{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t: ...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/01/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI \t\t: ......  <br>VEKİLİ\t\t: ...<br>DAVALILAR \t: 1- ......  <br>VEKİLİ\t\t: ...<br> \t\t\t 2- ......  <br>\t\t\t 3- ......  <br>VEKİLİ\t\t: Av....<br>DAVA\t\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br><br><br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/04/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  12.05.2020 tarihinde saat 15.00 sıralarında Konya ... Mahallesi mevkinde davacının içinde sürücü olarak bulunduğu aracın da karıştığı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, iş bu kazadan dolayı davacının ciddi şekilde ve iş göremeyecek şekilde de yaralandığını, davacının kazadan dolayı sol kolu çatladığını, kolunda, omzunda, dirseğinde, boynunda ve vücudunun sair yerlerinde kemik kırığı ve omuz bölgesi ve diğer kısımlarda burkulma ve gerilme meydana geldiğini, davacı bu nedenle hareket etmekte zorlandığını, ciddi ağrılar yaşadığını, davalı ......, sevk ve idaresindeki ...... plakalı otomobiliyle seyir halindeyken, ... Caddesi kavşağına geldiği esnada: kontrolsüz bir şekilde Dur levhasına uymayıp geçtiği neticesiyle aracının sağ ön kısmı ile; ana yolda seyir halinde olan davacının sevk ve idaresindeki ...... plakalı hususi aracının sol yan ön teker kısımlarına çarptığını, çarpmanın etkisiyle araçlar kendi etrafında dönüp savrulurak tekrar çarpışmış ve ardından davacının aracın duvara çarparak durabildiğini, kaza neticesi yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda Selçuklu Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan kaza tespit raporunda ...... plakalı araç sürücüsü olan davalı taraf  2918 KTK ya göre madde 57/1-a \"Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.\" Hükmünü İhlal Ettiği Nedeniyle %75 Oranında Kusurlu Olduğu Sonuç Ve Kanaatine Varılmıştır. Davalı Sigortalı Araç Sürücüsüne \"Kavşaklarda Geçiş Önceliğine Uymadığı\" nedeniyle asli kusur verildiğini, davacıya ise \"kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı\" nedeniyle tali kusur verildiğini, davacı açısından aleyhe verilen kusur oranını kabul etmediklerini, karşı taraf sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu kaza sonucu davacının  Konya Eğitim Ve Araştırma Hastanesi ve Başkent Üniversitesi Konya Uygulama Ve Araştırma Merkezi'ne müracaat ettiğini, raporlu olduğu dönemlerde davacının iş göremez durumda olup 3. bir kişinin bakımına muhtaç şekilde bakım ve tedavisine devam olunduğunu, bakıcı giderlerinin hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, araçtaki değer kaybına ilişkin değer tespit incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, hastalık nedeniyle davacının günlük yaşamı kısıtlandığını, tedavi süresinde sürekli başka birinin bakımına muhtaç halde olup pek çok ihtiyacı ikinci bir şahsın yardımıyla karşılandığını, davacının kazanın neden olduğu kemik kırıkları nedeniyle çeşitli ilaçlar kullandığını, davacının ailesini geçindirememekten dolayı içinde bulunduğu psikolojik durumda etkilenmiş durumda olduğunu, davacının bu nedenle tedavi görmekte ve ilaç kullandığını, manevi acılarının karşılanması için manevi ızdırap ve elemlerini de giderir miktarda manevi tazminata hükmedilmesini, manevi tazminat talebini sürücü davalı ve araç sahibi davalı hakkında olduğunu, sigorta şirketlerinden maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu belirterek, mal kaçırma ihtimaline binaen davalıların menkul-gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ve banka hesaplarına mahkemenin takdiri kapsamında ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulmasına, kararın icrası için ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına karar verilmesi ile; yargılamanın icrası ve HMK 107. Mad. gereğince belirsiz alacak davası olarak maddi tazminat taleplerinin kabulü ile çalışma gücünün azalması/ yitirilmesi (sürekli/geçici iş gücü kaybı)500 TL, belgelenebilen ve belgelenemeyen tedavi giderleri nedeni ile 250 TL, bakım parasından kaynaklanan giderler için 250  TL, aracın değer kaybının mahkemece tespiti ile, araç onarım ve işçilik bedeli için 250 TL, araç mahrumiyeti için 250 TL, araçta meydana gelen değer kaybı için 500 TL, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, (Davalı Sigorta  şirketlerinden limitleri dahilinde ve faiz dava tarihinden başlamak üzere)  tüm  davalılardan  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkini haklarının saklı tutulmasına, davacı için 40.000 TL Manevi Tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, sigorta şirketleri dışındaki tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, Sulh Hukuk Mahkemesindeki tespit giderleri ve  vekalet ücreti  yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar ...... ile ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; tebligatların usulsüz olarak yapıldığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kaza sebebiyle cismani zarar meydana gelmediğini, alınan raporlar incelendiğinde sürekli ya da geçici işgöremezliğe sebebiyet verecek bir yaralanma ve buna bağlı bakıcı yardımını gerektirecek bir durumun olmadığının açık olduğunu, mevcut raporlara göre tedavi gerektiren bir yaralanmanın söz konusu olmadığını, ......'