{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/1316 <br>KARAR NO\t\t: 2025/183<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2020 (Dava) - 25/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/97 Esas - 2022/181 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/02/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/02/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/97 Esas-2022/181 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti arasında 17/07/2017 tarihli 165.000,00 TL tutarlı, 02/11/2018 tarihli 500.000,00 TL tutarlı ve 24/11/2017 tarihli 500.000,00 TL tutarlı üç adet genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup borçluya muhtelif taksitli ticari krediler kullandırıldığını, ek olarak ticari hizmetler sözleşmesi de imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden ticari krediler, ticari artı para, ticari kredi kartları, çek bedelleri kullandırıldığını, davalı ...'in de müteselsil kefil olduğunu, ödeme planının bir örneğinin borçlulara verildiğini, geri ödeme planına borçlu tarafça uyulmayıp ödemelerin yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili banka tarafından 18/09/2019 tarihli, 20/11/2019 tarihli, 24/09/2019 tarihli, 18/09/2019 tarihli ihtarnamelerin gönderildiğini ve tebliğ edildiğini, borçluların gönderilen hesap kat ihtarnamelerine karşı herhangi bir itirazda bulunmamış olup temerrüde düştüğünü, ihtiyati haciz kararı alındığını ve kararın İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16100 sayılı dosyasıyla icraya konduğunu, davalıların icra dosyasına itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, gerek sözleşmeler gerekse müvekkili banka kayıtlarına göre davalıların takipteki miktar kadar borçlu olduğunun sabit olduğunu, arabuluculuk yoluna başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, kullandırılan ticari kredi tutarından, kredi kartından ve çek sorumluluk tutarından kaynaklanan toplam takip çıkışı olan 159.675,98 TL'nin tahsili bakımından itirazın iptali ile davalılar aleyhine %20 inkar tazminatına karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın somutlaştırma yükünü yerine getiremediğini, ispat noktasında herhangi bir delil ileri sürülemeyen işbu davanın esastan reddi gerektiğini, kefaletin, geçerli bir kefalet olmayıp kefil müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu hususta genel kredi sözleşmesi aslı ve kefalet metni aslının dosyaya ibrazının da elzem olduğunu, kefil olacak kişinin, limiti, tarihi ve müteselsil ise bu anlama gelen ibareyi kendi el yazısı ile yazması gerektiğini, aksi halde kefaletin geçerli bir kefalet olmadığını, bu hususun emredici bir kanun hükmü olarak düzenlendiğini, ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 586.maddesine göre borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, müvekkili ... tarafından kanuni unsurlarını içerir şekilde verilmiş bir kefalet beyanının yer almadığını, müvekkili şirket hakkında yapılan bir ihtarın da söz konusu olmadığını, diğer bir ifade ile kefile başvuru koşulunun da gerçekleşmediğini, bu kapsamda müvekkili ... bakımından davanın reddi gerektiğini, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi istenemeyeceğini, müvekkili ... hakkında diğer müvekkili şirket ile aynı tarihten itibaren temerrüt faizi talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu, takibin açıldığı tarih itibariyle müvekkillerinin takipte belirtilen miktarda borcu bulunmadığını, zira müvekkillerinin, sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafa olan edimlerini gereği gibi ifa ettiklerini, davacı tarafın ise hukuka aykırı olarak hesabı kat etme yetkisini kullanarak müvekkillerini borçlu duruma düşürmeye çalıştığını, sözleşme hükümlerine uyulmadığı olgusunun ispata muhtaç olup ispatlanamadığını, taraflar arasında akdedilen hangi hükümlere uyulmadığı net bir biçimde belirtilmeden söz konusu hesabın kat edilmesinin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, faize ilişkin sınırlamalara uyulmaksızın talep edilen faiz miktarının kabul edilemez olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin bankaların maktu olarak hazırlamış olduğu bir sözleşme olduğunu ve bu belirtilen