{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/464 - 2025/683<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/464 <br>KARAR NO\t: 2025/683<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/196 E.  -  2022/97 K.<br><br><br>\t\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2022 tarih ve 2020/196 E. - 2022/97 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2001 11944 tescil numaralı ve “... şekil”, 2014 55865 tescil numaralı ve “...”, 2014 96977 tescil numaralı “...”, 2014 96978 tescil numaralı ve “... ...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı tarafından 2019 30988 numaralı marka tescilinde bulunduğunu, müvekkilinin markaları ve logoları ile markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının bu başvurusuna yapılan itirazın reddedildiğini, oysa markaların tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacak derecede benzer olduğunu, “...” ibaresinin ayırtedicilik vasfının düşük olmadığını, müvekkili tarafından seri marka oluşturacak şekilde marka tescilleri yapıldığını, müvekkilinin ilk marka tescilinin yapıldığı 2001 yılından da öncesine dayanan, ... ibaresini içeren markasını kullanımımın mevcut olduğunu, müvekkilinin bahsi geçen ibareyi tanınmışlık düzeyine ulaştırdığını, markaların aynı mal veya hizmetler kapsamında tescil edildiğini, müvekkilinin markalarının SMK 6/5 kapsamında tanınmış marka olduğunu, davalının birebir aynı marka başvurusunda bulunduğunu, iyiniyet kuralını ihlal ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-2974 sayılı kararının iptaline, 2019 30988 nolu marka başvurusunun hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, başvuru markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibarelerinin marka kapsamında yer alan hizmetler gözönüne alındığında ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bir bütün olarak ele alındığında başvuru markasının davacı markalarından yeterince farklılaştığını, markaların işaret anlamında karıştırılabilecek derecede benzer bulunmaması nedeniyle, kapsamlarında yer alan ortak mal ve hizmetlerin iltibas şartlarının gerçekleşmesi için yeterli olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasını ispat edemediği gibi, taraf markaları arasında işaret benzerliği şartının gerçekleşmediği için tanınmışlık koşulunun da oluşmadığını, başvurunun kötüniyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin marka ve logosu ile davacının marka ve logosunun tamamı ile anlamsal ve görsel olarak birbirinden farklı olduğunu, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının müvekkilini uğraştırmak için kötüniyetli bu davayı açtığını  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka başvurusunun 39. sınıfında sayılan tüm hizmetlerinin davacının itiraza konu markaların aynı sınıftaki bir takım emtia ile aynı veya ilişkili olduğu, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin 39. sınıftaki tüm emtia yönünden gerçekleştiği, davalının markasının “... ...” kelime unsurundan oluştuğu, anılan markada bulunan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden marka imajı yaratmayan ve ayırt ediciliği düşük jenerik bir unsur olduğu, tanımlayıcı nitelikte olduğu, markanın başında bulunan “... ...” ibaresinin, marka imajını aktaran esaslı/asli unsur olduğu, davacının markalarının incelenmesinde, davacının 2014/55865 kod numaralı markanın herhangi bir şekil yahut renk unsuru içermeyen, beyaz zemin üzerine siyah renkli harflerle “...” ibaresinden müteşekkil olduğu, davacının diğer markalarının ise renk ve şekil ibaresi içeren kompozisyon markalar olduğu, anılan markalarda da “...” ibaresinin taşımacılık ve konaklama sektöründe tanımlayıcı ve jenerik bir ifade olduğu ve faaliyet merkezini ve konusunu gösterir bir ibare olmakla ayırt edici niteliği bulunmadığı, bu kapsamda 2001/11944 başvuru numaralı markada markanın ortasında bulunan şekil ve yazıdan oluşan kompozisyonun tamamının, 2014/55865 numaralı markada “... ...” ibaresinin, 2014/96977 numaralı markada “...” ve 2014/96978 sayılı markada ise “...” ibarelerinin markaların incelemeye baz alınacak esaslı unsuru olduğu, davaya konu marka ile daha önceden davacı adına tescilli markalarda “...” ibaresinin aynı olması, bu ibarenin tek bir kişinin veya firmanın kullanım tekeline verilmesinin mümkün olmaması, davalı markasında yer alan “...” ibarenin yeterli ayırt ediciliği sağlar bir ek olması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzer olmadıkları, davaya konu markalarda telaffuza konu olabilecek sözcüklerin farklı olarak okunacak olması karşısında taraf markalarının sesçil olarak benzer olmadığı, markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin \"... şekil\", \"...\", \"...\" ibareleri üzerinde marka hakkı sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markaları ile davalı şahsın markasının tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacak kadar benzer bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik olduğu aşikar olup, davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmekteyken yerel mahkemece hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, ayrıca müvekkilinin ilk marka tescilinin yapıldığı 2001 yılından da öncesine dayanan, ... ibaresini içeren markasını kullanımının mevcut olup, müvekkilinin bahsi geçen ibareyi tüm ülke çapında tanınmışlık düzeyine ulaştırdığını, dava konusu marka ile müvekkilinin markalarının aynı mal veya hizmetler kapsamında tescil edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının tescilli \"... şekil\", ''... ...'', \"...'', ''...'' esas ibareli markaları ile davalının \"... ...\" ibareli marka başvurusu arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira anılan markalarda bulunan “...” ibaresinin taşımacılık ve konaklama sektöründe tanımlayıcı ve jenerik bir ifade olduğu, ayırt edici niteliği bulunmadığı, diğer yandan davaya konu marka ile daha önceden davacı adına tescilli markalarda bulunan “...” ibaresinin bir yerleşim yeri adı olması nedeniyle tek bir kişinin veya firmanın kullanım tekeline verilmesinin mümkün olmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının \"... ...\" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5. maddesinin uygulanamayacağı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyet ile yapıldığı iddiasının ispatlanalamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc04e4bf0391fcb3","SID":"6bbcaee354069e79"}}