ın kusurunun bulunmadığını, ...... plakalı araçta değer kaybı oluştuğunu kabul etmediklerini, kazaya karışan 2011 model Ford Focus marka araç kaza tarihi itibarıyla zaten 10 yıllık ve 215.248 km'de bir araç olup değer kaybının oluşmayacağı kanaatinde olduklarını, davalı tarafın kusurlu olduğu kayda değer bir yaralanma bulunmadığı dikkate alındığında söz konusu manevi tazminat tutarının kabul edilemeyeceğini,  haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...... A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini, davalı sigorta şirketinin adresinin İstanbul olması sebebiyle davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ZMMS genel şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmadığından dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, dava dilekçesinde talep edilen miktarların neden talep edildiği hususunda net bir açıklama bulunmadığını, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, talep edilen bazı tazminat kalemlerinin poliçe kapsamında olmadığını, bakıcı giderleri kapsamında yasa gereği SGK'ya ödeme zorunlulu bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin sigorta poliçesi kapsamında yer almadığını, gerekli hesaplamaların yapılması için aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurucunun potansiyel müşteri olma olasılığı gereği şirket memnuniyeti olması saikiyle; davacıya 18.000 TL'nin %75 i olan 13.500 TL'nin 23.06.2020 tarihinde ödendiğini, davalı sigorta şirketinin başkaca hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı ve yetkisizlik  itirazları dahilinde usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın diğer itirazları nedeniyle usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Mahkememizce ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...... D.İş esas sayılı dosyası incelenmiş, 08/09/2020 tarihinde yapılan keşif ile alınan bilirkişi raporundan Makine Mühendisi Bilirkişi yaptığı inceleme neticesinde; tespite konu araçtaki toplam hasar miktarı 19.000 TL ve toplam zararın ise 31.000 TL olarak belirlendiğini açıklamıştır. <br>Kusura ilişkin yapılan değerlendirmede; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Grup Başkanlığı'ndan rapor alınmış, 21/06/2023 tarihli raporda sonuç olarak; davalı sürücü ......'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davalı ......'nın ise %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. <br>Maluliyete ilişkin yapılan değerlendirmede; Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği Adli Rapor Birimi'nin düzenlediği 13/02/2023 tarihli raporda sonuç olarak; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Hükümlerine göre kişinin kalıcı sakatlık niteliğinde arızasının olmadığı, mevcut arızasının iyileşme süresinin 2 aya kadar uzayabileceği, bu  süre zarfında kişinin herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu sürenin 3 haftasında bir başkasının bakımına ihtiyaç duyacağı, bir takım fatura edilmemiş masrafların ise toplam 2.000 TL olarak değerlendirildiği, barıcı giderleri kapsamında toplam 2.060,10 TL giderin oluşacağı ve toplam masrafların 4.060,10 TL olarak değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir. <br>Aktüerya bilirkişisinin düzenlediği 30/10/2023 tarihli raporda sonuç olarak; 12.05.2020 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 2 ayda iyileşen, bu süre içerisinde 3 hafta bakıcıya ihtiyaç duyan ve malul kalmayan davacı ......'nın 12.05.2020-12.07.2020 tarihleri arasındaki 2 aylık süre ile sınırlı geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararının; 2.104,75 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı maddi zararının bulunmadığı, 12.05.2020-03.06.2020 tarihleri arası 3 haftalık süre ile sınırlı iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararının ; 1.765,80 TL, fatura edilemeyen ve belgeye bağlanamayan kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararının; 1.600,00 TL olduğu belirtilmiştir.<br>Hasar, araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybının tespitine ilişkin; Makine Mühendisi bilirkişisinin düzenlediği 19/05/2024 tarihli raporda sonuç olarak; kaza tarihi itibariyle araçta meydana gelen değer kaybının 8.268,75 TL olduğu, araçtan mahrum kalma bedelinin ise 1.350 TL olduğu belirtilmiştir. Aynı bilirkişi 17/11/2024  tarihli ek raporda sonuç olarak; değer kaybının 8.268,75 TL olduğunu, araçtan mahrum kalma zararının 1.350 TL olduğu, Adli Tıp Kurumunun kusur oranına<br> göre değer kaybı ve hak mahrumiyetinin toplamı 9.618,75'nin %80'e oranlanması ile 7.695 TL olduğu, sonuç olarak davalı tarafça yapılan ödemelerin düşülmesi neticesinde 900 TL daha davacı tarafa ödeme yapılması gerektiği belirtilmiştir. <br>Davacı vekili 20/11/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik tutarını 2.104,75 TL, tedavi giderleri tutarını 1.600 TL, bakım giderlerine yönelik tutarı 1.565,80 TL olarak arttırdıklarını, sürekli iş göremezlik bedelininde arttırım yapmadıklarını, 9.600 TL değer kaybı ve 15.200 TL araç onarım bedeli olarak da arttırım yaptıklarını belirtmiştir.