rağmen faturalandırmasını yapmaması sebebiyle dava konusu edilen 15.02.2019 tarihli 599.274,61.-TL bedelli faturayı düzenlediğini, söz konusu faturanın kabul edilmediğini, 31/01/2019 tarihli ve 212.400,00 TL bedelli faturanın davacının daha önce topladığı paletlere ilişkin olduğunu, bu faturanın davacı tarafından süresinden sonra iade edildiğini, her iki takip dosyasının derdest olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece tarafların defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; ihtilafa konu faturalar dışında tarafların defter ve kayıtların birbirlerini teyit ettiği, ba-bs formlarının uyumlu olduğu, birbirlerine düzenlenen tüm faturaların birbirlerinin defter ve kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen  599.274,61.-TL bedelli fatura davalı tarafından kabul edilmemiş, davalı tarafından düzenlenen 212.400,00 TL bedelli fatura davacı tarafından kabul edilmemiştir. Davacı davalı tarafından kendilerine satılarak faturalandırılan ve ödemesi yapılan 166.194-adet paletten 133.396-adetini topladığını, ancak bakiye 32.798-adet paleti toplayamadıklarını iddia etmiş ve buna ilişkin 32.576 adet palet için iade faturası düzenlenmiştir. Davalı tarafından davacıya düzenlenen faturaların davacı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedilmesi karine olarak faturalara konu ürünlerin teslim alındığının kabulü anlamına gelmektedir. Ancak söz konusu karine adi karine olup, aksinin yazılı deliller ile ispatı mümkündür. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin de özellikli bir ticari ilişki olduğu açık olup, davacı tarafından da toplayamadıkları ürünlere ilişkin taraflar tarafından sunulan sevk irsaliyeleri, faturalar, excel tabloları, işlemlerin yürütüldüğüne ilişkin program ekran görüntüsü, palet bildirim-toplama listesine dayanılmış, ancak Mahkemece bu belgelere ilişkin ve ilişkinin yürütüldüğü bilgisayar programı üzerinde herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Bunun yanında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafından davacıya düzenlenen 31/01/2019 tarihli ve 212.400,00 TL bedelli faturaya konu 12.000 adet palete ilişkin bu miktar paletin davacı tarafından toplandığı ve teslim alındığına ilişkin davalıya dayanak belgeleri sorulmamış ve sunulması halinde inceleme yaptırılmamıştır. Ayrıca davalı tarafından her iki icra dosyasının derdest olduğu ileri sürülmüş, bilirkişi raporunda da asıl dava konusu olan icra takibinin açıldığı 14/03/2019 tarihinde icra takibine dayanak olarak gösterdiği 15.02.2019 tarihli 599.274.61 TL tutarlı faturayı da kapsayan cari hesap bakiyesi nedeniyle davalı şirketten 1.362.056,25 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, birleşen dava konusu olan icra takibinin açıldığı 16/05/2019 tarihinde ise ilk icra takibinin açıldığı tarihteki 552.896,38 TL ve 12.877,34 TL tutarlı davalı ödemeleri uyarınca aynı zamanda asıl dava konusu icra takibine dayanak olan 15.02.2019 tarihli 599,274,61 TL tutarlı falurayı da kapsayan cari hesap bakiyesi nedeniyle davalı şirketten 796.282,53 TL alacaklı gözüktüğü tespiti karşısında her iki icra takibi dosyasına konu alacağın tamemen/ksımen aynı olup olmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve davacı tarafından açıkça yemin deliline dayanılmasına rağmen hatırlatılmadığı anlaşılmakla eksik inceleme ve değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, dosya kapsamı ve usul ve yasaya uygun olmamıştır. Sonuç itibariyle, davacının asıl dava ve birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının asıl dava ve birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2022 tarih ve  2021/97 Esas ve 2022/431 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e94c8450a5b598b","SID":"ac22281550d844e3"}}