{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/215 <br>KARAR NO\t: 2025/565<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/316 E.  -  2021/413 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2019/316 E. - 2021/413 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" markasının, davalı Kurum nezdinde de tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalı gerçek kişinin 2018/74995 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi olduğunu, markaların asli unsurlarının aynı kelimeden oluştuğunu, ilgili tüketici nezdinde dava konusu markalar arasında idari/ekonomik bir bağ bulunduğu izlenimi oluşacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davaya konu Kurum kararında, müvekkili markalarının tanınmışlığının göz ardı edildiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-5768 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, emtia benzerliği bulunmadığından, markaların karıştırılmasının söz konusu olmayacağını, başvuru kapsamındaki 10. sınıf mallar ile davacı markasının tanınmış olduğu dondurma malı arasında hiçbir ilişki olmadığından, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşmediğini, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru kapsamında yer alan 10. sınıf mallar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların eşya listelerinde yer alan mallar ve \"...\" markasının tanınmış olduğu dondurma malı arasındaki benzerlik/bağlantı düzeyi ve başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasındaki benzerlik düzeyi birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı ve başvurunun tescili halinde SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkmayacağı, markalar arasında benzerlik iddiasının tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını kanıtlar nitelikte olmadığı, bunun dışında başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiasını destekler nitelikte başka bilgi ve belge de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, eksik incelemeye dayalı olduğu gibi denetime ve hüküm kurmaya de elverişli bulunmadığını, alınan ek raporun da, itirazlarını karşılamaktan uzak olduğunu, bilirkişilerce, müvekkiline ait \"...\" markasının, tanınmış olduğunun ispatlanamadığı belirtilmiş ise de müvekkili markasının Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunu, bilirkişi heyetince yapılacak alelade bir aramada dahi müvekkili markasının tanınmış marka olduğunun görülebileceğini, hükme esas alınan raporda, müvekkiline ait \"...\" markasının ülkemizde tanınmışlık düzeyine erişmiş bir marka olduğu ancak somut olayda tanınmışlıktan kaynaklı tescil engeli bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, bu değerlendirmenin, mevcut marka mevzuatı, tanınmışlık ile ilgili teamül ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının asli unsurlarının ortak bulunduğunu ve bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağını, ayrıca müvekkili markaları ile birebir aynı ayırt edici unsuru içeren başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf marka işaretleri arasında benzerlik mevcut ise de dava konusu başvurunun kapsamında kalan 10. sınıftaki mallarla, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının tanınmış olduğu dondurma ürünleri ile başvuru kapsamında yer alan malların, hiçbir yakınlığının ya da ilişkisinin olmadığı gözetildiğinde, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025 \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"12e6e08816a5eca9","SID":"3ac8c85503c6e0cf"}}