<br> Faiz başlangıcı açısından yapılan değerlendirmede; uyuşmazlığın haksız eylemden kaynaklandığı, davacının davalı sigorta şirketi dava tarihinden itibaren faiz başlatılmasını talep ettiği görülmüştür.<br>Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; 12/05/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebin de bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Grup Başkanlığı'nın düzenlediği 21/06/2023 tarihli raporda sonuç olarak; davalı sürücü ......'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davalı ......'nın ise %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, dosya arasında mevcut maluliyete ilişkin rapor, aktüerya raporu ve bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede ise ; kazanın meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumu, davacının yaralanmasının derecesi, kalıcı maluliyet durumunun bulunmaması paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve istenilen manevi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın amacı göz önünde bulundurularak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 2.104,75 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 1.565,80 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.600,00 TL olmak üzere toplam 5.270,55 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla), davalılar ...... ve ...... açısından 12/05/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, araç değer kaybından kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden 6.615,00 TL, araç mahrumiyet bedeli 250,00 TL ile hasar tazminatı 900,00 TL olmak üzere toplam 7.765,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla), davalılar ...... ve ...... açısından 12/05/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin  davalılar ...... ve ...... açısından 12/05/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalılar ...... ve ...... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporundaki değer kaybı oluştuğu yönündeki tespitlere katılmadıklarını, 9 yıldır trafikte olan bir aracın değer kaybından söz edilemeyeceğini, değişen eski parçaların yerine yenisinin takıldığını, herhangi bir değer kaybının bulunmadığını, 10 gün üzerinden hesaplanan araç mahrumiyet bedelinin yüksek olduğunu, davacının hastane masraflarının SGK tarafından karşılanabilecek masraflar olduğunu,  sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı masrafı, tedavi gideri alacağının hesaplanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın orantısız olduğunu, kayda değer bir yaralanma olmamasına karşılık hükmedilen manevi tazminatın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ...... plakalı araç sürücüsünün aşırı hızlı araç kullandığı için tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kural ihlali yapmadığını, bu nedenle uzman trafik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmadan mevcut bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracında büyük ölçüde hasar meydana geldiğini,...Sulh Hukuk Mahkemesi ...... Esas Nolu dosyasında araçta oluşan değer kaybı ve hasar için bilirkişi incelemesi yapıldığını, araçta 31.000,00 TL değer kaybı zararı oluştuğunu ve 19.000,00 TL miktarında hasar meydana geldiği tespit edildiğini, müvekkilinin aracındaki hasar nedeniyle toplamda 18.000,00 TL'lik onarım masrafında bulunduğunu, ve ayrıca kaporta ve boya onarımı yapıldığını, yerel mahkemece araç değer kaybı ve hasar tazminatına ilişkin tespitinin eksik ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle uzun süre rahatsızlık yaşayan müvekkili hakkında hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğunu, davalı tarafın kazada %100 kusurlu olduğunu, yapılan kusur izafesinin taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkilinin uzun süre temel ihtiyaçlarını bile gideremediğini ve başkasına muhtaç olduğunu, bu nedenle maluliyet raporuna ilişkin itirazlarının da kabul edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın kısmen reddi durumunda davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Davalının kabul edilen maddi tazminata yönelik istinaf incelemesi<br>Davacı vekili  tarafından açılan davada<br>MAHKEMECE<br>1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;<br>-Davacının geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 2.104,75 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 1.565,80 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.600,00 TL olmak üzere toplam 5.270,55 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla), davalılar ...... ve ...... açısından 12/05/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>-Davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin reddine,<br>-Araç değer kaybından kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden 6.615,00 TL, araç mahrumiyet bedeli 250,00 TL ile hasar tazminatı 900,00 TL olmak üzere toplam 7.765,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla), davalılar ...... ve ...... açısından 12/05/2020 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebinin reddine, KARAR VERİLMİŞ <br>,davalının kabul edilen TOPLAM (13.035,55 tl ) alacak yönünden, istinaf başvurusunun olduğu  anlaşılmaktadır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun \"İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar\" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde;  \"İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. <br>    (2) Miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi (mahkeme karar tarihi itibariyle) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. <br>    (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.