{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/695 - 2025/830<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/695 <br>KARAR NO\t: 2025/830<br>                  T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/31 E.  -  2022/278 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2022 Tarih ve 2022/31 Esas - 2022/278 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı Şirket'in 2020/126190 sayılı “...” ibareli markanın 30. Sınıfta tescili için gerçekleştirdiği başvuruya itirazlarının 30.11.2021 tarih ve 2021-M-10487 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak  reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2021/14744 sayılı “...”, 2010/80826 sayılı “... ...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markalarının bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile bariz ve belirgin bir benzerlik içerisinde olduğunu, davalı şirketin, müvekkili itirazına karşı kullanım ispatı talep ettiğini, buna ilişkin delilleri işlem dosyasına ibraz ettiklerini, davalı ... tarafından sunulan delillerin yeterli görülmediğini, markaların da benzer görülmediğini, müvekkilinin 2010/80826 sayılı “... ...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markalarını aralıksız ve fasılasız bir biçimde yıllardır kullandığını ileri sürerek, TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 30.11.2021 tarih ve 2021-M-10487 sayılı YİDK kararının “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler: lokumlar, helvalar, irmik helvası, un helvası, tahin helvası, pekmezli yaz helvası, susamlı helva, kürek helvası, beton helva, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolata ürünleri, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, yılbaşı ağacı süsü olarak şekerli ve çikolatalı ürünleri, atom cezerye, pamuk şeker, elma şekeri, cevizli sucuk (pekmezli-şekerli), kestane şekeri, şeker şuruplu kestane şekeri, çikolata kaplı kestane şekeri, leblebi şekeri, pasta süsü amaçlı küçük şekerlemeler ve küçük ince renkli şekerler.” emtiaları bakımından iptali ile tescili halinde 2020/126190 sayılı markanın aynı emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenimlerin birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, “...” kelimesinin gerek kelime anlamı gerekse de herkes tarafından kullanılması mümkün olan bir sözcük olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, 2019/114194 sayılı markanın 41.sınıfta yer alan hizmetleri kapsadığını, tescili talep edilen markanın ise 30.sınıf emtiaları içerdiğini, bu haliyle markaların kapsamlarının ilişkilendirilebilir olmadığını, davacının mesnet markaları ile dava konusu markanın tüketici nezdinde yarattığı algıların farklı olduğunu,  2010/80826 sayılı “... ...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markaların dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 15.10.2020 tarihi itibariyle kullanımının ispatlanamadığını, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının okunuş, algılanış, görünüş itibariyle farklı olduğunu, “...” kelimesinin 30.sınıfta çok sık ve yaygın kullanılan bir ibare olduğunu, bu ibarenin hiç kimsenin tekeline verilemeyeceğini, müvekkili markasının da bütün olarak yeterli ayırt edicilik sağladığını, hiçbir tüketicinin taraf markalarını karıştırmayacağını, davacı yanın bir AVM içerisinde sadece pamuk şeker ve azami miktarda pişmaniye üretiminde “...” markasını kullandığını iddia ettiği görseller paylaştığını,  davacı markasının Türkiye’de bilinmediğini, Google aramalarında dahi çıkmadığını, müvekkilinin markasını “stick toz şeker” üretiminde kullandığını, kullanım ürünü itibariyle dahi farklılaştığını, davacı yanın 2019/114194 sayılı markasının 41.sınıf hizmetleri kapsadığını, bu haliyle müvekkili markasından farklı olduğunu, 2010/80826 ve 2012/14744 sayılı markalarının kullanımının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, marka işlem dosyasına sunulan delillerin bir bölümünün tarihsiz nitelikteki görsellerden ibaret olduğu, bir bölümünün ise davacı yanın dayanak markalarının ciddi nitelikte, devamlılık arz eden kullanımlarını göstermeye elverişli olmadığı, büyük bir bölümünün ise kullanım ispatının ortaya konulması gereken tarih aralığı olan 15.10.2020 – 15.10.2015 tarihlerinden daha eski tarihli olarak dikkate dahi alınamayacak deliller oldukları, buna göre marka işlem dosyasında davalı kurum tarafından davacıya ait  2012/14744 ve 2010/80826 sayılı markaların tescilleri kapsamlarında yer alan emtialar bakımından yukarıda yer verilen zaman aralığı içinde pazar payı oluşturacak şekilde ciddi surette kullanımının bulunmadığı ancak hükümsüzlük talebi açısından davacıya ait 2012/14744 sayılı markanın \"şekerleme, pamuk şeker, pişmaniye\" emtiaları bakımından kullanım külfetinin yerine getirildiği, bu marka kapsamındaki sair emtialar bakımından ve 2010/80826 sayılı marka bakımından kullanım külfetinin yerine