faiz oranının genel işlem koşulu niteliği taşıdığını, genel işlem koşullarının, tacirler için de uygulanması gerektiğini, fahiş faizin kabulünün mümkün olmadığını, hesap kat ihtarına müvekkilleri tarafından noter kanalıyla  itiraz edildiğini, davacının, müvekkillerinin ihtarlara cevap vermesini önleme ve hata yapması adına aynı olaya ilişkin birçok ihtar gönderdiğini, müvekkillerinin her bir ihtara itiraz ederek cevap verdiğini beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 15/01/2021 tarihli rapora göre; davalı asıl borçlu şirkete toplam 1.165.000,00 TL kredi limiti açılarak, bu kapsamda 17/07/2017 tarihli 165.000,00 TL limitli, 24/11/2017 tarihli 500.000,00 TL limitli ve 02/11/2018 tarihli 500.000,00 TL limitli 3 adet  sözleşme imzalandığı, sözleşmeleri diğer davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı, davalı şirkete taksitli ticari kredi, kredili mevduat hesabı, ticari kredi kartı ve  çek hesabı kullandırıldığı, ödemelerin aksaması üzerine hesapların kat edildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bankanın en yüksek kredi faizinin 2 katı fazlası oranında temerrüt faiz oranı uygulayabileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davacı bankanın taksitli ticari kredi ve çek kredilerinde  sözleşmeye göre faiz talep edebileceği, ticari artı para, kredili mevduat hesabı ve ticari kredi kartı için ise 5464 sayılı yasaya göre Merkez Bankası tedbirlerine göre temerrüt faizi talebinde bulunabileceği, bu kapsamda yapılan hesaplamada; davacı bankanın 159.283,01 TL alacağının hesaplandığı yönünde kanaat bildirildiği, davalı ...'in savunması kapsamında tatbike medar imza, yazı örneklerinin ilgili kurumlardan istenip, ayrıca mahkeme nezdinde imza ve yazı örneklerinin alındığı, sözleşme ve eklerinin asılları üzerinde imza ve yazı incelemesi yapıldığı, bilirkişi ...'in 07/12/2021 tarihli raporuna göre davaya konu sözleşmelerdeki isim, soyisim, adres, kefalet tutarı, kefalet tarihi, kefalet türü, kefalet süresine ilişkin yazı ve rakamlar ile bu kişi adına atılmış imzaların davalı ... eli ürünü olduğu yönünde görüş bildirildiği, genel kredi sözleşmesi uyarınca banka kayıtlarının esas alınacak olup, banka kayıtlarına göre davalı şirket ile imzalanan 3 ayrı toplam 1.165.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerine istinaden muhtelif tarihlerde ve tutarlarda davalı şirkete ticari kredi ve kredi kartı kullandırıldığı, ayrıca çek defteri verildiği, kredi borçlarının  vadelerinde ödenmediği, davacı bankaca hesapların kat edildiği, böylece davalının tüm borcunun talep edilebilir hale geldiği, takibe konu kredilere ilişkin olarak davalılara muhtelif tarihlerde kat ihtarnamesi gönderildiği, ihtarnamenin muhatabı olan davalılara usulüne uygun tebliğ edildiği, davalıların ihtarnamede kendilerine tanınan 7 günlük yasal süre sonunda  temerrüde düştüğü, davacı tarafından 13/11/2019 tarihinde kat edilen hesapların takip hesabına aktarıldığı, faiz oranlarının sözleşmenin 2.7.1 maddesine ve mevzuata uygun olduğu, sözleşme tarihi itibariyle şirket ortak ve yetkilisi olması sebebiyle eş muvafakatına ihtiyaç bulunmadığı, davalıların sözleşme limitleri kapsamında kalan ve usul ve yasaya uygun kefalet ile asıl borçlu olarak kredi sözleşmesi, alacak ve fer'i miktarından bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre sorumlu olduğu, bilirkişi raporlarının dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalıların itirazında kısmen haksız olduğu, ayrıca davaya konu alacağın likit olduğu, davacının icra inkar tazminatı talep şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın niteliği itibariyle takip talebi ile bağlı kalınarak; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16100 sayılı takip dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin; TAKSİTLİ TİCARİ KREDİ İÇİN: 77.316,29-TL ana para, 3.472,30-TL işlemiş akdi faiz, 1.789,20-TL temerrüt faizi, 263,09-TL faizin %5 gider vergisi, 505,18 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 83.346,06 TL, TİCARİ ARTI PARA KMH  İÇİN: 34.536,11-TL ana para, 3.501,05-TL akdi faiz, 529,55-TL temerrüt faizi, 201,53- TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 38.768,24 TL, TİCARİ KREDİ KARTI İÇİN: 9.814,95-TL anapara, 308,17-TL akdi faiz, 148,47-TL temerrüt faizi, 22,84-TL faizin %5 gider vergisi, 257,64 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 10.552,07 TL, ÇEK HESABI İÇİN: 20.300,00-TL anapara, 290,48-TL akdi faiz, 622,87-TL temerrüt faizi, 45,66-TL faizin %5 gider vergisi, 257,64 ihtar gideri olmak üzere toplam 21.516,65  TL, 2.030.00 TL ASIL ALACAK (18/11/2019 TARİHLİ ÖDENEN TAZMİN TUTARI): 19,54-TL akdi faiz, 8,37-TL temerrüt faizi, 1,40-TL faizin %5 gider vergisi, 263,23 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 2.322,54 TL, 2.030.00 TL ASIL ALACAK (26/11/2019 TARİHLİ ÖDENEN TAZMİN TUTARI ): 8.37-TL akdi faiz, 8,37-TL temerrüt faizi, 0.97-TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam  2.047,71-TL, 123,90 TL ihtar  haciz gideri, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 159.283,17 TL alacağın 77.316,29 TL'lik taksitli ticari kredi asıl alacak kısmına yıllık % 36.24, 24.360,00 TL çek kredi hesabı asıl alacak kısmına yıllık % 49.50, 44.351,06 TL'lik ticari kredi kartı ve KMH asıl alacak kısmına yıllık %24 olmak üzere takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 159.283,17 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 31.856,63 TL İCRA İNKAR TAZMİNATININ  davalılardan  alınarak davacıya  VERİLMESİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili tarafından; \"...Müvekkili ... yönünden kefaletin, geçerli bir kefalet olmayıp müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, genel kredi sözleşmesi aslı ve kefalet metni aslının dosyaya ibrazı ile incelenmesi gerekirken mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 583.maddesine göre kefaletin geçerliliği için kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin gösterilmesi ve müteselsil kefillik noktasında kefilin el yazısının olması gerektiğini, ayrıca müteselsil kefalet halinde kefil hakkında takip yapılması için Türk Borçlar Kanunu’nun 586.maddesine göre borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, somut olay bakımından kanuni unsurlarını içerir şekilde verilmiş bir kefalet beyanı bulunmayıp geçersiz bir kefalet ilişkisi olduğunu, ayrıca müvekkili şirket hakkında yapılan bir ihtarın da söz konusu olmadığını, diğer bir ifade ile kefile başvuru koşulunun da gerçekleşmediğini, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi istenemeyeceğini, kabul anlamı taşımamak kaydıyla davacı tarafın müvekkili ... hakkında diğer müvekkili şirket ile aynı tarihten itibaren temerrüt faizi talep etmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirkete yapılan herhangi bir ihtar olmadığının/ihtarın tebliğ edilmediğinin davacı tarafın ekli belgelerinden açıkça anlaşıldığını, bilirkişinin, huzurda müvekkilinin yazı ve rakam örneklerinin grafolojik inceleme ve karşılaştırma yapmaya elverişli olmadığını belirttiğini, dolayısıyla yazı ve rakamın müvekkilinin eli ürünü olup olmadığının açıkça ortaya konulamadığını, buna karşın bilirkişinin kısmi uygunluk ve benzerlik ibaresine yer verdiğini, oysa bu noktada müvekkilinden yeni bir yazı ve rakam örneği alınması ve yeni bir inceleme yapılmasının elzem olduğunu, tereddüt hasıl olmaksızın veya kısmi uygunluk aranmaksızın tam ve açıkça tespit yapılması gerektiğini, belirsizlik sonucu kaleme alınan raporun kabulünün mümkün olmadığını, takibin açıldığı tarih itibariyle müvekkillerinin takipte belirtilen miktarda borcu bulunmadığını, takibin açıldığı tarih itibariyle doğmamış/muaccel olmamış bir borç için takip yapılamayacağını, bu hususun bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarda da belirtildiğini, bu kapsamda sözleşmesel ilişkiye aykırı davranan tarafın davacı taraf olduğunu, sözleşme hükümlerine uyulmadığı olgusu ispata muhtaç olup ispatlanamadığını, akdedilen hangi hükümlere uyulmadığı net bir biçimde belirtilmeden söz konusu hesabın kat edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının hesap kat etme yetkisini kötüye kullandığını, faize ilişkin sınırlamalara uyulmaksızın talep edilen faiz miktarının kabul edilemez olduğunu, genel kredi sözleşmesinin faiz miktarına ilişkin bir hüküm taşımadığını, aksine temerrüt faizine ilişkin olarak mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranının esas alınacağının belirtildiğini, buna rağmen davacı tarafın, sözleşmenin imzalandığı sırada belirtilmeyen bir faiz oranı istediğini, bu faiz oranının genel işlem koşulu niteliği taşıdığını, genel işlem koşullarının tacirler için de uygulanması gerektiğini, fahiş olan faizin kabulünün mümkün olmadığını, hesap kat ihtarına müvekkilleri tarafından noter kanalıyla itiraz edildiğini, davacı tarafın, müvekkilinin ihtarlara cevap vermesini önleme ve hata yapması adına aynı olaya ilişkin birçok ihtar gönderdiğini, müvekkillerinin de her bir ihtara itiraz ettiğini, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir alacağın olmadığını, temerrüt, hukuki bir konu olup bilirkişinin yapmış olduğu hukuki nitelendirmenin raporu sakatladığını, raporun hükme esas alınamayacağını, ayrıca bilirkişinin belirttiği tarihlere göre ihtar koşulu gerçekleşmeden temerrüt olgusunun mümkün olmadığını, tebliğ evraklarına bakıldığında çalışana tebliğ edildiğinin belirtildiğini, ancak tebligatın yapılabileceği kişi kanuni temsilci olup kanuni temsilcinin durumu tespit edilmeden çalışana yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, temerrüt yönüyle de raporların sayfaları arasında farklılık ve çelişki bulunduğunu....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı banka ile davalı şirket arasındaki üç adet genel kredi sözleşmesinde diğer davalı ...'in de müteselsil kefil olduğu, bu şahsın aynı zamanda davalı şirketin müdürü ve ortağı olduğunun da dosyadaki kayıtlardan anlaşılmakta olduğu, kredilerin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın kat edilerek davalılar aleyhine icra takibine geçildiği, davalıların itirazı üzerine de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>2-Mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alınarak davalıların bankaya olan kredi borçlarının her bir kredi çeşidi bakımından ayrı ayrı ve faiz oranlarının farklılığı da gözetilerek usulünce hesaplandığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, takibe konu çeklerin sorumluluk bedellerinin bankaca ödenmiş olup nakde dönüştüğü görülmüştür. Davalı ...'in sözleşmedeki imzasına ve yazılara yönelik 2.cevap dilekçesi ile itirazda bulunması üzerine mahkemece genel kredi sözleşmelerinin asılları üzerinden imza-yazı incelemesi yapıldığı ve sözleşmedeki imzaların davalıya ait olduğu, alınan yazı ve rakam örneklerinin ise sağlıklı bir grafolojik inceleme yapılmasına elverişli olmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmekte ise de, anılan davalının icra takibine itirazında ve davaya cevap dilekçesinde bu yönde hiçbir itirazda bulunmamış olmasının yanısıra, banka tarafından gönderilen hesap kat ihtarına her iki davalının verdiği cevabi ihtarname içeriğinde de genel kredi sözleşmelerinin kabul edilmekte olduğu ve ayrıca ödeme planlarında da imzalarının olduğu görülmekle, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamına göre davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir.<br>3-Davalı tarafın hesap kat ihtarına yönelik itirazları da, davalı borçlu şirketin sözleşmedeki adresine ihtarın tebliğ edilmiş olmasına, diğer davalı şirket ortak ve yöneticisi olan şahsa da tebliğ işleminin yapılmış olmasına ve özellikle her iki davalının 27.09.2019 tarihli ihtarlar ile hesap kat ihtarına cevap da vermiş olduklarının görülmesine göre bu itirazın  reddi gerekmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın bu cevabi ihtarından sonraki bir tarihin (13.11.2019 ve 2 adet çek bakımından da 18.11.2019 ve 26.11.2019) davalıların lehine olacak şekilde temerrüt tarihi belirlenmiş olduğu gözetilerek bu itirazın da reddi gerekmekle, sonuç olarak davalılar vekilinin usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davalılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/97 Esas - 2022/181 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 10.880,63 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.720,15 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 8.160,45 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  12/02/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0d2817ac45ac994","SID":"157fd96e8528e2aa"}}