<br>    (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 40.000,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz\" denilmektedir. <br> İstinaf konusu alacak ,kabul olunan bakımından  (13.035,55 tl )  kesinlik sınırı (40.000,00 TL) altına kaldığından, miktar açısından her iki taraf yönünden de karar kesin olduğundan,  kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda  davalı  vekilinin  maddi tazminata ilişkin  istinaf başvuru dilekçesinin  reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacının   reddolan sürekli işgörmezliğe ilişkin istinafı <br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir<br>\tBu halde Aym ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından <br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları <br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir<br>Bu halde mahkemece Adli tıp kurumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği raporun AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre geçerli olduğu, Her ne kadar somut olayda  kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği AYM iptal kararı sonrası dosyaya sunulan ATK raporunun 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne göre düzenlediği anlaşılmakla itiraz yersizdir Ve  aktüerya bilirkişisinden PMF 1931 e göre ek rapor alınarak karar verilmesi doğrudur.itiraz yersizdir<br>Kusura itiraz <br>12.05.2020 günü saat 14:14 sıralarında davalı sürücü ...... sevk ve idaresindeki ...... plaka sayılı otomobili ile ... Sokağı takiben ... Sokak istikametinden ... Sokak istikametine seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiği esnada aracının sağ ön kısımları ile, seyrine göre sağından ... Caddesini takiben ... Caddesi istikametine seyreden davacı sürücü ...... idaresindeki ...... plakalı otomobilin sol yan köşe kısımları ile çarpışması neticesinde ihtiyati haciz istemli davaya konu kaza meydana gelmiştir. <br> Kaza, meskun mahalde, çift yönlü, 16.2 m yol platform genişliğinde, 2 şeritli, asfalt kaplama, düz ve eğimsiz cadde üzerinde, dört yönlü kavşakta, açık havada, kuru zeminde, gündüz meydana gelmiştir. Dosyada, mahalde azami hız sınırının 50 Km/s olduğuna, ...... plakalı aracın seyir yönüne hitap eden kavşak girişinde 'DUR' levhasının bulunduğuna dair tespitlerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.<br>Olay sonrası tanzim edilen Trafik Kazası Tespit Tutanağında, sürücü ......'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/1-a maddesini ihlal ettiği, sürücü ......'nın aynı kanunun 52/1-a maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir.<br>Kusura ilişkin yapılan değerlendirmede; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Grup Başkanlığı'ndan rapor alınmış, 21/06/2023 tarihli raporda sonuç olarak; davalı sürücü ......'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davalı ......'nın ise %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmekle itiraz yersizdir<br>Davacının kısen reddolan araç değer kaybı ve hasara ilişkin istinafı <br>Mahkememizce...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...... D.İş esas sayılı dosyası incelenmiş, 08/09/2020 tarihinde yapılan keşif ile alınan bilirkişi raporundan Makine Mühendisi Bilirkişi yaptığı inceleme neticesinde; tespite konu araçtaki toplam hasar miktarı 19.000 TL ve toplam zararın ise 31.000 TL olarak belirlendiğini açıklamıştır.<br>Hasar, araç mahrumiyet bedeli ve değer kaybının tespitine ilişkin; Makine Mühendisi bilirkişisinin düzenlediği 19/05/2024 tarihli raporda sonuç olarak; kaza tarihi itibariyle araçta meydana gelen değer kaybının 8.268,75 TL olduğu, araçtan mahrum kalma bedelinin ise 1.350 TL olduğu belirtilmiştir. Aynı bilirkişi 17/11/2024  tarihli ek raporda sonuç olarak; değer kaybının 8.268,75 TL olduğunu, araçtan mahrum kalma zararının 1.350 TL olduğu, Adli Tıp Kurumunun kusur oranına<br> göre değer kaybı ve hak mahrumiyetinin toplamı 9.618,75'nin %80'e oranlanması ile 7.695 TL olduğu, sonuç olarak davalı tarafça yapılan ödemelerin düşülmesi neticesinde 900 TL daha davacı tarafa ödeme yapılması gerektiği belirtilmiştir. <br>Tespit raporundaki miktarlar ile mahkemece alınan rapor arasında fahiş fark bulunmaktadır.