{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1769 Esas<br>KARAR NO: 2025/426 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/214 Esas - 2022/267 Karar<br>TARİHİ: 05/04/2022<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı dava dilekçesinde özetle;  davalı firmanın 14/07/2017 tarihinde ... konşimento numaralı gönderinin 5 iş günü, ... konşimento numaralı gönderinin 1 iş günü içinde teslim edilmesi gerekirken gecikmeli olarak teslim edildiğini, ...’ye teslim edilen gönderilerin ...’e aktarılmış olduğunu, taşımanın gereği gibi yerine getirilmediği, manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla,davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile maddi zararın tazmini için 11.839,04 TL nin işlemiş 1.084,73 TL ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, taşıma ücretinin iadesi ilişkin 27.09.2017 tarihli iade faturasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  öncelikle davanın yetkisiz mahkemeye açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, hak düşürücü sürelerde ihbarda bulunulup bulunulmadığının araştırılmasını istediklerini, davacının gönderilerin 21.07.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiği iddiasına istinaden 11.08.2017 tarihinde kadar müvekkili şirkete ihbarda bulunulması gerektiğini, davanın  her ne kadar gönderilerin 21.07.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiği ve gönderinin ...’e aktarılmış olduğundan bahisle gecikmeni kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir suretle teslim tarihi taahhüdünde bulunmadığını, davacının zararın Montreal Sözleşmesi uyarınca talep edilebilen zararlardan olduğunu yazılı olarak kanıtlaması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  05/04/2022 Tarih ve 2020/214 Esas - 2022/267 Karar sayılı  kararında; \"...Bu haliyle davacının bir tespit davası muradının olduğu anlaşılmaktadır. Tespit davası, hukukî ilişkide bir kaygı, güvensizlik ve endişe olan hâllerde başvurulabilecek bir araçtır. Bu dava ile hukukî ilişki hakkındaki kuşku ve tereddütler giderilebilir. Tespit davaları hakların istikrarını temin etmekle toplumsal bir yarar sağlar. Bu davanın amacı hukukî belirsizliği gidermek, yani hukukî ilişkilerin taraflar açısından belirli hâle getirmekten (hukukî belirliliği sağlamaktan) ve bu yolla hukukî barışı sağlamaktan ibarettir (Kuru, Baki/Budak, Ali Cem: Tespit Davaları, 2. Baskı, 2010, s. 68, 69). (HMK) 106. maddesinde; Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. denilmektedir. Bu hükümden hareketle; mahkeme tarafından tespit davasının esasına girilerek davacının talebi hakkında bir hüküm verilebilmesi için usul hukukundaki genel dava şartlarına ek olarak, dava konusunun bir hakka veya hukukî ilişkiye yönelik olması ve davacının tespit davası açmakta hukukî yararının bulunması gerekmektedir. Davacı taraf, davalı taraf ile aralarındaki cari hesaba ilişkin ilişkinin nasıl olması gerektiğinin tespitini talep etmektedir. Mahkememizce bu yönde bir karar verilmesi halinde taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisini değiştireceğinden hukuki anlamda inşai bir karar verilmiş olacaktır. HMK 106 anlamında taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin değiştirecek nitelikte bir tespit hükmü verilemez. Davacı tarafın buna dair inşai dava ikame etmesi gerekir. İnşai dava ikame edilebilecek durumda tespit davası açılması mümkün değildir. Ancak hukuki değerlendirme hakime aittir. Mahkememizce davacının muradının iade faturası kadar borçlu olunmadığının tespiti olabileceği, bu halde talebin İİK 72 kapsamında bir menfi tespit davası olduğu değerlendirilmiş ve davacıya dava değerini belirlemek ve harcı yatırmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiştir. Ancak davacı tarafça dava değeri belirlenmediği gibi taşıma faturasına ilişkin davacı tarafça ikame edilmiş itirazın iptali davasının da derdest olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda mahkememiz nezdinde usulüne uygun, harcı yatırılmış ve inşai bir hüküm elde etmeye dair bir neticesi talebi içeren (ne dava dilekçesinde  ne de ıslah dilekçesinde) ikame edilmiş bir davadan bahsedilemeyeceği açıktır. Son olarak davacının ıslah talebine değinmek gerekir. Davacı davasını ikame ederken 11.839,04 TL asıl alacak ve 1.084,73 TL ticari temerrüt faizi talep etmiştir. Sunduğu ıslah dilekçesinde ise 2.376,03 SDR maddi tazminat tutarının, tutarın USD karşılığına, 11.08.2017 tarihinden başlamak üzere, Devlet Bankalarının bir yıl vadeli USD mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden yapılacak hesaplamayla tekabül edecek faizi ile birlikte aynen ödenmesine karar verilmesini  talep etmiştir.Somut olayda davacının ıslah ile para cinsini değiştirdiği anlaşılmaktadır. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek bakiye alacağını yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. \"...Somut uyuşmazlıkta da, davacı taraf ilk davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiş, ek  davada ise, alacağın yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. O halde, mahkemece davacının, alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken...\"  Y11HD  2015/13721 : 2017/2338 \"... Buna göre dava dilekçesinde döviz cinsinden talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile TL cinsinden talepte bulunması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın, dava dilekçesinde tercihini döviz cinsinden yana kullandığı ıslah dilekçesi ile bu tercihinden dönüp TL üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken... nedenle davacı tarafça usulüne uygun yapılmış bir ıslahtan söz edilemeyeceğinden ıslahın yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ve davanın dava ikame edilirken değeri esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde özetle; \"İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli, 2020/214 Esas, 2022/267 Karar sayılı kararı: 1-) Dava konusu tazminat talebi sözleşme kaynaklı olmasına rağmen değerlendirmenin taraflar arasındaki bu sözleşme hükümlerine göre yapılmamış olması, 2-) Dava konusunu düzenleyen bir özel kanun olmasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin de dava konusu tazminat talepleri açısından bu kanuna gönderme yapmış bulunmasına rağmen özel kanun hükümlerine uyulmamış olması, 3-) Vaka tespitinde, hukuki değerlendirmede ve uygulanan hukuk kuralında hataya düşülmüş olması,4-) Sunmuş olduğumuz delillerin değerlendirmeye alınmamış olması, 5-) Taraflarca getirilme ilkesinin ihlal edilmiş olması,6-) Her davanın açıldığı tarihte mevcut koşullara göre görülerek karara bağlanması, dava açıldıktan sonra oluşabilecek yeni durumların davaya dahil edilmemesi kuralına aykırı hareket edilmiş olması,7-) Açık yasa maddesine dayanılarak yapılmış ıslahın, para cinsinin değiştirildiğine ilişkin yapılmış hatalı değerlendirme neticesinde, reddedilmiş olması,8-) Hukuki dinlenilme hakkımızın ihlal edilmiş olması, nedenleriyle hukuka aykırıdır. \" Şeklinde istinaf sebepleri ileri sürülerek,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca yapılan hava taşıması sırasında gerçekleşen gecikme sebebiyle maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf;  Çin ve İngiltere'de mukim tedarikçilerinden satın aldığı emtianın hava yolu ile taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, aralarında yazılı taşıma sözleşmesi imzalandığını, davalı firmanın 14.07.2017 tarihinde ... konşimento numarası ile Çin'deki tedarikçisinden teslim aldığı (5 kap, 68 kilo) eşyanın 5 iş günü içinde (21.07.2017 tarihine kadar) Sabiha Gökçen Havalimanında davalı tarafından işletilen gümrüm ambarına alınarak Sabiha Gökçen  Gümrük Müdürlüğüne sunulması gereken eşyanın 29/07/2017 tarihinde Atatürk Hava Limanına getirildiği ve11 Ağustos 2017 tarihinde eşyanın teslim edildiğini, davalı firmanın 20.07.2017 tarihinde ... konşimento numarası ile İngiltere'deki tedarikçisinden teslim aldığı (1 kap, 47 kilo)  eşyanın taşıması firma tarafından ...'e aktarıldığını, eşyanın 1 iş günü içinde (21.07.2017 tarihine kadar) Sabiha Gökçen Havalimanında davalı tarafından işletilen gümrük ambarına alınarak Sabiha Gökçen Havalimanı Gümrük Müdürlüğüne sunulması gerekirken eşya 02.08.2017 tarihinde Atatürk Havalimanına getirildiğini ve 08.08.2017 tarihinde eşyanın teslim edildiğini, taşımadaki gecikme nedeniyle müşteriler tarafından siparişlerin iptal edildiğini,  iptal edilen siparişler yüzünden uğramış olduğu maddi zararın ... konşimento no.lu taşıma için 6.780,00 TL; ... konşimento no.lu taşıma için 4.790,00 TL, 269,04 TL. İhtarname noter ücreti olmak üzere toplam: 11.839,04 TL. Zarar ile birlikte 1.084,73 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 12.923,77 TL. Nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, lojistik uzmanı bilirkişiden rapor alındığı, sonra ticaret hukukçusu bilirkişi de eklenerek ek rapor alındığı, mahkemece 26/10/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca da makine mühendisi bilirkişiden ara kararda belirtilen hususlar doğrultusunda rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi ücretinin taraflarca yatırılmaması üzerine makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmadığı ve dosya kapsamına göre karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, hava taşıma sürecinde hava taşımasından kaynaklı gecikme-süre aşılması iddia edilmekte olup uyuşmazlığa konu davada, taşımalar Çin - ve İngiltere 'den Türkiye'ye  yapıldığından, Çin,İngiltere ve Türkiye Montreal Konvansiyonuna taraf olmaları dikkate alındığında, somut olayda Montreal Konvansiyonu hükümleri, Konvansiyonda yer almayan hükümler açısından iç hukuk kuralları uygulama alanı bulacaktır. Montreal Konvansiyonu’nun düzenlediği en önemli konulardan biri taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hükümlerdir. Buna göre sözleşmeden doğan sorumluluğun neden olduğu zararlar; bedeni zararlar, maddi zararlar ve gecikmeden doğan zararlar başlığı altında düzenlenmiştir. Bedeni zararlar yolculara gelen zararları; maddi zararlar, bagaj ve yüklere gelen zararları; gecikme zararları ise eşya ve yolcunun taşınmasındaki gecikmeden doğan zararları kapsamaktadır. Montreal Protokolü ile değişik 19. maddesi hükmüne göre taşıyıcının, hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan sorumlu olduğu, davacının gecikmeden kaynaklanan zararını ispat etmek zorundadır. Taraflar arasındaki sözleşmede, davalı ... Taşımacılık Tic. Ltd. Şti tarafından taşıma için süre taahhüdünde bulunulmasa da, uluslararası havayolu taşımacılığının rutin koşulları, kendi fiyat listesinde yer alan süreler değerlendirildiğinde davaya konu edilen taşımaların sürelerinde gecikme olduğu bilirkişiler tarafından tespit edilmiştir. Davacı tarafın, dava konusu hava taşımalarındaki emtianın sipariş üzerine getirtildiği,  gecikme nedeniyle bu siparişlerin iptal edildiği ve bundan kaynaklı zararının oluştuğunu ispat etmek zorunda olduğu, davacı taraf siparişlerin iptaline yönelik bir takım mail yazışmaları ibraz etmiş ise de bu maillere konu iptal yazışmalarının dava konusu hava taşımasına ilişkin olduğu ve bundan kaynaklı zarar var ise bu zararın tespitinin davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile emtiaların incelenmesi sonucu düzenlenecek bilirkişi marifetiyle tespit edileceği, mahkemece bu yönde bilirkişi ücretini yatırması için taraflara süre verildiği halde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve bu yönde bilirkişi incelemesinin yaptırılmadığı, dosya kapsamına göre davacı tarafın  gecikme nedeniyle uğranılan zararı ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı tarafın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL.'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3994896fd15171c7","SID":"40212c1e92f7df2d"}}