{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/3044 <br>KARAR NO: 2025/1141<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2023<br>NUMARASI: 2023/141 2023/170<br>DAVANIN KONUSU: Haksız rekabet<br>Taraflar arasındaki davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesince, \"... huzurdaki davada marka hakkına tecavüz edildiği iddia edildiğinden davada, mahkememiz görevli olmayıp, Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesi görevli olduğu...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir. İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi ise, \"...davanın TTK.nun 50-53. maddesine dayanan ticaret ünvanının korunması istemine ilişkin olduğu görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu...\" gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156/1.maddesi gereğince Bu kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.TTK MADDE 52'de- \"Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.\" düzenlemesi öngörülmüştür. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29/1- a maddesi yollaması ile aynı kanunun 7. maddesinde belirtilen biçimlerde markanın kullanımları marka hakkını tecavüz teşkil etmektedir Aynı yasanın 7/3-e maddesi gereğince tescilli bir markadaki işaret ile aynı olan bir işaretin, ticaret alanında ve markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerde ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması da marka hakkına tecavüz eden bir fiil olarak kabul edilmiştir  Davacı vekili dava dilekçesinde aynen \"Müvekkil şirket 6102 sayılı TTK gereğince  ‘’...‘’ ibaresi üzerinde tek ve gerçek hak sahibidir.  Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere Müvekkil şirket 29.08.1990 yılında kurulmuş olup o tarihten bu yana “...” ibaresini nizasız ve fasılasız bir şekilde ticaret unvanı olarak kullanmaktadır. Bilindiği üzere ticaret unvanı hukukumuzda tanıtıcı işaretler çatısı altında bulunmakta olup bir işletmeyi ve taciri diğer işletme ve tacirlerden ayırt etme fonksiyonunu yerine getirmektedir. Bu nedenle ayırt ediciliği sağlamada önemli bir rol üstlenen ticaret unvanını korumak amacıyla Türk Ticaret Kanunu 45. Maddesi ile bir ticaret unvanı tescil edilirken kendisinden daha önce tescil edilmiş bir unvan mevcutsa ayırt edici ek getirilmesi zorunluluğu düzenlenmiştir. Nitekim aksi halde tacirler ve işletmeler tüketiciler nezdinde birbirine karıştırılabilecek ve haksız rekabet meydana gelecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 52. Maddesi  “Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” hükmünü havi olup ticaret unvanının korunması gerektiğini hüküm altına almaktadır....Somut olaya baktığımızda müvekkil şirket ticaret unvanının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu açıkça görülmektedir. Davalı taraf ise müvekkil şirketten çok sonra 2022 yılında “...” esas unsurunu kullanarak dava konusu ticaret unvanını kötü niyetli olarak tescil ettirmiştir. Bu durumda davalı tescilinin 1990 yılından bu yana  ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullananan müvekkil şirket haklarına tecavüz ettiği sübut bulmaktadır...Yukarıda sunmuş olduğumuz Yargıtay içtihatlarında da hüküm altına alındığı üzere ticaret unvanlarındaki benzerlik müşteriler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabilecektir. Somut olayda her iki ticaret unvanının da asli unsurunun ... ibaresi olduğu, her iki unvanda da ... ibaresinin unvanın ilk ve dikkat çekici kelimesi olduğu göz önünde alındığında müşteriler nezdinde karıştırılmaya yol açacağı aşikar olup davamınızın kabulü gerekmektedir.Davalı taraf ticaret unvanı tescili tamamıyla  kötüniyetli olup müvekkil şirketin tanınmışlığından faydalanma gayesi içerisinde gerçekleştirilmiştir. Yukarıdaki detaylı olarak izah ettiğimiz ve delillerimiz sunulduğunda tamamıyla sabit hale geleceği üzere müvekkil şirket alanında dünyaca tanınan bir bisiklet(.../...) firmasıdır. Davalı taraf sırf müvekkil şirketin emeğinden haksız yararlanmak ve bu bağlamda haksız kazanç sağlamak saikiyla hareket etmiş ve seçebileceği binlerce ticaret unvanı varken müvekkil şirket ticaret unvanı ile ayniyet arz eden bir ticaret unvanını tescil ettirmiştir.Müvekkil şirkete ait \"...\" markası, 02/11/2011 tarihinden beri, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde müvekkil şirket adına tescillidir ve markanın koruması devam etmektedir. Davalı şirketin, müvekkil şirket adına kayıtlı \"...\" markasına ticaret unvanına yer vermesi aynı zamanda müvekkil şirketin marka hakkına da tecavüz niteliğindedir....\" şeklinde açıklamada bulunarak, davalının müvekkil şirket ticaret unvanı ile karıştırılmaya yol açan ticaret unvanının yargılama boyunca kullanımının ihtiyaten durdurulmasına, davalının müvekkil şirket unvanı ile karıştırılmaya yol açan ticaret unvanının terkinine, bu mümkün değilse unvandan ... ibaresinin çıkarılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davacı vekili her ne dava dilekçesinde marka hakkına tecavüzden de bahsetmiş ise de, az yukarıda alıntılanan dava dilekçesindeki açıklamalar ve netice-i talep bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava sebebinin, Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında kalan ticaret ünvanının markasal kullanımından kaynaklı marka hakkına tecavüz değil, sadece TTK 52. maddesinde öngörülen ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanıldığı iddiasından kaynaklanmakta olduğu ve netice-i talebin de buna göre düzenlendiği nazara alındığında, haksız rekabet hükümleriyle sınırlı davaya bakmak görevi ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Asliye 2.Ticaret  Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 17/04/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62c41d53c3faadc8","SID":"edc571e0962c3b11"}}