getirilmediği, itiraza mesnet 2019/114194 sayılı markanın dava konusu marka ile mal veya hizmet benzerliği taşımaması, 2010/80826 sayılı markanın ise SMK m.19/2 ve m.25/7 kapsamında ileri sürülen kullanmama def'i savunması karşısında kullanımının ortaya konulamamış olması nedeniyle SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimaline yönelik değerlendirmelerde dikkate alınmasının mümkün görülmediği, bununla birlikte davacı yanın 2012/14744 sayılı markasının ise her ne kadar marka işlem dosyasına SMK m. 19/2 kapsamında ileri sürülen def'i doğrultusunda kullanımının ispatlanamadığı değerlendirilmiş ise de hükümsüzlük talebi açısından dava dilekçesi ekinde sunulan özellikle 2015 – 2020 yılları aralığına ait fatura örneklerinden 30.sınıfta “şekerleme, pamuk şeker ve pişmaniye” emtialarında ciddi, devamlılık arz eden ve markasal etki doğurur şekilde kullanıldığı kanaate varılmış olup anılan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen gıda ürünlerinden “şekerlemeler, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, yılbaşı ağacı süsü olarak şekerli ve çikolatalı ürünleri, pamuk şeker, elma şekeri, , kestane şekeri, şeker şuruplu kestane şekeri, çikolata kaplı kestane şekeri, leblebi şekeri, pasta süsü amaçlı küçük şekerlemeler ve küçük ince renkli şekerler” emtialarının nitelik ve tür olarak aynı türdeki tatlı ürünleri olduklar, yine “çikolata ürünleri, lokumlar, helvalar, irmik helvası, un helvası, tahin helvası, pekmezli yaz helvası, susamlı helva, kürek helvası, beton helva, çikolata ürünleri, atom cezerye, cevizli sucuk (pekmezli-şekerli), “bisküviler, gofretler:” emtialarının ise davacı markası kapsamında kullanımı ispatlanan ürünler ile doğrudan aynı türden ürünler olmasalar da ortak satış kanalları vasıtasıyla tüketicilere ulaşan, tüketicilerin birbiri yerine tercih edebileceği nitelikte, benzer ihtiyaçları karşılar mahiyetteki tatlı ürünleri olmalarından ötürü güçlü düzeyde benzer olduğu, başvurudaki “krakerler” emtialarının ise davacı yanın kullanım ispatlanan emtiaları ile doğrudan benzer olmamakla birlikte işaretler arasındaki benzerlik düzeyine bağlı olarak yine benzer görülebilecek, ancak normal koşullarda farklı nitelikteki pastane ürünleri oldukları, karşılaştırılan markaların “...” kelimesini ortak olarak taşıyor olmaları haricinde hiçbir açıdan bir benzerlik taşımadıkları,   uyuşmazlık konusu “şekerleme” ve türleri olarak değerlendirilebilecek ürün grupları açısından sektörel bir kavram olarak değerlendirilebileceği, anılan kelimenin kökünü oluşturan “şekerci” sözcüğünün sonuna eklenen “-m” iyelik ekinin, kelimeye özgün bir anlam katmadığı, dolayısıyla “...” sözcüğünün, şeker, şekerleme ürünleri üretip satan herhangi bir işletmenin ilk anda aklına gelebilecek, ayırt edici niteliği yüksek olmayan, tüketici nezdindeki kavramsal karşılığında, tüketicinin özgün bir markasal vasıf yüklemeyeceği bir sözcük olduğu, taraf markalarının özellikle görsel anlamda ciddi oranda farklılaştığı, dava konusu markadaki “...” ikincil kelimesinin, ayırt edici vasfı bulunan bir kişi ismi olduğu gibi dava konusu markanın da “...” şeklinde bir bütün olarak algılanmasına yol açtığı, bu haliyle karşılaştırılan markaların bütünsel algıları itibariyle arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  dava konusu  2020/126190 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli 2010/80826 ve 2012/14744 sayılı \"...\" ve \"...\" esas unsurlu markalarla aynı tür emtialar için yapılmış \"aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer\" bir marka  başvurusu olduğunu, markalarının ciddi ve yoğun biçimde kullanıldığını, başvurudaki \"krakerler\" emtiası da dahil olmak üzere tüm malların müvekkili markalarının kapsamındaki kullanımı ispatlanan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğunu, \"...\" ibaresinin ortaklığı nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru markasının, müvekkilinin \"...\" ibareli seri markalarının arasına sızma ihtimalinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin markalarının tesis ettiği imajın transferi sonucunun doğabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itiraza mesnet 2019/114194 sayılı markası yönünden emtia benzerliği bulunmadığı, 2010/80826 sayılı markasının YİDK sürecinde ve hükümsüzlük davasında, 2012/14744 sayılı markasının ise YİDK sürecinde kullanımının ispatlanamadığı, davacının hükümsüzlük davasında \"şekerleme, pamuk şeker, pişmaniye\" malları bakımından kullanımı ispatlanan 2012/14744 sayılı \"...\" ibareli markası ile dava konusu 2020/126190 sayılı \"...\" ibareli başvuru arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu 30.sınıf emtia yönünden ayırt edicilik düzeyinin zayıf olduğu, başvuruya eklenen \"...\" ibaresi ve markanın geneline hakim olan tertip tarzı itibariyle yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9f243ee2a90847f","SID":"d13c91ebb3c9478a"}}