<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br> Genel Şart Kapsamındaki Teminat Türleri A-5.maddesinde, maddi zararlarında sigorta teminatı kapsamında olduğu belirtilmiş ve maddi zararın “Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır.” Şeklindeki düzenleme ile trafik kazası sonucu zarar gören üçüncü kişiye ait  araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin zararların,  genel şartların ekindeki hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeye göre eksper tarafından belirleneceği belirtilmiştir. Genel şartlar Ek-1 de değer kaybının belirlenmesine ilişkin çizelge ve teminatı dışında kalan bazı haller belirtilmiştir. <br> Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin ayrılmaz eki niteliğinde olan genel şartlarda yapılan düzenlemelerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususuna ilişkindir.<br> Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda  91 ila 101.maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür. <br> Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Bu madde gereğince ZMSS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmeleri, sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır.Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. (Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuk) \"KTK'nın 93. maddesinde; (Değişik:17/10/1996-4199/34 md) Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.\" hükmü mevcuttur. <br> Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.<br> Genel Şartlar: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve sigorta şirketlerinin bunun aksine hareket edemeyecekleri, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır. <br> Genel açıklamalar bu şekilde olmakla birlikte KTK'nun tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller: başlıklı 95.maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” hükmüne göre; Karayolları Trafik Kanununda  düzenlenmeyen, sigortacının zarar görenlere karşı ileri süremediği tazminatın kaldırılması veya miktarının azaltılmasını gerektiren hallerde, ancak sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Yani sigorta şirketi KTK'nun da düzenlenmeyen teminat kapsamında olmayan halleri ve rücu koşullarının varlığını zarara uğrayan kişilere karşı ileri süremez, koşullarının varlığı halinde sigorta sözleşmesinin eki olan genel şartlarda düzenlenmiş teminat dışı haller ve rücu halleri mevcut ise  sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan akidi sigortalıya rücu edebilir.<br> Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK'dan alan haksız fiil niteliğinde olaylardır. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin  malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile  zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların  zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde  olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde etken olan hususlarda olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekir. <br>Bu kapsamda  Davalı vekilinin mahkemece aldırılan hasar raporundaki değer kaybına yönelik itirazlarının incelenmesinde; 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE TARAFI OLMADIĞI ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN  nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br> Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmesine,hesaplamanın bu yönteme AYKIRI  yapılmasına göre <br>MAHKEMECE BAŞKA BİR BİLİRKİŞİDEN DAHA ÖNCEKİ RAPORLAR ARASI ÇELİŞKİLERDİ GİDERİCİ RAPOR ALINARAK<br>değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması<br>\t delil tespiti raporu, ekspertiz raporu ve fotoğraflar incelenerek aracın yaşı, modeli gibi özelliklerde dikkate alınarak  meydana gelen hasar miktarına göre  aracın pertinin mi, onarımının mı uygun ve ekonomik olduğu, onarımı  uygunsa ayrıntılı şekilde hasar  kalemleri ve bedeli,  perti uygunsa aracın olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin tesbiti ve  tazminat miktarının saptanmasına yönelik ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmedir.davacının istinafı yerindedir<br>Manevi tazminatın az veya çok  taktir edildiği istinafı yönünden;<br>Hakimin  özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. <br>O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle iyileşmesinin 2 ay olduğu gözetilip, davalının kusur durumu ve  olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın  dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davacı ve davalı  vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.<br>Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekili ile davalılar ...... ve ...... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalılar ...... ve ...... tarafından peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde bu taraflara ayrı ayrı iadesine,  <br>4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.24/04/2025<br><br><br>       \t      ...                            ...                         ...                           ...<br>            Başkan\t       \t\t   Üye\t\t     Üye\t\t\t  Katip<br>               ...\t\t             ...\t                         ...\t \t\t   ...<br>            E imza                        E imza                  E imza                    E imza<br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5098e1e98ae46acb","SID":"73dcaca7d29dd5e5"}}