{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/217 - 2025/566<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/217 <br>KARAR NO\t: 2025/566<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/201 E.  -  2021/86 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2021 tarih ve 2019/201 E. - 2021/86 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:     <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibaresiyle eğitim sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, ortaya koyduğu emek ve sermaye ile birlikte bu ibareyi ayırt edici hale getirdiğini, müvekkili Şirketin \"...\" ibareli birçok tescilli markasının olduğunu, söz konusu ibare üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi bulunduğunu, davalı Şirketin müvekkili markalarıyla aynı/türdeş mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere 2018/29487 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun, müvekkilinin hak sahibi olduğu markalarla aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının taklidi niteliğinde olduğunu, müvekkili markalarıyla dava konusu markanın kapsadığı hizmetlerin aynı bulunduğunu, aynı şekilde yan yana kullanılabileceği gibi benzer kanallarla satışa arz edilebileceğini ve bu nedenle de tüketicilerin firmalar arası ekonomik bir bağın olduğunu düşünebileceğini, müvekkilinin \"...\" markasının tanınmış hale geldiğini ve aynı/benzer emtia kapsamında korunmasına ek olarak benzer olmayan emtia yönünden de markanın korunmasının gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-1984 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, Markalar Birliği’nin 2010 yılında kurulan ve bünyesinde birçok tanınmış markanın yer aldığı bir kuruluş olduğunu, müvekkili Şirketin de \"Markalar Birliği\" esas unsurlu birçok markasının bulunduğunu, söz konusu ibare üzerinde müvekkilinin üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, Markalar Birliği bünyesinde \"... ...\" ibareli markanın da yer aldığını, Türkiye’nin eğitim sektöründeki en bilindik markalarından biri olduğunu, uyuşmazlık kapsamında incelenen markaların aynı/benzer olmadığını, davacının \"...\" ibaresi üzerinde tekel hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli \"...\" esas ibareli markalar ile davalının \"... ...\" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, dava konusu marka ile davacının itirazına dayanak yaptığı markaları arasında, dava konusu markanın kapsamındaki 41. sınıftaki hizmetlerin tamamı bakımından aynılık/benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında ortak unsur durumunda olan \"...\" ibaresinin, benzerlik tespit edilen hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf olan bir ibare olduğu, bu durum karşısında başvuru ile davacı markaları arasında birbiri ile örtüşmeyen bileşenler karşısında işaret benzerliğinden söz edilmesinin mümkün olmayacağı, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin ispat edilemediği, ayrıca, başvuru markası ile davacının dayanak markaları arasında işaret benzerliğinin bulunmaması karşısında tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır \"'...\"' ibaresi ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu ibareye ayırt edicilik kazandırarak markasını tescil ettirdiğini, yaptıkları birçok proje ile tüm Türkiye tarafından \"...\" denince akla gelen ilk şirket olmayı başardığını, geçmişten bugüne yapılmış yatırımlarla Türkiye'nin her yerinde açtığı şubelerle hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkilinin \"...\" markası üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun da müvekkili markaları ile aynı, özdeş, bire bir kopyası niteliğinde bulunduğunu, müvekkili markalarının kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin, dava konusu başvurunun kapsamında da yer aldığını, hem markaların hem de mal ve hizmetlerin aynı olması durumunda, ayrıca karıştırılma ihtimalinin aranmasına gerek olmadığını, TRIPS anlaşmasının 16. maddesinde yer alan \"aynı mal veya hizmetler için aynı işaretin kullanılması halinde karışıklık olasılığının mevcut olduğu varsayılacaktır.\" şeklindeki uluslararası anlaşma hükmünün de bu yönde bulunduğunu, markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal bakımdan benzerlik ve halk tarafından  ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında başvuru konusu 41. sınıftaki hizmetler yönünden, SMK'nın  6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin uyuşmazlık konusu 41. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu gibi Yargıtay 11.HD.'nin 25.05.2016 gün ve 2015/10945 E.-2016/5739 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başvuru konusu işaretin kapsadığı 41. sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, bu durumda işaretler arasındaki farklılıklar nedeniyle markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesine yol açmayacakları, davacının tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025 <br>\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42c37187b7a56e11","SID":"5ee056db8fc8f483"}}